Türkiye, Suriye’de Ne Astana Ortaklarını Ne de ABD’yi Karşısına Almaz

Zeynep Gürcanlı, ABD’nin Suriye özel temsilcisi Jeffrey’nin ‘Astana sürecinin fişini çekmek gerektiği’ yolundaki açıklamalarının aralarında Suudi Arabistan ve Mısır’ın bulunduğu ‘küçük grup’ ülkelerle toplantıda sarf edilmesine dikkat çekti. Gürcanlı, Ankara’nın ne Astana ortakları ne de ABD’yi karşısına almasının mümkün görünmediğini söyledi.

  • GİRİŞ06.12.2018 06:36:54
  • GÜNCELLEME06.12.2018 06:36:54
Türkiye, Suriye’de Ne Astana Ortaklarını Ne de ABD’yi Karşısına Almaz

Rasthaber - Ankara, son açıklamalarıyla ve özellikle ‘Astana sürecinin fişini çekme vakti' mesajıyla dikkati çeken ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'yi ağırlamaya hazırlanıyor. Jeffrey'nin son açıklamaları Türkiye'de tartışma yarattı. Bu açıklamaları, ‘talihsiz' diye nitelendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu açıklamaları ise Brüksel'de, Rusya'ya Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF) üzerinden 60 günlük ültimatom kararı alınan NATO toplantısına katılırken, ittifaktan her konuda ‘dayanışma' talep etti.

Jeffrey'nin açıklamaları, Ankara ziyareti, İdlib üzerinden Rusya'dan verilen son mesajlar eşliğinde ABD-Rusya ekseninde Türk dış politikasını Sözcü Gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

‘DÖRTLÜ ZİRVEDE MENÜDE ABD VARDI'

Zeynep Gürcanlı'ya göre, James Jeffrey'nin ‘Astana'nın fişinin çekilmesine' yönelik sözlerini söylediği zemin önemli. Bu sözlerin Türkiye'nin dışlandığı bir grup ülkelerle yapılan toplantıda sarf edildiğini, aralarında Mısır ve Suudi Arabistan'ın bulunduğunu anımsatan Gürcanlı, "Diplomaside bir laf vardır, eğer o toplantıda değilseniz bilin ki menüdesiniz" atfını tekrarlarken, Türkiye'nin Fransa, Almanya ve Rusya ile İstanbul'daki zirvesinde de ‘menüde ABD'nin bulunduğunu' söyledi. Gürcanlı diğer yandan da Astana sürecindeki sıkıntılı duruma dikkat çekti:

"James Jeffrey'nin o meşhur Astana'nın fişini çekmek cümlesini nerede söylediği önemli. Küçük grup toplantısında söyledi. Bu küçük grup Türkiye'nin olmadığı bir grup. Türkiye, Suriye ile en büyük sınıra sahip. Hemen hemen Suriye ile ilgili tüm uluslararası süreçlerde ya işin içinde ya bizzat o sürecin başlangıcını gerçekleştiren ülkeler içinde. Fakat bu küçük grupta yok. Bu Amerika tarafından gerçekleştirildi. İngiltere, Almanya, Fransa, Türkiye ile arası hiç olmayan Mısır, Suudi Arabistan var. Ama Suriye'ye komşu Türkiye yok. Nitekim bu bir süre için Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arsında ciddi bir sıkıntı yaratmıştı. Ona küçük grup diyorlarsa daha küçüğünü kurarız demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan. Buna bir nevi karşılık İstanbul'da Almanya, Fransa, Rusya ve Türkiye zirvesiyle verilmişti. Diplomaside bir laf vardır: ‘Eğer o toplantıda masada değilseniz bilin ki menüdesinizdir'. İstanbul'daki toplantıda da menüde adeta Amerika Birleşik Devletleri vardı. Bütün açıklamalar özellikle Rusya ve Türkiye'den gelen açıklamalar isim vermeden doğrudan işaret etmeden Amerika'nın Suriye üzerindeki politikalarını çok net şekilde eleştirdi. Ben bunun karşılığı olduğunu düşünüyorum bu Astana'nın fişini çekelim gibi cümlelerinin. Astana'da da birtakım anlaşmazlıklar baş göstermeye başladı."

‘İDLİB KONUSUNU ÇOK KONUŞACAĞIZ'

Gürcanlı diğer yandan son Astana toplantılarında Anayasa Komisyonu bağlamındaki sıkıntılara dikkıat çekerken, Ankara'nın Soçi mutabakatını gerçekleştirmekte yaşadığı zorluklara karşılık özellikle Suriye tarafının söyleminin altını çizdi. Gürcanlı'ya göre ABD'nin son tutumunda da bu süreçte yaşanan zorlukları görmesinin etkisi var:

"Amerikalılar bunu söylerken sadece Türkiye'nin Rusya ile başlattığı bu sürece çok sinirlendikleri için değil aslında bunu söylemelerinin nedeni. Bir yandan da bir gerçeklik payı da var. Çünkü en son bu Astana toplantılarında hiçbir şekilde beklenen olmadı. Bir uzlaşmaya varılamadı. Astana'yı yürüten İran-Suriye-Türkiye arasında ciddi anlaşmazlıklar henüz kamuoyuna çok fazla yansımasa da baş göstermiş görünüyor. Bunun başında da İdlib var. Özellikle Moskova'dan gelen açıklamalarda İdlib konusunda Türkiye'nin varılan Soçi mutabakatına büyük ölçüde gerçekleştirmekle birlikte tümünü gerçekleştiremediğini gösteriyor. Son dönemde de sürekli bölgeden ya da Moskova kaynaklı açıklamalardan orada Ruslara ve Suriye ordusuna karşı birtakım hala taciz atışlarının olduğuna ilişkin bilgiler geliyor. Suriye'den gelen açıklamalar doğrudan Türkiye'yi hedef alıyor. Suriye kim, Rusya'nın bölgedeki en büyük müttefiki. İdlib anlaşmasının da ismi olmayan tarafı. Türkiye isim verilerek eleştiriliyor. Yapamadı, edemedi deniyor. Suriye'den bunu bekliyoruz ama bir yandan da giderek sertleşen suçlamalar geliyor Türkiye'ye yönelik olarak. Özellikle son dönemde Amerika tarafından da bunun üzerini görmeye başladık. Kimyasal saldırı geldi, gelecek gibi açıklamalar var. Herkes birbirini suçluyor. Ortada bir kimyasal saldırı yok ama biri İran yapacak diyor, biri Türkiye göz yumacak diyor, öbürü Suriyeliler bunu tezgahladı. Hakikaten İdlib konusu önümüzde birkaç hafta içinde çok konuşacağımızı tahmin ediyorum Soçi mutabakatına rağmen."

‘ASTANA SÜRECİNİ İRANSIZ HALE GETİRMEK AMERİKA'NIN EN BÜYÜK İSTEKLERİN BİR TANESİ'

Gürcanlı, Astana sürecini İransız hale getirmenin ABD'nin en büyük gayesi olduğunu söyledi. İdlib'te önümüzdeki günlerde çeşitli gelişmeler yaşanabileceğini söyleyen Gürcanlı, Türkiye'nin bu durumda ne ABD ne de Astana ortaklarını karşısına almayacağı görüşünü dile getirdi:

"Amerikalılar ‘oldu bitti'yi yaptı bile. Biz kabul etmiyoruz ama. Gözlem noktalarını kurdular oraya. Şu anda Türkiye oraya taciz atışı yaparsa ya da daha da işleri gidip terör saldırısı karşısında sıcak takibe başlarsa karşısında PYD-YPG değil, Amerikanları karşısında bulacak. Bunu Türkiye göze alır mı? James Jeffrey'nin Türkiye'ye gelecek olmasından devam eden temaslardan G20'de kenarda bile yapılan Trump-Erdoğan görüşmelerinden şu an için öyle sıcak bir çatışmanın Ankara'nın gündeminde olmadığı fakat söylemlerle baskıyı sürdüreceğini düşünebiliriz Ankara tarafının. James Jeffrey'nin Astana'yı bitirelim cümlesinde başka bir nokta var. İran, Astana sürecinin en önemli parçalarından bir tanesi ve bu Astana sürecini İransız hale getirmek Amerika'nın en büyük isteklerin bir tanesi. Benim edindiğim izlenim aslında Amerika'nın bakışında Soçi sürecine daha sıcağız, Soçi derken Rus ve Türkiye sürecini kastediyor. Kapalı yerde gölgede bir partner olarak Suriye o süreci destekliyoruz. Ama iş Astana'ya gelince İranlılara topraklarına çok yakın olmayan yere bile soktunuz gibi bir yaklaşım var Amerikan tarafında. Eğer bakarsan İdlib hakikaten İran'a çok uzak bir bölge. Amerikalılar o kısmı bir şekilde Astana'yı bitirip en azından İran'ı orada bölge dışına çıkarmanın yollarını arıyorlar. Astana'ya daha fazla yaklaşım olacağını düşünüyorum. Şu anda aslında yükselen söylemler Fırat'ın doğusuna yönelik. Ama asıl patlamaya hazır bölge İdlib. Dolayısıyla Türkiye'nin bir yandan İran'ı bir yandan Rusya'yı karşısına alabilecek, Astana sürecini onlar istemeden bitirebilecek bir noktada olduğunu hiç düşünmüyorum. Türkiye bir şekilde iki tarafı da idare etmenin yolunu seçecektir Türkiye. Çok hızlı bir operasyon beklemiyorum. Bunu biraz da Türk-Amerikan ilişkilerinin her yönüyle yine gerilime yönelmesine bağlamak mümkün. Çünkü son dönemde Amerikan Kongre'sinden gelen açıklamalar seçimlerden sonra özellikle Demokratlar, Temsilciler Meclisi'ni aldıktan sonra Kongre'nin S-400 konusundaki yaklaşımı da oldukça yükseldi. Artık açık açık Türkiye'nin F-35 projesinden tamamen çıkarılması, uçakları vermek bir yana Türkiye'yi projeden kovalamak Washington'da konuşulur durumda."

‘GEREK TÜRKİYE GEREK RUSYA'YA YÖNELİK ŞAPKADAN TAVŞANLAR ÇIKABİLİR'

Gürcanlı, ABD Başkanı Trump'ın Rusya ile iddia edilen ilişkileri nedeniyle başının derde girmiş olduğuna dikkat çekerken, Türkiye'ye karşı tutumun da biraz daha yumuşadığı değerlendirmesini yaptı. Gürcanlı, önümüzdeki dönemde ABD tarafından Türkiye ve Rusya'ya yönelik ‘şapkadan tavşanlar çıkabileceği' görüşünü dile getirdi:

"Amerikalı yetkililerle ne zaman konuşsak şunu söylüyorlar. Kongre olmasa bile Amerika diplomasisi en azından tutumunu biraz daha yumuşatmış durumda. S-400'lerden vazgeçmek değil belki ama onların eğitimi için gelecek Rus askerlerini topraklara sokmamak, belli garantiler vermek konusunda almanıza rağmen çok işlevsel yapmazsanız bu S-400'leri, biz size Patriot satabiliriz ve ilişkileri tekrar eski rayına sokabiliriz mesajları geliyor çok uzun süredir Washington'dan. Fakat Kongre aynı havada değil. Washington yönetimi Kongre'yi ne kadar tutabilecek şu aşamada. Çünkü Washington yönetiminin de başı zaten dertte. Trump'ın Rusya ilişkisi yüzünden. Bugün açıklanan Flynn hakkındaki ona ceza verilmesin, çok iyi bir itirafçı oldu, 19 tane soruşturmada çok yardımcı oldu konulu savcının mahkemeye gönderdiği mektubu çok önemsiyorum. Neyi itiraf ettiği konusunda bilgilerimiz son derece kısıtlı. İki soruşturmada itirafçı oldu. Biri Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Öteki Trump'ın kendisinin Rusya ile olan bağlantılarına ilişkin ama 18 soruşturma deniyor. Bugün açtım dava dosyasını. Amerikan adalet sisteminden görebiliyoruz. Ben onun yarısından fazlasının sansürlenmiş olduğunu gördüm. O sansürlenmiş soruşturmalar kimler ve neler hakkında, onları bilmiyoruz. Önümüzdeki dönemde gerek Türkiye gerek Rusya'ya yönelik tavşanlar çıkabilir şapkadan."

‘AVRUPA BİRLİĞİ İLE ÜYELİK MÜZAKERE BAŞLIĞI AÇILMASI KIBRIS'A BAĞLI'

ABD ile Rusya arasında sıkışan Türkiye'nin bir yandan da AB'ye baktığını anlatan Gürcanlı'ya göre ancak o cephede sadece ‘işbirliği' kartı var ve üyelik artık devre dışı. Gürcanlı bu durumda Kıbrıs meselesinin etkili olduğunu dile getirdi:

"Avrupa Birliği'ne tam üyelik müzakerelerinden hemen hemen kimse bahsetmiyor. Toplantılar oluyor ama üyelikle ilgili değil. Stratejik ortaklıkla ilgili toplantılar oluyor bunlar. Ortaklığın içine de pek çok şey giriyor. Güvenlik konusu, özellikle mülteci konusu giriyor. Pek çok alanda havacılık alanında teknik konular giriyor. Avrupa Birliği, Türkiye ile biz her konuda işbirliği yapalım kartını açmış durumda. Fakat kimse müzakerelerden bahsetmiyor. Bunun en büyük sıkıntısı Kıbrıs sorunu zaten. Müzakere başlığı açılması Kıbrıs'a bağlı. Havacılık anlaşması imzalanması da Kıbrıs'a bağlı. Türklerin vizesiz Avrupa hayalleri bile Kıbrıs ile bir uzlaşmaya bağlı. Avrupa ordusu daha pek ortada yok. Çünkü kimsede ona harcayacak para yok. dolayıyla NATO'dan vazgeçmeden önce Trump'ın yanlış politikaları ya da Atlantik ötesi kendini kapatma politikalarının sonuçlarını tam olarak görmeden önce Avrupalıların ellerini çok da ceplerine atası yok. Yakın bir zamanda Avrupa ordusu konuda çok ilerleme beklemiyorum. Ama lafta bu konuşulacaktır, altyapısı hazırlanacaktır. Brüksel'de herkes Brexit'ten bahsediyor. Brexit olacak mı, olacaksa nasıl olacak, kim gidecek, kim kalacak? Açıkçası insanların gözü ne Trump'ı görüyor ne Avrupa ordusunu görüyor hatta mülteciler dışında ne Türkiye'yi görüyor varsa yoksa Brexit."

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun