Liyakat mi, Seçilme mi?

  • GİRİŞ09.09.2018 14:52:26
  • GÜNCELLEME09.09.2018 14:52:26

 

Bismillahirrahmanirrahim

‘ Adalet hükümetinin gerçekleşmesi, Enbiya’nın hedefinin gerçekleşmesi ve insan türünün ihtiyaçlarının giderilmesi, sorunların halledilmesi için bir hükümetin olması gerekir. Bu hükümet ancak Allah’ın miras bırakmasıyla, iradesiyle gerçekleşmelidr, zorla değil. Çünkü halkın görüşü devamlı değişebilir.Halkın iradesiyle kurulmuş hükümet başka zaman da yine halkın oyu ve iradesiyle değişebilir, yok edilebilir ama ilahi iradeyle gerçekleşmiş ‘evrensel adalet devleti’ yıkılmaz. ‘ (Mehdilik Doktrini/Sabahattin Türkyılmaz)

Gadiri Humu geride bıraktığımız günlerde; en fazla anlamakta zorlandığım konulardan birisi İslam Devleti ve Velayeti Fakih olmuştur. Malum demokrasiyi benimseyen ve onlarla oturup pazarlık yaparak islamı yaymaya çalışan ulema önderliğinde demokrasiyi beyinlerimize ve yüreklerimize kadar işleyen bir nesiliz biz.

Yıllarca Allah’ın halifesi yine ilahi bir yolla seçilmelidir diye duyduk; teşhis ve muhakeme de kemale ermemiş çoğunluğun seçip başa getirdiği vekillerin ilahi bir yönetici değil; sakifeden kalma demokrasinin mirasçıları olduğunu savunduk.

Peki İslami bir yönetimde de seçme ve seçilme hakkı mevcut mudur, olması gerekli midir?

İran’da da halkın seçip başa geçirdiği bir parlemonto var. Ama başka bir tarafda bize yabancı olan ve anlamakta güçlük çektiğimiz meclisi Hubregan ve onun seçip başa getirdiği Velayeti Fakih var.

Bir ara kafama takılan sorulardan birisi de şuydu; Neden velayeti Fakih? Yani fıkıhta derinleşen fukahanın yani alimlerin Velisi mi? İşin esprisi eğer gerçekten böyle olsaydı; demek ki masum imamın (af.) zuhurunun önündeki engelerden birisi de bu olmalıdır. Yani bizim en kemale ermişlerimizin fıkıhda derinleşmesi ya da uzmanlık alanlarının fıkhi konulardan öteye geçmemesidir.

Bir şeyi tanımak için ancak onun cinsinden olmak gerekir. İşin aslı şudur ki; zorluk yeterince ibadet etmeyişimizden, yeterince dini hükümleri bilmememizden gelmiyor. İşin aslı şudur ki; içimizden birileri imamı teşhis etmede zorlandığı için zuhur gerçekleşmiyor.

Yoksa olay bizim algıladığmız gibi, 80 tane meclisi hubregan üyesi var, onların seçtiği kişi veliyi fakih oluyor meselesi değil. Veliyi Fakih 80 tane işinde uzman olan şahsın teşhis etmesiyle başa geçmektedir. İçimizden masum imamı da teşhis edebilen kimseler olsa; masum imamın zuhuru takdir edilecektir.

Biz müslümanlar hep seçme ve seçilme hakkının vazgeçilmez bir hak olduğu hikayeleriyle uyutulduk. Sanki Allah bize bir tepside iyiyi de kötüyü de sunuyor, biz iyi olanı elde etme yarışına sokulduk. Ama farkında değilizki; Allahu Teala insana hep iyi ve temiz olanı vaat ediyor. Seçme diye bir lüksümüz yok, iyi ve doğru olanı teşhis edip ona itaat etme diye bir vazifemiz var. İyi ve doğru olanı teşhis etmediğimiz takdir de, kötülük bizim eylemimizden sadır olmaktadır.

Allah hepimizi sıratı müstakim yolunda karar kılsın, bizi bu yoldan bir an dahi ayırmasın inşallah.

 

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun