Suriye'de Ne Oluyor?

  • GİRİŞ22.06.2018 19:48:36
  • GÜNCELLEME22.06.2018 19:48:36
Suriye'de Ne Oluyor?

Rasthaber - Arap analist Siyonist rejimin Suriye'deki ütopyaları ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak şunları yazdı: İsrailliler şu gerçeği unuttular; İran ve Rusya'yı birbirine bağlayan şey Suriye'de yaşanan krizin çok daha ötesinde ve ekonomik, güvenlik ve komşuluk düzeyinde stratejik bir ilişkidir.

Qodsna'nın haberine göre, Abdullah Şemseddin mezkûr analizinde şöyle yazdı: İsrailli taraflar İsrail - Rusya müzakerelerinin içeriği hakkında bilgilendirme yayınladı ve Hizbullah gibi direniş ekseni güçlerinin işgal toprağı Golan tepelerinden uzaklaştırılacağı iddiasında bulundu. Aynı şekilde İsrail, sınır bölgelerine sadece Suriye ordusunun konuşlandırılacağını ve kendisinin istediği an Suriye'ye saldırı düzenleme hakkına sahip olduğunu iddia etti.

Moskova ise Suriye'nin güney sınırı El-Tanf bölgesinin kontrolünün ele alınan anlaşmalar uyarınca Suriye hükümetine bırakılacağını duyurdu.

Peki, İsrailli ve Rus makamların açıklamaları ne anlama geliyor?

Bu bağlamda, dikkate alınması ve incelenmesi gereken önemli noktalar söz konusudur:

1-Sahadaki Gelişmeler:

İsrail bu anlaşmanın amacının aslında İran ve Hizbullah'ı sınırlardan uzak tutmak olduğu kanısını uyandırmak istiyor ve bunu kendi başarısı olarak lanse ediyor. Oysa hakikat, İsrail'in sınır kontrolünü sağlamak için  geri dönen ve işgal toprağı Golan tepeleri ile Ürdün sınırına kadar gelmeyi başaran Suriye ordusunun karşısında teslim olduğunu gösteriyor ki bu mesele İran ile Hizbullah tarafından desteklenen ve temel taşlarından biri olarak Suriye ordusu gösterildiği direniş ekseninin bir başarısıdır.

İsrail'in temel şartları ve Al'muk (Ürdün'deki terör gruplarının saldırılarını koordine eden ve Arap-Siyonist ve Batılı istihbarat örgütlerinin gözetiminde faaliyet gösteren merkez) yenilmiştir. Çünkü İsrailliler tıpkı İsrail'in geçmişte Güney Lübnan'da satılmış grupları kullandığı gibi, Suriye'nin güneyinde krizin başladığı ilk anlarda, İsrail ve Al'muk odası gözetimindeki silahlı grupları koordine etmeye başlamışlardı.

Bölgedeki mezkûr silahlı grupların akıbeti oldukça kötü gözükmekte özellikle de Rusya, Amerika ve Ürdün arasında varılan anlaşmanın ardından onları karanlık bir gelecek bekliyor. Sonuç olarak bu gruplar İsrail ve Al'muk'un kendilerini yalnızlığa terk ettiklerini yakında anlayacaklardır. Uluslararası hedefler için kendilerinden faydalanıldıktan sonra kullanım süreleri dolacak ve nihayetinde kurban edileceklerdir.

İsrail, İran'ın Suriye'de üssü bulunduğunu ve fakat Rusya ile yaptığı anlaşmayla bu üslere engel olduğu görüntüsünü vermek istiyor. Oysa İran ya da Hizbullah'ın Suriye'deki varlığı Esad hükümetinin isteği ile devam etmektedir. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, terör gruplarının yenilgisi ve Suriye topraklarında devletin hakimiyetini tam olarak sağlamasının ardından söz konusu güçlerin ülkeyi terk edeceğini defalarca vurgulamıştır. Aynı şekilde Seyyid Hasan Nasrallah ve İranlı makamlar da birçok kez bu konuyu gündeme getirmiştir. Kaldı ki İran'ın Suriye'deki varlığı askerî düzeyin de ötesinde siyasî, kültürel, ekonomik ve toplumsal boyutları da kapsamaktadır.

2- Siyasî Düzey:

İsrail ayrıca, İran ile Rusya'yı Suriye'de büyük bir anlaşmazlığa düşmüş gibi lanse etmeye çalışıyor. İsrail’e  göre bu iki ülke arasında büyük çatlaklar oluştu. İsrail kasıtlı ve planlı olarak Viladimir Putin ile Beşar Esad'ın son görüşmesini medya aracılığıyla saptırarak sunmakta ve İsrailli makamların Rusya'da yapılan görüşmelerde Rusları ikna etmek ve desteklerini alabilmek konusunda başarılı olduklarını iddia etmektedir. Oysa bu iddialar doğruyu yansıtmamaktadır. Nitekim Rus makamlar da vakit geçmeden bu iddiaları yalanlamışlardır.

İsrail, Suriye krizinde Amerika ve Avrupa ile karşı karşıya gelen Rusya’nın (herkes çok iyi biliyor ki Rusya, Suriye'de silahlı gruplara karşı savaşırken direniş ile birlikte mücadele vermiştir ve direniş ekseni olmadan Rusya hava güçleri tek başına başarı da elde edemezdi) direniş ekseninin bir parçası olduğunu ve Rusya ile İran'ı birbirine bağlayan şeyin Suriye krizinin çok daha ötesinde komşuluk, ekonomi ve güvenlik düzeyinde stratejik bir ilişki olduğunu unutmuş durumda.

El'meyadin'in yayınladığı analizin sonunda ise şunlar yer alıyor:

İsrailliler, Suriye krizini çözmek üzere yapılan müzakerelerin Türkiye'nin de daha sonradan katıldığı, İran ve Rusya işbirliği ile gerçekleştiğini ve bu müzakerelerin İran'ın varlığı olmaksızın başarıya ulaşamayacağını unuttular.

kudusgunu

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun