Her Şerrin Altında Bir Hayır Vardır

  • GİRİŞ15.08.2018 13:20:23
  • GÜNCELLEME15.08.2018 13:20:23

Allah’ın Adıyla

Türkiye  ile  Amerika  arasında  yaşanan  gerginliği ve  ekonomik  savaşı bir  papazın tutuklanması ve  yargılanmasından  ibaret  bilmek saflıktır, gelişmelere  yüzeysel  yaklaşmadır.  Son gerginlik, ultimatom ve ek vergiler, ara sıra  hayır demenin ve  bağımsız  hareket etmenin bedelidir. İstiklal ve  bağımsızlık  bedel  ister. Siyasilerimiz, yazar  çizerler   hep  bir  ittifak ve  müttefiklikten  bahsediyorlar. Amerika  hiç  bir  zaman  mukabiliyet esasına dayalı  bir  muttefik  kabul etmez. Amerika  uydu  peşindedir, müttefik değil. Defalarca  Türkiye  ile  ilişkilerinde  bunu  göstermiştir.  Amerika  için Türkiyeden daha  önemli  olan muttefikler de  vardır.  Bunlara da  vefa  göstermemiştir. Bunlarada  ihanet  etmiş ve saygısızlıkta  bulunmuştur. Almanya  şansolyesi  Bayan  Merkele  karşı  nasıl  davrandığını,  Kanadaya  karşı  nasıl  ifadeler  kullandığını ve  iki  bin  meksikalı  çocuğu  nasıl  ailelerinden  ayırıp  kafeslerde  tuttuklarını  gördük. Dolayısıyla bu  ittifak, müttefik edebiyatını bir  kenara  bırakmanın zamanı  gelmiştir artık.

Bağımsız ve  mustakil  hareket  etmek  istersen senin müslüman,  hiristiyan veya   budist  olman  farketmez.  Teslim olduğunda  da  müslüman olman, radikal  olman,  demokrat olmayıp despot ve insan  haklarını  en  kötü  bir  şekilde ayaklar altına alman da  işbirliğine engel değil. Önemli  olan  devletlerin hangi eksende  yer aldıkları,  bağımsız  hareket edip etmedikleridir.  Bağımsız  hareket etmek, misli  mukabelede  bulunmak  için ekonomik ve askeri  güç  gereklidir. Türkiyenin son yılardaki ekonomik illerlemesi  bir  çok ülkeyi  rahatsız ediyordu. Güçlü  bir  İslam ülkesine  musade edilmiyor. Çerçilin  ifadesiyle   “Türkiye sulanması  gerekirken sulayın ve büyüdüğünde  ise  budayın”   siyaseti, Amerika  tarafından  yürütülmektedir. Yanlış  bölgesel politikalar ve  müdaheler de  Turkiyenin  budanması  siyasetine  katkı sağlamıştır. Türkiye  Suriyede  taraf  olmasaydı, arabulucu olsaydı, bu kadar  külfete  katlanmaz, yıpranmaz ve bu günkü  ekonomik savaşa  maruz  kalmıyacaktı. Altı aylık zaman belirleyenlerin  hesap  vermesi  lazım.

İran İslam Cumhuriyeti  kırk senedir, Amerikanın  ve  bir  çok müttefiğinin  çok  yönlü  ambargolarına  maruz  durumda.   Aynı  şekilde  Venezuella, Nikaragua, Bolivya,  Kuba Amerikanın  ambargoları ve  hasmane  poltıklarına maruz  kalmışlardır.  Yeltsin  zamanında   Rusya tamamen teslim olmuş ve  talan ediliyordu, tam  bir  müttefik  olmuştu,  Ancak  Putınle  birlikte  güçlenen ve  gücü  nispetinde   bağımsız  hareket eden ve  oyun  bozan bir Rusya veya  ekonomik  üstünlük  peşinde  olan  Çin  düşman  statusunde  değerlendirilmektedir. Bu  ülkelerden  kimi ortodoks  hiristiyan, kimi  yarı  budist, kimi katolik  hiristiyan. Ancak amerika  için  hiristiyan  olman veya  olmaman, müslüman olman veya  olmaman belirleyici  faktör  değildir.  Benimle misin, bana  tabimisin değilmisin? önemli  olan  budur.

Latin Amerikadaki bağımsızlık hareketi olan   Bolivarizm ideolojisiyle  hareket eden  tüm  ülkeler   ekenomik ambargolar veya örgütlenmiş  muhalif  güçlerle  cezalandırılmışlardır. Tehdit, ambargo, aç bırakma  yolarıyla dize  getirme,  müstekbirlerin metodudur. Tarih  boyunca  müstekbirler bu metotları hep  kullanmışlardır. Peygamberimiz de  ambargo siyasetinden nasibini almıştır. Hatta  bu  yollarla  dile  getiremezlerse öldürme  yoluna da  tevessül ederler. Venezuella  cumhur  başkanı  Madoroya  dronlarla  düzenlenen saldırıda  olduğu  gibi.  Bu  vesileyle  başkalarına da  mesaj  gönderiyorlar.

 Doksanlı  yıllarda  ortadoğudaki  bazı  çatışamalara  çözüm getirmek   için  çabalayan  İsveç  başbakanı  Olaf  Palmenin, müstekbirlerden  izinsiz insani  bir  misyon  üstlenmekten   dolayı  öldürülmesi  gibi. O da  gerçek  bir  demokrat  olarak  batı  demokrasisini  çok  ciddiye  almış ve  böyle  bir şekilde  cezalandırlacağını  hiç te  düşünmüyordu.  Bu   cinayet  bu  güne  dek  açığa  kavuşturulmamıştır.   

Ancak  biz Türkiye de  dahil  olmak  üzere bir  çok  ülkeye  uygulanan ambargo,  tehdit ve ultimatom  şerrinin altında  bir  çok  hayrın  yattığına  ve  hedef  alınan  ülkelerin başı  dik ve  daha  güçlü  bir  biçimde bu  kriz ve ambargoları atlatacaklarına  inanıyoruz.

Seni  yok etmiyen darbe  seni daha da güçlendirir.” Bunuda  unutmamak  gerek  Yaptırımlarla  Amerika  hiç  bir  ülkeyi  dize  getirememiştir. Öte  yandan  bu   gün nerdeyse  dünyanın  yarısı  bu veya  şu  şekilde  Amerikan  yaptırımlarına tabidir.  Bu durum,  uzun  süreli olarak   kesinlikle  devam etmez. Alman basını,  Amerikan ambargolarının ve  bilhassa  Türkiye  ile  yaşanan  gerginliğin  dünya  genelinde  yeni  bir  ekonomik  krizi  tetikleyebileceği  yönünde  görüş  beyan  etmektedir. Çünkü  bir  çok  gelişmekte  olan  ülke  doların  baskısı ve  dolarla alınan  kredilerin  yarattığı  sıkıntılarla  karşı  karşıyadırlar. Bu  Amerikan şerrinin  faydalarına  gelince

  1. Ekonomik  ambargolarla, İslam  dünyasının  iki  büyük gücü hedef alınmıştır.  İran  şii   dünyanın  öncü  gücüdür.  Türkiyede  Sunni  dünyada,  tarihi ve toplumsal olarak   öncülük yapmış imparatorlukların bakiyesi bir  ülke. Bu ambargolar  Amerikanın şii-sunni  farkı  gözetmediğini  kendisine muhalif hareket edeni acımasızca cezalandıracağını  göstermektedir.  Onlarca  yıllık  ittifakta  fayda  sağlamaz. Buna  binaen  Turkiye  halkı ve  hükümetinin  askeri,  siyasi ve  ekonomik  tüm hesaplarını ve  stratejilerini  yeniden gözden geçirmenin  zamanı  gelmiştir. Halk ve  hükümet Amerikanın müttefik  olmadığını  tam aksine büyük  şeytan  olduğunu anlamak durumundadır.
  2. Amerikanın  emri ve  İsrailin  plan ve  projesiyle    sözde  teröre  karşı   ancak aslında  ise direniş  cephesine  karşı  bir  sunni  İslam ordusu  oluşturulmak  isteniyordu. Elhamdulillah  bu  proje de suya düşmüş  oldu. Bunun yerine   Arap  ülkelerinin  katılımıyla  bir  Arap natosu  oluşturulmak  isteniyor. Türkiyeye  yönelik sergilenen   istikbari siyasetlerden dolayı, Arap  natosunun da  şekillenmesi   olası  görülmüyor. Çünkü tüm  ülkeler Amerikanın  bu davranışlarından  kendileri  için dersler  çıkarmak  zorundalar. Almanya ve  fransaya  vefa  göstermeyen  Amerika  araplara değil vefa  hiç  bir  baha  biçmez.
  3. Mezhep  kavagası, şii  hilal ve  benzeri  söylem ve  yaklaşımların  ne  kadar asılsız  olduğu  yavaş  yavaş  ortaya  çıkmış  oldu.  Son  yılarda  bölgedeki  bütün savaş ve  yıkımların   yegane  kazanan tarafının İsrail  olduğu  herkes tarafından  takdir  edilmektedir. Bazen  kendi  kendime  soruyorum, acaba   bunlar  gerçekten  Allah’ın seçkin  kavmi midir? Çünkü  müslümanı, hiristiyanı, sağı ve  solunun  büyük  bir  kısmı  hiç  bir  karşılık olmadan gönüllü  bir  biçimde en güzel  bir  şekilde  bunlara  hizmet  etmekteler.

 

Türkiyenin  son  iki  yılda  Suriyenin  toprak  bütünlüğünün korunması ve   batının bilhasa  Amerikanın   yeni  krizler  oluşturacak  müdahelerine  karşı,  İran ve  Rusya  ile  birlikte  hareket etmesi  gecikmiş  bir  adım  olmasına rağmen,  hem  Suriyede  savaşın  sonuna  yaklaşılması ve  hem de  mezhep  kavgası  söyleminin renk kaybetmesine   neden olmuştur. Bu da  iyi  bir  gelişme, çünkü  şerr  cephesi  bu adımdan rahatsız.

  1. Amerika’nın  son  dönem  siyasetleriyle, kimin  Filistin  davasına  açıkca  hiyanet ettiği. ümmetin birliğini  parçalayıp, saltanatları  için    tüm  imkanları  müstekbir  erbablarına  peş keş  çektiği  ve   hangi  ülkelerin de  ümmetin  maslahatı, birlik ve  dayanışması ve  düşmalara  karşı  dayanıp  direnmekte  olduklarını  gün ışığına  çıkmış durumdadır.
  2. Amerikanın   ambargolarına  maruz  olan ülkeler, bundan böyle ele ele  vererek ve  kendi  imkan ve  dinamiklerini  kullanarak, ekonomik  yeterliliğe  kavuşmak  için çabalamak  durumundalar. Bu süreç sanmcılı ve  sıkıntılı  olur. Ancak  ihtiyaç ve   baskı başarının sırrrıdır. İhtiyaç  insanı  yaratıcı  kılar. Bağımsızlığın  teminatı  ekonomik ve askeri  güçtür. Güçlü  olmaz isen, payimal  olmaya  mahkumsun.
  3. Son  olarak  böylesi zor günlerde   hangi  ülke ve  toplumların Türkiye’nin ve   halkının  dostu ve yanında olduğu ve  hangilerinin de  düşman  olduğu veya  düşmanların  kampında  yer aldığı açıklık kazanmış  olacaktır. Suriyede  130  milyar  dolar  para  harcayıp, terörist eğiten ve  memleketi  harabeye  çeviren  kabile devletleri, Amerikanın  Türkiye ve  İrana  karşı  başlattığı ekonomik  savaşta  bu  iki  ülkenin de  parasıyla  oynamak  için milyarlarca  dolar  harcayarak efendilerine ve siyonistlere  hizmet etmekte ve  böylece  sadakat ve  bağlılıklarını tescil etmekteler.

Tarihte  Lavrenslerin öncülüğünde arkadan  vuranların  bu günkü ekonomik   durumu da  bir  fırsat  olarak  kolladıklarını ve  bu savaşta  Liberman ve Natanyahuyla  birlikte Türkiye  dahil  direniş  cephesine darbe  vurmak için  birlikte  hareket edeceklerini düşünyorum. Çünkü bu  ülkelerin ve  İsrailin  basının  takıp  eden  birisi  olarak, bunların  İsrail  ile  aynı ağzı ve  söylemi  kullandıklarını  her gün  görüyorum, okuyorum. Her  halukarda  hoşlanmadığımız  şeylerde  hayrımız  olabilir. İbrahim  Hakkı  hazretlerinin söylediği  üzere:

 

Hak  şerleri  hayreyler

zannetme ki gayreyler

Arif onu seyreler

Mevla  görelim  neyler

Neylerse güzel eyler.

 

Burhaneddin DAĞ

Yorumlar4

  • İlyas 3 ay önce Şikayet Et
    Analiz kısmen dogru Kuvvet yalnız askerı degıldır Artık askerı ve ekonomıkte degıldır Demokrası artık gunumüzde sadece 5 yillda bur guc daguli olmaktan cikmistir. Amerikayi dunyanin pasadi olarak gostermekte yanlistir. Denge ve duzenler degismektedir. Amerika Erdoganin baskan olmasini istemistir. Bu krızde bır oyundur. Bu krızın olacagını Erol Mütercımler bır sene önce söyledı. Nıye hazırlık yapılmadı? Doluya yakalanmış gibi tavır yanlıştır. Kötü bir siyasettir. Gercekleri anlatmak lazım. Dıjıtal dünya sırf güçlülerin degil haklılarında yanında olabilir. Bu şerler hayrolur anlamına gelmez. İyi strateji denilebilir. Gülmek varken. Niye hep ağlıyoruz? Fetö okulları yapılırken TC nin okullarını niye iyi inşa etmediniz? Yol, hava alanı yapılabiliyorda buna neden zamanında ( hatta şimdi) iyi cevap verilemiyor? Fetö nün okullarında okumuş bir bakanla Niye yangın söndürülüyor? Demekki birileri bazı şeyleri yanlış yapıyor. Bunuda halk ödüyor, ama güle oynaya, aglayarak degıl. Tek fark burda. Başkanlık demekki böyle bir şey getiriyor, İrandaki Molla iktidarından tek fark bu. Büyük balıklar herzaman küçük balıkları yiyemeyebiliyor. Bilgi çagındayız- unutmayalım. Halkların idare edilmeye çalışılması Molla yada başkanlarla uğraşma zamanını geride bıraktı. Dolayısıyla halkların direkmen sorulara ve olaylara cevap verme şansı, Trump, yada Erfogan gıbı Baskamları korku içine sokmuştur. Alman basını hergün Trump ve Erdoğanı gülme dolu' suna tutmaktadır. Elbette Mevla ne eylerse hoş eyler. Bizde artık gülelim. Bakalım halkına kulak vermeyen despotların sonu ne oluyor. Bir zamanlar Adnan Oktar dan medet uman sıyasıler şimdi arenada oynuyorlar. Son gülen iyi güler diyede bir atasözümüz var bizim. Artık Gülen gülen e!
  • xx 3 ay önce Şikayet Et
    cok harika bir analiz.
  • Medax 3 ay önce Şikayet Et
    Buda bir Papaz savaşı bakalım kim kazanır
  • Ehlibeyt Sevdalisi 3 ay önce Şikayet Et
    Her Şerde vardır bir hayır .. Rabbimiz ülkemizi korusun ve inshallah hatalar telafi edilir
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun