RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

AB’ye Yeniden Göz Kırpan Erdoğan’dan Pers Yayılmacılığı Çıkışı

AB’ye Yeniden Göz Kırpan Erdoğan’dan Pers Yayılmacılığı Çıkışı
18.06.2017 © RAST HABER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin verdiği sözleri yerine getirmediğini söyledi. Üyelik müzakerelerinde bazı fasıların açılıp kapatılmadığını bazılarının açılmadığını hatırlatan Erdoğan “Diyoruz ki, açın fasılları, çalışalım, nerede eksiğimiz varsa söyleyin süratle yerine getirelim” çağrısı yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brüksel ziyaretinde ilişkilerin tekrar rayına girme sinyali verdiği AB’ye ‘fasılları açın’ çağrısı yaptı. Erdoğan, AB yolunda Türkiye’nin üzerine düşen görevleri yerine getireceğini söyledi. 

FASILLARI AÇIN EKSİĞİMİZİ SÖYLEYİN

AB kapısında 54 yıldır bekliyoruz. Başka bir ülke yoktur bu kadar uzun süre bekletilen. Ve bu sürede sadece 14 faslın içerisinde bir faslın aç-kapası yapılmıştır, diğer fasıllarda açma var, kapama yoktur, ki bu uygulamalarda da aslında olmayan bir şeydi, bunu sadece Türkiye’ye karşı uyguladılar. Diyoruz ki, açın fasılları, çalışalım, nerede eksiğimiz varsa söyleyin, biz bunları süratle yerine getirelim.”

LATİN AMERİKA’YA VİZE YOK AMA

“Avrupa Birliği Türkiye’ye verdiği sözleri tutmamıştır. Bunlardan mesela bir tanesi, geri kabul anlaşmasıyla ilgili vize meselesidir, bir diğeri mülteciler meselesidir. Yani Latin Amerika ülkelerine, Schengen noktasında imkân veren Avrupa, Türkiye gibi müzakere sürecinin içinde olan ülkeye vermiyor, anlamakta zorlanıyoruz.”      

NAZİ BENZETMESİ DAVRANIŞLA ALAKALI

(Nazi benzetmeleri üzerine)  “Geçmişteki Naz uygulamalarının bugün halen sürdüğün anlattım. Benim Bakanımı arabanın içerisine mahkûm eden ve kendi Başkonsolosluğuna sokmayan bir anlayış bir Nazi dayatması değil de nedir? Nazi ifadesi davranış biçimleriyle alakalıydı ve bu davranış biçimleri devam ettiği sürece bunun tanımının başka izahı olmaz.”

PERS YAYILMACILIĞINI DOĞRU BULMUYORUM

“Pers yayılmacılığını doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir. Şu anda biz Suriye’de Rusya-İran-Türkiye olarak Astana’da beraber çalıştık. Türkiye’nin bölgede İran’la ayrı düştüğü konuların yanı sıra ortaklık yaptığı konular da var. Bütün mesele, bunları masada oturarak, görüşerek süratle en ideal biçimde çözülmesidir. Çünkü bölgede şimdi siz İran’sız bir Irak veya Suriye meselesini çözemezsiniz. İran’ı bu işin dışında tutmak bu işin çözümüne fayda getirmez. Nitekim rejim İran’la çalışıyor mu? Çalışıyor. İran’ın mezhebi noktadaki yayılmacılığında Suriye bir alan mıdır? Bir alandır. Irak bir alan mıdır? Alandır. Ama ben bu yayılmacılığı mezhebi yayılmacılıktan öte bir Pers yayılmacılığı olarak görüyorum. Ve bu Pers yayılmacılığını da tabii doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir.”

ajanslar
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 8 Yorum )

  • EBU HUSEYIN ;

    SN. CUMHURBASKANIM,
    SIZIN PERS YAYILMACILIG DEDIGNIZ NEDIR?
    SIZI GELECEK TEHDILERI SEZDIGNIZDE NE YAPARSINIZ?
    KENDINIZI KORUMAYA ALIRSINIZ. BUGUN BOLGEDEKI SALDIRLAR IRAN (PERSLERE) KARSI BIR SALDIR DEGIL. EVET EGER SAH OLSAYDI IKTIDARDA BU SOZLERI KULLANILMAZDI CUNKU ….
    AMA BUGUN HERKEZIN HEDEF ALDIGI SIZLERINDE DOLAYLI OLARAK HEDEF ALDIGI ISLAMIN KENDISIDIR.
    YANI EHLI BEYIT EKOLUDUR.
    TABI BUNA BOYLE DEMEK YERINE, PERS YAYMACLIGI DIYORSUNUZ.
    AMA YANLIS YAPIYORSUNUZ, MUSLUMANLAR KARDESDIR. SIA’SI ILE SUNNI’SI ILE VHADETI OLUSTURMAK LAZIM. BUNU NE REEL POLTIKASI OLUR NEDE ASIMETRIK POLITIKASI OLUR. HER IKI ULKE IÇINDE AYNIDIR.
    ALKOL KULLANIYOR REEL POLITIKA YAPTIGINDA YADA ASIMETRIK POLITIKA YAPTIGINDA ISE KULLANMIYOR ???
    BU OLMAZ ! CUNKU ALLAHIN EMRI BIR MUTLAKTIR. DEGISMEZ!
    BIR YERDE INACLI MUSLUMAN !, BIR YERDE LAIK LIBERAL ! BU YAPIDA OLANLARA GUVENILMEZ VE ONALARINDA BIR ADI VARDIR INACIMIZDA.
    BIZLERIN BOLGEDE TEK BIR VUCUD OLMASI LAZIM BUNU MECBUR KAVRAMALIYIZ YOKSA BASIMIZA GELECEKLERI GORUYORUZ HEM TURKIYE OLARAK ! HEMDE IRAN OLARK! ORNEKLER YAKINIMIZDA FAZLA UZAKA GITMEYELIM “SURIYE” VE “IRAK”.

    18.06.2017 11:05
  • MALCOLM-XX ;

    CB. ERDOĞAN, ‘’PERS YAYILMACILIĞINI DOĞRU BULMUYORUM’’

    “… Pers yayılmacılığını doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir. Şu anda biz Suriye’de Rusya-İran-Türkiye olarak Astana’da beraber çalıştık. Türkiye’nin bölgede İran’la ayrı düştüğü konuların yanı sıra ortaklık yaptığı konular da var. Bütün mesele, bunları masada oturarak, görüşerek süratle en ideal biçimde çözülmesidir. Çünkü bölgede şimdi siz İran’sız bir Irak veya Suriye meselesini çözemezsiniz. İran’ı bu işin dışında tutmak bu işin çözümüne fayda getirmez. Nitekim rejim İran’la çalışıyor mu? Çalışıyor. İran’ın mezhebi noktadaki yayılmacılığında Suriye bir alan mıdır? Bir alandır. Irak bir alan mıdır? Alandır. Ama ben bu yayılmacılığı mezhebi yayılmacılıktan öte bir Pers yayılmacılığı olarak görüyorum. Ve bu Pers yayılmacılığını da tabii doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir. …” şeklinde ifade buyurmuşlar.

    ————-

    Saygıdeğer okurlar, geliniz bu görüşlerin, maalesef ne denli gayri diplomatik yanlış ve son derece de yararsız ifadeler ve zorlama görüşler olduğu konusunu, zaman ve izniniz olursa birlikte irdeleyelim lütfen :

    Vallahi bizler de, gerçekten var omayan bu, ‘’… Pers yayılmacılığını doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir…. ” ifadesini, asla ülkemiz ve ortak bölgesel çıkarlarımıza gözeten ve Türkiye ve İran gibi iki güçlü dünya ve bölge ülkesi arasındaki uzun vadeli iyi komşuluk ve kalıcı dostluğuna uygun ifadeler olarak bulmadığımız önemli hususunu öncelikle ve dostlukla belirtmemiz gerekir. Bununla beraber aslında bu ifadenin, her şeyden önce sosyolojik, dilbilimsel kısaca bilimsel bir alt yapısı da yoktur ayrıca ; yani bu ifade açıkça, düşünsel ve pratik anlamda ayakları yere basan bir ifade değildir maalesef ; boşluktadır ve bu nedenle de oldukça anlamsız, gereksiz hatta ortak dostluğa zararlı olan, yarar getirmeyen angarya bir ifadedir kısacası.
    ‘Pers yayılmacılığı’ kavramı, uydurma ve zorlama, içi boş bir kavram olması yanında, etnik kökenli ya da etnik, kavmi anlamlı ya da içerikli bir kavramdır aynı zamanda ; yani ‘yayılma’ içeriği bulunmayan ya da sadece ‘Pers’ diye adlandırılabilecek bir halkın bulunduğu bölgelerle sınırlı bir biçimde yayılabilme özelliği taşıyabilecek bir kavramdır yalnızca. Anlaşılacağı üzere din ve mezhep gibi farklı ve geniş insan toplulukları arasında yayılabilecek geniş şumüllü ve geneli ilgilendiren bir kavram değildir etnik Pers kavramı. Tıpkı Türklüğün ya da Türkçülük ideolojisinin, örneğin Arap, İngiliz, Rus ya da Alman coğrafyalarında yayamayacağınız gibidir bu konu. Onurlu İran İslam devlet ve yönetimi, bugün Arap ve daha başka coğrafyalardaki bazı İslam kisveli, çağ dışı ve anti demokratik Arap ve diğer saltanat yönetimleri gibi İslam’ın maddi-manevi kanını emen değil, tam tersine ona bu uğurda tıpkı bin bir özveriyle yolunda oldukları yüce İslam Peygamberi ve O’nun masum, mazlum ve kutlu evlatları olan Ehlibeyt’i gibi, kan ve can veren Muhammedi Müslümanların, din dışından (Haçlı ve Siyonistlerce) ve İslam dini içerisindeki Haçlı-Siyonist işbirlikçileri olan Muaviye-Yezit Müslüman müsveddeleri ve onların ana kolu ve nifak finansörü olan sapık Vahhabi-Amerikan din işgal ortaklığının yetiştirmeleri olan silahlı IŞİD, EL NUSRA, EL KAİDE, BOKO HARAM vs. vs katliam ve terör çetelerince yaşamsal anlamda katliamlara uğratılıp, yok edilmeden, salimen ayakta kalabilmeleri için bugün bu uğurda dünyanın her yerinde İslam ümmetini ve değerlerini korumak adına büyük bedeller ödemektedir şerfli İran İslam Milleti ve Yönetimi . Muhammedi dini korumak, kurtarmak ve yaymak görevi ise zaten İran’ın güç ve kudretini aşan bir durumdur ki, yüce Allah bu görevi, kimselere bırakmayacak bir biçimde, Kuran’daki ifadesiyle, kendi uhdesine, kendi kudret alanına zaten almış bulunmaktadır şüphesiz . Dinin aslında sahibi ve koruyanı zaten yüce Allah’ın doğrudan kendisidir. İkinci bir koruyana ihtiyaç var mıdır sizce ?! Öyleyse İran’ın, bu son derece insani ve İslami olan çabalarının derin anlamı ise, İslam toplumu ve değerlerinin yüceltilmesi adına aslında, Peygamber sonrasında, Yezit’li-Muaviye’li kanlı, kirli ve karanlık dönemlerde kesintiye uğramış olan bu kutlu Kurani ilke ve devrim sürecinin, yeni nesiller ve coğrafyalara tekrardan barışçı Kurani hatırlatma hizmetkarlığı değil de, anlamsızca adlandırılmakta olunduğu görülen bir ‘Pers Yayılmacılığı’mıdır gerçekten ?! İran’ın bu son derece insani ve İslami olan bu çabalarının derin anlamı bu mudur yani ?!… Peki onurlu İran güçleri ya da devleti, birilerini, Yezit-Muaviye yanlıları olan vahşi ve karanlık birileri gibi kafa keserek, silah zoruyla, zaten Müslüman olan birilerini tekrardan ve anlamsızca Müslüman mı yapmaktadırlar ?! Değilse, sorun nedir o zaman ?! İslami tevhid görüşüne sahip olan İslami İran, yüce Kuran’ın , ‘’Allah’ın ipine sarılın ve dağılmayın ve dininizi de, başkaları gibi param parça etmeyiniz’’ ana ilkesine olan bu yüksek duyarlıklı bağlılığı gereğince, zaten cümle mezheplere ve mezhepçiliklere karşıdır ! İran İslamı, asla bir mezhebi değil, tam tersine, Öz Din’in bizzat kendisi olan ‘Muhammedi İslam’ı yani Türkçe tabiriyle ‘Onurlu Ehlibeyt İslam’ını savunmaktadır ki bu durum, gerçek müslümanlar açısından bir sorun olmayıp, aslında tam tersine, büyük bir şeref vesilesi olarak kabul gördüğü gerçeği de önemle bilinmelidir şüphesiz. Büyük bir samimiyetle İslami Tevhidi savunan bir yaklaşımı, mezhepçi olarak addetmek ise, İran’ın kendisinin işi değil, tersine gerçek İslam düşmanlarının, onlar hakkında yapmış oldukları ve zerrece de alt yapısı bulunmayan, mesnetsiz, hasedi bir tanımlama, suçlama, kötüleme çabalarından yani İslam düşmanlarının bu yaptıkları, zulümden başka bir şey de asla değildir . ‘Şii’ ya da ‘Şia’ kelimesinin anlam itibarıyle ‘taraftar’ demek olduğunu ve bunun samimi anlam açılımının da ‘Allah-Kuran-Muhammet-Ali ve Ehlibeyt yani gerçek ‘Öz Onurlu Muhammedi Din’ , daha yanisi asla ve asla bir mezhep taraftarlığı olmayıp, dosdoğruca gidilen bir ‘İslam Dini-Sırat-ı Müstakim yolu taraftarlığı olduğunu da, tüm yeryüzünün samimi ve şerefli Müslümanlarları bilirler ve kabul ederler kuşkusuz.

    Gelelim, ‘’… Türkiye’nin bölgede İran’la ayrı düştüğü konuların yanı sıra ortaklık yaptığı konular da var. …’’
    İfadesine:
    sorarlar insana ister istemez, ‘’Yahu Allah aşkına İran’ın bölge ve dünya ölçeğinde savunmuş olduğu hangi insani ve bölge ortak yararına olmayan düşünce ya da değeri vardır ki, sizler bu konularda birbirlerinize karşı anlamsız ve tevhit dışı bir kıskançlık ya da rekabetle ters düşmektesiniz ki ?! Allah nezdinde yarış ve rekabet, ancak ve ancak şer işlerde değil, hayırlı işlerde ve o da ancak kardeşçe duygularla, Allah rızası için yapılabilirliği gerçeğini bilmiyorum hatırlatmama gerek var mıdır ?!… İslam’a ve mazlum müslüman Filistin halkına düşman olan kanlı-katil bir siyonist İsrail’le bile, bir çok konularda olumlu olumsuz bir çok şeyi rahatlıkla paylaşabilmede zerrece rahatsızlık taşımayan bir AKP yönetimi, tevhidi İslami komşusu olan İran’ la hangi islami ve insani dostluk ve komşulukları, hangi anlamlı gerekçelerle ortak insani ve islami komşuluk değerlerini paylaşamaz ki AKP yönetimi Allah aşkına ?! Bu anlamsız tutumun, eğer varsa anlamlı nedenlerini ve aklıcı gerekçelerini, şerefli İslami Türk toplumuna anlatabilir ya da ‘ama’sız, ‘lakin’siz bir biçimde açıklayabilir misiniz lütfen ?! Hani bizler de ‘bu akılcı ve son derece de haklı karşıtlık-zıtlık gerekçelerini bilelim de, eğer İslami İran’a karşı güdülmesi gerekiyorsa, bilinçli ve anlamlı bir düşmanlık güdelim diyorum’ acizane . Kimse kimseye, mezhep anlamlı bir parça bölüklük dayatmadan, Muhammedi İslam (Onurlu Ehlibeyt) Dini şemsiyesi altında, iki Müslüman ve kardeş halkdan oluşan ülkeler ve yönetimler olarak, karşılıklı ortak ülke ve bölgesel çıkar ve saygı çerçevesinde İran ve Türkiye stratejik ortaklar olarak bir araya gelseler, bu durumda ABD, AB ve İsrail azgınlık ve saldırganlığı, bu ikiliden (Türk-İran) oluşan sinerjik bölge gücüne saldırmaya ya da zararlar vermeye sizce cesaret gösterebilirler mi acaba ? Hele bir de Rusya ve Çin’den oluşan büyük Avrasya destekleri yanlarında olduktan sonra ?!… ABD, AKP üst yönetimine , koruma polislerine ya da daha başka konularda zerre tehdit savurabilir miydi acaba ?! Savursa bile, bunun fiili bir anlamı harbiyesi olur mu ?!…

    VE ASLA UNUTMAMAK GEREKİR Kİ, İKİ KİŞİ YA DA İKİ ÜLKE HAYIRLI BİR KONU ÜZERİNDE SAMİMİYETLE EL ELE VERİRLERLERSE, ONLARIN ELLERİ ÜZERİNDE, ÜÇÜNCÜ EL OLARAK ALLAH’IN ELİ VE DESTEĞİ VARDIR !!!…
    BUNUN DA MODERNİZE EDİLMİŞ ANLAM KARŞILIĞI, ‘SİNERJİ’ YA DA ‘BEREKET’ TİR.

    Son bir kritik konu,
    ‘’… İran’ın mezhebi noktadaki yayılmacılığında Suriye bir alan mıdır? Bir alandır. Irak bir alan mıdır? Alandır. …’’
    Vallahi kendiniz sormuş, ve yine kendiniz, sanıyorum yanıtlarınıza da, kendinizi mutlu kılacak anlamlar atfederek, yükleyerek ama diğer yandan da Allah ve kul nezdinde, islami ve insani dostluk ve komşuluk ilişkilerine de, farkında olarak/olmadan da kalıcı zararlar, onarılmaz kalp kırıcı hasarlar vermek suretiyle anlamak istediğiniz yanıtları vermişsiniz şüphesiz . Bu tutumunuzun altında yatan temel nedenin ise, zannımca İran’ın bu samimi dostluk ve komşuluğunu, bölgesel ve dünyasal varlık ve gücünü önemsememiş olduğunuza dair bir işaret olarak görmekte ve düşünmekteyim acizane ; çünkü örneğin tüm çetrefilli durum ve tutumlar sonrasında dahi, bir Rusya’ya karşı aynı sert ve kırıcı ifadeleri, malum uçak olayı sonrasında keskin ve belirleyici Sn. Putin tavrından sonra, mükerrer bir şekilde görememekteyiz her ne hikmeti alaysa artık ?! … Bakınız durum böyle olsun asla demiyorum ve ama burada ufacık bir durum muhasebesi ve tespiti yapıyorum yalnızca . Halbuki o çok çok güçlü olarak görülen ve saygı duyuluyor görünen Rusya, tüm dünya ve bölgesel bir çok konularda, o belki hiç de konuşmalarda kırmamak için hassasiyet duyulmayan o onurlu İslami İran ile kanka konumunda ve istişare halinde olduklarını ve asla ayrı iş görmediklerini, bilmiyorum vurgulamaya gerek varmıdır ?! Ve zaten bu durum zatı alinizce biliniyor ve konu da eğer ön bilgi çerçevenizde değildir ise, bu fakir zannınca, yapılmakta olunan yapıcı hatırlatma işleri de lütfen dostlukla kabul görmelidir ki, sürekli kalıcı ortak çıkarlar ve dostluklar kazanabilsin her daim .

    Bu küçücük ama çok anlamlı ve kazançlı bulduğum bu sohbete zaman ayıran saygıdeğer kardeşlerime sonsuz teşekkürlerimi sunuyor ve herbirine ayrı ayrı selam, saygı, tevhid, başarı ve esenlik dileklerimi gönderiyorum.

    18.06.2017 18:17
  • MALCOLM-XX ;

    EBU HUSEYIN ;

    ”… AMA BUGUN HERKEZIN HEDEF ALDIGI SIZLERINDE DOLAYLI OLARAK HEDEF ALDIGI (ÖZ ONURLU) ISLAMIN KENDISIDIR.
    YANI EHLI BEYIT EKOLUDUR.
    TABI BUNA BOYLE DEMEK YERINE, PERS YAYMACLIGI DIYORSUNUZ. …” demiş.

    ———————-

    Vallahi saygıdeğer ‘EBU HÜSEYİN’ rumuzlu kardeşimiz, çok ama çok güçlü ve de çok sağlam, can alıcı bir saptamada bulunmuş ki, gerçekten bu saptamayı çok ama çok önemsedim ve kabul buyurursa bu nedenle kendisini yürekten kutluyorum !…

    Selam, saygı ve esenlik dileklerimle.

    18.06.2017 18:44
  • MALCOLM-XX ;

    ‘Bir Dost’ rumuzlu saygıdeğer yazarımızın son derece yapıcı ve uyarıcı yazısını okudum, tebrik ediyorum ve önemsediğim kısmını da aşağıya aldım:

    ”… Ama Filipin Müslümanlarının bir endişesi vardı: Biz, ne yaparsak yapalım, (Suriye’de olduğu gibi) buraya dışarıdan sürekli sözde “yabancı cihatçı” pompalanıyor, biz onları nasıl bitirebiliriz ki? …” demiş yazısının bu kısmında. Biz de diyoruz ki, eğer dünyaya kafa kesen ve ciğer yiyen yamyamlar üreten bir Muaviye-Yezit menşeili Vahhabi ideolojisinin önü şayet Şii ve Sünnisiyle tamamen Ehlibeyt yanlısı ve hümanist olan tevhidi müslümanlarca kesilip, vahşi canavarlar üreten bu gayri insani ve gayri İslami Yezit ideolojisi yerine, vahşetin yerine,eğer büyük bir insani ve İslami eğitim seferberliği çabaları ve şüphesiz ki yüce Allah’ın da büyük lütufkar yardımlarıyla, son derece hümanist ve İnsancıl olan Onurlu Ehlibeyt İslam ideolojisini ikame edebilirsek ve bu kutlu çabalara da, tüm yeryüzünün zenginleri, zalimleri ve egemenleri olan Haçlı ve Siyonistler mani olma önlenebilirse İslam vahşiliği, İslam merhametine dönüşebilecektir şüphesiz !!!…

    18.06.2017 19:19
  • MALCOLM-XX ;

    Asıl tehdit ve asıl düşman kim? başlıklı yazısıyla çok ama çok harika bir yazı çıkarmış saygıdeğer yazarımız Emin Güneş ; kutluyorum kendisini ama gazetesine de, katılımcı bir gazete olmamasından (düzeyli okur yorumlarına yer vermemesi dolayısıyla da) küçücük bir eleştirim var, kabul buyurulursa ?!…

    Demokratik iletişim ve katılımcılık şarttır !

    Selam, saygı ve esenlik dileklerimle.

    Malacolm-xx.

    19.06.2017 21:04
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER