Kavramlar Kargaşasında Hakikati Aramak

  • GİRİŞ10.06.2017 12:04:05
  • GÜNCELLEME10.06.2017 12:04:05

Allah’ın adıylaBizlerin hakikatı araması yada görmesi tabiki bir takim kavramlar üzerinde olmakta, çünkü herşeye bir anlam yükleyen, konuştuğumuzda çıkardığımız seslere verdiğimiz yada yüklediğimiz anlamlardır.« Harfler » ile oluşturduğumuz seslerin kelimelere dönüşmesi, ve o kelimelerin taşıdığı anlamlar ! işte bizlerin hakikati anlatırken veya anlamak için kullandığı anlatım veya anlama metodudur.Fakat, hakikati neden farklı yorumluyoruz ? mesela, yaşanmış bir olayı veya bir duyguyu tanımlarken ! acaba herkes aynı şekilde mi algılıyor vede anlatıyor ? yada hakikat sadece kelimeler ile anlatılacak veyada kavranacak bir sıfat mı?Kullanılan harfeler ve kelimleler yada vurgular aynı mı? o kelimlere yüklenen anlamlar aynı mı?işte tüm farklılıklar burda, ama bu farklığılı yaratan ana unsurlar, yada parametreler nedir?Onları şu şekilde sıralayabiliriz :• Kişinin yetiştiği ortamda kimliğini oluşturan « tarihi » ! • Kişinin yetiştiği ortamı şekilendiren hayat şartları « biyoloji » ! • Kişinin yetiştiği ortamda edindiği alışkanlıklar « sosyoloji & ekonomi »! • Yaratılış fabrika ayraları « Fıtrat » ki bu insanın kendisinde olupta ama hakim olamadığı duyguları ; « sevgi » ve « aşk » Bizlerin kelimlere yüklediği anlamlar, yukarda saydığımız unsurlar ve parametrelere bir bire bağlıdır. Açıklar isek, deniz kenarında doğupta büyüyen bir kişi, çocukluğundan başlayarak yüzmeyi, balık tutmasını öğrenir. Dağlık ve ormanlık yerde yaşayan bir insan ise dağ tırmanmasını yada ağaçlara tırmanmasın çocukluktan öğrenir. çünkü sosyal çevresi ona bu öğretileri birere « alışkanlık » olarak öğretir. Yetiştiği sosyo-ekonomik çevre koşuları, o çevrenin sosyal yapısı, insanın kelimlere yüklediği anlamlarda büyük rol oynayan parametrelerdir. Şimdi böyle bir yapılanmada insan nasıl Hakikatı bulur ? yada görebilir? yada ayırt edebilir? haydi zevkler ve renkler tartışılmaz ! çünkü herkeze için güzelikler ve tatlar farklıdır, çünkü sevgi bizim hakim olamadığımız bir duygu, aynı cinsiyetimiz, göz rengimiz, dünyaya geldiğimiz yöre vb. gibi ! Fakat böyle bir ortamda ADALET’i yada HAKIKAT’ı nasıl tanımlanmalıyız?Dağda yaşayan birisi için, 70% su ile kaplı olan dünyamızın sadece toprak olduğunu idda etmesi anlaşılır ! çünkü onun görüp bildiği tek şey, her yer dağ & taş ormandır. çünkü onu gördüğü gerçek sadece budur. Bizlerin hakikati görmesi, kavraması demeki yaşadığımız bölge ile, ortam ile, sosyal çevre ile, tarihi ile bire bir ilintili ama gerçeğin kendisi değildir. Şayet insan kendisin bu dar çerçeveden kurtaramaz ise ADİL bir hayatı olur mu? yada insanın kendisin bu dar çerçeveden kurtarma imkanın yokumdur?Fabrika ayraları olan Fıtratımızı, Bizleri Yaratan Rabbimiz tarafından, Hakikati & Adaleti her yerde ve her ortamda yaşamamız, kavramamız için, doğuştan bize bahşetmiş olduğu referansıdır. bizlerin mutlak doğrularıdır. Fakat biz bu doğruları, bu referansı hayatımız boyunca ne kadar koruyabilmekteyiz?İnsana yüklene, Insan olma vasfı, yukardaki bahsettigimiz tüm parametreler sahiptir, ama bu parametreleri yada unsurları, istediği an değiştirme, istediğinide kontrola almasıda mümkündür. fakat ilk başındada söylediğimiz gibi insan, « sevgi » « aşkı » kontrolüne alamaz ama bu duygular ile bütünleşebilir. çünkü « aşk », « sevgi » insana güç veren, insanın aşan, hayat enerji kaynayıdır.Bu bağlamda, kişilerin açıklama getirirken kullandığı « açıklam sözlüğü » yada terminolojisi nedir ? Kavramları tanımlarken bizleri ayrıştıranda, Tarihi, biyoloji, sosyo ekonomik yapı, yaşantımız boyunca fıtratımıza olan bağlılığımız yada sadakatımız doğrultusunda yüklediğimiz anlamlar, bizlerin hakikati anlama vede anlatmadaki terminolojisini yada hayat sözlüğünü oluşturmakta. Fakat İnsan bu parametreleri değiştirebilmektedir, çünkü bunlar dışardan bize yüklene verilerdir. Fakat birde bizlerin değiştiremediği parametreler vardır ; « aşk » & « sevgi ». Bu açıklamadan sonra, Dinimiz İslamdan bahsederken, herkezin islamı anlatırken kullandığı mutlakların aynı olmasına rağmen ! neden tanımları yada yaşamaları farklı olmaktadır ?Nedir mutlaklar ?• Kitabi Kuran, Allahın kelamı olduğuda herkes hem fikirdir. • Muhammed Mustafa (savs) Allah’in elçisi & peygamberi olduğunda herkes hem fikirdir. • Kabe’nin müslümanların kıblesi olduğunda herkes hem fikirdir. • Oruç’ta, namazda, ölüm & ahiret hayatının var olmasında hem fikirdiler. fakat buna rağmen müslümanların, islamı anlamada kendi aralarında farklılıklar bulunmaktadır. Çünkü, herkes kendi hakikat tanımını yaparken doğal olarak « mutlaklar » üzerinden yapmaktadırlar. Ama dahası, burdaki açıklamları yaparken, tanım üzerinden tanım yapmaktadırlar. Dahası islamı açılım gibi gözüken mezhebiyle islamın tanımını yapıp, anlatmaktadır. kısaca islamı dar çerçeve içine sokup, kendi mezhepsel anlayışını mutlak gerçek yapmaktadır.Islam’in aslını mezhep, Mezhebini islamın kendisi olarak açıklama getirmektedir. Böyle bir bakış, her zaman hakikati saptırmaktadır. Buda kişilerin mezheplerini islam üzerinde mutlak bir doğru olarak algılamalarından kaynaklanmaktadır.Örneklersek, Sizin bir arabanız var, markası Renault olsun, ama arabanızın gamı ise Clio’dur. siz şimdi arabanızı markasına Clio derseniz doğru olmaz. çünkü arabanız Renault’dur. Benim arabamında gamı megan ise, o zaman benim arabam Renault olmamış oluyor sizin anlatımınızda !! yani burdaki en önemli sıkıntı ;• Tanımda kullandığınız terminoloji kaynağınıda hata yapmak. Sizin böyle yapmanız, aynı marka arabanın kendi diğer gamlarını hiçe saymanız olmaktadır. Birde bunu baskı yolu ile empoze ederseniz, hakikati kökten sapıtırmış olursunuz. bu mahal üzerinde;• Adaletten uzak olursunuz, • Zorba olursunuz • gerçekleri çaptırmış olurusunuz en önemlisi kendinizi kandırmış olursunuz. • olayları analiz ederken kendi saplantınıza hapis olup, gerçekleri görmezsiniz. Aynı dağda yaşayanın dünyanı sadece topraktan ibaret olduğunu idda etmesi gibidir. Burda şunu demek istemiyorum, « Mezhepler bir işe yaramıyor » !! Eğer bu tip bir yapılanma olmuş ise bu gereklilikten ötürüdür. Mezhepler; Dinin ilk çıkışı ve devamı arasındaki farkılıkların yaratığı anlayıştır. Fakat mezhep hakikatın bi zati kendisi değildir. Şayet mezhep, kendi çıkış ana kaynağını takip ettiği bir yolda değilse ! ana kaynaktan kendisini saptırmaktan kurtaramaz.Allah (cc) « kendi dininin koruyacaktır ». ama bunu hangi yol ile yapacaktır, onuda bizlere kitabi kuranda açıklamıştır. • Peygamberler ile kitaplar yollamış, ve en son peygamberini & kitabını yolladıktan sonra • Her zaman muhatap olan Allah velileri yollamış en son ve daim olan Imam-i zaman el Mahdi (as). Eğer yaşadığımız her zaman diliminde hakikati batıldan ayıracak bir şahit olmaz ise, dünya anında kendi sonun getirip, yok olur. Kısacası, Allah’ın şahitlerinin varlığı, dünyadaki dengeleri, doğa kanunları ve sosyal kanunlarını bi zat ayakta tutandır. O şahit ise, o bulunduğu zamanın ilahi otoritesinin tek temsilcisidir. • « O gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerine birer şâhid (-i hak) göndereceğimiz gibi seni de (Habîbim) onların üstüne tam bir şâhid olarak getirdik. Sana (bu) kitabı her şey'in apaçık bir beyânı, bir hidâyet, bir rahmet ve (hele) müslümanlar için bir müjde olmak üzere peyderpey indirdik. » Nahl-89 • « Her ümmetten bir şahit getirdiğimizde ve Seni de bunların üzerine şahit kıldığımızda durumları ne olacak ? » Nisa -41 Kitabı Kuran, Peygamberimiz & O’nun Temiz Ehli beyti, Bu iki emanete sahip çıkan, takip eden ashaplar ve bu kaynaktan beslene Allah dostları vede alimleri, ümmet için hiç bir zaman, ne bir fitne kaynağı, nede bir ayrlık sebebi katiyen olamazlar vede olmadılar. Ancak ve lakin, Kitabı Kuranı ve Peygamberimizin çizgisini kendi iktidar çıkarları ve ya kişisel arzuları için değiştirip, dine farklı anlamlar yükleyip, empoze edenler ise fitne ve bölünmüşlüğün ta kendisi oldular. Allah’a ve Peygambere itaatı, sadece sözde bir vitrin olarak kullandılar. Kendi yolarını takip etmeyenleri öteleştirip, Allah (cc) adı ile islam’a karşı, islam icat ettiler. Peygamberimizin (savs) & Ehli beytini vede dostlarını, kendilerine düşmanı ilan ettiler.« Ey insanlar ! Hiç şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı (şeytaninler ve nefis), sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın. » Fatir-5 Mustafa Kemal TASPINAR

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun