İsrail’e Sınırsız Destek Veren Trump Ne Yapmak İstiyor?

  • GİRİŞ05.04.2019 09:03:05
  • GÜNCELLEME05.04.2019 09:03:05
İsrail’e Sınırsız Destek Veren Trump Ne Yapmak İstiyor?

Rasthaber - Trump’ın dış politika alanında en bariz eğilimlerinden biri ise korsan İsrail’e tüm alanlarda kayıtsız şartsız destek vermesi ve bundan önceki ABD başkanları cesaret edemediği uygulamalara imza atmasıdır. ABD Başkanı Donald Trump 14 Mayıs 2018 tarihinde kışkırtıcı bir harekete imza atarak Kudüs’u siyonist rejimin başkenti olarak tanıdıktan sonra Amerika’nın Tel aviv büyükelçiliğini de işgal altındaki Kudüs’e taşıdı.

Trump’ın bu hareketi uluslararası camia tarafından sert muhalefet ve kınamalarla karşılaştı. Şimdi de ABD Başkanı Trump siyonistlerin gönlünü kazanmak için yine haddini aşan bir karara imza attı. Trump 21 Mart tarihinde twitter hesabında şu notu düştü: Artık İsrail’in Golan tepeleri üzerinde tam hakimiyetini tanıma zamanı gelmiştir. Şimdi 52 yılın ardından ABD’nin İsrail’in Golan tepeleri üzerindeki tam hakimiyetini tanıma zamanıdır, zira bu bölgenin İsrail ve bölgenin istikrarı için stratejik ve güvenlik önemi vardır. Gerçekte korsan İsrail stratejik müttefiki olan Amerika ile birlikte Golan tepelerini İsrail’e ilhak etmek ve başka ülkeleri tarafından da kabul görmesini sağlamak için geniş çaplı bir çaba başlattı. Trump’ın bu son açıklaması da bu çerçevede gerçekleşti. İsrail’in Suriye’ye ait olan Golan tepeleri üzerinde hakimiyetinin tanınması, Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun işgal altındaki Filistin topraklarını ziyaret etmesinin hemen ardından gündeme geldi.

Öte yandan Trump’ın bu kararı işgal altındaki Filistin’de erken seçimlere yaklaşıldığı bir sırada gerçekleşmesi dikkatlerden kaçmadı. Bazı gözlemciler, Amerika yönetiminin Golan tepeleri ile ilgili tutumunu değiştirmesi siyonist rejim Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun bu seçimlerden zaferle çıkma şansını iyice yükseltebileceğini belirtiyor. İngiliz uzman Jonatan Markus bu konuda şöyle diyor: Trump’ın attığı twittin İsrail Başbakanı Netanyahu’ya bir seçim hediyesi olmadığını söylemek çok zor. Netanyahu’nun konumu fesat suçlaması ile ilgili yargı süreci ile zayıfladı ve belki de şimdi siyasi hayatı boyunca en zorlu seçim süreci ile karşı karşıya bulunuyor.

Amerika Başkanı Donald Trump bundan önce büyük tepki gören korsan İsrail’in Suriye’ye ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıma yönündeki kararını hayata geçirmek üzere sonunda 25 Mart Pazartesi günü bir törende bu kararı içeren belgeyi imzaladı. Siyonist rejim Başbakanı Netanyahu Trump’ın belgeyi imzalamasına paralel olarak yaptığı açıklamada, Tel aviv asla altı günlük savaşta Golan tepelerinin işgal edilen bölgesinden vazgeçmeyeceğini belirtti. Ancak uluslararası hukuka ve BM güvenlik konseyinin Golan tepeleri ile ilgili kararnamelerine aykırı olan ABD Başkanı Trump’ın Golan tepeleri ile ilgili bu kararı, Washington yönetiminin Tel aviv’e kayıtsız şartsız destekleri çerçevesinde alınan ve Trump’ın siyonistlerin uşaklığını açıkça ortaya koyan bir karardır. Aslında siyonist rejim İsrail komşu ülkelere saldırmak ve topraklarını işgal etmekte derin mazisi olan bir rejimdir. İsrail Golan tepelerini Araplarla Haziran 1967’de yaptığı altı günlük savaş sırasında işgal etti.

Öte yandan İsrail parlamentosu Aralık 1981’de sınırlarının güvenliğini takviye etmek ve güvence altına almak ve buna paralel olarak siyonist yerleşke inşaatını genişletmek üzere bir yasa tasarısı onaylayarak Golan tepelerini İsrail’e ilhak etti. Ancak BM ve uluslararası camia asla bu kararı onaylamadı. Korsan İsrail’in Golan tepelerini ilhak kararı uluslararası hukuk ve yasalara ve ayrıca BM güvenlik konseyinin Golan tepelerini açıkça işgal edilen bölge nitelediği 242 sayılı kararnamesine aykırıdır. BM bu kararnamede İsrail’den Golan tepelerinden çekilmesi ve bu toprakları esas sahibi olan Suriye devletine iade etmesini istemişti. BM güvenlik konseyi Aralık 1981’de de 497 sayılı kararnameyi onaylayarak Golan tepelerinin İsrail tarafından işgal edilmesine karşı çıktı. Kararnamede, İsrail rejiminin işgal ettiği Golan tepelerinde kendi yasalarını ve hakimiyetini uygulama girişimi uluslararası arenada yasal itibardan yoksun bir girişim olacağı belirtildi. BM genel kurulu da 30 Kasım 2018’de oy çoğunluğu ile siyonist rejimin Golan tepelerinden tamamen çekilmesini öngören bir kararnameyi onayladı. Kararnamede İsrail rejiminin kendi yasalarını Suriye’nin Golan tepelerine dayatması batıl bir hareket olduğu ve hiç bir meşruiyeti olmadığı vurgulandı.

Suriye’nin BM temsilci heyeti Başkan yardımcısı Menzer Menzer ise şöyle dedi: İsrail’in Arap topraklarında uygulamaları yasa dışıdır. Biz Golan tepeleri ile ilgili haklarımızdan asla geri adım atmayız ve bu bölge hakkında asla müzakere etmeyiz. Buna göre ve uluslararası yasaların çerçevesinde Golan tepeleri Suriye devletine aittir ve uluslararası camia da bu konuyu onaylamıştır. Öte yandan ABD Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıması uluslararası camianın geniş tepkisi ile karşılaştı. Suriye devleti bu karara tepki gösteren ve ABD Başkanı Trump’ı ve kararını kınayan ve kararı Suriye devletinin egemenlik haklarına açık tecavüz niteleyen ilk devlet oldu. Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, ABD Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıması, Suriye devletinin egemenlik hakları ve toprak bütünlüğünün açık ihlali olduğunu açıkladı. Aslında Suriye yönetimine göre, ABD Başkanı Trump’ın İsrail’in işgalci tutumuna meşruiyet kazandırmak için hiç bir yasal hakkı ve yetkisi bulunmuyor ve aynı zamanda Washington’un Tel aviv’e sınırsız ve kayıtsız şartsız destek vermesi Amerika’yı Arapların bir numaralı düşmanı yapmıştır.

Bundan başka başta Rusya, Çin ve hatta Amerika’nın en yakın müttefiki olan Avrupa birliği siyonist rejimin Golan tepeleri üzerinde hakimiyetini tanımak bir yana hatta BM güvenlik konseyinin Golan tepeleri ile ilgili kararnameleri uygulanmasını ve Golan tepeleri Suriye’ye iade edilmesini talep ediyor. Bu doğrultuda şimdiye dek Batı Asya ve Suriye alanında anahtar konumda olan Rusya, ABD Başkanı Donald Trump’ın uygulamasını şiddetle kınadı. Bundan önce kararı BM güvenlik konseyinin çıkardığı kararnamelerin ihlali niteleyen Rusya, Trump kararı ile ilgili belgeyi imzaladıktan sonra da ABD başkanının aldığı kararın doğuracağı sonuçlar ve Batı Asya bölgesinde gerginliklerin yeni dalgasını yükseltme konusunda uyarıda bulundu. Bu doğrultuda Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Trump’ın uluslararası yasaların göz ardı edilerek alınan bu tür kararları sadece Batı Asya bölgesinde durumu daha da vahim boyutlara ulaştırdığını vurguladı. Öte yandan uluslararası barış ve güvenliği korumaktan sorumlu olan BM de bu karara karşı çıktı. BM sözcüsü Stephan Dojarik konu ile ilgili düzenlediği basın toplantısında şöyle dedi: Açık olan şu ki, Golan tepeleri hiç değişmemiştir. BM’nin Golan politikası, güvenlik konseyinin Golan’la ilgili kararnamelerine yansımıştır ve bu politika hiç değişmemiştir. Amerika Başkanı Trump’ın Golan kararı ve uluslararası geniş çaplı muhalefeti bir tek Amerika’nın dünya genelinde daha fazla inzivaya itilmesine yol açarken, aynı zamanda Amerika ve bu ülkenin stratejik müttefiki olan İsrail rejiminin hiç bir uluslararası yasaya ve BM güvenlik konseyinin kararnamelerine bağlı olmadıklarını ispat etti.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo uluslararası camianın Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanımasına gösterdiği geniş çaplı olumsuz tepki hakkında yaptığı açıklamada, bu tepki kendisini üzdüğünü, fakat buna şaşırmadığını, ABD büyükelçiliği Kudüs’e taşındığı zaman da aynı şartlar yaşandığını ileri sürdü. Gerçekte Pompeo uluslararası camianın Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanımasına gösterdiği tepkiyi hiç bir şekilde haklı gösteremezken, açıklaması sadece beyaz saray ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bu tepkiye karşı paniğe kapıldığını ve Amerika’nın inzivaya itilmesini izah edemediğini ortaya koydu. Pompeo Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasına gösterilen tepkiye işaretle ilkin konuya muhalefet yüksek olduğunu fakat daha sonra başka ülkeler buna razı olduğunu telkin etmeye çalıştı. Oysa bu iddia tamamen yalındır ve Amerika ve bir iki müttefiki dışında hiç bir devlet ve hatta Amerika’nın en yakın müttefiki AB ve üyeleri bu konuda beyaz saraya eşlik etmedi. Gerçekte Amerika Başkanı Donald Trump uluslararası yasaları ve Golan tepelerini işgal edilen bölge ilan eden ve İsrail’den bu bölgeden çekilmesini isteyen kararnamelerini hiçe sayarak Golan tepelerinin İsrail’e ilhakını tanımıştır. Burada akla gelen soru, Amerika gibi BM güvenlik konseyinin daimi bir üyesi bu konseyin kararnamelerini desteklemesi gerekirken bu kararnameleri hiçe sayarak ve sırf korsan İsrail’in istekleri ve çıkarları doğrultusunda Golan tepelerini İsrail’e verdiği sorusudur.

Gerçekte siyonist rejimin Golan tepelerini İsrail topraklarına ilhak etme yönündeki tüm ısrarına rağmen Suriye devleti hiç bir zaman işgal altındaki Golan tepeleri üzerindeki egemenlik haklarından vazgeçmedi ve ta baştan sürekli bu tepeleri geri almak üzere diplomatik çabalarını sürdürdü. İşte bu yüzden Amerika Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanımasının hemen ardından BM güvenlik konseyi konuyu görüşmek üzere 27 Mart tarihinde olağanüstü oturum düzenledi. Oturumda konsey üyelerinin kahir çoğunluğu ABD Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanımasına karşı çıktı. BM güvenlik konseyinin olağanüstü oturumunda Amerika dışındaki 14 üye ülke Golan tepeleri Suriye topraklarının ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı. Suriye’nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi yaptığı açıklamada şöyle dedi: BM güvenlik konseyinin 14 üyesi Amerika yönetiminin korsan İsrail’in Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıma talebine karşı çıkarak gerçekte Tel aviv’in yüzüne sert bir tokat indirdiler. Amerika’nın bu yöndeki çabaları tehlikeli bir harekettir ve yolu uluslararası hukukun yok edilmesine açmaktadır. Bu hareket gerçekte BM’ye hakaret sayılır.

Öte yandan Rusya’nın BM temsilci heyeti Başkan yardımcısı Vladimir Safronkov da Moskova yönetiminin genel tutumu çerçevesinde Amerika Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanımasına karşı çıktı ve Moskova’nın bu yöndeki tutumu uluslararası hukuka uygun olduğunu belirtti. Safronkov Amerika yönetiminin işgal altındaki Golan tepeleri ile ilgili tek yanlı adımları uluslararası yasaların ihlali sayıldığını, Moskova yönetimi bu kararın bölge üzerindeki etkileri hakkında uyarıda bulunduğunu ve Washington’dan uluslararası yasaları ihlal etmekten el çekmesini istediklerini, zira bu tür yöntemler yenilgiye mahkum olduğunu vurguladı. Safronkov, Amerika Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıması bu toprakların yasal statüsünü değiştiremeyeceğini de sözlerine ekledi. Çin’in BM temsilci heyeti Başkan yardımcısı Wu Haitao da Pekin yönetiminin ABD Başkanı Trump’ın korsan İsrail’in Suriye’e ait olan Golan tepeleri üzerindeki hakimiyetini tanıma kararına karşı olduğunu belirterek BM güvenlik konseyi şimdiye kadar çıkardığı kararnamelerde Golan tepelerinin Suriye’ye ait olduğuna vurgu yaptığını belirtti.

Gerçekte BM güvenlik konseyinin düzenlediği olağanüstü oturum ve sonucu, uluslararası camianın uluslararası yasaları hiçe sayan ve sırf Washington ve Tel aviv’in istekleri doğrultusunda BM güvenlik konseyinin kararnamelerini hiçe sayan ve büyük bir utanmazlık ve şerefsizlik örneği sergileyerek başka ülkelerden de Amerika’nın şerefsiz politikalarını izlemelerini isteyen ABD Başkanı Trump’ın yüzüne indirdiği bir tokattır. Trump’ın bu tutumu aynı zamanda “önce Amerika” sloganı ve tek yanlı politikaları doğrultusundadır. Bu tutum başta Rusya ve Çin ve hatta Amerika’nın müttefiki olan Avrupa’nın tepkisine yol açmıştır. Avrupa birliği, Rusya ve Çin gibi Trump’ın illegal kararına benzer bir tepkiyi verdi. Bu doğrultuda AB troykası olan Fransa, Almanya ve Britanya büyükelçileri Amerikalı yetkililerle görüşmelerinde beyaz sarayın ABD Başkanı Trump’ın kararına yönelik eleştirilerini gündeme getirdiler. Böylece Amerika bu karar yüzünden uluslararası camiada zor durumda kaldı, öyle ki hatta en yakın müttefikleri bu karara karşı çıktı. Bu karar aynı zamanda Amerika’yı uluslararası camiada daha da inzivaya itti. Ancak Trump bu kararı ile özellikle İsrail ve siyonistlerin uşaklığını yapmakta meydanı kimseye bırakmayacağını ortaya koymuş oldu. Parstoday

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun