Doğu Arabistan'ın Geleceği: Şiilerin Lideri İle Suudilerin Liderinin Mektuplaşma Olayı

  • GİRİŞ14.04.2019 14:29:04
  • GÜNCELLEME14.04.2019 14:29:04
Doğu Arabistan'ın Geleceği: Şiilerin Lideri İle Suudilerin Liderinin Mektuplaşma Olayı

Rasthaber - Geçtiğimiz yıllarda Doğu Arabistan'daki Şia büyüklerinin, hakların uygulanması ve Şii halkına karşı ayrımcılığın sona ermesi konusundaki Al-i Suud ile mektuplaşması ve bazı görüşmeleri, hiçbir sonuç vermemiştir. 

Suudi Arabistan'ın doğu bölgesindeki Şiiler, üçüncü Al-i Suud hükümetinin kuruluşundan bu yana 87 yıl geçmesine rağmen ve çaba ve intifadalar, mektuplara ve müzakerelere rağmen hala diğer Suudi vatandaşlarla eşit haklardan yararlanamamaktadır.

El-Mecd haber sitesi, bu bölge halkının haklarını elde etmek için gösterdikleri çabaları bildirmektedir.

Bu habere göre, 30 Nisan 2003’te, Katif ve Ahsa’ın büyüklerin ve önemli şahsiyetlerinden 18 kişi, o zamanki Suudi kralı olan Abdullah bin Abdul Aziz’i ziyarete gitti. "Vatan Ortakları" başlıklı bir mektup kaleme alınarak, 50 din alimi, 42 üniversite hocası, 31 yazar ve gazeteci, 151 iş adamı ve 24 kadın şahsiyet tarafından imzalandı. Özetle, mektubun yazarları etnik ayrımcılığa ve askeri, güvenlik ve diplomasi de dahil olmak üzere devlet kurumlarının Şiilere yönelik marjinalleşmeye son verilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca, mezhepçi politikaların ve dini ayrımcılığın kaldırılması ve tekfiri eylemlerin engellenmesi ve dini özgürlüklerin sağlanması için çağrıda bulundular.

Mektubu götürenlerin aldığı sözlere rağmen hayal kırıklığına uğrayarak geri döndüler. Abdullah bin Abdülaziz'in vaadi, son yüzyılda Şii liderlerinin Suudi yöneticilerden aldığı sözlerden farklı değildi, ancak Abdullah’ın sözleri Şiilerin kamu hizmetlerini ve dini özgürlüğü sağlamak açısından mütevazıydı. 

Petrolün keşfedilmesinden önce Suudiler, Ahsa ve Katif'in bir gıda diyarı ve zenginlik kaynağı olarak ekonomik değerlerini fark ettiler ve halkının çoğuna ağır vergiler yükleyerek Bahreyn, Basra, Necef ve Kerbela’ya göç etmesini sağladılar ve birçoğu ağır vergilerden dolayı kendi mülkiyetlerini kaybetti. Petrolün keşfedilmesinden sonra, Suudiler El-Şergiyye bölgesinin ilahi servetini ele geçirdi. Öyle ki Suudi Arabistan, 2008'den 2014'e kadar petrol çıkarma işleminden 70 trilyon Suudi riyali kazandı. 

Bölge halkı bu astronomik gelirden, yaşadıkları çevresel hasara rağmen hiçbir yarar elde etmedi. Bunun yanında, Suudi Arabistan'ın stratejik petrol rezervlerinin çoğu, El-Şergiyye bölgesinin kıyısında yer almaktadır.

Son yıllarda, Suudi rejiminin Şii alanlarına yönelik politikalarını protesto etmek ve uyarmak için birkaç yerel Şii grubu ve örgütü kuruldu. Bunların arasında, Şii şehirlerinin idari ve politik sınırlarını değiştiren Suudi eylemlerinin ve tarım ile deniz alanlarını tahrip etmelerinin tehlikeleri konusunda uyarıda bulunan Katif el-Ged (Katif'in Yarını) ve Samud men Ecel el-Hudud (Sınırlar İçin Kararlılık) adlı iki örgüt bulunmaktadır.

Yazının nihai bölümde, Arabistan’ın doğusundaki Şii bölgelerinin gerçeklerinin altı çizilerek dikkat çekiliyor: Mektup ve dilekçelerde yer alan isteklerde geçmişten günümüze hiçbir iyileştirme olmamasının yanında, muhalefet ve protestocular tutuklanıyor ve işkence görüyor ve tüm resmi ve yazılı olmayan yasalar Şiiler için geçerli kalıyor. 

 

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun