Tehlikenin Gizlediği Tuzaklar

  • GİRİŞ05.03.2018 15:47:56
  • GÜNCELLEME05.03.2018 15:47:56

Bizler, Gelen tehlikeyi görüyoruz, Fakat tehlikenin ana kaynağını oluşturan hedefi ve uygulamalardaki varyasyonlarını görmüyoruz veya netleştiremiyoruz !?? Yada benim göremediğim bir hesabımız var ?

Neden böyle düşünüyorum ?

Çünkü, Aslında bölgede yapılmak istene senaryoların (planların) ana hedefi, « Ne enerji kaynakları ! nede petrol !, nede PARA ! » " küresel güçler, zaten o zenginlikleri " dünya para sistemini ve mekanizmasını", "ülkelerdeki yapı sistemi terminolojilerini" ve zorbaların koruyucu polisi olan "NATO" yu, insan, adının olupta, kendisinin olmadığı insan hakları koruyucusu « BMIH »  ellerinde tutuyorlar. 

Dolayisi ile Onların Bölgedeki ana hedefleri ; 
Bölge ülkeleri ve müslüman halklar arasında « Kin ve Nefret » tohumları ekmek ve büyültmek. 
Bölgemizdeki ülkeleri ve dünya müslümanların parçalanmasını sağlamak, birleşmelerine engel olacak kutupcukların alt yapısını hazırlamak. 
Bu plan ile siyonist işgalci terörist devletin konforunu, bölgedeki ve tüm islam dünyasındaki hakimiyetini sağlamak ve pekiştirmek. 
Siyonist küresel güçe engel olacak ; « her fikiri », « her oluşumu », « her tür yapılanmağı » bertaraf etmek ve oluşumlarına izin vermemek. 
Onların planlarının önündeki en büyük engel olan « Vahi Islam »inin oluşturduğu « Direniş cephesi » ni yok etmek ve Suudi zihniyeti altında uysallaştırmak ve sonrası yok etmek.

Bölgedeki tedirginlikler ise ; 

- Sınırımız koruyalım, teröristlerden temizleyelim. Ama Gelişen Olaylara bakış açımız, girdiğimiz ülkedeki birlik ve beraberlik üzerine değil ! üstünlük ve hakimiyet kurma üzerine çalışılıyoruz.  Yukarda sıraladığım hedeflere hizmet eden Yanlış bir çalışma.  
- Adaleti mutlak değil, « Güçlü olan adalet sahibi  olur » mantık algılamsı . Düşmanı Düşman değil ! Dostları düşman yapan, Yanlış bir algılama.
- Düşman veya Dost tanımı kişisel çıkarlar & menfaatler ile belirlenmez. Adalet & Hakkaniyet üzeri taraf belirlenir. yoksa zalimden yana yer alırız.
- « Gemisini kurtaran kaptan ». Ama Hangi çizgide giden gemi ? Fakat görülemeyen gerçek şu ki Bölgede asil olan tek bir gemi var. Bölge ülkeleri, hepimizi içinde barındıran « Büyük Müslüman/sömürülen /zülüm gören topluluklar gemisi ». 
Bizleri, « Irkların & Meşreplerin & Mezheplerin » çeşitliliği ile her biri bir gemi diyerek yanıltıyorlar. Evet çeşitlilik var, fakat Bizlerin, (müslüman toplumlarının) gerçeği olan ;  «  üstün olanız, Allah’a (katında) en yakin olanızdır »

Küresel güçlerin  Hedef : Bu büyük gemideki mürettabatı parça parça edip, bir birine düşürmek. Hali hazırda, Bize yaptırdıkları ise gemide isyan çıkartmak ve bu büyük gemiyi sahip olmak. Ümmet bilinçini yok etmek, parçacıklara  ayırmak.
- Var olan barış çözümünü bölge ülkeleri ile değil de ! bölgede oyun kuranlar ile yapmaya çalışmak. Çok Büyük  bir Hata ! çünkü Oyunu kuran şeytan. Onların oyunu, kan, yıkım ve yalan üzerine kurulmuştur. Nasıl barış isteyebilirler ve yapabilirlerki !? Planları katiyen barış’a müsade etmez.

Bizler, tam olarak ve net olarak, hak cephesi ve batıl cephesi tanımını yapamamışız. Bizler, karma terminolojilerle tanımlama yapmaya çalışıyoruz ki ! Bu ideoloji ile sonuç elde etmek mümkün değil. kullandığımız terminolojide tek bir taraf var, o ise batıldır. Biz, Tam olarak saf belirlemde kendimizi netleştirmedik.  

Kendimizi ne ile tanımlıyoruz ? 
1-) Islam kimliği ile mi ? 
2-) Demokrasi kimliği ile mi ? 
Islam demokrasi karışımı bir ideoloji ile mi ?
ırkçı kimlik ile mi? 

Islamda Hakikat Absolü/mutlaktır. Oda Güzel Ahlakin kamelete ermesidir. « Insanı Kamil » Ama demokraside Hakikat çoğunluğa bağlıdır. Yani rölatif / görecedir. o’da modadır. « idol/putlaştırma » çoğunluk ne yapıyorsa doğrular odur.  Bu anlayış ise hayat bakışının temelini oluşturmaktadır. Böyle bir ortamda Görsel  & yazılı Medyanın ve kültür emperyalizmin neler yapabildiğini ve ülkemizde ve müslüman ülkelerindeki oluşan sapıklıklarda şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. 

Soru : «  tek develet, tek millet, tek bayrak, tek vatan » Ne için var ? Nasıl gerçekleşebilir ? ve bu değerleri kapsayan kalıp nedir?

Mesela, 15 temmuz bir Hak mücadelesi idi. demokrasi mücadelesi değil. Ama Buna rağmen, Bizler ise, amelimiz ve söylemimiz arasındaki tanım farklılıklarının ayrışımını yapamamışız ve bir takım uydurma & ekleme tanımlamalar, kelimelerle vede çelişkiler ile çözüm üretmeye / tanım yapmaya çalışıyoruz. 

Kendine « akademisyen », « gazeteci yazar » veya toplumsal "düşünür" diyen bazı laf cambazları, kelimeler & kavramlar ile basit ve açık olan çözümü  / gerçeği, karmaşa bir hale sokup, görülmez hale getirip, ülkemizin daha çok maddi ve manevi zarar sokmak için akıl vermekteler. Bu ise Toplumda manevi çöküşümüzü hızlandırıp, kendimize ait olan "temel dayanakları" yok ederek sağlamaktalar.  Ne yazıkki buda bize safımızı belirlemede büyük bir engel teşkil etmektedir.

Burdan Bölgemize gelirsek, Bölgemizde eksik olan tek şey barıştır & huzurdur. Bölge ülkelerininde hepsi bu temelde hem fikirdir. Vede onuda ancak bölge ülkeleri kendileri sağlayabilir. Başka hiç bir kimse değil. Ne ABD, ne AB, ne Rusya katiyen burda barışı bizler için yapmaz.  Yapacakları tek şey, şimdi ve gelecek için kendi çıkarlarına dönük bir oluşumdur ki o oluşumda Bizler, parçalanmış , bölünmüş, küçülmüş ve aciz olacağız demektir.

Ülke yönetimimizin, Esad düşmanlığının sebebi ne olursa olsun, bu düşmanlığın sebebi bugün olanlardan daha vahim değildir.  Bu düşmanlık, ne Milli çıkarımıza ! nede Bölgesel çıkarlara !  nede Islami çıkarlarımıza destek sağlamamaktadır. Esad, hükmet olsun yada olmasın ana sorun o değildir. Sorun, var olan şeytani küresel planın uygulanmasında, Esadlı  bir Suriye rejiminin tuttuğu  taraftır. Bu ise küresel siyonist güçlerinin planını bozmasıdır. İstenmeyen Esadın kendisi değil, Esad’ın tutuğu taraftır. Bu, « T.C. nin ösosu » da olsa ! eğer   T.C. öso Esadın tuttuğu tarafı seçer ise, onada karşı çıkacaklardır. Yada / Belki öso, bizim yanımızda küresel güçlere ilerde destek çıkmak için vardır !???

Bizim anlamamız gereken şey şudur ; Biz, « Hangi taraftayız » ? veya Biz, « Hangi adam » ile beraberiz'i değil.  « Trump !? » yada " Putin !? " ikiside, bizim ne tarafımız ve nede adamımız değildir ki ilerde onlarında bize karşı beraber olduğunu görebiliriz.!?

Bu gün Bizim Tüm çıkarımız, Esadında dahil olduğu taraftadadır. Yani « Küresel Güçlere karşı Direniş » tarafıdır. 
Ama unutmamak Lazımki Bizler bir zaman « BOP Eş başkanı » idik !! Acaba şimdi neyiz ???

Esad ile konuşmayız, « o canidir » demekle, Şayet « Biz tükürdüğümüzü yalamayız » demek istiyorsak !? Eğer bizim bu yaptığımız yanlış bir politika ise, ülkemizin zararına ise, bölgemizin zararına ise, Dini hukukumuza karşı ise !! 

O zaman Biz, Kime Hizmet ediyoruz ? Neden hizmet ediyoruz ? ve ne için bu konuda inat ediyoruz ? sorusu geliyor aklıma ! yoksa biz « BOP Eş başkanı » rolüne devamı ediyoruz !? Bu Rolün Ülkemize bunca yaptıklarından ve yapacaklarından sonra ???

Kişisellik, Bencilik, Egoizm, Ego-sentiriklik, Irkçılık & Mezhepsel taassup ve ona bağlı duygusal düşünceler & hallerin yönlendirdiği ideolojiler, ve buna bağlı planlar, islamın ve insanlığın yapısına terstir.

şu ayetleri tekrar, tekrar Düşünelim, Biliyorumki çok iyi biliyoruz bu ayetleri ! Ama her türlü zihinsel kirlikten uzak tekrar düşünelim;

- « Bütün mü’minler kesinlikle kardeştirler. Öyleyse kardeşleriniz arasında sulhu, barışı sağlayın, din ve dünya işlerini, sosyal ilişkilerini düzeltin, geliştirin. Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Ola ki, ilâhî merhamete mahzar olursunuz » (hucurat - 10) 

- « Onlar birbirlerine karşı şefkatli, merhametli ve alçak gönüllüdürler." (Maide 54) 

- « Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, kafirlere (Küresel siyonist güçlere)  karşı şiddetli, birbirlerine karşı ise merhametlidirler. » (Feth: 29)

- « Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah onların yerine, kendisinin onları sevdiği ve onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirir. (Onlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu bol olan ve her şeyi bilendir. » (Maide: 54)

- « Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nadim oluverirsiniz. » (Hucurat-6)
- « Kim Allah'ı & O’nun elçisini ve mü'minleri dost tutarsa bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır. » (Maide -56)
Çok önemli not : Biz müslümanlar, tüm enerjimizi & güçümüzü, Filistindeki Müslüman kardeşlerimizin, işgalci teröristlerin baskından kurtarıp, Filistini hürriyetine kavuşturmak için BIR olup, DIRI olup, GUÇLU olup,  Islam UMMETI  olup, Bölgemizi ve islam dunyasını bu küresel güçlerin zulmünden kurtarmaya harcamalıyız. 
Ama ne yazıkki bizler, "Enerji kaynaklarına sahip olacağım", « Petrolun parasına sahip olacağım", "Kendi devletimi kuracağım", "Ben, Müslümanlara Hükmedeceğim" hayalleri ile, Bizleri bir birimize düşürmekteler. 
Bu zenginliklerin hepside bizde ! Ümmet anlayışını bize bahşeden dini  Islam ‘da bizde ! o zaman bizler,  bir birimizle neyin savaşını veriyoruz !!!!? sadece Küfre hizmet etmekten başka ?
Türkü, Kürdü, Acemi, Arabi, Tüm Dünya Müslümanları UYANALIM ARTIK !!!
 

Yorumlar1

  • EBU HUSEYIN 8 ay önce Şikayet Et
    Turkiye yönetimi artık, kendin ve halki kandırmayı bıraksın bu yapistirma artık duygusallasmis esad dusmanligini bırakıp Turk milletinin ve bölgenin çikarlarini düşünmesinin zamanı geldi ve geciyor. Tabi Suriye halkına bunca yaptiklarimizdan sonra. Esad ile barışmak kolay olmuyacak ama YAPILMALI. yoksa kaybeden taraf biz olacağız. Yazınızda çok güzel belirtmişsiniz bizim Esad ile yapacagımız barış asil itibari ile Esad ile degil, Islami direniş tarafı ile olacak. yani Kendi gerçek Safimizi belirliyeceğiz.
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun