Siyaset İhtiras Kontrolü

  • GİRİŞ11.04.2016 13:27:34
  • GÜNCELLEME11.04.2016 13:27:34

Allah'ın adıylaİnsanlık tarihi Firavun örneğinde olduğu gibi nice kötü yöneticilere tanık olmuştur. Bu gibiler iktidara geldiklerinde ihtiraslarına yenik düşüp oluşturdukları sömürü düzenlerinin devamı için halka zulmetmeyi kendilerine bir hak olarak görmektedirler. Halkı güdülmesi gereken bir teba, halkı mümeyyiz olmayan bir güruh olarak gördükleri için hukuk tanımaz bir psikolojiye sahiptirler. İnsan muktedir veya bir makam sahibi olmaya görsün hemen ihtirasa ilişkin duygular devreye girmeye başlar. Yakın tarih ve günümüz siyasilerin en büyük sorunlarından biri de ihtiras sahibi ve muhteris olmalarıdır. İktidara gelip güçlendikçe halka yönelik duruş ve tavırları da ne yazık ki değişebilmektedir. Özellikle ülkemizde nam-ı diğer Firavun örneğinde olduğu gibi çokça halkına zulmeden despot siyasiler gördük.“Kötü yöneticiler bir ülke yönetimini ellerine geçirdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar. İşte onlar böyle yaparlar.“ Neml:34)Kadim tarihten günümümüze kadar insan topluluklarının iktidar ilişkisine baktığımızda âyette belirtildiği gibi nice kötü yöneticiler baskı ve zulüm politikalarıyla hükmettikleri halkların insanlık onurlarını ayaklar altına aldıklarını, onları kendi sistem ve ideolojilerinin kölesi yaparak hor ve aşağılık kıldıklarını görmekteyiz. Günümüzde de bunun örnekleri çoktur. Bu olay bir de mefhum-u muhalifinden değerlendirecek olursak, yani Allah Resulü’nün (s.a.a) Medine’de tesis ettiği İslâm Devleti’nin temel kriterlerine uyulacak olursa, yöneticiler bu ilkeleri kaale alacak olursa hiç kuşkusuz o belde güllük gülistanlık olur. İnsanlar güvenlik, huzur ve sefâ içerisinde, insan onuruna yaraşır bir şekilde güzel bir hayat sürerler. O belde âdeta yeryüzü cenneti olur.Biraz açacak olursak, Sevgili Peygamberimiz (s.a.a) Mekke’de İslâm hukukunu icra imkânı bulamayınca Allah Teâlâ’nın emriyle Medine’ye hicret etmiş ve ilk iş olarak orada din adına toplumsal bir doku oluşturmak için İslâm Devleti’nin temellerini atmıştı. Hıristiyan, Yahudi ve paganistlerin de içerisinde bulunduğu Medine’nin önde gelen – hatırı sayılır kişilerinden oluşturduğu bir komisyonla 52 maddelik bir vesika hazırlayıp ilk Anayasal düzenin inkişafını başlatmış oldu. Daha sonraları “Asr-ı Saadet” veya “Medine-i Fazıla” olarak anılan bu zaman diliminde, Kûr’ân’ın ön gördüğü medeniyet projesi bizzat Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.a) önderliğinde hayata geçirildi.Bu nebevî örneklikten anladığımız kadarıyla adil ve temiz siyaset Müslümanların olmazsa olmaz şiarı olmalıdır. Bunu uygulamaya koyacak olanlar da hakkaniyet sahibi, ihtiraslardan arınmış, liyakatli, halkın maslahatını gözeten ve hassasiyet sahibi adil yöneticiler olmak durumundadır. Şu bir hakikat ki siyaset bir peygamber mesleği olarak kutsaldır. Zira “halka hizmet, hakka hizmettir.” Görüldüğü gibi böyle bir siyaset ibadete evrilmektedir. Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.a) uyarı ve muştu mahiyetinde üç tane hadis-i şerifini aktarmış olalım:“Adil yöneticiler Allah’ın en sevgili kullarıdır, onlar cennette nûrdan minderler üzerindedir.““Şiddetli azaba çarptırılacak olanlar halka zulmeden zalim idarecilerdir.““Adil yöneticiler cennette bana komşu olacaktır ve Allah Subhanehu ve Teâlâ onlara şefaat yetkisi verecektir.“ İmâm Ali’nin (a.s) Malik Eşter’i Mısır’a vâli tayin ettiğinde kendisine verdiği talimat mektubuna baktığımızda Müslüman bir yöneticide olması gereken haslet ve özellikler çok güzel bir şekilde ortaya serdedilmiş oluyor. Somut örnek teşkil etmesi bakımından söz konusu talimatnameden bir iki paragraf aktarmış olalım:“Hevâ ve hevesine (ihtirasa ilişkin duygularına) hakim ol, sana helâl olmayan şeyleri yapma. Nefsini bunlara meylettirme. Nefsini kötülükten alıkoymak, sevdiğin yahut nefret ettiğin şeylerde ona hakim olmak, ona insafla muamelede bulunmaktır. Her zaman haddini bilmelisin. Kendi haddini bilmeyen yönetici halkın hukukuna riayet etmez. Kendine adil olmayı ve temiz işleri misyon edin, en fazla sevdiğin azık sence bu olsun.”“Halkın yönetim işini senin emrine vermiş, onlarla seni sınamaya uğratmış olan Allah’ın azametiyle boy ölçüşmeye, O’nun kudretine kendi gücünü-kuvvetini benzetmeye kalkışma. Böylesi bir tutumla Allah ile savaşmaya kalkışmış olursun. Oysa Allah, kullarına zulmedenin düşmanıdır. Allah, kendisiyle düşmanlığa girişenin delilini batıl eder. Allah her ihtiras sahibi zorbayı hor ve hakir kılar, her ululananı alçaltır.”“Sakın ola ki, ‘Ben onlara buyruk verenim, emrime uyulması gerek‘ demeye kalkışma. İhtirasına kapılıp onlara tepeden bakma. Böylesi bir tutum gönle gurur verir, dinî hassasiyeti gevşetir, nimeti bozar. Gönlüne böyle bir vesvese gelirse, güç ve kuvvetinin üstünde olan Allah’ın güç ve kudretini hatırla, O’nun azameti karşısında kendi aczini gör. Bu asi olan, başkaldıran, serkeşlik eden nefsini yatıştırır, kibrini, gururunu giderir ve aklını başına getirir.” “Öfkeli davranmaktan sakınmalısın. Her hâlükârda kendine sahip olup dilini tutmalısın. Öfkeli iken ceza vermekten sakın, vereceğin hükmü tehir et. Kızgınlığın yatışsın ki müsbet ve adil kararlar veresin. Halka merhametle muameleyi kendine âdet edin; onları sevmeyi, onlara nezâket duyguları besleyip, onlara lütfetmeyi huy edin. Başarıyı sert mizaçlılıkta asla aramayasın. Müslüman olsun veya olmasın herkese adil davranmalısın. Zira onların birkısmı dinde seninle kardeştir, diğer bir kısmı ise yaratılışta seninle eşittir.”“Memurlarını seçerken daha önce zalim yöneticilere hizmet etmemiş, mazlumlara karşı zulümlerden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat et. Doğru, dürüst, çalışkan, güvenilir ve hamiyetperver kişileri yardımcın olarak seç. Çıkar ummadan, korkmadan cesurca gerçekleri söyleyebilenleri tercih et. Taraf tutma, hısım kayırma. Bu tür davranışlar seni zulme ve despotluğa çeker.”İmâm Ali’nin (a.s) Malik Eşter’e yazdığı talimatnameden aktardığımız bu birkaç paragrafta da görüldüğü üzere Müslüman yöneticide zerre miskal ihtiras olmaması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.a) bir hadis-i şeriflerinde, “Ben yüce ahlâkı tamamlamak üzere görevlendirildim” diye buyurmaktadır. İslâm efradını cami ağyarını mani özelliği ile bir paket programdır. Bu rogram siyasetten bireysel yaşama kadar hayatın her alanını kapsamaktadır. İşte ahlâk da böyledir insan hayatının her alanını kuşatmaktadır. Siyaset ve siyasî liderler bundan beri ve azade değildir. Özellikle makam ve mevki sahibi olan herkes bu ahlâka riayet etmeli ki, ihtiraslarına kurban gitmiş olmasınlar. Hadislerde de bildirildiği gibi, “İslâm güzel huydur,” “İslâm güzel ahlâktır.”Bir hadis-i şerif daha var ki orada, “Ey insanlar Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanın” diye buyrulmaktadır. İlk anda bu hadis insane tuhaf gelebilir “Allah’ın ahlâkı” ne demek diye. Kûr’ân’ı tetkik ettiğimizde bunu “ilâhî değerler bütünü” olarak görüyoruz. Bu değerleri kuşandığımızda Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmış olacağız. Bir başka deyiş ile ise ilâhi değerler bütününü kuşandığımızda “Allah’ın boyası” ile boyanmış olacağız. “Allah’ın boyası (Sibgatullah), boyaların en güzelidir, onunla boyanınız.” (Bakara:138)İlâhî değerler bütününden uzaklaşan insanlar kendilerini müstağni görmeye başlar. Özellikle makam ve siyasî erk sahibi olanlarda bu hastalık daha fazla görülmektedir. Makam sahibi elindeki imkânlardan dolayı kendinde güç olduğunu vehmeder. Kendisini dünyayı eline geçirecek kudrette görür. Oysa büyük bir yanılsama içerisindedirler ve fakat farkında değillerdir. Güç bazılarına alkol etkisi yapar. Sarhoş kimse cesur olur. İktidar imkanlarından yararlanan densiz kişiler de kendilerini çok güçlü hissederler. Firavun da bir zamanlar Musa peygambere karşı kendisini müstağni görmüştü ama akibeti sularda boğulmak olmuştu. Saddam’da kendisini müstağni görüyor ve dünyaya meydan okuyordu. Sonunda endisini bir keler deliğinde zelil bir şekilde buldular. Ve zillet içerisinde asılıp gitti. Kaddafi’nin sonu da Saddam’ınkinden beter oldu. İmâm Ali (a.s) buyuruyor ki: “Allah her ihtiras sahibi zorbayı hor ve hakir kılar, her ululananı alçaltır.” Günümüz siyasileri mutlaka İmâm Ali’nin (a.s) Malik Eşter’e yazdığı talimatnameyi okumalıdır. Bu talimatname her ne kadar nasihat içerikli olsa da aynı zamanda kurallar manzumesidir. Bizim makam mevki sahiplerimize ve hassaten siyasilerimize son söz olarak söyleyeceğimiz o ki: Bu değerli nasihatleri, bu paha biçilmez kuralları ne kadar kaale almazsanız kendinize o kadar yazık etmiş olursunuz.

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun