Oyun İçinde Oyun

  • GİRİŞ20.08.2016 11:41:20
  • GÜNCELLEME20.08.2016 11:41:20

Bismillahirahmannirrahim. Ülkemizde 15 temmuzda çok büyük bir oyun oynandı, bu oyun öylesine çok yönlü ki !!! her yönünde ayın istikamet doğrultusunda yani Türkiye'yi Suriye yapma projesi. onların birinci etabı başarılı olmadı, şimdi ikinci etap ve üçüncü etapları var. Daha önceki yazılarımı okuyan okurlarım ne kastetmek istediğimi anlayabilirler. Daha önceki yazılarımdan alıntılar ile bu yazımda 15 temmuz hedefini açıklamaya çalışacağım. "Ne yapmalıyız" yazımda şöyle demişim : "Bizlerin yapması gereken, hatalarımızı görüp, onları nasıl, hak ve adalet dahilinde düzeltebiliriz onun yolunu aramlayız. Biliyoruz ki adalet ve hakkaniyet üzeri bir bakışa sahip olduğumuzda, Allah (cc) bize yardımcı olacaktır. Bizler Allah'a yaklaşmak için bir adım atarsak, Allah (cc) bize 10 adım atacaktır, arkasından Allah'a yaklaşmak için ikinci adımımızı atarsak 10 katı daha Allah (cc) bize yakın olacaktır, yani düze çıkacağımızın işareti olacaktır. Her şeyden önemlisi, samimiyet ile, af dilemiş bir kalp ile Hakka yaklaşmış olarak yürümek istersek, batıl yavaş yavaş kaybedecektir." (Allah'ın Rahmetin 15 temmuzda yaşadık) "Yönetici olmak ve yönetmek" yazımda şöyle demişim : "Matrix'in dışına çıkabiliyorsak, çıkmaya çalışalım, böyle bir durumda bunu hisseden Matrix, hemen Ayar vericilerini yöneticimize yollarlar, olmadı arkasından Dais,Pkk, Pyd, Derin devlet (cia et mossad) gibi virüslerini yollayacaklar, arkasından , insan hukukuna değer vermiyoruz diye "insan haklarını gasp eden kuruluşlarını başlarımıza yollayacaklar ve temizlik içinde Nato denen ölüm çöpçülerini bizlere saldırtacaklar. Eğer Milli Mücadele ve kurtuluş savaşı vermek istiyorsanız. İşte Buyurun !! Ama bir dakika ! dikkatinizi çekerim !!! Bu Matrix'in sistemi Format etmesi olmasın!!!!? Osmanlı kurtuluş savaşı verdi, Format edildi. Cezayir Kurtuluş savaşı verdi, Format edildi. ve en son olarak Arap baharları bire format ediliştir. "One minute" oda yarı format ediliş idi." "Türkiye Yöneteler çağrı" yazımda çözüm olarak demişim ki : "İran ile birlikte, Suriye'de yaşana insanlık dramına son vermeliyiz ve buna Esad yönetimi dahilinde halkın talepleri ile bir politik çözümün kendi aramızda mümkün olacağını görüşmeliyiz, bu bizim bölgedeki sorunlarımızın, yani Irak ile Rusya ile olan ihtilaflarımız, Doğuda yaşadığımızı etniksel sorunlarımızı ve Siyonistlerin bir planı olan, kurulacağı öngörülen kürt devleti sorununda çözecektir. Şuan açık görülmektedir ki Türkiye'ye, şeytan ABD ve İsrail çok büyük bir oyun oynamıştır, ve oynamaya devam etmektedir, bunu bedeli bütün bölge halklarına çok ağır olmuştur, özelikle Suriye halkına ve şimdide bize. Acil olarak her türlü çıkarlar ve ihtilaflar bir taraf bırakılarak, Tek bir bayrak altında ne Şia'sı, ne Sünni'si, ne Acemi, ne Arabı, ne Kürdü, nede Türkü, sadece "ISLAM" bayrağı altında bir araya gelmeliyiz ve bunu da yapmalıyız, İslam kardeşliği altında çok geçmeden bunu çözmeliyiz." (şuan tutuğumuz yol bu el hamdulillah) Diğer bir yazımda "Ülkemiz için ne yapabiliriz ? " "Sayın cumhurbaşkanımıza çağrı yapıyorum, Siz gerçekleri biliyorsunuz! Hakikati biliyorsunuz, Ama neden hakikati bildiğiniz halde Allah'ın düşmanları ile birlik olup, Allah'ın Hükmüne karşı çıkıyorsunuz.? Görüldüğü üzeri hedef Esad değil! Nede rejimi! Şimdi Esad'a yaptıklarının aynısını ülkemizin doğusunda bizlere uyguluyorlar, Evet Doğu bölgemizde gelişen olaylar, aynı hedef doğrultusundadır. Ben doğu bölgemizde gelişen olayları şöyle açıklıyorum, Amerika'daki ilk iç savaşları hatırlayın "Siyonistler" o zamanda Amerika'daki iç savaşta bir birine karşı olan iki gücüde desteklemişlerdi. Neticede hep kazanan onlar olmuştu. Kaybeden ise gerçek Amerika'nın sahipleri olmuştu. Bu bağlamda Size destek verende, onlara destek verende aynı güçlerdir. Çünkü politik konjonktür buna hazır, dolayısı ile bizleri dahada kıstırmak için bu olayları ülkemizin batısınada kaydırabilirler ve geri dönüşümü olmayan ölümcül darbeleri kendimize, kendi elimizle vurdururlar, unutmayalım ki bunu kaybeden Türkiye halkı olur. " Şimdi görülen odunki bizlerin tekrardan politikamızı değiştirmemiz, karışık, o denlide sahte ve yalan olan dünya konjonktüründe yerimizi belirlememiz zor gözükse de, bizlerin ana çizgisi belirlidir. fakat buna rağmen bize yön veren faktörleri ise aynı yazımın devamında şu şekilde açıklamıştım: "Neden biz Türkiye olarak, kendi milli çıkarlarımız doğrultusunda istediğimizi yapamayacağımızı sıralayalım. Türkiye evet bir muz devleti değildir, geçmişi olan köklü bir devlettir. Nede cumhurbaşkanımızda cesaret ve irade eksiktir, tam aksine karizmatik bir cumhurbaşkanımız vardır. Ama lakin, Türkiye kendi iç ve dış politikalarında Hür'de değildir. Açıklayalım neden? 1- Bağlı olduğumuz ve bizleri kendi politikasına mecbur kılan Askeri güç « NATO » dahil olduğumuz için. 2- Bağlı olduğumuz ve iç ekonomik piyasamızın can damarı olan, « Dünya banka para sistemine dahil olduğumuz ve dolaysı ile Dünya banka para sistemini elinde tutan silah sanayisi ve diğer ağır sanayi sahiplerini ekonomimizi yönlendirdikleri için. 3- Bizleri içimizden kuşatan ve faili meçhul cinayetleri ve her türlü siyasi ekonomik tuzakları hazırlayıp gerçekleştiren CIA et MOSSAD ülkemizin bel kemiklerine kadar, devlet içinde devlet olarak işlev gördükleri için. 4- Bizleri yalanlarla uyutan, hayal dünyasına yönlendirip düşüncelerimize sahip olan, bağlı olduğumuz Siyonist görsel Dünya medya gruplarına sahip olduğumuz için. Hükümet olanlar bu güçleri yönlendiren elitlere biat etmedikten sonra katiyen iktidar olamazlar. Takip ettiğimiz politikanında o denli anlamsız olması, Bizlerin kimliği ve kültürü ile yaptığımız çelişkiden kaynaklanmaktadır. « Müslüman mahallesinde domuz eti satmak gibi » Gelişen olayları bu çerçevede analiz ettiğimizde, göreceğimiz odurki birileri bizleri kendi hedefleri doğrultusunda kullanmaktadır. " Şimdi bu yazıların harmanında çıkan şey, bizler ne yaparsak yapalım çıkarlarımız doğrultusunda bedel ödemedikçe "hür değiliz" dedirttirmektedir ! Fakat bu demek değildir ki köle olmalıyız. 15 Temmuz bu bağlamda bizler için çok önemlidir. Bu direniş ile, Ülke olarak bir çok tabuları kırabileceğimizi gösterdik. yada tam tersi olarak, ülke olarak bir çok tabuların dahada kökleşmesine vesile olup, daha derin bir kölesel yapıda oluşturabiliriz. bu ileriye dönük atacağımız adımlar ile belirlenecektir. Sorularım ve endişelerim şudur: 1. Bu İşgal operasyonunun akıl babası kimdir? Katiyen Gülen değildir çünkü o sömürü elitlerinin bir uşağı ve kölesidir. Hür değildir. Yani işçi konumunda olan bir akıl hastadır. Bizler Bunun bilincinde isek ! buna karşın ne yapıyoruz? Kim için yapıyoruz? bizlerin Gülenin iyade talebi doğrultusunda, iyade etmezler ise yapılacak plan nedir? ve ön hazırlığı yapıldımı? 2. Bu İşgal operasyonun uygulatan kimdir? Gülen cemaati ve Abd içindeki bu tip işleri gerçekleştirmek için biline veya gizli oluşturulmuş yapılardır. Gerçekten bunları temizleyebiliyormuyuz ? veya tanıyormuyuz? Yoksa yeni format etmek için yenileniyor mu ? 3. Bu operasyonu gerçekleştiren kimdir? Gülenin emri altında olan cemaate bağlı akılsızlar ve ülkemizde bulunan ve gülen cemaati ile göbek bağı olmayan Siyonist yapılardır ki onlar gizlidir. hatta şu an 15 temmuz mağdurları bile olabilirler ve ülkeye yön veren elitlerde olabilirler!! bunları tanıyormuyuz??? 4. Halkı, algı operasyonu ile yönlendirmesini sağlayan gizli elleri susturabiliyormuyuz? Halkı Irklara bölüp kin propagandası yapan, Mezheplere bölüp taasupculuk yapan ve insanları klaslara ayırıp öteleştirmeye çalışan mediya grupları, tarikatlar bilinip önleri kesilebiliniyormu? Beni 15 Temmuzda şaşırtan bir olay ise, neden cumhurbaşkanı CNN'e telefon ile bağlandı da "atv" veya "A" kanala bağlanmadı? O kanalar Cumhurbaşkanımıza çok yakın olan kanalar olmasına rağmen!!?? Çünkü tanımlar yalanlar ile harmanlamış dolayısı ile hakikattin tanımı yapılamaz bir hale sokulmuştur. Düşmanı besleyende, düşmanı oluşturanda kendi yapımız olmuştur. 15 Temmuz asıl itibari ile iki yönlü kesen bir testere olmuştur. Testereyi kullana "akılı güç" 15 temmuzda her durumda kazanmıştır. Testerenin bir dişi Gülen, diğer dişi ise hükümeti temsil eden devlettir, yani halklardır. Kısaca testere bizleriz!! fakat testereyi kullananlar ise bu testereyi bizi karşı kullandıran akılı güç yada gizli Kabala tarikatıdır. büyük bir ihtimal Gülen cemmati bu KABALA tarikat üyesi olabilir. (illimunati, siyonizime, Maçon lojları, Rotary club, vb çok gizili şeytani tarikatlar) Testere ile ne kesilmektedir? Türkiye'mi? Rejimi? Halklar mı? Aslında görünenler o ! fakat asıl olan onlar değil. Bölgenin dizaynı edilme projeside aynı hedef doğrultusunda yapılmaktadır, asıl itibari ile bölge dizaynını yapmak, varılmak istene proje için bir araçtır. Hedef değildir. Buradan cumhurbaşkanıma sesleniyorum: Sayın cumhurbaşkanım bizler büyük bir belayı tatlı olarak atlattık ama bela kendi yerini her durumda yine en güzel şekli ile korudu. son günlerde gelişen vahim terör olayları bunun işaretidir. onlar direkt olarak 15 temmuzda Bizleri ateş içine sokacaklardı ama Allah'ın rahmeti ile girmedik fakat ilerisinde yanacak büyük ateşin kaynağında oluşturduk. Şayet bundan sonra, Bizler, gelişmelere karşı kendi vatanımızı, milletimizi ilahi dinimizin çerçevesinde, komşularımız ile vahdet çizgisini sağlayarak koruyabilirsek bu beladan tam olarak kurtulabiliriz. Ama bildiğiniz gibi Peygamberimizin düşmanları bunanda müsaade etmeyeceklerdir. çünkü oyun içindeki oyunun asıl hedefini daha önce yazdığım "Türkiye politikasındaki değişikliği nasıl okumalıyız" yazımda dediğim gibidir : "Asıl hedef farklı idi. Gösterilen Hedef bölgenin yeni dizaynını idi. Bu dizayndaki asıl engel Suriye değildi. Suriye, Yemen, Bahreyn asıl engeli çökertmek ve zayıflatmak için açılmış yaralardır. Asıl hedef, çember şekliyi ilen oluşturulan yıkıcı yangın çemberi ve bu çıkan yangını, çemberin merkezine doğru ilerlemesini sağlamaktır. Yangının merkezinde bulunan bir ülkemidir ? Kimdir ? Nedir? Hayır bir ülke değildir. Ülke görseldir. Ama Rahmetli İmam Humeyni'ni temelini attığı, insanlığa çözüm getirecek İslami ve insani uyanış olan Muhammediye İslam'ıdır. Yani hür iradeye karşı bir saldırıdır. Yani imam Ali (as) savunduğu dine karşı ve dolayısı ile Peygamberimize karşı ve dolaysı ile Allah'a karşı açılan bir savaştır. Bugün Hakkı görmek çok basittir. İmam Ali (as) karşı olanların hedefleri neydiyse, bugün İslam ülkelerinde yangın çıkaranların hedefleride aynıdır. Gördüğümüz odur ki Siyonist ABD & İsrail, dinsiz AB ve Suudi kraliyet ailesi ve bunların takipçisi olan Müslüman ülkeler aynı saftadır. Yani Allah (cc) ve Peygamberinin (sava) düşmanlarının safı, dolayısı ile Hz. Ali (as) karşı olanların safı. Biraz önce dediğim gibi ülkeler görseldir. Hedef Allah'ın dini Muhammediye İslam'ı olan, İmam Ali (as) ve temiz Ahlu beyitin yolu olan ilahi din Muhammediye İslam'ına karşıdır bu savaş." İşte yapılan ve yapılmak istenenlerin özeti "Hak din olan Muhammed İslam'ına" karşı yapılan bir savaştır. Bunu gerçekleştirmek için Müslümanları iki veya bir çok kutuplu yapıp, oyun içinde oyunlar, yalan içinde yalanlar ile Hakikati örtbas etmektir. Ne yazık ki Müslümanlar kendilerine güç veren İlahi dinlerinde çok uzak ve bilgisizlerdir. Sayın Cumhurbaşkanım, Sizinde dediğiniz gibi, Müslümanın Şia'sı & Sünni'si olmaz, sadece İlahi din olan Peygamberimiz & Ahlu beytinin, bir sürü zalimlerin zorbalıklarına ve o zalimlerin yalanlarının karşısında yılmadan günümüze kadar yaşattıkları İSLAM dini vardır. İşte 15 Temmuzu gerçekleştiren "akılı güç" yada "ışık saçanlar" Siyonist güçlerin hedefi, bu İlahi dinin mümkünse yok etmek, yaşatmamak, sahtesini oluşturmak, beyinleri bulandırmaktır. Bizimde hedefimiz Bu dini yaşamak, yaşatmak ve savunmak olmalıdır. İnsanlık, millet, Vatan ve Ümmet bunu için vardır. Mustafa Kemal TASPINAR

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun