Yeis ve Ümitsizlik

  • GİRİŞ27.06.2018 10:41:19
  • GÜNCELLEME27.06.2018 10:41:19
Yeis ve Ümitsizlik

Rasthaber - Ümitsizliğin sebebi Allah'ın kudret, kerem ve sonsuz rahmetine karşı inancın olmamasıdır. Allah (c.c) Kuran da bunu kâfirlerin sıfatlarından biri olarak saymıştır:

"Kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."[1]

Şirkten sonra en büyük günah ümitsizliktir. Çünkü insan Allah'ın rahmetinden ümidini kesmediği sürece hangi günahı işlerse işlesin tövbe edip istiğfar dileyerek bağışlanabilir. Ama ümitsizlik bütün günahları işlemek için insana cüret verir.

Sebepler

Allah maddi olarak; doymayı yemek yemekle ilişkilendirmiştir. Hastanın iyileşmesini doktora gidip tedavi olması ve verilen ilacı kullanmasıyla ilişkilendirmiştir. Manevi olarak; günahkâr kimsenin azaptan kurtuluşunu tövbe ve iman, yakin makamına ulaşmayı masumları takip, takva mertebelerine ulaşmayı düşünce ve çalışma, uhrevi makamlara ulaşmak için ise ihlâslı amel ile ilişkilendirmiştir.

Varlıkları yaratmaktaki amacı yaratanın tanınması ve marifetidir. İnsanın sebepler tarafından gafil avlanması ve sebeplerin tek başına etkili olduğu konusu insanı aldatabilir. Böylece sebepleri meydana getiren sebebi unutabilir. Bu nedenle sebepler var olduğunda neşeli, yok olduğunda ise üzüntülü olabilir. Eğer Allah istemezse hiçbir sebep kendi başına etkili ve yararlı olamaz. Yine eğer Allah dilerse bir şeyi yoktan var edebilir.

Âlemlerin Rabbi, insanların, sebepler var olduğunda bile O'nun kerem ve feyziyle şad olmaları ve O'na dayanmaları, sebepler var olmadığında da O'nun kerem ve rahmetine ümitli olmaları ve her halükarda ümitsizliğe kapıl mamaları için iki şey yaptı:

Dünyevi ve maddi açıdan mevcut şartlar olmasına rağmen sebepleri etkisiz hale geldiği örnekler:

Nemrut'un, Hz. İbrahim'i yakmak için yaktırdığı ateşin yakmamasıdır. Ateşin yakıcı olması gerekirken Allah (c.c) onun bu özelliğini aldı. Başka bir örnek ise; Firavun daha başlangıçta Hz. Musa'nın doğmamasını istiyordu. Daha sonra onu doğumundan sonra öldürmeye çalıştı. Hazırladığı tüm şartlar ve ortam birer birer ortadan kalkıyordu.  Allah onun tüm uğraşılarını boşa çıkardı.

Dünyevi ve maddi açıdan zahiri sebeplerin hiç birisinin olmadığı durumlara örnekler:

Allah, insanların atası Hz. Âdem'i ana-babasız yarattı. Başka bir örnek ise; Hz. Zekeriya'ya yaşlılık döneminde Hz. Yahya'yı verdi.

Bütün peygamberlerin mucize ve kerametleri bu kısımdan oluşur. Yani tabiatüstü harikulade bir hadisedir.

Allah’ın, kullarının dualarına icabet etmesi ve kederleri gidermesi de bu türdendir.

Manevi ve uhrevi açıdan mevcut şartlar olmasına rağmen sebepleri etkisiz hale geldiği örnekler:

Belam-i Baura birçok kemal ve yüce makamın sahibiydi. Kendi zamanının sultanının ricasını kabul ederek o dönemin peygamberine muhalefet etti. Kendi heva-hevesine tabi oldu ve aşağıların aşağısına sürüldü. Bu nedenle marifet ve iman ehli kimseler sahip oldukları manevi makamlara rağmen hiçbir zaman kendi amel ve vaziyetlerine güvenmezler. Daima sonları ve akıbetlerinin kötü olmasından korkarlar. Onların tüm dayanakları Allah'tır. Saadetlerine neden olabilecek hiç bir şeyi yalnız başına yeterli görmezler.

Manevi ve uhrevi açıdan zahiri sebeplerin hiç birisinin olmadığı durumlara örnekler:

Firavun için çalışan sihirbazlar tek başına bedbahtlık vesilesi olabilecek en kötü işlerden biri olan sihirbazlık ile uğraşıyorlardı. Bu uğraşlarıyla Hz. Musa'nın karşısına çıktılar. Ancak Allah'ın lütfu ve inayeti onlara şamil oldu. Gerçekler onlar için açığa çıktı. Ansızın hepsi Hz. Musa'nın tarafına geçtiler.

Başka bir örnek ise; Hürr b. Yezid Riyahi'dir. Hz. İmam Hüseyin'in (a.s) yolunu kesmiş, Mekke ya da Medine'ye dönmesine engel olarak Kerbela topraklarına girmesini mecbur kılmıştı. Bu büyük günaha bakılırsa onun için artık kurtuluş ümidi yoktur. Ama Aşura günü bir an Hz. İmam Hüseyin'in hutbesini ve yardım nidasını duydu. Allah'ın lütuf ve inayeti ona da şamil oldu ve geçmişte yaptıklarından pişmanlık duyarak tövbe etti. Sonunda Kerbela şehitleri kervanına katılarak ebedi saadete ulaştı.

Müminin manevi makamlara ulaşma noktasında gençlik ve zekâ gibi unsurların etkili olduğunu düşünerek ben bunlara sahip değilim dememelidir. Nice kimseler vardır ki bunlara sahip olmamalarına rağmen Allah'ın lütfuyla yüksek derecelere ulaştılar. Füzeyl b. Ayaz, İmran Sabi, Berham Nasranî ve daha birçokları sahip oldukları makamlara ulaştıkları zaman ihtiyar ve işten güçten düşmüş kimselerdi.

Ümitsizlik ya küfür ya da gaflet ve cahillikten kaynaklanır. Muvahhit âlemlerin Rabbi olan Allah'a iman ettikten sonra eğer herhangi bir şeyde gaflet nedeniyle Allah'ın rahmetinden ümidini keserse o durumda iken kâfirlerin vasıflarından bir sıfat ile sıfatlanır.

"Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."[2]

Bunu fark ettiği an içinde bulunduğu durumdan dolayı pişman olur ve tövbe eder. Allah'a olan gönül bağını daha da kuvvetlendirir. Kerem ve rahmet sahibi Allah (c.c) onu bağışlar ve işlerini ıslah eder.

ÜMİTSİZLİĞİN ÇARESİ

  1. Dünyevi ve Maddi Şeylerde Ümitsizliğin Çaresi

1- Allah'ın Kudreti

Düşünün ki onun ve bütün yaratılanların haceti Allah'ın sonsuz kudretinin yanında çok küçük ve azdır.

2- Kişisel Tecrübeler

Allah'ın ona yaptığı muameleyi düşünsün. Nice zorlukları kolaylaştırmıştır. Bunlardan sonra hala aciz ve cimri olabilir mi?

3- Dış Örnekler

Çevrenize şöyle bir bakın. Onun sıkıntıları ve dertlerine benzer sıkıntı ve dertler yaşayan nice kimseler vardır ki Allah'tan ümitlerini kesmemişlerdir. Bunun karşısında Allah da onların sıkıntılarını gidermiş, dertlerine deva olmuş hacetlerini vermiştir.

Zorluklarda Ümitsizliğin Çaresi

Eğer hayatın zorluk ve müşkülleriyle karşı karşıya kaldıysa öncelikle bilmelidir ki hayat zorluklarla doludur ve hiç kimse bu durumdan müstesna değildir. İkinci olarak kendisinden daha zor durumda olanları göz önüne alıp kendini teskin etmelidir. Üçüncü olarak her ne kadar bu dünyanın zorluk ve musibetleriyle karşı karşıya kalsa da Allah'ın rahmetinden ümidini kesmemelidir. Nice kimseler vardı ki çeşitli zorluk ve müşkülat içindeydiler ve kurtulmak için hiçbir ümitleri de kalmamıştı. Ancak Allah (c.c) onları kurtardı.

  1. Uhrevi ve Manevi Şeylerde Ümitsizliğin Çaresi

Eğer günahlar vesilesiyle kendi bağışlanmasını imkânsız ve olanaksız olarak görüp ümidini kaybedip tövbe etmesinin kendisine faydasının olmayacağını düşünüyorsa öncelikle bilmelidir ki Allah'ın rahmetinden ümidini kesmek geçmişte işlemiş olduğu günahlardan daha büyük günahtır.  Çünkü ümitsizlik bütünüyle Allah'tan uzaklaşmak ve O'nunla olan bağı koparmaktır.

Bütün Günahlar Bağışlanabilir

Kuran ve mütevatir sünnette tövbenin kabulüne dair olan genel deliller hiçbir şekilde kayıtlı ve sınırlı değildir ki şu günah bağışlanamaz diye istisnalar olsun.

"De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."[3]

Duanın Kabulünden Ümit Kesmek de Yanlıştır

Eğer şer'i bir haceti ya da uhrevi bir konuda ki isteği Allah tarafından icabet edilmemiş ve kabulünden ümidini kesmişse öncelikle bilmesi gerekir ki Allah'ın vaadi haktır.

“Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm.”[4]

İcabetin gecikmesi bazı hikmetlere dayalıdır:

Günah Duanın İcabetine Manidir

Bazen işlenen bir günah duanın icabet edilmesine mani olur. Duanın icabetinin gecikmesinin onun hakkında lütuf olmasının nişanesi dua etmeye devam etmesidir. Bu nimetin kendisi şuna şahittir ki birinci olarak kendisine inayet edilmektedir. İkinci olarak ise haceti yerine gelecek demektir. Aksi halde dua etmeye devam etmesine müsaade edilmezdi.

İcabetin Gecikmesi Yakınlaşma Sebebidir

Bazen de duaya icabetin gecikmesi kula birçok hayrın ulaşmasına neden olur. Çünkü dua en büyük ibadetlerden biridir. Onun fazla olması kulun, Rabbinin dergâhına yakınlaşmasına neden olur. Bu nedenle Allah'ın inayetine şamil olanların duası daha çok gecikir.

Büyük Günahlar Kitabından Alıntıdır

 

[1] Yusuf/87

[2] Yusuf/86

[3] Zümer/54

[4] Bakara/186

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun