ABD ve PKK'nın Kirli Uyuşturucu Oyunu

PKK'ya ilk kez “Uyuşturucu Kralı” ünvanını veren ABD'dir. Bu durum, terör örgütünün uyuşturucu kaçakçılığı ve bu ticaretten gelir elde etmesi konusundaki kapasitelerinin genişlemesinden kaynaklanmıştır.

  • GİRİŞ23.09.2018 10:10:03
  • GÜNCELLEME23.09.2018 10:10:03
ABD ve PKK'nın Kirli Uyuşturucu Oyunu

Rasthaber - ABD hükümeti, Kürdistan İşçi Partisi'ni (PKK) "uyuşturucu kralı" ilan etti. Bu ünvan PKK örgütünün operasyonlarını bastırmak, liderlerini tutuklamak ve banka hesapları da dahil olmak üzere mal varlıklarına el koymak için öncelikliler listesinin kalbinde yer almasına sebeb oldu.

Bu adlandırma, 8-10 Temmuz 2008 tarihleri arasında Türk Polisi ve ABD Narkotik Polis Departmanından 300 polisin katıldığı İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Narkotikle Mücadele Konferansı'nda gerçekleşti.

Toplantıda ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, “FARC örgütünün elinden  tarihi rehinelerin kurtarılması ve örgüte büyük darbe”nin ardından, uyuşturucu terörüne karşı mücadeleden bahsetmenin zamanının geldiğini söyledi. Elbette Wilson, ABD'nin Irak'ta iki yıl içinde PKK grubunun operasyonlarını durdurmayı başaramadığı ve Amerikan generali Joseph Ralston’un eleştirilere maruz kaldığı ve Türkiye’nin çaresiz kalıp o yıl, PKK'nın ardından Irak topraklarına girdiği gerçeğini kibarca sakladı.

Ancak Wilson, ABD'nin PKK'ya "yakın tarihte yeni bir cephe açtığını" ve örgütü "uyuşturucu kralı" olarak adlandırdığını açıkladı.

O, Türkiye ile yakın işbirliği hakkında: "Bu adlandırma PKK’nın uyuşturucu terörizmine karşı ortak çabalarımızın kişilerin ve onunla bağlantılı işadamlarının varlıklarını hedefleyerek, güçlenmesine olanak sağlayacaktır. " dedi.

Terörizme karşı gerçek bir strateji

PKK'yı Uyuşturucu Kralı olarak adlandırmak önemlidir, elbette eğer stratejik bir anlayışla birlikte gelirse. Uluslararası uyuşturucu terörizminin amacı, egemen ulus-devletlerin yıkımıdır; bu uluslararası kurallara karşı bir çeşit zorbalıktır ve mali oligarşinin yaratılmasıdır.

Ağustos 1996'da, Demokrat partiden başkan adayı olan Lyndon Larouche, bu konuyu “Antik Roma'daki Uygarlık Savaşının Modern Yansıması” başlıklı makalesinde vurgulamış ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bir tehdite dikkat çekmiştir ki; bu ürkütücü darbe tehlikesine paralel şekilde bir tehdittir.

Laroush, İran ve Türkiye'ye yönelik bir konunun incelemesinde şunları yazdı: "Son dönemde Başbakan Erbakan, Rafsancani hükümetiyle kesin bir stratejik anlaşma imzaladı. Bunu değerlendirmek için konu dört düzeyde incelenmelidir. Birincisi, Başbakan Erbakan'ın eylemleri Mustafa Kemal Atatürk'ün İran'ın Rıza Şah’ı ile olan koalisyonunu yansıtıyor.

İkincisi; Türkiye, İran ve Irak'ın, asıl merkezi Londra olan ve eylemleri Londra ve Paris tarafından kontrol edilen PKK örgütünü yok etmeye yönelik ortak çıkarlarını yansıtır ... Üçüncü olarak; Türkiye'nin hayati çıkarlarının bir işareti, ulusal ekonominin modernizeye ihtiyaç duyan bir çeşit ekonomik işbirliği bulmaktır. Ayrıca, İran'ın Avrasya ile Çin ve Orta Asya ülkeleri arasındaki kara köprüsünü geliştirmedeki yakın ve belirleyici işbirliğini de yansıtıyor.

Bu özel portföyde, Türkiye'nin çıkarları, bu kara köprüsüsü işbirliğinin gelişmesinde tam bir ortaklık gerektirmektedir. Bu nedenle, İran ve Türkiye'nin ortak çıkarları güçlü kürt eylemlerini sona erdirmektir.

Dördüncüsü;  doğrudan ya da dolaylı olarak sadece bu ülkeler için değil, küresel olarak da politik ve stratejik hayati bir öneme sahiptir.

Larouş'un bu açıklaması bugün daha da netleşti, yani ABD-İngiltere koalisyonunun öncülüğünde Irak'taki Amerika'nın felaket savaşından sonra bölge hala yangın yeri...

Merkezi Havacılık Bilgi Ajansı (AIR), Washington'da ilan edilen kaynaklardan bildirildiğine göre, bugün ABD askeri çevrelerinin hepsi Taliban ve El Kaide komutanlarının artık askeri harcamalarını eroin ve afyon kaçakçılığıyla sağladıklarını kabul ettiler. On yıldan fazla bir süre önce, eroin ve afyon kaçakçılığı ve son zamanlarda esrarın bu gruplar için ana finansman kaynağı haline geldiği konusunda uyardı.

ABD istihbaratından bir kaynak, Taliban askerinin operasyonları için doğrudan ya da dolaylı olarak, yalnızca Afganistan afyonundan sağlanan yıllık gelirinin 100 milyon dolardan fazla olduğunu açıkladı.

Bu kaynak, Afganistan afyon ticaretinin toplam değeri dünyanın afyon üretiminin% 93'ünün üzerindedir ve yılda 160 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Bu ABD polis analistleri için yüksek bir rakam, ama bu polis çevreleri, Afgan afyonunun değerinin ne kadar olduğunu tam olarak hesaplayamadıklarını itiraf ediyorlar.

Likidite miktarı konusundaki bu belirsizliğin nedenlerinden biri, üretim miktarı hakkında bilgi olmamasıdır. 2007 yılında Afganistan yaklaşık 8200 ton, toplam dünya üretimini 8847 tondu! 2006 yılında Afganistan'daki toplam afyon üretimi 6100 tonken, dünyadaki toplam üretim 6610 tondu.

Toplamda, Afganistan'ın 2007 yılındaki afyon üretiminin 1998 yılındaki üretiminden üç kat daha fazla olduğu söylenebilir. Birleşmiş Milletler  onun miktarını Afganistan için  2693 ton ve dünya üretimi için 4300 ton olduğunu açıkladı. 11 Eylül saldırılarının ardından Taliban ve El Kaide'yi hedef alan ABD, Afganistan'ı işgal etti ve o zamandan beri uyuşturucu madde üretimi yoğun bir biçimde arttı, 2002 yılından bu yana her geçen yıl artmaktadır. Afyon üretimi arttıkça, Taliban'ın gücü de arttı.          

Her tarihçi tarihin niteliğini yetkisini bilir. Lojistik her ordudaki operasyonun derin anahtarıdır ve bu daha çok  gerilla savaşı ve terör ordusu için önemlidir. Bu nedenle, lojistik hatlarını ve uyuşturucu terörizminin ekonomik temellerini  tahrip etmeden onları yenmek imkansızdır.

Şimdi tartışmalar, savaş saldırıları programında Afganistan'da da “uyuşturucu hanları” bulunduğunu vurguladı, ancak bu karar henüz kesinleşmedi.

PKK'nın kirli savaşının yenilgisi, başarılı bir anti-terörist operasyonda iyi bir inceleme  konusu olabilir, bu da İngiliz İmparatorluğu ile doğrudan temas kurmak demektir.

AIR Enstitüsü 1996 yılında bir not yayınladı ve ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan İngiltere'yi terörizm destekçileri listesinde yer vermesini istedi. Bu enstitü, Londra destekli terörizmden muzdarip Türkiye gibi ülkelerin listesini açıkladı.’

Enstitü: 20 Ağustos 1996 tarihinde, Türk hükümeti, İngiliz hükümetinin, merkezi Londra’daki Med-tv ağının PKK terör örgütünden emir aldığını gösteren belgelerinin varlığına rağmen faaliyetlerini sürdürmesine izin vermesini resmen protesto etti.

Uyuşturucu yetiştiriciliği alanında PKK ve Taliban işbirliği

İsviçre'de gazeteci, Lugano Üniversitesi'nde araştırmacı ve profesör olan Ralph Langeller 2000, 2015, 2016, 2017 yıllarında Ortadoğu'nun Kürt bölgelerine seyahat etti, kendi gözlemlerinin ve araştırmalarının sonuçlarını bir makale şeklinde yazıp Bilim Paylaşım Ağı'nda (Quora) yayınlandı.

Langeller: Barzani ve PKK birbirlerine karşı derin bir nefrete sahipler. Y.P.G. aynı zamanda PKK örgütüdür ve Suriye'deki komutanlarının çoğu PKK örgütünün üyesidir. IŞİD'in Irak ve Suriye'ye gelmesiyle PKK'nın ayrılıkçıları bu fırsattan yararlandı ve ABD de, Suriye petrol sahalarını, Suriye ve Şengal'deki çıkarlarını kontrol etmek için onları destekledi. Dünkü teröristleri çok rahat bir şekilde "savaşçı" olarak adlandırdı.

Ralph Langler şöyle yazıyor: PKK örgütü, 30-yıldan fazla süredir şiddet uygulayan bir şiddet gücü haline dönüştü. Çok fazla arazi aldı, ama kendi kontrolünde tutup tutamayacağı belli değil.

Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi hakkında Irak’taki en güçlü Kürt partisi olduğunu ve bunun nedeninin de aynı zamanda sivil ilişkilerden kaynaklandığını söylemeliyim.

ABD Dışişleri Bakanlığı bir raporu, Barzani'nin akımının bir siyasi parti değil, suçlu bir örgüte daha çok benzediğini yazıyor. Irak'ın Kürt bölgesinde meydana gelen aşırı düzensizlik nedeniyle, suç niteliği hakkında ayrıntılı bir rapor sunmak mümkün değildir. Bu partinin, muhaliflere baskısı ve cinayeti yaygındır. Kürdistan Yurtseverler Birliği ve Demokrat Partinin bazıları politik, bazıları da kişisel olan derin ve aşırı bir anlaşmazlıkları vardır, fakat gücü birlikte paylaşırlar. Demokratların yapısı silahlı ve yozlaşan geriye dönük ve Yurtsever Birlik'in yapısı marksist ve Sovyetler Birliği'ne benziyor.

Peşmerge, Kürdistan Bölgesinin silahlı kuvveti olmasına rağmen, tek başına bir güç değildir ve siyasi nüfuza dayalı hareket eder. Derin politik farklılıklar, Peşmerge gücünün tek bir yapıya sahip olmamasına neden oldu. Peşmerge'nin içinde, yapı ve organize, aşiretlere ve kabilelere dayanmaktadır.

PKK örgütü ayrıca NATO, Amerika, Avrupa, Kanada, Azerbaycan, Avustralya ve diğer birçok ülkenin terörist listesinde yer alıyor.

PKK örgütünün geliri, organize suçlardan ve yaygın uyuşturucu madde kaçakçılığından sağlanıyor. PKK örgütü kara para aklama, gasp, uyuşturucu madde dağıtımı konusunda çok aktif. Bu gruba ayrıca “terörizm ve narkotik” örgütü de denir. ABD'nin Hazine Bakanlığı, PKK'yı Mayıs 2008'de uyuşturucu kaçakçıları listesine koydu ve 2009'da  Kongra-Gel’in kontrolü altına olan PJAK'ı kendi terörist listesine aldı.

PKK grubu Afganistan'da, Taliban'la işbirliği yapıyor ve uyuşturucu madde kaynağı olan çiçek ve bitkileri yetiştiriyor, sonra maddeyi üretiyor ve nihayetinde satış için Avrupa'ya ulaştırıyor.

Gelirini uyuşturucudan sağlayan PKK, Türkiye'nin güneydoğusunda da uyuşturucu madde üretiyor. Amerika bu örgütü, yalnızca bir terör örgütü değil, bir terörist ve uyuşturucu karışımı örgüt olarak tanımlıyor.

Uyuşturucuyla mücadele polisinin eski başkanı Michael Browne; "Bu tür bir örgüt, yirminci yüzyılın gördüğü en kirli örgüttür." dedi. PKK örgütünün uyuşturucudan elde ettiği gelirinin yaklaşık 2,5 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. " açıklamasını yaptı.                    

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun