Ülkemizi Yönetenlerin Dikkatine!

  • GİRİŞ08.10.2016 11:45:06
  • GÜNCELLEME08.10.2016 11:45:06

Allah’ın adıylaDünyamızı tam gaz ileri büyük bir sıcak kargaşaya gidiyor, şimdiye kadar bölgesel veya lokal olan sıcak gelişmeler önümüzdeki gelecek zaman dilimlerinde genelleşeceğe benziyor. Burdan ülkemizi yönetenlere bir ricam olacak, Bu Ricayı yapan ben, bu ülkenin bir ferdi ve insanlığında bir ferdi olarak yapıyorum. Bizler bölgemizdeki Akan kanı durdurmalıyız ve ilerde olacak "Genel dünya sıcak gelişmelerinde" haktan yana, şeytan ve dostlarına karşı tavır koymalıyız. Açıklayım; olası bir dünya savaşında, bizler kazan taraftan olmalıyız. Kimdir kazanan taraf? Kazanan Taraf, Hür olan taraftır. O öyle bir tarafki savaşın sonunda kesin ve mutlak zafer kazan taraf olacaktır. Allah'ın Kuranda bahsettiği taraf "Kesin galip olacaklar Allah taraftarlarıdır" .Bu gün Muharrem ayının 5.ci günündeyiz. Yani İslam ümmetinin hüzün ayındayız aynı zamandada hicri takvime göre yeni yıla girmiş olmaktayız. Bu hicri yeni yıl, biz müslümanların yeni yıl, bununla beraber ne manidarki Kerbela vakasıda yılın ilk ayına denk gelmektedir. Diyebilirizki Hakkın Batıldan ayrıldığı bir ay bizlerin yeni yıl başlangıcıdır. Konumuza dönersek, Suriyedeki gelişen olayaların genel analizini, gerçekçi ve samimi olarak yaparsak, suriye politikamızda bir çok şeylerin rahatlıkla değiştirilmesinin gerektiğini görürüz. Neden Suriye bu hale sokuldu? Bunu siz, ülkemizi yöneten liderlerimiz olarak çok iyi biliyorsunuz. fakat sizler, bizlere açık olarak sebebini söylemiyorsunuz ! Ama bizler halk olarak, politikada sizler kadar aydınlandık, yani kendi çıkarlarımız nedir ? ne değildir? onu 15 Temmuzda gördüğünüz gibi çok iyi biliyoruz.Fakat yanlış fikirler doğrultusunda bizlerin yönlendirilmesi, bizi çok rahtsız etmektedir. çünkü Suriye sorununun bu kadar uzamasının ana kaynağı budur. samimi olmayan Yanlış politika. Suriye, Arab baharının devamı olarak öyle veya böyle karıştırlacaktı, onun devamı olarakta hedef bizim ülkemizin karıştırılması ki henüz bizden vaz geçmiş değiler, ne yazıkki istedikleri doğrultuda herşey yolunda gidiyor. Bizler ilk etapta, yani Arap baharı projesi olan YDD (Yeni Dünya Düzeni) projesi dahilinde kurulan, yıkım projesi BOP (Büyük Orta Doğu Projesi)de bizi eş başkan yaptılar, bize verilen eş başkanlık, balık avında kullanılan, oltanın ucundaki solcan misali, Bizi kandırmanın yolu idi. Ne yazıkki bizde kandık ve bügün yaşanalar yaşandı. Burdan anlıyacağımız, Beşir Esadını ne diktatör olması, nede rejimini diktatör rejim olması değildi. Gelişen tüm olaylar onların hedefinin başlankicidir. Kurulan senaryolara uygun olarak, dışardan getirilen teröristler ile kurulan DAİŞ ve buna bağlı olan ABD & Israil yapımı bu terörist örgütler sayesinde, ülkesini savuna B. Esad terörist ilan edildi. Dikkatinizi çekerim sayın yöneticilerim aynı şeyde size uygulandı ve hala devam etmekte. Türkiyenin bu oyuna gelmemesinin sebeplerinden bir tanesi, Türkiyenin geçmişinden gelen Devlet olma geleneğidir. Suriyenin bu şansı yoktu, evet geçmişi olan bir halk kitlesi ama onlara hükmedenler olarak değil, hüküm edilenler olmuştur, dolayısı ile hep farklı iktidarlar olmuştur, mesela en son osmanlı imparatorluğu olarak bizler olmuşuz. Neden bunu açıklıyorum ? Suriyedeki akan kanın sorumlusu Esad değildir, o oyuna gelen şansız bir liderdir. Beşir Esadı, Babası ile aynı kefeye koymak ise kurulan oyundaki politik oyunudur. bu onun iyi olduğunu savunmak değildir ama bölgemizdeki zalimlere baktığımızda o iyidir. Fakat ne acıdırki O zalimler arkamızdan bizleri bıcaklamalarina rağmen, onlarla çok dostane ilişkiler yürütülmektedir. Öyleyse amac "demokrasi" filan değil çok. farklı.!? Neden suriye bu hale sokuldudaki 2.ci Husus ise, Esadın Israil - Hizbullah savaşında hizbullahtan yana aldığı tavırdır. B. Esad, ABD'nin direkt ve Bizlerin aracılığı ile yapılan telkinlere rağmen, İrana ve Hizbullaha karşı tavır koymaması olmuştur. Dolaysı ile Esad'dan istenilen, ya dolaylı yoldan gitmesini yada gitmesini istemişlerdir. tabi bunu lanse ederken kendi güzel lafları ile süsleyerek söylemişlerdir. "Ülkene Demokrasiyi getir", "ülkenede seçimler git" vs.Burda tabiki görünüşte istenen kötü birşey yoktur, fakat elimizde olan daha önceki örneklere bakarsak, mesela ; Irak gibi, Libya gibi, Mısır gibi, Yemen ve en önemlisi, açık ve belirgin olan Filistn'de yaptıkları, onların demokrasideki amaçları ne olduğu apaçık ortadadır, gözlerimizle gördüğümüz şeylerdir. O zaman biz Türkiye olarak bu politikamızda kimi kandırıyoruz? yada Biz bu politikamız ile kime hizmet ediyoruz ? Açıkça söyleyim: Bizler kendimizi kandırıyoruz, sadece kandırmakla kalmayıp, bölgemize ve kendimize zara veriyoruz. Bunu gördük, yaşadık ve halada yaşamaya devam ediyoruz. Bölgede kendini sözde Araplar ile özleştirip, büyümesini artık topraklar ile değil ama rejimlere ve yönetimlere sahip olarak geliştiren israil hizmet ediyoruz. Şimdi gelelim bizlerin ABD ile olan çatışması ? Bizler ABD'nin dış politikası ile katiyen çatışmıyoruz, tam aksine onların politikasını bi fiil uyguluyoruz ve hizmet ediyoruz, yukarda söylediğim gibi halkları kandırarak, onun içindirki ABD, Rusya ile restleşiyor ve suriyedeki barışı savsaklıyor. Fakat bizler onların isteğine hafifçe dışına çıktığımızda, bizlere PYD & PKK kozları ve ekonomik kurumları ile ayar veriyorlar. ABD her zaman olduğu gibi, bugünde her vaatleri ile bizi kandırmaktadırlar. Eğer bizler onlara karşı gerçekçi bir tavır alacaksak ! o şu olmalıdır, tabi yapabilecek kudurete isek: Beşir Esad ile suriyede barışı getirmeliyiz Evet, yapılacak şey budur. ve arkasındanda seçime gitmesini sağlamalıyız. yoksa inanın Suriyede barış olmadığı gibi daha önceki yazımda belirtiğim gib, bizlerin içinden kolaylıkla çıkamayacağımız irak ve suriyede yana ateş içine girmemiz olacaktırki buda ABD'ini ta ilk baştan beri uyguladigi projesidir. Suriyedeki Barış çalışmasını İran ile yapmalıyız, çünkü suriye problemi direkt olarak, bizleri ve iranlilari çok yakından ilgilendirmektedir, Irak'da bu konu ile çok ilgilidir ama Irak'ın şuanki konum tek başına karar alacak konumda değildir.fakat iran ile bu yonde calisirsak irak'da bunu takib edecektir. Rusya ise sahada buluna aktör olması ve bölge ülkesi olma sebebi ile onlarinda bi fiil olması gerekmektedir. ABD sahada Terörist gruplarla mevcuddur, Bu direkt olarak PYD ile dolaylı olarak DAİS ve diğer terör örgütleri ve Bizimle ama ABD bize güvenmemektedir devlet olduğumuz için, dolaysı ile PDY ve DAIŞ olan güveni bize yoktur. Cunku onlar DAIS ve PKK & PYD ile bizleri suriye modeli yapmaya çalismaktadirlar. Fakat benim çekincem ve uyarım şudur; ABD, Suriyede bizi İrana karşı hazırlıyor olmasıdır. Suriye ise bu iş için oluşan bir sahneden ibarettir ve ülkemizdeki beklenmedik olan 15 temmuzda bu oyunu bir parçasıdır. Üst akılın yaptığı, Fetöcülerle ve ulusalcılarla, İslami görünen iktidar ile Türkiyedeki Islami inanç'a büyük bir darbe vurmuşlardır. Neden ? çünkü istenilen ve uygulanması gereken oyun "Demokrasi ye karşı çıkan Mollalar" tabi bu dışından gözüken yüzü, ama iç yüzü ise daha vahim, "Osmanlı ya karşı Pers imparatorluğu" ne yazıkki türkiyemizdeki TV kanalarında bunu alt yapısının hazırlandığını görmekteyim, Müslümanların onurunu gururla, şeytan israil karşı savunan Hizbullah'ı "Hizbi şeytan" demelerinin altında yatan tek şeyin Suni dünyayı, Şia dünyasına karşı savaştırma emelleridir. Sayın Yöneticilerimize, Ülkemizde söz sahibi olan ve yönetimde etkisi olan tüm sorumlulardan Rica ediyorum ; Siyonist ABD & İsrailin vede Dinsiz Batının oyunu olan bu kışkırtmaların önüne geçmelerini, yoksa bizlerin "Fırat kalkan operasyonu" sonunda isim değiştirerek, Sunnilerin Demokrasi savunucusu, Şiaların ise diktatörlük savunucusu adi ile 3. Dünya savaşını başlangıcı olacaktır. Bizler ise sınırlarımızı temizleme operasyonundan, Din adı ile, islam düşmanları ile beraber olup Allah'in dinine karşı savaşa girmiş olacağız, Bize hazırlana tuzak işte bu. Şeytani güçler öylesine bir oyun oynuyorlarki bizlerin şuanki gidişi "Şah mat" olmadır. Bunun önüne geçmeliyiz, onun için suriyedeki barışı B.Esad ile gerçekleştirip, sonrası gelişecek olaylarda bizlerin, ne İnsani, ne Dini bir sorumluluğu olmuyacaktır. çünkü saflar netleşecektir, bazıları tarafından bilinsede kimin ne gizli ağrısı var ise beli olacaktır. Mezhep savaşını istiyenlerin ve körüklüyenlerin safı ile, Allah’ın dinine sahip cıkıp Ümmetin birliği ver beraberliğini koruyanların safı netleşecektir. Ümmet demek; ne Irksal, ne mezehpsel bir yapıya bürünmeden Tek düşman karşısında, Tek vucud olmak demektir. Eğer böyle düşünmüş olabilseydik bugün bölgemiz ve Müslüman alemi bu yaşadıklarını yaşamaz ağlayan, zülüm gören, yurdundan edilen horlanan olmazdı.Bölgede birlik olması, kayıplarımızın azalması ve bizlerin güçlü, kazana taraf olarak bu şeytani oyundan çıkmamızı, Mehzepcilikten ve ırkcılıktan kurtulmak ile olacaktır. « Muslumanlar kardeştir » ayetine itaat etmek ve uygulamak bizleri bu beladan kurtaracaktır.Mustafa Kemal TAŞPINAR

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun