Zamanı Nasıl Tanıyor ve Yaşıyoruz?

  • GİRİŞ07.01.2019 10:39:11
  • GÜNCELLEME07.01.2019 10:39:11

Allahın Adıyla
 
Zamanın birey olarak nasıl tanımlıyoruz ? Kimileri zamanı sadece para olarak, Kimileri zamanı sadece İbadet olarak, Kimileri zamanı zevki sefa olarak, kimleri insanoğlu için bu madde dünyadaki « doğum ve ölüm » arasını ölçü birim olarak tanımlıyor, herkes kendi konumuna, yapısına göre zamana bir tanım vermekte. Zaman, sadece bizim evrenin sınırları içerisinde olan ve canlı/cansız her maddenin içinde bulunduğu (sahip olduğu) boyuttur. Diğer boyutlarımızın subjektif olması gibi zaman da subjektiftir. Yani herkes için aynı (mutlak) değildir ve tanımlaması, Madde vücudumuza bağlı olarak yapmaktayız. Zaman, bir yapının oluşmasını, gelişmesini, aşınmasını sağlayan iki nokta arasını ölçü birimidir. Yani ışık hızı zamanın (insana göre) durduğu noktadır. Yani hareket ettikçe zamanı yavaşlatırsınız. Zaman bir madde değildir Ama maddeye ömür biçmekte ve maddedende bağımsızdır. 
 
Bizler zamanı, « Geçmiş - şimdiki - Gelecek » zaman olarak 3 dilimine ayırmış ve yaşantımızı çerçevelemek içinde « Doğum ; yaşam ; ölüm » sütünleri üzerinde « insani boyut & hayat » demişiz. Bu boyutun kendine has olan kurallarını zamanın fragmanlara (yıl, ay, hafta, gün, saat, dakika. vs.) bölmüşüz ve doğal kanunlar & fiziksel kanunlar, beşeri kanunlar ve ilahi kanunlar ilede organize etmişiz. Doğumdan öncesi ve ölüm sonrası olan bölüme, Açıklam olarak RUH boyut tanımını vermişiz. Madde yapımız ile kavrayamadığımız fakat hissedebildiğimiz, hata yaşadığımız bir boyut. « Rüya boyutu, hayal Boyutu»
 
Zaman Tanımı Madde yapımız için rahatça kullanabilmekle birlikte fakat aynı tanımlamayı Ruh yapımız için kullanmakta zorluk çekmekteyiz. Çünkü Sonuzluk yada bilinmemezlik için nasıl bir zaman tanım yapabiliriz ? Yada zaman kavramı dışı herhangi bir yapı olabilir mi ? Mesela; Rüyalarımızdaki yaşantımızda kullandığımız her hangi bir zaman tanımı varmı ? Rüyamızda karı gördüğümüzde kış diyoruz fakat bir adım sonra aynı anda deniz kenarında sıcak plajdada kendimiz görebiliyoruz !! Yani bir birin bağlı olmayan farklı fakat aynı düzlemde olan oluşumlar. Yazımızın sonunda bahsettigimiz Sıfır noktası = Geçmiş-Simdiki-Gelecek zamanı aynı doğru düzlemde olduğunu gördüğümüz an. Kütleden (bizim için Dünya’dan) uzaklaştıkça uzay-zaman düzlemi doğrusal halini alır, yani hızlanır. Kütleye yaklaştıkça bükülme artar ve zaman yavaşlar. Buna kütle çekim yasası demekteyiz. Uzaydan dünyamıza baktığımızda ki zaman kavramı ile içinde iken yaşadığımız zaman kavramı gibi. Ayırt etmemiz gereken en önemli faktör, Zaman tanımını yaparken kendimizi hangi boyut ile sınırlıyoruz ? Aynı atmosfer bağlamında yaşamlarına rağmen; Bir sineğin zaman tanım ile insanın zaman tanımı bir midir? 
 
Ruhumuz (enerji) için zaman tanımı nedir ? ve Ruhumuz için zaman tanımın kullanabilirmiyiz ?  yada Ruhumuz için yaş birimini kullanabilirmiyiz ? Ruhumuzun bağlı olduğu fiziksel yapı ve bağlı olduğu boyutla orantılı olarak zaman tanımını verebiliriz. Fakat Vücudumuzun zaman tanımlaması, Ruhumuz için geçerli değildir. Madde Hayatımız, Ruhu senaryomuzdaki doğumla başlayan ve ölümle biten sadece bir perdedir, yani genel senaryo değildir. Fakat yapımıza değer katan çok önemli belirleyici bir rölü vardır.
 
Zaman daha farklı bakalım, Evrenin en dip derinliklerinde bir nokta düşünün, bu noktadan uzaklaştıkça bir çok noktaların ortaya çıktığını görüyorsunuz, evrenler, kainatlar, galaksiler ve her galakside sayısız yıldızlar & gezegenler ve biz, dünyamız, Dünyamıza odaklandığımızda bir sürü canlı, cansız yapılanmalarla karşılaşıyoruz ve insana, insana odaklandığımızda organlar, bir organa odaklaştığımızda hücreler, hücrelere odaklandığımızda onu oluşturan proteinler, DNA, Atomdan daha küçük veya atomu oluşturan parçacıklar «atom altı parçacıklar». Bu parçacıklar temel olarak Leptonlar ve Kuarklardır. Biz, buna kuran dili ile bir zere (nokta) diyelim. Yani bir noktadan başlayıp büyük bir karmaşaya giriyoruz ve karmaşayı netleştirdiğimizde neticede yine bir noktada bitiriyoruz ve tekrar onun açılım derken. Aslında her şey aynı noktada başlıyor ve aynı noktaya geliyor ve tekrarı. Fakat o denli basit görünen bu yapılanma, kapsadığı tahminini edemediğimiz alan, kapsadığı tahminini edemediğimiz zaman, tahminin bile edemediğimiz onca tanımlar, her türlü çeşitlilikler ve onca zenginlikler, hepsi başlangıcı ve bitişi aynı olan bir noktada toplanıyor. Kısaca Her şey sadece bir noktada başlıyor ve bir noktada bitiyor. Bir benzetme yaparsak, Insan oğlu, bir damla su iken, şekilden şekile giriyor, farklılıklarla, harikalarla oluşturuyor ve sonrası toprakla bütünleşip tekrar suya karışıyor. Netice : İnsan oğlun, istesede istemesede, ne olursa olsun, hayatının yönü olan ilk oluştuğu anada ki yapıya geri dönmek oluyor.  Besmeledeki « Ba »’nin noktası gibi.
 
Doğarken öldüğünü gören, dünyaya geldiği esanda hayatını bir çok parçalara bölünmüş filim şeritti gibi gören bir insan için zamanın ne tanımı olabilir ? Insana verilen bu zamanın hedefi ne olabilir ? ve Kısacası insanın bu zaman içindeki varlığının sebebi ne olabilir ? Bir noktadan başlayıp, gelişip büyüyen, karmaşalara bürünen ve sonra tekrardan bir noktada toplana tüm yaratılmışların var oluş hedefi ne olabilir ? Kim için ve  neden olabilir ?
 
« Kaderin » Zamanla bağlantısı nedir ?  Kader, Madde varlıklar için Yazılmış bir kanundur. çünkü Madde zamana tabidir. Maddeyi oluşturan yapı (Doğal + Fiziksel) x İlahi kanunlara tabi olarak sınırlanmıştır. Bizlerin Hür iradesi, Ruhumuzun madde yapıları kullanmasıdır. Fakat bunula birlikte, Madde yapımızın tabi olduğu KADERI ; « (Doğal + Fiziksel) x Ilahi kanunları » göz önüne almamız gerekir. Insan, denildiği kadar da hür değildir. Çünkü biz çevreleyen ve madde yapımızın tabi olduğu o kadar sınırlamlar var ki ! Insanlık, ilim & teknoloji ile yaptığı ilerlemeyle bunları aşmak ile meşguldur yani kendi zindanından çıkmaya çalışmaktadır. Fakat bunu yaparken Zaman tanımını neyle yapmaktadır ?  Insan zaman örtüsününden çıkabilmesi için, Bildiğimiz ve bilemediğimiz Her Boyutunu efendisine Allah (cc) tanıması, yönelmesi ve bağlanması gerekmektedir. TEVHID.
 
Ruhumuzun Madde yapımızdaki üstünlüğü «Ölümsüz ve Bilgin/Düşünen» olmasıdır. Ruhumuzu bir elbise gibi örten Madde yapımızın üstünlüğü, kendi fizyolojik arzuları « Fiziksel Duyularımız » doğrultusunda Ruhumuzu kullanmasıdır. Böyle bir denklemde, Ruhumuzun Vücud ile arasındaki tezatlarla oluşan hassas dengeyi sağlaması çok önemlidir. Hayat/yaşam dediğimiz şey bu dengeyi sağlamaktır. Bu dengeyi örten örtüyede zaman demişiz. İroni ; Insan oğlu Madde dünyasına yön veren ruhunu ihmal etmekte hiçe saymaktadır.
 
Doğarken ölümünü gören, kendine onca nimetler ile donatılarak verilen bir vücud, bu vücud için mükemmel bir yaşam ortamı ve fıtratı olarak « iyi & kötü » uygunluğu belirtilip, bunla birlikte düşmanında bilen Insan oğlu, kısaca kamiliye derecesine sahip olan insanoğlu Nasıl Insanı Kamil olmayabilir ? veya Mükemmeliyet ulaşmıyabilir ?
 
Düşün ki şu an farklı bir boyuta, Mega ekran karşısına oturmuş, kendi hayatının filmine bakıyor ve yaptıklarını ve asıl niyetlerini açık ve net görüyorsun. Ekranın üst köşe kısmında yaptıklarının savunmasını yapıyorsun. Hem seyircisin, Hem spikersin, hemde oyuncusun, üç rolü aynı anda gerçekleştiriyorsun. O an, üç zaman bir birine eşit olduğu « sıfır » zamandır. Varoluş / ölümsüzlük zamanı, hesap zamanıdır. « Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman,» Tekvir 10. « Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. » Fussilet 20. « O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır. » Nur 24. Gerçekler, Sen savunmanı yaparken, yaptığın fiillerin (ellerin, ayakların, tüm organların) Sen, ekran karşısında oturan, sana karşı şahitlik yaptığını gördüğün zamandır. Artık kaçacak yer yoktur, başlar öne eğilmiş olarak, insan Kendi yalanına artık kendi karşı çıkarak diyor ki « Rableri huzurunda : "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları) bir görsen.» Secde 12.
 
 
Mustafa Kemal TASPINAR
3 Ocak 2019
 
 
 
 

Yorumlar2

  • Nesrin 2 ay önce Şikayet Et
    Maşallah çok güzel bir uslup ve akıcı bir dil ile anlatmışsın. Allah başarılarının devamını nasip etsin.
  • EBU HUSEYIN 2 ay önce Şikayet Et
    Zevkle yazılarınızı takip ediyorum. MaşAllah.
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun