Unutulan D-8 Projesi

  • GİRİŞ01.07.2018 07:55:00
  • GÜNCELLEME01.07.2018 07:55:00

 Siyasî partiler seçim sath-ı mahalline girdiklerinde halkın beklentilerine göre vaatlerde bulunurlar. Özellikle ekonomi, güvenlik , eğitim, sağlık, ulaşım ve istikrara ilişkin taahhütleri dile getirirler. Vaadleri genellikle bunlarla ilgili konulardır. Siyasilerin 24 Haziran seçiminden önceki konuşmaları da bu minval üzere oldu.

Peki sormuş olalım: Siyasiler halkın gerçek beklentilerini biliyorlar mıydı ki, sadece bu ve benzeri konuları dile getirmekle yetindiler. Veya halkın büyük çoğunluğu imana taalluk eden beklentilerini sineye mi çekmişlerdi? Lafı uzatmadan açıkça ifade edecek olursak, İslâm ümmetinin birliğine dair bizim bir beklentimiz olmamalı mı?

Bu sorumuz hem Müslüman halkımıza, hem siyasileredir. Kısmen dile getirilen bölge istikrarı ve bölge güvenliği ile alakalı konular da vardı. Ancak bizim önceliğimiz D-8’e ilişkin kalıcı çözümlerdir. Lokal istikrar, lokal güvenlik pansumandan başka nedir ki?

İslâm ümmeti bünye olarak 57 ulus devlete bölünmüş (darmadağınık perişan) bir vaziyette. Pansuman değil, köklü bir operasyon, kapsamlı bir yapılanma gerekli değil mi?

Son seçim propagandalarında dikkatimizi çeken bir husus var, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan başka hiçbir siyasi lider D-8 projesini gündemine almadı. Oysa merhum Erbakan’ın hayata geçirmeye çalıştığı bu proje Müslüman halkımızın tümünü ilgilendiren, ilgilendirmesi gereken siyaset üstü bir projedir ve akidemize taalluk etmektedir. Hadi diğer partiler neyse de Millî Görüş kökenli olan AK Parti’nin bu meseleyi gündemine almaması oldukça manidardır. Siz bir zamanlar, her ne kadar, “Milli Görüş gömleğini çıkardık” demiş olsanızda halkımız bunu “takiye” olarak dile getirdiğinize inanıyor ve Erbakan hocanın talebesi olduğunuz için size güvenip “vekâlet” adına oy veriyor. Bunu böyle bilin. Seçmen kitlenin beklentisine göre vaatlerde bulunulduğuna göre, bunun aksi istikametinde bir tutum içerisinde olmanızdan dolayı (mefhum-u muhalif) ifade edecek olursak; demekki AK Parti seçmeninin böyle bir beklentisi yok veya siz işi savsaklıyorsunuz.

Açıkça ifade etmiş olalım ki, bu büyük bir aymazlıktır, hatta büyük bir gaflettir. Bir Müslüman, parti tercih edip oy kullanmaya karar verdiğinde akidesine taalluk eden beklentilerine cevap verecek partiyi tercih etmelidir. Örneğin, imana taalluk eden öncelikli beklentimiz D-8 projesi olmalıdır.

Bildiğiniz gibi D-8, İslâm vahdetini ve bağlantısız ülkelerle işbirliğini hedef alan imani bir projedir. Bu proje eğer hayata geçirilirse başta ABD ve Siyonist İsrail olmak üzere dünyaya tasallut eden emperyal ülkelerin  hegemonyası son bulacaktır. Vahşi kapitalizmin sömürü düzeni bitecektir. Binaenaleyh biz buna hayati bir proje olarak bakıyoruz. Zira bu proje aynı zamanda dünyanın en büyük organizeli terör örgütü olan NATO’nun bölgemizdeki tasallutuna da son verecektir. Çünkü D-8’in hedeflerinden biri de İslâm Ümmeti olarak kendi barış gücümüzü, kendi NATO’muzu kurmamızdır. Merhum Erbakan ısrarla, “İslâm NATO’su” derken bunu kastediyordu. “İşte efendim, bizim ABD ve NATO ile göbek bağımız var, bu iş nasıl olacak?” demiyelim. Yeterki siyasilerimizde merhum Erbakan gibi sağlam bir irade ve basiret olsun gerisi kolay.

Bakınız 80’li yıllarda Yunanistan’da sol fraksiyondan bir parti iktidara geldiğinde bakanlar kurulunu topladılar ve aldıkları kararla NATO’dan derhal çıktılar. Demek istediğimiz o ki, Yunanistan gibi Batı ile göbek bağı ve aynı inanç değeri olan bir ülke, almış olduğu tek celse kararıyla NATO’dan çıkabiliyorsa biz neden çıkmayalım. Yeterki o irade gösterilsin. Bakınız İran bütün ambargo ve kuşatmalara rağmen kıt imkanlarıyla silah sanayisini geliştirerek kendi kendine yeterli hâle geldi. İran İslâm Cumhuriyeti bizim için büyük bir deneyim ve tecrübedir. Aynı zamanda İran D-8’in en güçlü üyesidir. D-8 adına İran ile birlikte atılacak adımlar bizi çok kolay hedefe ulaştıracaktır. D-8 ülkeleri arasında bu işe en çok mütemayil ve iştiyak hâlinde olan kardeş ülke İran’dır.

Eğer biz bu yolda İran ile işbirliği için yürümeye kalkarsak emin olun o bize koşarak gelecektir. D-8 için gösterilecek irade ve atılacak adımlar sadece İslâm alemi için değil, tüm insalık dünyasının maslahat ve menfaatine olacaktır. Bakınız D-8 projesinde ekonomik işbirliği de vardır. Bilindiği üzere vahşi kapitalizm faize dayalı ekonomi anlayışıyla dünyayı sömürüyor. Daha doğrusu üretim araçlarını ve finans kaynaklarını kendi tekellerinde bulunduran burjuva sermayedarları oluşturdukları sömürü düzeniyle dünya Siyonizmine hizmet etmektedir. Rokefeller, Rothschilt ve Soros ailesi bunların başında bulunmaktadır. Örümcek ağı gibi dünyayı saran devasa tröst ve kartellerin başını bunlar çekiyor. Dünyanın finans kaynakları bunların elinde ve bu imkanlar işgalci İsrail’e silah ve mühimmat olarak aktarılmaktadır. Siyonizm ABD’ye de hükmetmektedir. Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi buna yeterli delildir. Bildiğiniz gibi Trump’ın seçim vaatleri bile işgalci İsrail’in güvenliğine ilişkindi.

Bir zamanlar Bush Irak’ı bombalamaya karar verdiğinde ne demişti? “Ya bizimlesiniz, ya da karşımızdasınız!” Bakınız Siyonizmin kuklaları tutum, söylem ve demeçlerinde gayet açık ve netler. Merhum Erbakan’da netti. 40 küsur yıllık siyasi hayatındaki söylem ve demeçlerine bakın! Siyonizme ve Batı emperyalizmine karşı tutumu gayet anlaşılır ve açıktı. Bunların dünya halklarını nasıl sömürdüklerini, faize dayalı ekonominin insanları nasıl yoksullaştırdığını açık açık anlatıp durdu. D-8’i kurarken de hedefi, amacı ve gayesi gayet netti. Ve diyordu ki; “Biz sadece İslâm aleminin değil, bütün dünya halklarının saadet ve huzurunu amaçlıyoruz. Bu yüzden biz hak ve hakikat temeline dayalı adil bir dünya düzenini hedefliyoruz...” Merhum Erbakan’ın uygulamak istediği D-8 kısa, orta ve uzun vadeli üç aşamalı bir projedir. D-8’den kasıt kısa vadede 8 Müslüman ülke ile İslâm ekonomi, siyasi ve askeri işbirliğinin adımını atmak. (Türkiye, İran, Mısır, Nijerya, Pakistan, Bangladeş, Endonezya ve Malezya) Bu ülkelerin birlikte hareket ederek oluşturacakları performans ve güçbirliği ile ikinci aşamaya geçip diğer Müslüman ülkeleri bu bünyeye katmak.. Bunun ismi D-60 olmaktadır. (Avrupa Birliği aşama aşama nasıl kuruldu biliyorsunuz! AB’nin bir benzerini biz neden hayata geçirmeyelim? Üstelik ümmet olarak birlik olmamızı dinimiz, akidemiz bize emretmektedir. Rabbimizin emri gereği birlik oluşturmamız imani bir zorunluluktur. “Sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizi Rabbinizim. O hâlde bana kulluk edin.” (Enbiya:92) “Toptan Allahın ipine sarılın. Tefrikaya düşmeyin (ayrılmayın).” (Al-i İmrân:103) Bu ayetlerin hükümlerine rağmen İslâm ülkelerinin kendi aralarında sınır olması sosyal şirktir. Zira bölünmüşlük şirktir. Allah Teâlâ birliği emrediyor, tevhidi ve vahdeti emrediyor, ama birileri “ulus devlet” yapılanması ile araya sınır koyuyor.

Şu gerçeği bilmiş olalım ki, ümmet an itibariyle sosyal şirk içerisindedir.) Üçüncü aşama ise Müslüman ülkelerin haricindeki anti emperyalist - bağlantısız ülkelerle aynı kapsamda işbirliğine gitmek. Bu üçüncü aşamadır, ismi ise D-160’tır. Eğer bu proje hayata geçirilirse hiç kuşkusuz dünyanın bugün mevcut olan makus talihi de değişecek ve dünya huzura kavuşacaktır. İslâm medeniyetinin inkişafı, İslâm uygarlığının dünyaya hakim olması bu projenin hayata geçirilmesine bağlıdır. Bu durum aynı zamanda dünya halklarının güvenlik ve huzurunu da beraberinde getirecektir. İslâm bütün yeryüzü insanlığı için inzal olmuş bir dindir. İslâm bu yüzden evrenseldir. Bütün yeryüzünü kuşatır ve kapsamına alır. Görüldüğü gibi D-8 projesini ötelemek ve askıya almak sadece İslâm ümmetine değil tüm yeryüzü insanlığına karşı “ihmal suçu” işlenmiş olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle aslında bu bir “ihanet suçu”dur. Bu basit bir siyasi aymazlık, siyasi ihmalkarlık suçu değildir. Müslümanların başındaki siyasiler eğer bu işi ele almazlarsa büyük bir insanlık suçu işliyorlar demektir. Bu aynı zamanda akidemize taalluk eden ilâhî bir sorumluluktur. Bazı siyasilerimiz bu dünyadan böylesi bir veballe göçüp gittiler. Önemli olan şimdiki iktidarların bu işe el atması. Aksi takdirde aynı veballe terk-i dünya edecekler. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan her fırsatta, “dünya beşten büyüktür” sözünü dile getirip serzenişte bulunuyor. Bunun ispatı D-8 projesinin hayata geçirilmesine bağlıdır. Buna ilişkin zatıâlinizden talebimiz o ki: “Mademki merhum Erbakan’ın talebesisiniz, o halde onun emaneti olan D-8 projesine sahip çıkın.” Eğer bu projeye sahip çıkılırsa ülkemizi ahtapot gibi saran ABD ve NATO üslerinin eşgüdümlü olarak kapatılma süreci de başlatılmış olacaktır. Unutmayalım 15 Temmuz hain darbe girişimin ardında İncirlik Hava Üssü vardı. 15 Temmuz akşamı halkımızın sokaklara dökülerek verdiği mücadele sadece FETÖ’ye karşı değildi. FETÖ bir maşadır, asıl mücadele ABD ve Siyonist İsrail’e karşı verilmiştir. Öte yandan Malatya’daki Kürecik Radar Üssü’nün gasıp İsrail’e yönelik İran’dan gelebilecek muhtemel bir saldırıyı önlemek amacına matuf olduğunu bilmeyen yok sanırız. Kısacası D-8’in hayata geçirilmesi sadece ülkemizin değil tüm Ortadoğu’nun ABD ve NATO’nun işgalinden kurtulacağı anlamına gelmektedir.

Yorumlar1

  • EBU HUSEYIN 4 ay önce Şikayet Et
    D-8 Projesi sahiplenilmedi. Çünkü o projeyi gerçekleştirmek hür olmaktır. Ne zaman biz kendimizi tanır ve kendi kimliğimize sahip çıkarsak, ne zaman TV ve slogan ümmetçiliğinden çıkıp, gerçek Ümmet olursak ! o zaman O proje gerçekleşir. Ama ilk önce Kendi manevi degerlerimize taviz vermeden sahip çikmalıyız. "Sen kendine deger verki sana deger versinler", "Şeytanin müziği ile dans edersek, şeytanın yeşil takim elbiseli askerleri oluruz", " Musluman ama kim için !!?"
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun