Din ve Siyaset İlişkisi

Eğer insanlar toplumda insaflı davranır, birbirlerine zulüm etmezlerse bir devlete ihtiyac yoktur...

  • GİRİŞ08.01.2019 07:51:04
  • GÜNCELLEME08.01.2019 07:51:04
Din ve Siyaset İlişkisi

Rasthaber - Tarih boyunca üzerinde en fazla konuşulup tartışılan konulardan birisi Din–Siyaset ilişkisidir. Farklı terimler kullanılsa da mana ve mefhum olarak tek bir şey kastedilmektedir. Dini devlet, dine dayalı devlet, şeriat devleti, islami devlet. dini rejim gibi değişik kavramlarla anlatılmaya çalısılsa da öz olarak kanun ve yasaları ilahi olan, toplumu yönetmek için Allah tarafından belirlenen yönetim şekli irade edilmektedir.  
 
İslami devlet sistemi nasıldır? Din bunu nasıl beyan ediyor? Kanun ve yasalarının kaynağı nelerdir? Dinin devlet projesi varmıdır varsa bu sistem günümüzde uygulanabilir mi gibi soruların cevabına girmeden önce şu soruyu cevaplamak gerekir; toplumun bir devlete ihtiyacı varmıdır?

Toplumun Devlete İhtiyacı
 
Bazıları insan toplumunda bir devlete ihtiyaç olmadığını bunun insanların özgürlüğünü kısıtladığını,  hür hareket etmesini engellediğini dolayısıyla da ister bir fert olsun ister bir devlet, kimsenin başkasının hürriyetini kısıtlama hakkına sahip olmadığnı savunmaktadırlar. İnsan özgür yaratılmıştır ve öyle de kalmalıdır.
 
Ebu Bekr Asamm gibi düşünen bir grup ise, insanın bir devlete ihtiyacı olmadığını şöyle açıklıyorlar:

”Eğer insanlar toplumda insaflı davranır, birbirlerine zulüm etmezlerse bir devlete ihtiyac yoktur [1]”.
 
Yani bunlara göre ilerlemiş bir toplumda devletin varlığı gereksizdir.
 
Karl Marx toplumun bir devlet ihtiyacının zaruri olmadığını iddia edenlerden biridir. Marx'a göre devlete ihtiyaç duyulması toplumda tabaka ve sınıfın ortaya çıkmasıyla olmuş ve hakim tabaka ekonomik çıkarlarını korumak için devlet denilen bir sistem ortaya çıkarmıstır.

Toplumda sınıf ve tabaka yok edilirse devlete ihtiyaç kalmayacaktır[2].
 
Toplumun bir devlete ihtiyacı olmadığını iddia edenlerin görüşlerini beyan ettiğimiz bu üç ana tez etrafında toplayabiliriz.
 
İnsanın ferdi hayatının yanısıra bir de toplumsal bir yaşantısı vardır. Bireylerin hayatının bir başlangıcı ve sonu olduğu gibi toplumun da hayatının bir başlangıcı ve bir de sonu vardır. İnsan yaratılış itibariyle toplumsal bir varlık olarak yaratıldığından yalnız yaşayamaz. İnsan iyi ve kötü birçok sıfatlarla donatılmış, sınırsız istek ve arzulara sahiptir. Herşeyin en iyisine sahip olma duygusu, makam hırsı, sınırsız özgürlük, dünyaperestlik ve bunların karşısında adaleti istemek, ilerleme katetmek, medenileşmek insanlara iyilikte bulunmak gibi her insanda var olan ve aynı zamanda birbiriyle çelişen istek ve arzulardır.
 
Her insan için, kendisinde var olan bu arzuların bazılarına  bile ulaşmak için diğerlerinin hakkını ayaklar altına alması onlara zulüm etmesi kaçınılmaz olacaktır.
 
Dolayısıyla toplumda zulüm, haksızlık, kargaşa ve düzensizlik başgösterecektir.
Toplumun yaşaması, ilerlemesi ve fertlerin hak-hukuklarının korunması toplumda zulmün yok olup adaletin hakim olması, korku ve kargaşanın yok olup huzur ve emniyetin hakim olması,her ferdin toplumsal yasantısının yanısıra bireysel hayatının da korunabilmesi için bir takım kanun ve yasaya ihtiyaç olduğu inkar edilemez bir gerçektir.
 
Bu kanun ve yasaları uygulayıp toplumu yönetmeye  SİYASET, bu kanun ve yasaları icra makamı, kurumu ve mekanizmasına da DEVLET denir.
 
İnsanın temel ihtiyaçlarından biri, toplumsal düzenin adil bir sisteme sahip olmasıdır. İnsan toplumu var olduğu günden beri toplumsal yaşantısında kanun ve düzenden yoksun kalmamıştır hatta taş devri diye adlandırılan çağda bile insanlar bir takım kanunlar (kurallar) çerçevesinde yaşıyorlardı?
 
Hayvanların yaşantısına bakıldığında görülecektir ki, toplu halde yaşayan karınca ve arı gibi hayvanlar dahi kendi dünyalarında toplumsal bir düzen ve nizama sahiptirler.
 
Günümüzde insanın bir devlete ihtiyacı o kadar aşikar ve zaruridir ki, aslında üzerinde konuşmaya bile gerek yoktur ama ilerideki konularımıza ışık tutması açısından din perspektifinden devletin zaruriyetini doğuran etkenlere değinmeden geçemeyeceğiz. Toplumun idare edilip huzur ve emniyetinin sağlanması, bireylerin hukukunu koruyup toplumun ilerlemesini sağlamak için gerekli kanun ve yasaları çıkarıp düzenleyen ve bu kanun ve yasaları uygulamak için adil bir sistemin nasıl olması gerektiğini ve de bu sistemin icra makamında bulunacak şahsın yani liderin özelliklerini beyan eden de DİN dir.

Din açısından devletin zarureti:
 
1-İnsanların toplumsal yaşantılarında maddi ve manevi ihtiyaçlarını temin etmek, her ferdin hukukunu korumak için çıkarılan kanun ve yasaların uygulanmasında bir gücün var olması gerekiyor. Kanunların adil bir şekilde uygulanmasını sağlayacak, yasaların ihlal edilmasini engelleyecek, insanlara kanunların uygulanacağı güvencesini verecek bir güç olmalıdır. Bazıları yasa ve kanunları çiğneyip şahsi menfaatlarine ulaşmak için kaba kuvvet kullanarak toplumda karagaşa çıkarabilir, bunu engelleyip huzur ve emniyeti sağlayacak bir gücün olması gerekiyor. Kısacası toplumda düzen ve nizamın olması, iç güvenlik ve emniyetin sağlanması, kanun ve yasaların uygulanması zarureti bir gücün yani devletin olması gerektiğini ortaya koyuyor.
 
2-İnsanın toplumsal hayatı yaratılışı gereği olduğu gibi bu toplumsal hayatını sürdürebilmesi de toplumda bireylerin birbirleriyle dayanışma ve yardımlaşma ile mümkündür. Toplumda bireyler  toplumun ilerlemesi için bir takım görevler üstlenirler. Ama bazı sorun ve problemler vardır ki hiç kimse o alanda bir çaba harcamaz, daha doğrusu gücü yetmez. Toplumdaki sahipsiz cocukları, kimsesi olmayan yaşlıları, zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermeye gücü yetmeyen fakir ve yoksulları koruyup onlara yardım elini uzatacak onların yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacak bir kurum olmalıdır. Veya  deprem ve sel gibi afetler neticesinde evsiz barksız kalmış insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarını temin edecek onların yaralarını saracak bir kurum olmalıdır. Bu zaruret bir devletin olması gerektiğini gösteriyor.
 
3-Toplumda insanların kendilerinin gideremedikleri; elektirik, su, ulaşım ve iletişim gibi ihtiyaçlarının temin edilmesi ve aynı şekilde sağlık sorunlarının halledilmesi; hastahane, ilaç gibi ihtiyacların temin edilmesi bir devlete ihtiyacı doğuran diğer bir faktördür.
 
4-Allah-u Teala insanlara yeryüzünde olduğu gibi yeraltında da birçok nimetler vermiştir. Bu yeraltı kaynaklarının çıkarılıp kullanılır hale gelmesi insanların hizmetine sunulmasi için de bir organize ve düzen olmalıdır.
 
5-Eğitim- Öğretim, dinin en fazla önem verdiği konulardan biridir. Toplumun ilerlemesi ve tekamule ulaşması için eğitim- öğretim en zaruri ihtiyaçlardandır. Eğitim- öğretim bireylerin tek başına yapabileceği bir iş olmadığı gibi  belli bir grubun da halledebileceği bir konu değildir. Bunun için sistemli ve bütün toplumu kapsayacak bir program yapılması gerekecektir. Bu görev için de yine devlet olması gerekiyor.
 
6-Insanlar toplumsal yaşamlarını sürdürebilmeleri için karşılıklı alış-veriş ve ticaret yapmak zorundadırlar. Ticari işlemlerin düzenli ve adil yapılması gerekir ki herkes hakkını alabilsin. Ekonomik yolsuzlukların, sömürü ve haksız kazancın önüne geçilmesi gerekir. Hem ekonomik iç yatırımlar, hem de dış ticaret hukuka ve adalete uygun yapılmalıdır. Bunlar ve bunun gibi diğer ekonomik meselelerin halledilmesi için ve zorbacılara, sömürücülere dur diyecek bir güç olmalıdır, bu güç yine devlet olabilir ancak.
 
7-Her toplumda  insanların huzurunu bozan, fesat çıkaran, bozgunculuk yapan fertler vardir. Kendi çıkarı için toplumun menfaatlerini ayaklar altına alan kişiler hiç eksik olmamıştır. Insanlar arasında ihtilaf da devamlı var olmuştur. Bu ihtilafları halledecek kanun ve yasaları çiğneyenlere cezasını verecek bir hukuk sistemi; mahkemeler, ceza kanunları, savcılar, hakimler, avukatlar olmasi gerekir. Bu hukuk sistemini oluşturup icra edilmesini sağlayacak güç yine bir devlet olabilir.
 
8-Her toplumun bir savunma sistemi olmalıdır. İnsanları dış düşmanlardan koruyacak, toplumu yok olmasına sebep olacak tehlikeleri yok edecek bir askeri gücün olması gerekiyor. Bunu da yine ancak develet gerçeklestirebilir.[3]
   
Din, yukarıda saymış olduğumuz gerekçelerden dolayı bir devletin olması gerektiğini,devletsiz bir toplumun yaşamını sürdüremiyeceğini savunmaktadır.


-
[1] Şerh-i Nehcül Belağa / İbn-i Ebil Hadid / Hutbe 40 / C. 2, S. 308
[2] Ayetullah Muntazeri / İslam Hükumetinin Fıkhi Temelleri C. 1, S. 84
[3] Ayetullah Misbah Yazdi / Kuran'da Hukuk ve Siyaset S. 181

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun