‘Suriye’ye S-300 Konuşlandırma Kararı İsrail’i Epeyce Zora Sokabilir’

  • GİRİŞ25.09.2018 09:29:11
  • GÜNCELLEME25.09.2018 09:29:11
‘Suriye’ye S-300 Konuşlandırma Kararı İsrail’i Epeyce Zora Sokabilir’

Rasthaber - Prof. Dr. Hasan Ünal, İsrail’in Rusya Federasyonu’nun Il-20 uçağının düşürülmesine sebebiyet vermesinin ardından Moskova’nın Suriye’ye S-300 konuşlandırma kararının Tel Aviv’i zora sokabileceğini belirtti. Ünal’a göre, ABD Suriye’yi federalleştirerek Fırat’ın doğusunda PYD için ‘devletçik’ oluşturmanın peşinde.

Soçi'de Putin ve Erdoğan arasında gerçekleşen İdlib mutabakatı sonrası İsrail'in Suriye'deki tartışmalı hamlesiyle bir Rus uçağı düşürüldü. Rusya ise daha önce İsrail'in talebi üzerine sevkiyatı askıya alınan S-300 hava savunma sistemlerini iki hafta içinde Suriye'ye göndereceğini açıkladı.

İsrail'in Rus uçağını düşürmesinden sonra yaşanan gelişmeleri Maltepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

‘S-300 KONUŞLANDIRMA KARARI ÖNEMLİ BİR ASKERİ AŞAMA'

Prof. Dr. Hasan Ünal, Rusya'nın Suriye'ye S-300 konuşlandırma kararının önemli bir askeri aşama olduğuna dikkat çekti. Suriye'nin şu an kullandığı eski hava savunma sistemlerinin bile İsrail'i oldukça rahatsız ettiğini söyleyen Ünal, S-300'ler kullanılmaya başlandığında İsrail'in saldırılarını bu sıklıkla gerçekleştiremeyeceğini belirtti:

"Rusya'nın Suriye'ye S-300 konuşlandırma kararı Suriye savaşında önemli bir askeri aşamaya işaret ediyor. Şu ana kadar Suriye'nin elinde S-300 yok. Suriye'nin elinde 1970 yapımı Sovyet hava savunma sistemleri var. Onların da epeyce etkili olduğunu Suriye'ye daha önceki hava akınlarında gördük aslında. Suriyeliler onları biraz modifiye etmişler ama hiçbir zaman S-300 değil. Bugünkü Rus Savunma Bakanlığı'nın açıklamalarında S-300'lerin en son teknolojisinin verileceği ve yazılımlarıyla birlikte gönderileceği dolayısıyla İsrail uçaklarını düşman olarak tanımlama konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağına dair satır aralarında bilgiler vardı. Bunları yan yana getirdiğimizde bu şu demek: Zaten elindeki hava sistemleriyle İsrail uçaklarını baya rahatsız edebilen Suriye hava savunma sistemleri çok daha güçlü bir şekilde ayakta olacak bir dahaki İsrail hava saldırıları karşısında. S-300'lerle birlikte İsrail, Suriye'ye hava saldırıları gerçekleştirir mi, yapmayı dener mi veya bu sıklıkla dener mi, bunları bilemiyoruz. İsrail hava kuvvetlerinin S-300'lere karşı daha önce özellikle Yunanistan'ın Girit Adası'na konuşlanmış olan füzelerin etrafında 2005-2006'lı yıllarda tatbikat yaptığına dair haberler çıkmıştı."

‘S-300'LER İSRAİL'İN EFSANELERİNİN YIKILMASI ANLAMINA GELİR'

Hasan Ünal'a göre S-300'ler, İsrail'in ‘üstünlüğü sürekli elinde tutan ülke efsanelerini' yıkacak. Ünal, Rusya'nın Ortadoğu'da daha önce hiç bu kadar savaşın içine girmediğini belirtti:

"Ona karşı elektronik harp denilen uygulamayı öğrendiklerine dair ya da bunu geliştirmeye çalıştıklarına dair haberler çıkıyordu silahlı kuvvetlerinin. Bu yeni durum İsrail'i epeyce zora sokabilir. Bu İsrail'in yenilmezlik, vurulmazlık, üstünlüğü sürekli elinde tutan efsanelerinin yıkılması anlamına gelir. Bundan sonra Rusya'nın İsrail'e karşı yaptığı bu hamle sadece Suriye'ye S-300'leri vermekle mi sınırlı? Mesela kendi radarlarıyla İsrail'i takip etme, Suriye'yi düzenli olarak bilgilendirme, Suriye hava sistemlerinin yapacağı hamlelere yardımcı olmayı da mı içerecektir, şu anda bilemiyoruz. Bunlar da olacakmış gibi bir intiba var. Neredeyse Suriye'de Rusya'nın fiilen de savaş haline olduğunu düşünürseniz Sovyetler Birliği zamanında bile Ortadoğu'da Rusya hiçbir zaman bu denli bir savaşın içinde girmemişti, bu kadar da üstünlük elde etmemişti. Hafta sonu Rus Sukhoi 34 jetlerinin İsrail hava Kuvvetleri'ne mensup bazı savaş uçaklarını Lübnan-Suriye hava sahası sınırlarından kovaladığına dair haberler vardı. Suriye hava savunma sistemlerine ilave böyle katkılarda da bulunabilir belki Rusya. O zaman İsrail'in işi epeyce zor. Bugünkü Rus basınında yer alan haberlerde Rusya, bu yaptığı hamleye ilaveten İran'ın Suriye'deki askeri konuşlanma, Suriye'ye birtakım hava savunma sistemleri vs. getirme girişimine de karşı çıkmayacak diyor. Bunların hepsini birlikte düşünürsek bu şu demek; Rusya ile İsrail arasında daha önce yapılmış olan İran konusundaki ve Rusya ile İsrail silahlı kuvvetlerinin doğrudan çatışmaya girmemesi yönündeki askeri teknik anlaşmanın iptali anlamına geliyor."

‘TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ SORUNU FIRAT'IN DOĞUSUNDA YÜKSELEN TEHLİKE'

Ünal, Rusya'nın S-300 kararının Türkiye'yi etkileyen bir yanı olmadığına işaret etti. ABD'nin artık ‘Esad'ı devirme' gibi bir siyaset içerisinde olmadığını söyleyen Ünal, ABD'nin farklı planları olduğunu ifade etti, Fırat'ın doğusunda var olan tehlikeye dikkat çekti. Ünal'a göre, Türkiye'nin Suriye'de elde ettiği bölgeler için düşündüğü ‘özerklik', PYD'nin federasyonlaşmasına katkı sağlayacak:

"Türkiye'yi ilgilendiren doğrudan bir yanını göremiyorum. Türkiye'nin ilgilendiği bölgelerin hava savunma sistemleri zaten doğrudan Rusya'nın elinde. Fırat Kalkanı'nda kapatmıştı. Afrin'de açtı, İdlib'teki saldırıdan dolayı birkaç gün kapattı, tekrar açtı. Fırat'ın doğusu hariç geri kalan bölgelerin hava kontrolü Rusya'nın elinde. Fırat'ın ötesindekini büyük ölçüde Amerika kontrol ediyor. Dolayısıyla burada Türkiye'yi birebir ilgilendiren bir taraf ben göremiyorum. Bu saatten sonra Esad'ın devrilmesine dayalı bir siyasetin uygulama alanı yok. Rusya'nın bu denli işin içine giriyor olması bunun bir başka göstergesi. En son ABD'nin BM Temsilcisi ‘Bizim Esad'ı devirme gibi bir meselemiz yok' dedi. Yapılamaz bir girişim olduğunu, başarılabilecek bir girişim olmadığının farkında. Dolayısıyla onun peşinde değiller. Onlar Fırat'ın doğusunda bir PYD devletçiği oluşturabilir miyiz, Suriye'yi bu şekilde federalleştirebilir miyiz, bunların peşinde. Bizim en önemli sorunumuz Fırat'ın doğusunda yükselen tehlike. Aslında bu tehlike yükselmiyor, orada yıllardır var. O tehlikenin tehdit eder hale gelmesinde bizim de katkımız var. Oraya yönelik girişimler açısından da düşünüldüğünde Esad'ın gitme politikasından vazgeçmemesi lazım. Bu ikisi birbiriyle uyumlu değil. Şimdi biz Esad ile kavga ederek İdlib ve Türkiye'nin diğer kontrolünde olan topraklarda özerk alanlar yaratmaya çalışıyor gibiyiz. Ama oralarda özerk alanlar yaratırsak PYD'nin devletleşmesine engel olamayız. Tam tersine PYD de ‘Ben ne yapayım, burada kendileri Suriye'yi federalleştirdiler. Ben de bu federasyonun bir federe parçası oldum' der. Türkiye'nin politikalarıyla ilgili birtakım çıkmazlar zaten var. Ama umarım ki bu Fırat'ın doğusundaki tehlikeye dikkat çeken açıklamalar belki politikada bir bütüncül değişiklik getirmese bile bir yeni odaklanmayı beraberinde getiriyordur o zaman. O tehlikeye odaklanıldıkça Türkiye, Suriye'de doğru yolu daha kolay bulacaktır diye düşünüyorum."

‘IŞİD'İN AMERİKA'YA VEYA İSRAİL'E KARŞI BİR ŞEY YAPTIĞINI HEMEN HEMEN HİÇ GÖRMEDİK'

İran'da hafta sonu yaşanan saldırıyı da değerlendiren Ünal, saldırıyı üstlenen IŞİD'in şimdiye kadar ABD ya da İsrail'e herhangi bir saldırıda bulunmadığına dikkat çekti. İsrail'in Rusya ile arasındaki Suriye'ye S-300 vermeme konusundaki anlaşmasının 17 Eylül'de askıya alındığını ifade eden Ünal, "Rusya, İran'a da S-400'ler sevkeder mi? sorusunu yöneltti:

"O kadar girift ilişkiler ortaya çıktı ki. Mesela IŞİD üstlendi bu saldırıyı. Bu IŞİD öyle bir örgüt ki güya Suriye'deki IŞİD ile Amerika mücadele ediyor. Yanına da PYD'yi kara ordusu olarak almış durumda. Aynı IŞİD, Yemen'de de var. Yemen'deki IŞİD İle Suudiler ve Amerika oradaki Husilere karı yer yer işbirliği yapıyorlar. Ondan sonra burada bir IŞİD var, İran'da bu tür eylemler yapıyor. Bu IŞİD'ciler nedir, kimler tarafından yönlendirilir, hangi fraksiyonu doğrudan Pentagon ile ilişkilidir? Bu soruların cevaplarını bilenler biliyor ki bunların içinde izah edilemez birtakım insanlar, davranışlar, girişimler var bir yandan fena halde İslamcı terör örgütleri fakat Amerika'ya İsrail'e karşı bir şey yaptığını hemen hemen hiç görmedik. Dolayısıyla İran'a yönelik zaten Amerikalıların ve belki İsrail'in de payı olabilir girişimleri var. Bunlardan biri zaten Irak'ın içindeki Şii grupların bazılarını İran'a karşı bazılarını İran'a karşı yönlendirmeye çalışıyorlar. Ama ne kadar taban bulabilecek bu girişimler, bilemiyoruz. Öte yandan yine Körfez'de muazzam bir mücadele devam ediyor doğusunda İran, batısında Suudi Arabistan'ı başını çektiği Araplar olmak üzere. Çok daha feci ve yer yer soykırımsal unsurlar içerdiğini düşündüğüm Yemen'de de kirli bir savaş devam ediyor. Hepsi İran'a karşı yürütülen güç mücadelesinin parçaları. Suriye'deki bu İsrail'in yapmaya çalıştıklarının bir bölümünde de İran faktörü vardı. Rusya Nisan'daki füze saldırılarından sonra Suriye'ye S-300 sevkiyatından şöyle vazgeçmişti. İsrail'e ‘Tamam, ben İran ile ikinizin arasında bir uzlaşma sağlayamaya çalışacağım. İsrail'e doğru Suriye topraklarında 100 km'nin içine İran'ın birlikleri, silahları, başka nesi varsa hiç kimse girmeyecek bunu ben garanti ediyorum. S-300'lerin Suriye'ye vermeyi de erteliyorum. Ama sen de bunun karşılığında sorumluluk alacaksın. Suriye'nin kendi sınırlarını İsrail'e doğru genişletmesi ve Kuneytra bölgesini ele geçirmesi ve Ürdün'deki sınır kapısına kadar topraklarını bu terör gruplarından temizlemesi gibi şeylerde operasyon yapmayacaksın' demişti. 17 Eylül İsrail'in uçağı düşürmesine sebep olarak o anlaşmanın bir manada askıya alınmasına sebep oldu. Acaba Rusya İran'a da S-400'ler sevkeder mi, o da çok belirleyici olacak. Çünkü daha önceleri tansiyonu yükseltmemek adına onu da yapmıyordu."

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun