ABD’nin İran’da Rejim Değişikliği Hedefi İçin Yeni Maşası

  • GİRİŞ12.01.2019 10:39:09
  • GÜNCELLEME12.01.2019 10:39:09
ABD’nin İran’da Rejim Değişikliği Hedefi İçin Yeni Maşası

Rasthaber - 11 Ocak 2012’de nükleer enerji profesörü Mustafa Ruşen’in silahlı saldırı sonucu öldürülmesi medyada geniş yankı uyandırmıştı.

Bunun ardından 4 bilim insanına daha benzer saldırılar yaşanmıştı. Yaşanan saldırıların biçimi, bu saldırıların yabancı istihbarat servisleri tarafından planlandığı ve koordine edildiğini net bir şekilde gösteriyordu.

2010 yılının aralık ayında başarısızlıkla sonuçlanan bir suikast girişimi sonrası yakalanan bir şüpheli, sorgu sırasında saldırıların ardında Halkın Mücahitleri ve İsrail istihbaratının bulunduğunu itiraf etmişse de Halkın Mücahitleri jet bir açıklamayla iddiayı yalanlamıştı. Takip eden yıllarda söz konusu saldırılarda ABD’nin de parmağı olduğuna ilişkin kanıtlar sunulmaya başladı.

ABD merkezli NBC’ye konuşan ABD’li üst düzey yetkililer, Obama yönetiminin söz konusu saldırılardan haberdar olduğunu ancak saldırılara doğrudan katılmadığını açıklamıştı. İranlı diplomatların ABD’li diplomatlara gönderdiği mektuplarda da ABD’nin suikastlerde parmağı olduğu söylenirken, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, iddiaları sadece yalanlamakla yetinmişti.

ABD’li diplomatlar, saldırıların sorumlusu örgütlere destek vermediklerini, Halkın Mücahitleri Örgütü’nün de ABD tarafından terör örgütü olarak görüldüğünü, dolayısıyla böyle bir desteğin mümkün olamayacağını söylediler. Fakat son zamanlarda yaşanan gelişmeler, ABD’nin söz konusu “terör örgütleri” listesini İran’da yapılan saldırılara verdiği desteğin ortaya çıkmaması için bir paravan olarak kullandığını açıkça ortaya koydu.

HALKIN MÜCAHİTLERİ KİMLERDİR?

Halkın Mücahitleri Örgütü, 1965 yılında bir grup üniversite öğrencisi tarafından “İslami ve Marksist” bir kitle hareketi olarak kuruldu. Örgüt, başta Şah’a, kapitalizme ve emperyalizme karşı silahlı mücadeleyi savunuyordu.

Halkın Mücahitleri 1970’li yıllarda ABD askerlerine yönelik silahlı saldırılarla adından söz ettirdi. 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin işgalini aktif bir şekilde destekleyen grup, devrim sürecinde İran Komünist Partisi (Tudeh) ile Ayetullah Humeyni’ye destek vermiş, ancak daha sonra yönetimle ters düşmüştü.

Merkezini 1981 yılında Paris’e taşıyan örgüt, Tahran’a karşı silahlı mücadelesini sürdürdü. İran-Irak savaşı sırasında da Tahran karşıtı faaliyetlerine devam eden örgüt, yıllarca Irak’ı üs olarak kullandı. Zamanla Fransa’dan gördüğü desteği de yitiren Halkın Mücahitleri, 1986 yılında Saddam Hüseyin’in desteğiyle merkezini Paris’ten Irak’a aktardı. ABD’ye göre, örgütün tüm askeri ve maddi desteği, Irak işgaline kadar Saddam Hüseyin yönetimi tarafından karşılanıyordu.

Gazeteci Seymour Hersh, ABD’deki Nevada Ulusal Güvenlik Sitesi’ne ait bir arazinin uzun yıllar Halkın Mücahitleri Örgütü üyelerinin eğitim merkezi olarak kullanıldığını ortaya çıkardı.

Hersh, Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı (JSOC) tarafından, Halkın Mücahitleri mensuplarına verilen eğitimin 2005 yılında başladığını söyledi. 1997 yılında örgütün, ABD Dışişleri Bakanlığı terör örgütleri listesine alınmasına rağmen İran’ın uranyum zenginleştirmeye başladığını ifşa etmesiyle 2002 yılında saygınlığını tazelediğine dikkat çekti.

Hersh, o dönemde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu genel müdürü olan Muhammed el-Baradey’in, örgütün bu bilgiyi Mossad’dan aldığını söylediğini aktardı. Hersh, batılı istihbarat yapılanmaları ile Halkın Mücahitleri arasındaki bağların 2003 yılında Saddam yönetiminin devrilmesinden sonra sıkılaştığını, George W. Bush yönetiminin İran’a karşı örgütü kullanmaya başladığını kaydetti.

İranlı nükleer bilimcilerin öldürülmesinin Mossad tarafından eğitilen ve finanse edilen Halkın Mücahitleri’nin olduğunu, iki üst düzey Obama yönetimi yetkilisinin bu bilgiyi doğruladığını belirtti.

TRUMP YÖNETİMİ VE ‘İRAN’DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ’ PLANI

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, ABD’nin kasım ayında İran’a uyguladığı yeni dalga ekonomik yaptırımların arifesinde düzenlenen bir basın toplantısında, 2019’da İran’da “rejim değişikliğinin” gerçekleşeceği sözünü verdi.

Trump’ın avukatı ve sadık müttefiki Rudy Giuliani, yaptırımların ülkeye [İran’a] “başarılı bir devrim” getirmesini umduğunu söyledi.

İran yönetimini istikrarsızlaştırmak Herkül’ün bir görevidir zira ülke içindeki muhalif gruplar fazlasıyla dağınık, yerelleşmiş ve derin ekonomik kaygılardan muzdarip.

Ancak Trump yönetimi, İran yönetimini devirmek için etkili bir araca sahip olduğuna inanıyor — Bolton, Giuliani ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Halkın Mücahitleri’nden binlerce dolar aldı ve onları “ulusun kurtarıcıları” olarak savundu.

Gerçekte Halkın Mücahitleri yaklaşık 3 bin İranlı sürgün üyeye sahip. Grubun Tahran’dan tam 2,130 mil uzakta bulunan Arnavutluk’un başkenti Tiran’da bir askeri üssü bulunuyor ve mensupları yılda bir kez Paris’te düzenlenen konferansa katılıyorlar. İran’da neredeyse hiç destekçileri yok.

Bu denli marjinal bir gruba ABD’nin rejim değişikliği planı için öncü rol biçilmesinde iki ayrı amaç bulunuyor: Birincisi, Halkın Mücahitleri uzun yıllardır çeşitli yurt dışı deneyimleriyle ve yurt içi casusluk faaliyetleriyle geniş bir istihbarat ağı elde etti. Bu ağın işlerliğini İranlı nükleer bilimcilere düzenlenen başarılı suikastler kanıtlıyor. İkincisi ise grup, İran karşıtı propagandanın yürütülmesinde kullanışlı bir araç vazifesi görüyor.

2000'Lİ YILLAR

2000’lerde Halkın Mücahitleri, İran’daki “gizli nükleer tesislerin” ortaya çıkarılması çabalarıyla gündeme geldi. 2002 yılında Halkın Mücahitleri’nin siyasi kanadı olan İran Ulusal Direniş Konseyi (NCRI) Isfahan’a bağlı Natanz kentinde gizli bir nükleer tesis keşfettiğine dair teatral bir iddiada bulundu.

İddia, Halkın Mücahitleri’nin İran’ın “gizli nükleer silah geliştirme programına” ilişkin güvenilir bir bilgi kaynağı gibi görünmesine neden olsa da göründüğü kadarıyla bu şov amaçlı yapıldı.

Nükleer enerji faaliyetlerinin izlenmesinden sorumlu uluslararası kurum olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Natanz bölgesinden zaten haberdardı ve bu yüzden Halkın Mücahitleri’nin iddiası, gündemi çok meşgul etmedi.

2015’te NCRI, Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) —ya da nükleer anlaşma— yürürlüğe girmeden evvel Tahran yakınlarında gizli bir yeraltı santrifüj tesisi inşa edildiği iddiasını ortaya attı. NCRI iddiasına kanıt olarak söz konusu tesisin, “radyasyon sızıntısını önlemek için 40 santimetre kalınlığında, yaklaşık 8 tom ağırlığında ve 3 metre uzunluğunda kapılarla korunduğu” bilgisini verdi. Ancak tesisin sahibi İranlı şirket de bu görüntüleri web sitesinde yayınlamıştı ve tüm bunların bir uranyum zenginleştirme tesisi için gerekli olmadığı biliniyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise daha sonra, “Eh, şu an elimizde NCRI raporunun hükmünü destekleyecek hiçbir bilgi yok” açıklamasını yaptı.

PROPAGANDA AĞI VE TROLL FABRİKASI

Halkın Mücahitleri’nin bir misyonu da İran karşıtı bir tür propaganda makinesi olması.

Örgüt, her yıl mensuplarını “Molla rejimine karşı birleşmiş, dünyanın önde gelen politikacılarıyla” bir araya getiren bir konferans düzenliyor.

Örgütün lideri Meryem Recevi, konuşmalarında İran’a “eşitlik ve liberal demokrasi” getirmekten söz ediyor. Örgüt, resmi web sitesinde ve Iran News Wire isimli haber portalında İran halkının yönetime karşı olduğunu dünyaya iletme amaçlı ülkedeki sokak gösterileriyle ilgili günlük haberler yayımlıyor.

Bu aylarda Iran News Wire’ın gündemi, İranlı kamyon şoförlerinin devam eden grevi etrafında dönüyor — Halkın Mücahitleri ile ilişkisi olmayan bir konu.

Son zamanlarda Tiran üssündeki örgüt mensuplarının rejim karşıtı bir troll fabrikası işlettiği ortaya çıktı. Bilgiyi veren Arnavut araştırmacı gazeteci Gjergi Thanasi, Halkın Mücahitleri’nin Arnavut bir firmadan 1700 adet Lenovo marka bilgisayar aldığını söyledi.

Halkın Mücahitleri, rejim değişikliği çağrısı yapan binlerce hesabı yönetiyor. ABD merkezli think-tank kuruluşu New Amerca’dan Azadeh Moaveni ise, El Cezire’yle röportajında, trollerin yaptığı paylaşımların çoğunun küfür ve iftira içerikli olduğunu dile getirdi.

HALKIN MÜCAHİTLERİ’NİN DİĞER İŞLEVİ

Halkın Mücahitleri, cömert fon kaynakları ile 2003’ten beri milyonlarca dolar harcadı ve sadece Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’a ödenen miktarın en az 180 bin dolar olduğu öne sürülüyor.

Örgütün, konferanslarına katılmaları için ABD’li hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi siyasilere 50 bin dolar gibi bir rakam ödeme yaptığı belirtiliyor.

Defense Post’tan Joanne Stocker’a göre, bu paradan nasiplenenler arasında George W. Bush, Barack Obama ve John McCain gibi isimler de yer alıyor. Bunun yanı sıra örgüt, CIA şefleri ve ulusal güvenlik danışmanlarına da para dağıtıyor. Bunun pratik açıdan anlamı, Trump’ın İran karşıtı politikasının her zaman Halkın Mücahitleri’ni içereceğidir. 

Bu paraların Suudi Arabistan’dan geldiği de güçlü iddialar arasında.

“The Iranian Mojahedin” kitabının yazarı olan tarihçi Ervand Abrahamian’a göre, örgütün maddi kaynağı Suudi Arabistan tarafından sağlanıyor.

Suudi Arabistan tarafından finanse edilme geçmişi olan grup, krallığın desteğini almaya devam ediyor. Keza örgütün 2016’da Paris’te düzenlediği konferansın davetlileri ve konuşmacıları arasında eski Suudi istihbarat şefi Prens Türki bin Faysal da yer almıştı.

sol

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun