Referanduma Evet mi Diyorum?!-1

  • GİRİŞ17.02.2017 14:40:07
  • GÜNCELLEME17.02.2017 14:40:07

Allah’ın adıylaÜlkemiz Nisan Ayında bir oylamaya gidecek. Ülkemizin yönetim sisteminin değişmesi yada eski halde kalmasını seççek.Bu durumda bizlerin neyi daha iyi ! yada neyin daha kötü ! olduğuna karar verip bunu referandumda kullanacağımız Evet yada Hayır ile belirliyeceğiz!Bu referandumdaki seçim kararımızı iki yoldan değerlendirebilir ve karar alabiliriz.- Demokrasi şemsiyesi altında.- İslam şemsiyesi altında.- Demokrasi şemsiyesi Altında; Türkiye rejimi bir cumhurriyetir ve bugünkü tüm partiler bu rejimi savunmaktadır. Bizdeki demokrasin uygulamasındaki eksikliklerinin olduğu ve tam demokrasi olmadığı, tartışılan bir konudur, bizler ne kadar demokratız ? yada değiliz ? Evet o bir tartışma konusudur. Ama bugün tüm demokrasini beşiği denilen ülkeler ise kendileri ne kadar demokrattır ? yada değillerdir ? oda gerçekten tartışılması gereken bir konudur. Onlar gerçekten demokrasimidirler? yada Demokrasi halk için mi ? yada Uygulatanlar için mi? demokrasidir.Türkiye olarak, demokrasiyi zoraki olarakta olsa benimsemiş, kendimize uygun hale getirmiş vede yaşmaya devam eden bir toplumuz.Bizlerin Demokrasi tarihine baktığımızda gördüğümüz şey, herşeyin hilesine giden bir yol çizmişiz. Bu zihniyet, ülkenin önüne gelişmede engel teşkil etmiştir. çünkü yapı itibari ile demokrat ama ruh itibari ile kendi kişisel menfaat ve çıkarlarını düşüne insanlar olarak yaşamışız ve yaşamaya devamda etmekteyiz.Neden? çünkü bizdeki demokrasi anlayışı, cumhuriyet ilanından sonra yani 1923 den itibaren, Türk halkının kontrolu altında olan bir rejim olmayışıdır. Burayı açarsak, bazı güçler, Türkiye halkının seçtiklerine ipotek uygulamaktadır. Halkın kendi kültürel, dinsel menfaatı, çıkarı doğrultusunda, halkın seçtikleri ile, bu rejimi bu halka empoze edenlerin çıkarları ile tezatlık arz etmiştir. Halkın istediği, bu rejimi uygulatmaya çalışanların çıkarlarını sabote eden sonuçlar olması halinde, o gizli güçler tarafından halkın arzusu bertaraf edilmiştir, yani halkın isteği yok sayılmıştır.Bunu için, gizli kapaklı bir kontrol mekanizması kurulmuş ve ülkenin kontrolu gizli ellerin elinde olmuştur. Bu ilk etapta ingilizilerin kontrolünde iken, arkasından NATO'nun kontrolüne girmiştir. Tarihimiz bunu gösteren ve yaşanan örnekler ile doldur. Ne yazıkki Türkiyenin ilk partisi olan CHP ise halka rağmen "kontrol" görevini isteyerek yerine getirmektedir. yani seçilmeden iktidar olma, yani kendisini develetin rejimi ilan etmesidir. Bir başka değiş ile halkın isteği doğrultusunda seçilenlerin hiç bir anlamının olmaması. Mesela halkın seçtiği bir iktidarı ve partiyi mahkeme kararı ile iptal etme ve kapatma gibi. Fakat dünyada ve ülkemizde herşey gelişmekte ve değişmektedir. Şimdi burdan bügünümüze geldiğimizde, CHP'nin bu değişime neden karşı çıktığı, yada rejim değişiyor demesi daha rahat anlaşılmaktadır.Türkiye kendi içinde kendine uygun bir sistem aramaktadır. bu ise doğal olarak halkın fikirlerini yansıtan bir parti tarafından olması kaçınılmazdır. işte CHP'nin ikinci eksiği, Halkın fikirlerini yansıtan bir parti olmamasıdır. Dolayısı ile, halkın tabanının düşüncelerine yön vermekten çok, halka, halka rağmen yabancılaşmış kriterleri empoze etmesidir. bundan ötürü CHP halkın partisi olmamış kendisine " Elit" diyen kitlelerin partisi olmuştur. CHP'ye biçilen misyonu, CHP artık yerine getirmemektedir. Fakat bunu zaman içinde halkın fikirlerini, kültürünü benimseye ve bu yönde halkın önünü açan partiler bu misyonu alası ile yerine getirebilmiş, buna karşın ise CHP ve o zihniyete sahip olanlar, hep o dikta zihniyetinde kalıp, kontrol mekanizması olarak eskiyip, yıpranmıştır. yani artık günümüzde kullanılmaz bir yapı olmuştur. ne yazıkki kurtuluşu ise Türkiye halkının arkasında yeni fikirler üreterek değil, Atatürkün Resmi arkasında aramıştır.Neticede bugün, Demokrasi şemsiyesi altında, bize en uygun yönetim Başkanlık sistemidir. çünkü bu talepin oluşması, dış güçlerin empozesi ile değil, ülkenin geçmişinde yaşadıklarının bir neticesi olarak çıkmıştır. ülkemizin demokrasi şemsiyesi altındaki kendisini aramasıdır. Buna o gizli güçlerin dilinde "Demokrasinin oturması" denmektedir.Şöyle bir örnek verirsek, Petrolun bolca çıktığı bir ülkede, araba motor güçü benzinle çalışan olabilir ve bu anlaşılır. Fakat o ülkenin alta kaynaklarında Petrolü yok ise ! o ülke petrolü dışardan alıyor ise, kendine uygun daha ekonomik bir motor aramalıdır yada ülkesindeki alt yapıya bağlı bir araba geliştirmelidir ve buda çok doğaldır.Son söz olarak biz Müslümanlar, Demokrasi şemsiyesi altında, Bizler kimiz? Ne istiyoruz? gerçekten değişebilirimiyiz? Hedefimiz nedir?Mustafa Kemal TASPINAR

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun