Bencillik, Bütün Fesatların Kaynağı

  • GİRİŞ17.06.2018 08:37:05
  • GÜNCELLEME17.06.2018 08:37:05
Bencillik, Bütün Fesatların Kaynağı

Rasthaber - Ahlâk bilginleri bencilliği, bütün günah ve rezaletlerin kaynağı olarak kabul etmektedirler. Her şeyden önce bencilliği tanımalı; daha sonra bu sıfatın kötü etkilerini öğrenmeli ve onunla mücadele etmeliyiz.

Şunu bilmeliyiz ki, canlı olan her varlık, kendi zatına, eserlerine, davranışlarına ve mükemmelliğine ilgi duyar; yani her canlı varlık, fıtrî olarak bencildir. Dolayısıyla bencilliği tamamen ve mutlak olarak kınayamayız.

Daha önce de değindiğimiz gibi insan iki boyutlu bir varlık olup "insanî ben" ve "hayvanî ben" olmak üzere iki türlü "ego"ya veya iki çeşit "ben"e sahiptir.

Onun "insanî ben"i yeryüzünde Allah'ın halifesi olmak için gökten inen ilâhî nefhadır (üfürülüş). Bu açıdan ilme, hayata, kudrete, merhamete, ihsana, mükemmelliğe ve iyiliğe meyleder ve tabii olarak bunlara yönelir. Buna göre eğer kendini tanıyıp, varlığının değerini bilirse, bütün kemal ve iyiliklerin kaynağına daha da yaklaşır ve varlığındaki faziletleri, değerleri ve güzellikleri ihya olur. Dolayısıyla bu tür bir bencilliği kınayamayız. Aksine bu tür bencillik iyidir ve övgüye layıktır. Zira bu sıfat, aslında bencillik olmayıp bilakis daha önce de vurgulandığı gibi Hakk'a yöneliştir. İnsanın varlığının bir diğer boyutu da onun "hayvanî ben"idir. Bu merhalede tıpkı bir hayvan gibi hayvanî eğilim ve isteklere sahiptir. İnsan bu dünyada yaşayıp hayatını sürdürmek için hayvanî ihtiyaçlarını makûl bir seviyede gidermek zorundadır. Bu açıdan da kınanacak hiçbir şey yoktur. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli nokta, insanın aklının ve ruhunun yerine nefs-i emmarenin ve "hayvanî ben"inin onun vücuduna hakimiyet sağlamasının önlenmesidir.

Vücuda akıl ve "insanî ben" hakim olursa, hayvanî nefsi ve onun isteklerini, insanî fazilet, değerlerin ihyası ve Allah'a doğru hareket doğrultusunda düzenler. Bu durumda hedef ahlâkî fazilet ve değerleri ihya etmek ve Allah'a yakınlık olur. Hayvanî ihtiyaçları gidermek ise ikinci aşamada dikkate alınır.

Ancak eğer vücuda, nefs-i emmare ve "hayvanî ben" hâkim olursa, aklı ve "insanî ben"i saf dışı eder. Bu durumda insan, git gide Allah'tan ve insanî kemallerden uzaklaşarak hayvanlığın karanlık uçurumuna yuvarlanır. Gerçek "ben"i olan insanlığını unutup onun yerine hayvanî benini oturtur. Bütün kötülüklerin kaynağı olup kınanan bencillik de işte budur.

Bencil kimse sadece "hayvanî ben"ini ister ve onunla yetinir. Bütün hareketlerinin, davranışlarının, gidişatının ve sözlerinin ekseni hayvanî arzularına kavuşmak olur. Hayatta hayvanî istek ve heveslerini ele geçirmekten başka bir hedefi olmaz. Ve bu hayvanî hedeflerine ulaşma için kendini özgür bilir ve her hareketi için bir gerekçe gösterip onu meşru kılmaya çalışır. Her şeyi, hatta hak ve adaleti bile sadece kendisi için ister. Kendi yararına ve istekleri doğrultusunda olan hak ve adaleti savunur; eğer zararına olursa böyle bir adaleti istemez, bilakis onunla mücadeleye kalkışır. Hatta dinî hüküm ve kanunları kendi isteğine göre yorumlayıp izah eder. Yani sadece kendi düşünce ve görüşlerine değer verir ve dinin hüküm ve kanunlarını o doğrultuda yorumlar.

Bencil kimse gerçek fazilet ve kemallerden mahrum olduğu için kendini yemek, içmek, uyumak, mevki kazanmak, cinsel zevklere dalmak gibi geçici ve boş şeylerle meşgul edip avutmaya çalışır. Allah'ı anmaktan, nefsini eğitip mükemmelleştirmekten gafil olur.

Bencil kimse nefs-i emmaresinin emrine itaat ettiği için ve hayatta nefsinin isteklerini gidermek ve onu tatmin etmekten başka bir hedefi olmadığı için hayvanî hedeflere ulaşma yolunda hiçbir çirkin işe bulaşmaktan kaçınmaz. Çirkin olan her işe bir gerekçe gösterir ve onu caiz sayar.  Hayvanî hedeflerine ulaşmak ister ve bu hedefine ulaşmak için de zulmetmek, yalan konuşmak, iftira etmek, sözünde durmamak, sahtekârlık, ihanet ve benzeri günahları işlemekten çekinmez. Bütün günahlar, gerçekte bencilliğin çeşitli tezahürleridir. Örneğin, zulüm ve başkalarının haklarına tecavüz etmek, yalan, dedikodu, başkalarını çekiştirmek, başkalarında kusur aramak, çekemezlik, intikam hırsı, her biri bencilliğin çeşitli görünümleridir. Dolayısıyla bencillik, bütün günahların kaynağıdır.

Bencilliğin çeşitli aşama ve dereceleri vardır. Eğer bu çirkin sıfatla savaşılmazsa tedricen şiddetlenir ve öyle bir hadde ulaşır ki nefsi emmareyi kendisi için ilah edinir ve ona itaati farz sayarak tapmak derecesinde onun isteklerine boyun eğer. Allah-u Teala bu tür kimseler hakkında şöyle buyuruyor:

Kendi istek ve tutkularını (heveslerini) ilah edineni gördün mü?[1]

İlah edinmek, bir mabut karşısında tevazu etmek, eğilmek ve kayıtsız şartsız emirlerine teslim olmaktır. Bencil kimse de kendi nefsine itaat etmeyi farz bilir; kayıtsız şartsız onun emirlerine itaat eder. Bundan dolayı bencil kimse muvahhit olamaz.

[1]- Furkan/43.

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun