Beka Sorunu Var mı?

  • GİRİŞ17.03.2019 15:51:48
  • GÜNCELLEME17.03.2019 15:51:48

 

Bismillahi RahmanniRahim

Hamd Alemlerin Rabbi Allah, selatu selam O’nunPeygamberi Muhammed Mustafa ve Temiz Ehli beytine olsun.

Günümüzde en çok konuşulan fakat anlaşılmayan bir konu BEKA sorunu, Beka nedir diye sormayacağım, ama sorum şu olacak « İNSAN GİBİ YAŞAMAK ? » nedir ? Benim anlamaya çalışacağım konu bu olacaktır.

Bunu Anlamak için yapmamız gereken, dünyadaki olup bitenlere ve devam edenlere bir bakmak olacaktır. Oluşan kırılmalar; teroriste işgalci devletin ingilterenin dayatması ile 1948 resmi olarak kurulması ve Filistin topraklarını hile ve baskı ile işgal edilmesi. 1979 Iran’da sulta rejimi şahin devrilmesi ve Iran Islam cumhuriyetinin kuruluşu, İslam develetinin kuruluşuna müteakip Irak- İran savaşı, Komünist rusyanın çöküşü 1991, Cezayir’de 1989 başlayıp 10 yıl süren (Décennie noire) Kara 10 Yıl, Cezayirdeki yaşanan bu vahşet Demokrasi yalanı ve Arab baharının test edilmesi. Balkanlardaki parçalanmalar ve avrupanın kalbinde müslüman etnik temizleme operasyonu. Arkasından Arap Baharı ile islam dünyasının bi fil Demokrasi sloganları ile İşgal edilip yıkımı. 15 temmuz 2016- Türkiyede Darbe ile iktidar değişim girişimi, Suudi Arabistan’da gizli darbe , Venezülyada ABD’nin darbe girişimi, Filistinde bitmeyen siyonist zülümü, müslüman ülkelerin duyarsızlığı ve iki yüzlülüğü. Bütün bu olup bitenlere dahil olup, oyun kuran küresel caniler ve işbirlikçileri (Siyonist yahudiler, ABD, GB, Rusya, Fransa) ve bu zalim küresel şeytani güçlere hizmet eden « islamcı & hristiyan & neo-faşist » teröriste sapıklar, Bunun karşısında ise Ezilen, kaosa sürüklenen müslüman & mazlum halklar ve kürsel güçe karşı koyan Direniş güçleri. Biz bunların ne olduğunu kavramış isek beka sorunu diye bir sorun ile karşı karşıya kalmayız. Çünkü asıl sorunun beka sorununda daha çetin bir sorun olduğunu görürüz.

Asıl sorun nedir ? Ne yazıkki Kimse asıl soruyu sormuyor ! Sebebi ise kendilerine sorun yaratanlar (kürsel zalimler) ile birlikte gördükleri içindir. Çünkü « Asıl sorun Düşünme hakimmiyetimizi yitirmemizdir. ». Size bunu bir halk genelemesi ile anlatayım, « Müslüman mahalesinde domuz eti satmak » deriz. Bunu ne için deriz ? yaşanılan ironiler için deriz. Şimdi bizler kendimize müslümanız diyoruz ama velakin haçlı ordusunda (NATO) hakikata karşı savaşmak için yere almışız. Dahası bizlerin canına okuyorlar ve Biz, gidiyor kendi canımıza göz dikenlere, bize saldıranlara şikayette bulunuyoruz ve ne ironik onlardanda medet umuyoruz. Halk dilinde bunuda bir genelemesi var « Senin canına saldıran kadı, Sen, gidipte sana saldıran kadıyı kendisinemi şikayet ediyorsun ! » deriz. İnsan Hakları mahkemesi diğer bir örnek, Dünyada Müslüman katlıyamları yapılırken, müslüman kanları deniz oluştururken, Müslüman hakları tecavüze uğrarken nerde bu insan Hakları mahkemesi? Neden bu akan kan durmuyor ve tam aksine artarak devam ediyor !!!

Daha önceki yazılarımı okuyanlar ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır. Bizim ana sorunumuz « Dost ve Düşman tanımı yapamamız » ve « Safımızı belirleyememiş olmamız » Bu dostumuz yada düşmanımızı tanımadığımızdan dolayı değil. Fakat Bizlerin sorunu Tanımlamalarda kullandığımız terminolojide. Bizlerin eğtimi Kuran terminolojisine dağlı değil, tam aksine şirk, küfür terminolojisi olan inançsız, sapık, benliğinden uzak, Ahlaki değerleri hiçe sayan, kapitalist yada komünist Çıkarlar politikasını dayatan, yalan üzerine inşası yapılmış Tevhid yok eden, İnsanı Maddeye köle eden bir yapığı ve onun terminolojisini kullanmamızdır. Bu beraberinde bir sürü tezatları beraberinde getirmekte. « Asimetrik çıkar », « periyodik çıkar » ve uyduruk, temelsiz bir sürü çıkarcı & yanıltıcı kelimeler ve bu kelimelere değer veren Bizler. Bizler neye değer verirsek onu yüceltiriz dolaysı ile yalana değer verirseniz yalanı yüceltmiş olursunuz gerçek olmadığını bilmenize rağmen. Ne yazıkki bizlerin kavramakta zorluk çektiği konu ise, Eğer bizlerin bir kimliği var ise, bu kimlik belirli bir temel taşları üzerine oturmuştur, bu temel taşlar ise belirli bir kaynaktan beslenmektedir. Bizlerin çıkarı temel taşlarımızın beslendiği kaynağı korumak olur. Fakat Bizler kendi kaynağımız kurutup, farklı kaynaktan beslenmekteyiz yada tam anlamı ile kirletmekteyiz. daha açık şekliyle Müslüman mahalesinde « kilise ruhlu camiler », « domuz eti satan kasaplar », Fuhuş odakları evlerimizdeki HD-4K televizyonlarımızda « Dizi-Tv » adı altında aldığımız sapık eğtimler, yalan-dolan firmalar ile vurgunlar, eğitimizdeki ahlaksızlıklar, toplumumuzda ise Erdemsizlik hepsi bizleri besleyen kaynak olmuş. Kısaca bizler kendi kimliğimizi çoktan yitirmişiz ve bize empoze edilen kimliğide çoktan kabul etmişiz ve sadece başlıklara takılıp kalıyoruz. Müslüman ama hristiyan gibi yaşayan, Kimlikte Dini Islam ama Yaşantısında gayri islam dine tabi bir toplumda ki Beka sorunu ne olabilir? Ekonomisi dışardaki siyonist organizmalara bağımlı, Parasına kendisi hakim olamayan, alacağı politik ve ekonomik kararlarda kendi çıkarlarını gözetemeyen / gözletmesine imkan verilmeyen bir ülkede ne gibi beka sorunu ne olabilir? Kendi yaşam sistem yapısı Islam’ın ana prensiplerine karşı olan bir yapıda ne gibi beka sorunu olabilir ?

Şayet Beka sorunu sadece toprak ise ! O toprak üzerinde Ben, kendi inancım doğrultusunda, bana ait olan Kurani terminolojimle, kendi Ekonomik & Sosyal & Kültürel yapımla, kendi kimlik kaynağımla bir bütün olarak yaşamıyorsam ! o toprak Gerçekten Bana ait ve hakimi olduğu bir toprak mı ? Insanların özelikle Islam toplumlarında, müslüman kitlerin kendi topraklarını ölüm pahasınada olsada terk etmeleri neden olmaktadır?

Neticede Bizlerin Beka sorunu bügün yaşanan bir şey değil, Bekamız elimizden alınalı çok oldu, fakat şimdi gerçekten hür olmadığımız görmeye başladık, yani gözümüz açıldı ve görüyoruz ki bizleri çoktan esir alınmışlar ve köle gibi yaşıyoruz. Artık Bizlerin buna son demesi lazım, kısacası ülkemizi esir alan, bizleri köle eden sisteme karşı direnme zamanı gelmiştir. Biz direndikçe onlar bize daha çetin saldıracaklar bu ise Beka sorunu değil Kurtuluş savaşıdır.

Bizlerin Kurtuluş savaşımız başarmamız için mutlak Kuran terminolojisinde ki tanımlamalarını iyice bilmemiz ve uygulamamız gerekmektedir ki : «Onlar, iman edip takvaya ermiş olanlardır » (Yunus Suresi: 62), « Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin ise dostları azgın putlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada temelli kalacaklardır. » (Bakara Suresi: 257), « Ey iman edenler! Yahudileri de Hıristiyanları da kendinize dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez. » (Maide Suresi: 51), «Ey inananlar! Allah’tan korkun, daima doğrularla beraber olun. » (Tevbe Suresi: 119), « Ey inananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin, inanıyorsanız Allah’tan sakının. » (Maide Suresi: 57), « Müminler, Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur. Ancak onlardan sakınmanız hali müstesnadır. » (Al –i imran Suresi: 28)

Ve Hz. Mevlananın bir beyiti ile yazımı neticelendireyim. Bu konuda Hz. Mevlana şöyle der:

« Aklı » Muhammed Mustafa’nın yoluna kurban et!

« Hasbiyallah » de ki; Allah’ım yeter.

Ehli dini, ehli kinden ayrı bil;

Hakla oturanı ara; onunla otur

Allah’ın Dostlarını Bırakıp Düşmanlarını Dost Edinme!

 

Yorumlar1

  • EBU HUSEYIN 1 ay önce Şikayet Et
    Mikrop vucuda işlemiş ve yer edinmiş, fakat oportünist olduğu için fark edilmiyor yada önemsenmiyor. Ama vücud çok hasta ve ölüme mahkum edilmiş. Mikrop oportünist olduğu için fark edilmiyor yada çıkarlardan dolayı önemsenmiyor. Hasta yaşamaya alışmış olan insanlar iyi yaşamayı unutmuşlar veya iyi olanı kimileri hastalık sanıyorlar kimileri ise acizlik.
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun