Hakkı Tanımak ve İtaat Etmek-2

  • GİRİŞ16.02.2019 10:45:11
  • GÜNCELLEME16.02.2019 10:45:11

BismillahiRahmaniRahim.

Hamd Alemlerin Rabbi Allah, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

« Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz » (Bakara-42)

Insanlık gerçekleri bildiği halde neden hakikati saptırma, inkar etme arzusu veya ihtiyacı duyar !!? Daha önceki yazılarımızda Yalanın gerçekten var olmadığını, hakikat üzerinden kendini oluşturduğunu beyan etmiştik. Yalanın var olabilmesi için onu üzerine inşa edeceği bir gerçeğin olması şartır. Burdan çıkan netice ise insanlar gerçekleri saptırarak, inkar ederek hakikati değiştirmekte ve hakikatin üzerini örterek yalanı oluşturmaktadırlar. Benzetme yaparsak « denizdeki köpüklerin yaptığı gibi »

Allah (cc) her şeyi bir hakikat ve gerçek üzeri en mükemmel yapıda inşa etmiştir. «Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı. » (Secde-7), Bununlada kalmayıp Verdiği her nimeti, tabiatı, (doğa&yaratılış) kanunlarını, herşey bir hakikat üzeri dizayan etmiş olup, kendisinde kurmuş olduğu bu ilahi sisteme & kanunlara sadık kılmıştır. « Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. » (Azab 62, Fetih 23, Fatır43) Ayettende anlaşılacağı üzeri Allah her şeyi, ama herşeyi faydalı, mükemmel bir şekilde, gerçek & hakikat üzeri yaratmıştır. Eksik, Yalan, saptırma, değiştirme yoktur. « Benim katımda söz değişmez ve ben kullara asla zulmedici değilim. » (Kaf 29). Fakat insan oğlunun sınırlayamadığı egosantirik bencil arzuları ile gerçekleri saptırma, hakikati değiştirme isteği, insana kendi eliyle kendine zulmu yaptırtmaktadır. Allah der ki ; « (Ey insan) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir. » (Hac-10, Al’imran-182, Enfal-51)

Allah (cc), insanların nankörlüğüne rağmen kendi verdiği söze sadık ve itaatkardır. Allahın bu sıfatına müteakip, Bizler, ilim, Fen, teknolojik kanunları oluşturabilmişiz. Eğer Bugün Yerçekimi kanunlarına karşı gelerek bir uçak havada uçabiliyorsa, Allah’ın kendi sözüne sadık kalmasındandır. (Allah’ın izni ile). Nasıl !? Eğer Allahın sözlerinde devamlı değişiklik söz konusu olsaydı yeryüzündeki her şey yerle bir olurdu. Bir gün yer çekim kanun varken diğer gün ise olmaz idi. Gece ve gündüz düzenli olarak bir birini takip etmezdi. Halk tabiri ile, « bir günü bir güne uymazdı » insanlık yaşam serüveninde kendi yerini katiyen bulamazdı, Ilimden, Fenden ve teknolojiden bahsetmemiz, kısacası Araştırma, Geliştirme, icat ettiğimiz buluşlar söz konusu katiyen olamazdı.

Allah (cc) verdiği bütün bu nimet ve güzelikleri en güzel şekliyle faydalanmamız için Insana Hür iradeyi vermiştir. Hür irade insanın mükemmeliyeti korması için insana verilmiş olan bir hakkıdır vede insana özel bir anlam kazandırmıştır. Bu hak, insanın düşüncelerine sahip olması, hal ve hareketlerini kontrol etmesi ve kendi bünyesinde barındırdığı mükemmeliyete ulaşması ve «Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı » koruması ve sahip çıkması içindindir. Bu ise Iyiliği & güzelikleri yüceltme, koruma, kötülüğü oluşturmama vede kötülüye karşı koymadır. Dinin amaçı ise, insan oğlunu yaratılıştaki Mükemmeliyetini koruması ve güzelikleri kötülüye dönüştürmemesi / saptırmaması Kısacası Güzel Ahlaka sahibi olması içindir. « Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin »(Kalem-4), «Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor. » (Bakara-151)

Dinler tarihine baktığımızda verilen İlahi mesaj açık ve nettir ; Tüm, ilahlık taslayan « fiziksel ve virtuel putları » Allah’a ortak koşmalarını (şirki) red etmektedir. Sadece kudret ve her şeyin sahibi olan Tek bir Allah’a itaat etmektir. « LA ILAHE ILLALLAH » = « TEVHID ». Tevhid inançı, Adem atamızadan itibaren tüm peygamberlerin, «..Davud (as), Suleyman (as), Ibrahim (as), .., Musa (as), Isa (as) ve en son Peygamberimiz Muhammed Mustafa (savs)’ın » tek olan inanclarıdır. Biz, tüm peygamberlerin hepsini Müslüman olarak ve dinlerinde Islam olarak görmekteyiz. Fakat Her peygamberin ümmeti kendilerine gelen bu ilahi inançı (Tevhidi) saptırdılar, değiştirdiler, sakladılar, unuttular, unutturdular, Allah ise hatırlatmak için yeni bir peygamber ve açıklamak içinde yeni bir kitap yolladı fakat ana messaj ise hep aynı idi ISLAM. « Güzel Ahlak & Adalet & Barış » Islam dini sonradan oluşmuş bir din değildir. « Dediler ki: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola yöneltip- iletmektedir. » (Ahkaf-30). Allah (cc), gönderdiği tüm peygamberler Tevhidi tebliği etti. Peygamberlik makamıyla gelen ilahi mesaj ve açıklamaları (kitaplar) eksiksiz olarak tamamlanıp vede peygamberlik makamının sonu Imametin tayini ile «Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez » (Maide-67). dinini kemale erdirdi. Tevhid dinine isim olarak ise ISLAM adını seçti. « Bugün size, dininizi kemale erdirdim, nimetimi üzerinize tamamladım ve dininizinadını İslâm olarak seçtim, ondan razı oldum » (Maid-3).

Bu andan itibaren tüm ilahi peygamberlerin getirdiği messajların adı Islam olmuştur. Bugün « dinler » diye oluşturulmuş farklılıklar asıl itibariyle Dinin günceleştirilmesinden başka bir şey değildir.« Biz bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak, mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir. » (Bekara 106) « Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır; ana kitap onun katındadır. » (Ra’d 39)

Peygamberlik makam kapısı kapatıldığına göre, insanlığın zülümden, adaletsizlikten ve karanlıktan çıkamasına önderlik yapacak vesile olacak bir kurtarıcıyı ve adaletsizliğin, zulmünü cezasız kalmayacağını beklemesi ilahi bir kanundur. «Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz. » (Teveb-52; Hud-12; Yunus-102), «Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık » (Enbiya-73), «Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse; işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel birer arkadaştırlar. » (Nisâ: 69)

Fakat, Insanlık adaletten ve hakikatten uzak yaşamayı ve karanlık güçlere itaat etmeyi benimsemesinden ötürü,« Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. » (Nur-21) karanlığı, zülümü ve haksızlığı kendilerine güç edinmişlerdi. Fakat Allah kullarının zülüme maruz kalmasına katiyen razı değildir. Zülüme karşı adaleti savunacak Hak taraftarları mutlak olacaktır. «Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik.» (Bakara-151), «O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir.» (Hadid-9). «Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.» (Kasas-5), «Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık » (Enbiya-73)

Insanlığın gerçeği ve hakikati araması, tanıması, itaat etmesi onun fıtratında var olan bir özeliktir. Insanın yaratılış gayesi ; Allah (cc), insanın yapısına kendi sıfatlarından serpiştirmiş olduğu, «(Allah), içine ruhumdan üflediğim zaman,» (Hicr-29), o, tüm ilahi güzelikleri koruyarak, yaratanını tanıyarak, itaat edip bütünleşip yücelmesidir ki Bu insanı Allah’ın yeryüzündeki halifesi kılmasıdır. «(Cinler & melekler) hemen ona secde ederek yere kapanın!» (Hicr-29). Fakat şeytanın secde eden olmadı, insana düşman oldu. « Ey iman edenler, hepiniz topluca barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. » (Bakara-208). Bunu içindir ki Allah insanlığa bu hakikati hatırlatacak Peygamberler, Imamalar & Önderler yollamıştır vede onlarıda her türlü sapıklıklara karşı üstün kılmış vede her türlü pisliktende arındırmış, sahip çıkmıştır. «Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi temiz yapmak istiyor. » (Azhap-33), «Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin »(Kalem-4), « Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki O’nu bütün (sapıklıklara, yalancılara, şirk sistemlere) karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. » (Saff-9 ) Buna Rağmen Insanlık şek & şüphe ile, egosantirik bencil arzuları ile hakikati bildikleri halde saptıracak, unutacak & unuttaracak vede inkar edecektir. Allah’a, O’nun Rasülune & Imamlarına itaat yok saymakla kalmayıp, düşman kesilip Küfürü & şirki seçip isyankar bir halde tağutta boyun eyerek yaşamayı ya seçecek yada kabullenceklerdir. «Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. »

(Mucadel-19). «Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.» (Bakara-257) «Ve onları, halkı ateşe çağıran önderler yaptık ve kıyamet günü de yardım edilmez onlara» (Kasas-41) Buna rağmen Allah (cc), ilahi mahkemesinde insanlara adaletiyle muamele edecektir. « Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar. » (Zümer-69) Çunku Allah (cc) kulları için bir dosttur bir velidir. «Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. »(Bakara-257)

Netice Olarak ; Bizlerin Hakikati bilmemiz ve itaat etmemiz inançımızın temelidir. Elbette inançımızdan vereceğimiz tavizler, göstereceğimiz zaaf ve umursamamazlık, Bizlerin hayatını karanlığa, sapıklığa, köleliğe ve zulume çevirecektir.

« Ey iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmişler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hala sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur. » (Mümtehine-1)

Mustafa Kemal TASPINAR

12/02/2019

 

 

 

 

Mustafa Kemal TASPINAR

-

Téléphone : ++.90.542.714.2585

E-mail: Taspinarmk@icloud.com

 

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun