Ehl-i Sünnet Rivayetlerine Göre İmam Mehdi’nin Şeceresi

Üstat Ali Rabbani Golpayegani makalesinde İmam Mehdi’nin Ehl-i Sünnet rivayetlerinde geçen şeceresinin incelemesini ve buna ilişkin bazı rivayetlerin eleştirisini yaptı.

  • GİRİŞ20.06.2018 09:39:53
  • GÜNCELLEME20.06.2018 09:39:53
Ehl-i Sünnet Rivayetlerine Göre İmam Mehdi’nin Şeceresi

Rasthaber - Üstat Ali Rabbani Golpayegani makalesinde İmam Mehdi'nin Ehl-i Sünnet rivayetlerinde geçen şeceresinin incelemesini ve buna ilişkin bazı rivayetlerin eleştirisini yaptı.

Vaat edilen Mehdi'ye inanmak Müslüman mezheplerin geneli nezdinde kesin inançlardan biridir. Bu inancı destekleyen çok sayıda nebevi hadis bulunmaktadır. Bu hadisler, Peygamber'in 40'tan fazla sahabesi tarafından Peygamber'den nakledilmiştir. (Fakih İmani, 1420: s. 53-56) 

Çağdaş Vehhabi âlimlerinden Şeyh Abdulmuhsin el-İbad, vaat edilen Mehdi ile ilgili hadislerin 25 sahabe tarafından rivayet edildiğini bizzat kendi araştırmasıyla bulduğunu söylemiştir. (Husrevşahi, 1386/95-96)

Dolayısıyla vaat edilen Mehdi ile ilgili rivayetlerin tevatüründe kuşku yoktur. Birçok Ehl-i Sünnet âlimi de bunu belirtmiştir. Bu meselenin önemi öyle bir düzeydedir ki birçok Şii ve Sünni âlim bu konuyla ilgili olarak bağımsız kitaplar yazmışlardır.

Vaat edilen Mehdi'nin Peygamber'in ıtretinden (neslinden) ve Ehl-i Beyt'inden olduğu konusunda herhangi bir ihtilaf veya şüphe yoktur. Mehdi ile ilgili araştırma yapmış olan araştırmacıların belirttiğine göre bu özellik, Ehl-i Sünnet ve Şii kanallarından gelen 400'den fazla rivayette açıklanmıştır. (Safi Golpayegani, 130-1419/2/125 ve Heyetu'l-İlmiye 178-1428/1/81)

Şia ve Ehl-i Sünnet kaynaklarındaki birçok rivayette de vaat edilen Mehdi'nin Hz. Fatıma'nın (a.s.) zürriyetinden ve Hz. Hüseyin'in soyundan geldiği bildirilmiştir. Bazı rivayetlerde ise vaat edilen Mehdi, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in soyundan gelen bir kişi olarak tanıtılmıştır. (Taberi, 1428/2/105; Cuveyni Horasani, 1428/1/92; Safi Golpayegani, 1419/2/153157)

Bunun sebebi şudur: İmam Bakır'ın (a.s.) annesi Fatıma, İmam Hasan Mücteba'nın (a.s.) kızıdır. Dolayısıyla İmam Bakır (a.s.) ve ondan sonra 12. İmama kadar gelen imamlar, bu açıdan İmam Hasan'ın da soyundan gelmektedir. (Bu tevil, Ehl-i Sünnet kaynaklarından gelen bu tartışmalı rivayetlerin sıhhati kabul edildiğinde gerekli olmaktadır.)

Şii rivayetlere göre vaat edilen Mehdi, İmam Hasan Askeri'nin (a.s.) oğludur. 15 Şaban 255 (hicri kameri) tarihinde doğmuştur. Babasının şehadetinden sonra imamete geçmiştir. Abbasilerden ve O'nu öldürmek isteyen diğer düşmanlarından dolayı İmam Mehdi, Aziz ve Hekim olan Allah'ın izniyle hususi Şiilerinin dışındaki insanlardan gizlenmiş ve gaybete çekilmiştir. O'nun gaybeti Allah O'na zuhur ve kıyam izni verinceye kadar devam edecektir.

Dolayısıyla vaat edilen Mehdi'nin (a.s.) kimliği rivayetlerde açık bir şekilde ortaya konmuştur. İmam Hasan Askeri'nin (a.s.) oğlu olan İmam Mehdi, baba tarafının ataları bakımından İmam Hüseyin'in (a.s.), anne tarafının ataları bakımından da Fatıma bint Hasan ile İmam Hasan'ın soyundan gelmektedir. Bu yönüyle O, özel bir şekilde Peygamber'in (s.a.a.) ıtret (soy) ve Ehl-i Beyt'indendir ve Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin zürriyetindendir.

Bununla birlikte Ehl-i Sünnet kaynaklarından gelen bazı rivayetlerde vaat edilen Mehdi'nin Peygamber'in (s.a.a.) amcası Abbas'ın, bazı rivayetlerde ise İmam Hasan'ın neslin geldiği ve babasının adının da tıpkı Peygamber'in babasının adı gibi Abdullah olduğu söylenmiştir. Ancak Ehl-i Sünnet'in önde gelen âlimlerinden hiçbiri İmam Mehdi'nin Abbas'ın soyundan geldiğine dair ilk rivayeti kabul etmezken, ikinci rivayeti kabul edenler olmuştur. Bu araştırma, bu tür rivayetleri incelemektedir.

Vaat edilen Mehdi Alevi ve Fatımi'dir, Abbasi değildir

Daha önce de açıkladığımız gibi tevatür derecesine ulaşmış birçok hadis, vaat edilen Mehdi'yi Hz. Peygamber'in (s.a.s.) ıtretinden, Ehl-i Beyt'inden, Müminlerin Emiri Ali (a.s.) ile Fatımatu'z-Zehra'nın soyundan bir kişi olarak tanıtmaktadır. Fakat bazı Ehl-i Sünnet rivayetleri O'nun Abbas bin Abdulmuttalib'in soyundan geldiğinden bahsetmektedir.

1- Bir rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Abbas'a hitaben şöyle buyuruyor: “Allah İslam'ı benimle başlattı ve senin soyundan gelen bir gençle sona erdirecek. O, İsa bin Meryem'in imamıdır. (İsa (a.s.) namazda O'na tabi olacaktır)” (Hatib Bağdadi, 3/323 234 ve 4/118; Zehebi, 1/89; Taberi, 1428/2/408)

2- Peygamber'den Abbas'a hitaben bir başka rivayet:

“Ahir zamandaki Mehdi senin soyundandır. O'nun vesilesiyle hidayet yayılır ve sapkınlık ateşleri söner. Allah İslam'ı benimle başlattı, senin zürriyetinle sona erdirir.” ( Taberi, 1428/2/406; Suyuti, 3/322, H.9047)

3- Osman bin Affan'ın Peygamber'den (s.a.s.) naklettiği rivayet:

“Mehdi, amcam Abbas'ın çocuklarındandır.” (Taberi, 1428/2/406; Münavi, 1416/6/342) Bu içerikte başka bazı metinlerde de rivayetler nakledilmiştir. (Heyetu'l- İlmiye, 214-1428/1/199)

Bu rivayetlerle ilgili olarak birkaç husus dikkate değerdir:

a) Bu rivayetler senet açısından tartışılmaya bile değmez. Ebu Abdullah Zehebi ilk rivayet hakkında şöyle demiştir: “Bu rivayetin afeti Muhammed bin Muhalled Attar'dır. Hatib Bağdadi'nin zayıflığından söz etmeden onu nakletmesi şaşkınlık vericidir. Bunun sebebi belki de zayıflığının aşikâr olmasıdır.”

Celaleddin Suyuti de bunu uydurma hadislerden saymıştır. (Suyuti, 1/435) Bazıları da bu rivayeti garip ve münker kabul etmiştir. (Gammari el-Mağribi, 1380/566, Heyetu'l-İlmiye, 1428/206)

İkinci rivayet Zehâiru'l-Ukbâ'da mürsel olarak nakledilmiştir. (Taberi, 1428/2/406)

Bu konuda en meşhur olan üçüncü rivayetin senedinde de Muhammed bin el-Velid Kuraşi bulunmaktadır. O, bunu rivayet eden tek şahıstır. (Heytemi el-Mekki, 1425/206) İbn Adî da onun hadis uyduran bir kişi olduğunu söylemiştir. İbn Cevzi de şöyle demiştir: “Bu rivayetin ricalinde Muhammed bin Velid bulunmaktadır. İbn Adî onun hakkında ‘Hadis uyduruyor, senetleri ve metinleri değiştiriyordu' demiştir.” (Zehebi, 4/59)

İbn Ebi Maşer, onu ‘kezzab' (çok yalancı) diye adlandırmış, Semhudi de ‘hadis uyduran' diye nitelemiştir. (Münavi, 1416/6/342) Diğer rivayetlerin de bu tür sorunları bulunmaktadır. (Heyetu'l-İlmiye, 1428/1/212)

b) Bu rivayetler, tevatür derecesine ulaşan ve vaat edilen Mehdi'nin Peygamber'in (s.a.s.) zürriyetinden ve Hz. Ali ile Hz. Fatıma'nın soyundan geldiğini belirten rivayetlerle uyumsuzdur. Bu rivayetlerin özellikle de senet açısından taşıdığı sorunlar sebebiyle son olarak zikredilecek rivayetlerin karşısına konamayacağı ve tevil edilememeleri halinde reddedileceği açıktır.

Semhudi, Suyuti'nin Camiu's-Sağir'de naklettiği “Mehdi, amcam Abbas'ın çocuklarındandır” şeklindeki hadis hakkında şöyle demiştir: “Bundan önce ve sonra gelen ve Mehdi'nin Peygamber'in (s.a.s.) Ehl-i Beyt'inden olduğunu belirten hadisler daha sahihtir.” (Munavi, 1416/6/342)

Şevkani de demiştir ki “Mehdi'nin Peygamber'in (sas) soyundan geldiğini belirten hadisler tercihe daha layıktır.” (Kannuci el-Buhari, 1407/135 ve Heyetu'l-İlmiye, 1428/1/212)

Şemseddin Seffarini ise şöyle demiştir: “Bu rivayetler, Mehdi'nin Peygamber'in (s.a.s.) zürriyetinden ve Fatıma'nın soyundan olduğuna dair hadisleri reddedemez. Çünkü bu yöndeki hadisler daha çok ve daha sahihtir. Hatta ümmetin hafızları ve hadis imamlarının seçkinleri Mehdi'nin Hz. Peygamber'in soyundan olduğunu belirten rivayetlerin mütevatir bir şekilde Peygamber'den nakledildiğini söylemiştir. Dolayısıyla onları bırakıp diğerlerini kabul etmeye izin yoktur.” (Seffarini, 2/3 ve Heyetu'l-İlmiye, 1428/1/205)

c) Bazı âlimler bu rivayetlere birtakım izahlar getirmiştir.

Birincisi: Mehdi'nin soyunun Abbas'a dayandırılması, babası yönüyle değil, annesi yönüyledir. (Heyetu'l-İlmiye, 1428/1/205, 206 ve 212) Yani Abbas'ın hanımı Ummu'l-Fadl, İmam Mehdi'nin dedesinin annesiydi. Dolayısıyla Mehdi'nin onun çocuklarından olduğuna dair iddialar yersiz değildir. (Tabersi Nuri, 1377/197)

İkincisi: Bu rivayetlerdeki Mehdi, üçüncü Abbasi halifesi olan Mehdi'dir. (Heytemi el-Mekki, 1425/206) Bununla birlikte rivayetlerdeki Mehdi'nin yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İsa bin Meryem'in O'nun arkasında namaz kılacağı şeklindeki ifadeler bu rivayetle uygunluk göstermiyor.

Üçüncüsü: Bu rivayetlerden bazıları hakkında İbn Abbas'ın “Mehdi bizdendir” demesi ile ilgili olarak şu söylenebilir: Onun maksadı vaat edilen Mehdi'nin hususi olarak Abbas Oğullarından değil, Haşim Oğullarından olduğudur. Çünkü ondan Ümeyye Oğulları ve diğerleri karşısında Haşim Oğullarından olmakla övündüğüne dair çok sayıda rivayet bulunmaktadır. (Heyetu'l- İlmiye, 1428/1/216)

Dördüncüsü: Birçok rivayette vaat edilen Mehdi'nin Abbasi ailesinden değil Ali'nin (a.s.) ailesinden olduğu ve Abbasilerin hükümranlığından sonra kıyam edeceği açıklanmıştır. (Age. 219-223)

İmam Mehdi (Allah zuhurunu tez kılsın) İmam Hüseyin'in mi yoksa İmam Hasan'ın mı soyundandır?

Yazının başında da söylendiği gibi Şia ve Ehl-i Sünnet tarafından rivayet edilen birçok hadiste vaat edilen Mehdi'nin İmam Hüseyin'in soyundan olduğu açıklanmıştır. Elbette bazı rivayetlerde O'nun İmam Hasan'ın neslinden geleceği de belirtilmektedir.

Ehlibeyt İmamları (a.s.), İmam Bakır'dan On İkinci İmama kadar anne tarafından İmam Hasan'a mensuptur. Çünkü İmam Bakır'ın annesi, İmam Hasan'ın kızıdır. Bu rivayetler çerçevesinde Şia âlimlerinin tamamı, Ehl-i Sünnet âlimlerinin de birçoğu İmam Mehdi'nin baba tarafından İmam Hüseyin'e mensup olduğuna inanmaktadır.

İmam Mehdi, İmam Hasan Askeri'nin oğludur; İmam Hasan Askeri, İmam Ali Naki'nin; İmam Ali Naki, İmam Muhammed Taki'nin; İmam Muhammed Taki, İmam Ali bin Musa er-Rıza'nın oğludur; İmam Rıza, İmam Musa Kazım'ın oğludur; İmam Musa Kazım, İmam Cafer Sadık'ın oğludur; İmam Cafer, İmam Muhammed Bakır'ın oğludur. İmam Bakır da İmam Ali bin Hüseyin'in (as) oğludur.

Fakat Ehl-i Sünnet'ten gelen bazı rivayetlerde vaat edilen Mehdi'nin İmam Hasan'ın sülbünden olduğu bildirilmiştir. Bazı Ehl-i Sünnet âlimleri de (muhtemelen meşhur olan görüş de budur) vaat edilen Mehdi'nin İmam Hasan'ın soyundan geldiği inancındadır.

Ebu Davud'un rivayet ettiğinde göre Müminlerin Emiri, İmam Hasan'ı işaret ederek şöyle buyurmuştur:

“Bu oğlum (İmam Hasan) seyyiddir, Peygamber de O'nu bu şekilde vasfetmiştir. Onun sülbünden bir kişi dünyaya gelecektir. Adı Peygamber'in adıyla aynı olacak, ahlakı O'nun gibi olacak; hilkatiyse O'na benzemeyecek ve yeryüzünü adaletle dolduracaktır.” (Ebu Davud, 306/8/1418/H. 4290)

İbn Hacer bu rivayeti esas alarak vaat edilen Mehdi'nin İmam Hüseyin'in soyundan geleceğine dair rivayetleri temelsiz saymıştır. Vaat edilen Mehdi'nin İmam Hasan'ın soyundan olduğu iddiasını temel alarak şöyle söylemiştir: “İmam Hasan ümmete şefkat gösterip Allah'ın rızası için hilafeti bıraktı, bu yüzden hak hilafete şiddetle ihtiyaç duyulacağı zaman Allah, hak hilafet için kıyam edecek olan şahsı yeryüzünü adaletle doldurması için O'nun evladından biri kılacaktır.”

O, bu rivayete dayanarak vaat edilen Mehdi'nin İmam Hasan Askeri'nin oğlu olan On İkinci İmam olduğu yönündeki Şii inancını yanlış kabul etmekte ve şöyle demektedir: “Sahih rivayetlere göre Mehdi'nin babasının adı Peygamber'in babasının adıyla aynıdır. Bu ise Şia'nın inancıyla uyuşmamaktadır. Çünkü On İkinci İmamın babasının adı, Peygamber'in babasının adıyla aynı değildir.” (Heytemi el-Mekki, 208/1425)

İbn Hacer'in bu sözleri şu açılardan eleştiriye açıktır:

1- Ebu Davud'un rivayetinin senedi sorunludur. Çünkü o “Bu hadisi bana Harun bin Muğire nakletti” demiştir. Yani bu hadisi kimin rivayet ettiği belli değildir.

2- Cezeri Şafii, Esne'l-Menâkıb adlı kitabında bu hadisi Ebu Davud'dan nakletmiş ve o hadiste Hasan yerine Hüseyin adı geçmektedir. Dolayısıyla Ebu Davud'un rivayetinin naklinde çarpıtma ihtimali uzak değildir.

3- Farz edelim ki vaat edilen Mehdi'nin İmam Hüseyin'in çocuklarından olduğuna dair rivayetin senedi (ki Ehl-i Sünnet kaynaklarında nakledilmiştir) eksik olsun. Bu durum da Şii inancının yanlış olduğunun kanıtı olmayacaktır. Zira bu husustaki Şia rivayetleri sahih ve mütevatirdir.

4- Birçok Ehl-i Sünnet âlimi bu konuda Şiilerle aynı görüştedir. Nitekim Ebu Nuaym İsfehani (ö. h. 430) Mehdi Hakkında Kırk Hadis kitabında' şöyle demiştir: ‘‘Altıncı hadis, Mehdi'nin Hüseyni olduğu hakkındadır.” O, daha sonra Huzeyfe'nin hadisini nakletmiş ve şöyle demiştir: “Peygamber bize bir hutbe verdi ve sonra buyurdu ki dünyanın ömründen bir gün dahi kalsa Allah o günü benim evlatlarımdan, benim adımı taşıyan bir kişiyi seçinceye kadar uzatacaktır. Bunun üzerine Selman, ‘Ey Allah'ın Resulü, hangi evlatlarından biri?' diye sordu. Peygamber, (s.a.s.) Hüseyin'in elini tuttu ve ‘Bu evladımdan' dedi.'' (Hafız Ebu Nuaym İsfehani, 48/1432) 

Hafız Ebu Abdullah Kenci Şafii (ö. h. 658) el-Beyân fi Ahbâri Sâhibi'z-Zemân adlı kitabının 9. bölümünü bu konuya ayırmış ve şöyle demiştir:

“9. bölüm, Peygamber'in Mehdi'nin İmam Hüseyin'in çocuklarından olduğuna dair açıklaması hakkındadır.” O, daha sonra Ebu Said el-Hudri'den naklen şöyle rivayet etmiştir:

“Peygamber-i Ekrem (s.a.a.) hasta olmuştu. Fatımatu'z-Zehra O'nu ziyarete geldi. Ben Peygamber'in sağ tarafında oturuyordum. Hz. Fatıma, Peygamberimizi (s.a.a.) zayıflamış görünce ağladı. Peygamber (s.a.a.): ‘Neden ağlıyorsun? Allah'ın yeryüzüne bakıp babanı peygamber seçtiğini, sonra yeryüzüne bakıp eşini seçerek bana vahyettiğini, sonra benim seni O'na eş olarak verdiğimi, O'nu kendime vasi kıldığımı bilmiyor musun? Bilmiyor musun ki baban ilahi kerametin ışığında en bilgili, en halim ve İslam'da en öncü kişiyi sana eş yaptı?' Hz. Fatıma neşelenip mutlu oldu.”

Ebu Said, daha sonra Peygamber'den (s.a.a.) Müminlerin Emiri Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'in fazileti hakkında başka bir rivayet nakletmiştir. O hadisin sonunda şöyle denmektedir: “Hz. Peygamber (s.a.a.), elini Hüseyin'in (a.s.) omzuna vurarak, ümmetimin Mehdi'si bunun neslindendir buyurdu.” Hafız Kenci şöyle demiştir: Darukutni, hadisin cerh ve tadilini bu şekilde rivayet etmiştir. (Kenci Şafii, 119/1339-120)

Muhibuddin Taberi (ö. h. 694) de daha önce Ebu Nuaym'den naklettiğimiz Huzeyfe bin Yeman'ın rivayetini tekrarlamış ve şöyle demiştir: “Daha önce ‘mutlak' şekilde naklettiğimiz (Mehdi'nin Hz. Fatıma'nın çocuklarından olduğu) bu ‘mukayyede' hamledilir.” (Taberi, 107/2/1428) Yani Mehdi, İmam Hüseyin'in çocuklarındandır. Birçok Ehl-i Sünnet âlimi, Hz. Mehdi'nin İmam Hasan el-Askeri'nin oğlu olduğu, gaybette bulunduğu, gelecekte Allah'ın izni ile zuhur ederek dünyayı adaletle dolduracağı görüşüne karşı değildir. Dolayısıyla onlar vaat edilen Mehdi'nin İmam Hüseyin'in çocuklarından olduğunu kabul etmektedir.

Babasının adı

Daha önce de belirttiğimiz gibi vaat edilen Mehdi'nin babasının adı Hasan'dır. Ancak Ehl-i Sünnet kaynaklarında yer alan birçok hadiste Peygamberimizin (s.a.s.) Mehdi'yi tanıtırken şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Onun ismi benim ismim, babasının ismi de babamın ismidir.”

Bu rivayetleri değerlendirirken birkaç noktaya değinmek gerekir:

1- Rivayetlerin çoğunda “Babasının ismi babamın ismidir” ifadesi geçmiyor. Ebu Davud bu hadisi beş kanaldan rivayet etmiştir ve bunun üçünde söz konusu ifade yoktur, sadece “Onun ismi, benim ismimdir” ifadesi bulunmaktadır. (Ebu Davud, 306/4/1418/H.4282) Tirmizi de bu hadisi Abdullah bin Mesud, Ali bin Ebu Talib, Ebu Said el-Hudri, Usame ve Ebu Hureyre'den nakletmiştir ve bu rivayette “Babasının ismi, babamın ismidir” ifadesi yoktur. (Tirmizi, 611/1421 ve İbn el-Munadi, 230, 231) Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde de bu hadis mükerrer olarak nakledilmiştir ve onların hiçbirinde “Babasının ismi, babamın ismidir” ifadesi yoktur.

Hafız Abdullah Kenci Şafii, bu konuda şunları söylemiştir:

“Tirmizi'nin naklettiği hadiste “Babasının ismi babamın ismidir” ifadesi yoktur. Ebu Davud da bu ifadeye yer vermemiştir. Büyük hadis ravileri, hafızları ve güvenilir nakilciler yalnızca ‘İsmi benim ismimdir' ifadesini nakletmiştir.

İmam Ahmed, rivayet nakillerinde gösterdiği dikkatle bu hadise Müsned'inde defalarca yer vermiştir ve bunların hepsinde yalnızca “İsmi benim ismimdir” ifadesi yer almaktadır. Ebu Nuaym, Menâkıbu'l-Mehdi'de bu hadisi birçok kişi aracılığıyla Asım bin Ebi'l-Cunud'dan, Zer'den ve Abdullah bin Mesud'dan, o da Hz. Peygamber'den nakletmiştir. Bunların hiçbirinde “Babasının ismi babamın ismidir” şeklinde bir ifade geçmemektedir.

Bu kişiler şunlardır: Süfyan bin Uyeyne, Katar bin Halife, A'meş, Ebu İshak Süleyman bin Firuz Şeybani, Hafs bin Ömer, Süfyan Sevri, Şu'be, Vasıt bin Haris, Ebu Şeybe, Süleyman bin Karm, Cafer Ahmer, Selam Ebu Munzir, Ebu Şehab Muhammed bin Karm, Ömer bin Ubeyd Tanafisi, Ebubekir bin Ayyaş, Ebu'l Mechaf Davud bin Ebi'l-Avf, Osman bin Şibrime, Abdulmuttalib bin Ebu Uyeyne, Muhammed bin Ayyaş, Amr bin Kays Melayi, Ammar bin Zerik, Abdullah bin Hekim bin Cebir Esedi, Ömer bin Abdullah bin Beşer, Ebu'l Ahvas, Sad bin el-Hasan bin Uht Salebe, Muaz bin Haşim, Yusuf bin Yunus, Galib bin Osman, Hamza ez-Zayyat, Şeyban, Hakem bin Haşim.

Amr bin Merre de bu hadisi Zer'den rivayet etmiştir ve onların hiçbirinde “Babasının ismi babamın ismidir” ifadesi yoktur. Ancak Ubeydullah bin Musa, onu Zaide'den o da Asım'dan rivayet etmiştir ki bu rivayette “Babasının ismi babamın ismidir” ifadesi yer almaktadır. Hafız Ebu'l-Hasan, Muhammed Hüseyin bin İbrahim bin Asım bin Âbıri, Menâkıbu'ş-Şafii adlı kitapta hadisi vaat edilen Mehdi'nin kıyamı ile ilgili olarak ve “Babasının ismi babamın ismidir” ifadesini ekleyerek nakletmiştir. Akıl sahipleri, bu eklemenin hadis imamlarının icması karşısında herhangi bir itibarı olmadığı konusunda tereddüt etmemektedir.”  (Kenci Şafii, 93/1339/96)

Hadisçilerin bu grubunun, söz konusu cümleyi nakletmekten gaflet göstermiş olması ihtimali makul değildir. Bunun önemli olmamasından dolayı onu bilerek nakletmemiş olmaları ihtimali de reddedilmiştir. Çünkü kuşkusuz söz konusu cümle, özel bir anlam yüküne ve vaat edilen Mehdi'nin soyunu tanımada önemli bir role sahiptir.

2- Şu, uzak bir ihtimal değildir: “Babasının ismi babamın ismidir” şeklindeki ifade ‘Nefs-i Zekiyye' lakaplı Muhammed bin Abdullah bin Hasan'ın kıyamına ya da Mansur Abbasi'nin oğlu ve ‘Mehdi' lakaplı Muhammed bin Abdullah yönetimine meşruluk kazandırmak için uydurulmuştur. El-Fahri fi'l-Adabi's-Sultaniyye ve'd-Duveli'l-İslamiyye kitabının müellifi gibi tarihçiler şöyle demiştir:

“Abdullah, oğlu Muhammed'in vaat edilen Mehdi olduğu inancını halk içerisindeki bazı kesimlere empoze diyordu ve ‘Babasının ismi babamın ismidir' ifadesini rivayet ediyordu.” (Safi Golpayegani, 204/2/1427 ve Mervezi el-Alevi, 165-166)

3- Söz konusu rivayet, vaat edilen Mehdi'nin babasının adının ‘Hasan' olduğunu ifade eden birçok Şii ve Ehl-i Sünnet kaynaklı rivayetlerle çelişmektedir.

İzah ve teviller

Bazı görüş sahipleri “Babasının ismi babamın ismidir” cümlesiyle ilgili olarak aşağıda zikredilen bazı izah ve teviller getirmişlerdir. Bunların doğru olduğu varsayıldığında bunlar, diğer rivayetlerle uyumlu hale gelmektedir.

1- ‘Eb' (Baba) kelimesinden maksat, atadır. Zira Arapçada ata yerine baba kelimesinin kullanılması yaygındır. Kur'an-ı Kerim'de de ‘Babalarım (Atalarım) İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum.' (Yusuf:38) örneğinde olduğu gibi bu tür kullanım mevcuttur. Ayrıca ‘künye' için ‘isim' kelimesi de kullanılır. Nitekim Hz. Ali'den Peygamber'in onu ‘Ebu Turab' diye adlandırdığına ve hiçbir ismin kendisi açısından bundan daha sevimli olmadığına dair bir rivayet vardır. Dolayısıyla burada ‘Babasının ismi'nden maksat, atasının künyesidir. İmam Hüseyin'in (a.s.) (Ebu Abdullah) künyesi, Peygamber'in (s.a.a.) babasının adıyla aynıdır. (Kuraşi Şafii, 318/1412/-319) Bu izah sorunu ortadan kaldırmıyor. Çünkü İmam Hüseyin'in künyesi olan Ebu Abdullah, Abdullah'tan farklıdır.

2- İmam Hasan Askeri'nin (a.s.) künyesi, ‘Ebu Muhammed'dir. Peygamber'in babası da Ebu Muhammed'dir. Dolayısıyla İmam Mehdi'nin babasının künyesi ile Peygamber'in babasının künyesi aynıdır. İsimden maksat da künyedir, zira künye de isme dahildir.

Bu izahın sorunu da şudur: Ebu Muhammed, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) babasının künyelerinden biri olarak nakledilmemiştir.

3- İfade aslında “İsmi, benim ismim ve babamın ismidir” şeklindedir. Çünkü bazı rivayetlerde İmam Mehdi'nin isimlerinden birinin de Abdullah olduğu rivayet edilmektedir. (Safi Golpayegani, 205/2/1419) Dolayısıyla hadis, vaat edilen Mehdi'nin Peygamberle ve Peygamber'in babasıyla aynı isimde olduğunu ifade etmektedir. Fakat ravi buna dikkat etmediği için hadis ona anlamsız gözükmüş ve o da bunu anlaşılır kılmak için ‘babasının ismi' ifadesini eklemiştir. (Age.)        

Bu izah da sadece bir ihtimale dayanmaktadır. Bunu teyit eden bir kanıt bulunmamakla birlikte çelişki sorununu ortadan kaldırmaktadır.

4- İfadenin aslında “Oğlunun ismi babamın ismidir” şeklinde olması muhtemeldir. Zira rivayetlerde geçtiğine göre İmam Mehdi'nin oğullarından birinin adı ‘Abdullah'tır. Ayrıca künyesi de ‘Ebu Abdullah'tır. Fakat bu rivayette ‘oğlu' kelimesi ‘babası' kelimesi şeklinde değiştirilmiştir. (Age.)

5- İmam Hasan Askeri'nin (a.s.) iki ismi vardır: Hasan ve Abdullah. Bunu, Kifâyetu'l-Muvahhidinkitabının yazarı Nuri Tabersi ve Şehabeddin Devletabadi Hidâyetu's-Suedâ adlı kitabında Ehl-i Sünnet âlimlerinden nakletmiştir. Bu izahla “Babasının ismi babamın ismidir” ifadesinde hiçbir sorun kalmamaktadır. Eğer söz konusu rivayet kabul edilirse bu izah diğer izahların tamamından daha üstündür.

Sonuç

1- Hz. Peygamber'den ve Ehl-i Beyt'ten (a.s.) yapılan birçok rivayete göre Mehdi-i Mevûd, İmam Hasan Askeri'nin (a.s.) oğludur ve Peygamber'le (s.a.a.) aynı adı taşımaktadır. Baba tarafından İmam Hüseyin'in atasının annesi olan Fatıma bintu'l-Hasan tarafından İmam Hasan Mücteba'ya mensuptur. Dolayısıyla O, Hz. Fatıma'ya, Hz. Ali'ye, Peygamber'in ıtretine (nesline) ve Ehl-i Beyt'ine mensuptur.

2- Bazı Ehl-i Sünnet rivayetlerinde İmam Mehdi, Abbas bin Abdulmuttalib'in soyundan bir kişi olarak tanıtılmıştır. Bu rivayetler senet açısından zayıftır ve İmam'ın Peygamber'in soyundan geldiğine dair rivayetlerle de çelişmektedir. Ayrıca bazı Ehl-i Sünnet âlimleri, İmam Mehdi'nin Peygamber'in soyundan olduğuna dair rivayetleri daha sahih kabul etmektedir. Senedinin zayıflığı göz ardı edilse bile şu izah yapılabilir. Bu rivayetteki Mehdi'den kasıt Abbasi halifesi Mehdi'dir ve bu rivayet halife için uydurulmuştur.

3- Bazı rivayetlerde İmam Mehdi'nin İmam Hasan Mücteba'nın sülbünden olduğu geçmektedir. Bu rivayetler hem senet açısında zayıftır hem de Ehl-i Sünnet tarafından kabul görmemiştir. Bunların kaynakları arasında İmam Hasan'ın soyundan gelen İmam Mehdi'nin bir oğluna işaret edilmiştir.

4- “Babasının ismi babamın ismidir” şeklindeki rivayet Ehl-i Sünnet kaynaklarının çoğunda yoktur. Bu rivayetlerde yalnızca “İsmi benim ismimdir” ifadesi geçmektedir. Bu konuda yapılan izahlara da makalede değinilmiştir.

Ali Rabbani Golpayegani

medyaşafak

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun