Çıkar Endüstrisi ve Kadın-2

  • GİRİŞ26.03.2018 18:06:10
  • GÜNCELLEME26.03.2018 18:06:10

Allah’ın Adıyla

2- Endüstri ve Kadın :

Gelişin sanayi devrimi, kendi çıkarcı politikasınıda beraberinde getirmiştir. Bu politikadan en çok etkilenen ve en büyük tahribat kadınlarımıza olmuştur ve halada olmaktadır. Kandınlarımız ailesi için var olan analık görevlerinden mahrum ederek, çıkar sanayisi, kadınlarımızı kendine bir vitrin, bir hizmetçi olarak kullanmış ve kullanmaktadır.

Kimileri Hayat şartları bunu gerektiriyor diyebilir !! Nedense o hayat şartlarını oluşturan sanayi devriminin çarpık politikasın eleştirmez sorgulamaz !!? Kimileride bir sakınca görmeyebilir ! Bir aksaklık görmeyebilir ! Tam aksine, gelişme ve moderneleşme diyebilir. !! Fakat ne derece doğru ? Kadınlarımız doğal üretken bir yapıya sahiplerdir. Unutmayalım ki nesilerimizin geleceği kadınlarımızın ana yapıları üzerine inşa edilmiştir. Onlar hayatımızın özünü taşır. Çıkarcı sanayinin getirdiği Feminizm akımının hedefi ; « kadına karşı kadın » olarak kadınlarımızın kendi öz kimlikleri yok etmektedir. Modern çağımızın insanları, insanlık özeliğini kaybetmiş, toplumumuzun insanlık bağını oluşturan « kültürel & sosyal & dinsel » çekirdekleri parçalanmış, yozlaşmış ve insanoğlu tüketim aracının ham maddesi olarak (auto-destruction) kendi eliyle kendini yok etmeye doğru, kandırılmış arzusu ile yüksek hızla gitmektedir.

Kadınlarımızı Sanayini bir parçası haline getirmelerinin Asıl hedef nedir ?

« O akıl », Kadınlarımızın doğuştan asıl görevi olan annelik vasfını ve görevini banalaştırıp, çocuklarımızıda tüketim sanayisinin bir parçası haline getirmiştir. Dolayısıyla İnsanlar, sadece « o akılın» çıkar sanayisinin dönmesini sağlayacak, tükettiği doğal enerji kaynağı olmuştur.

 

Kadınlarımıza gerçek seçenek hakkı sunulmadan « Hürriyet » « bağımsızlık » « çağdaşlık » lafları arkasına saklanarak, tüm kadınlarımızı çalışan veya çalışmayan, sanayini tüketim makinası daha ilerisi tüketim toplumunu ana motoru ve yozlaşmanın ana kaynağı haline getirmişlerdir. « o akıl » ilk etapta Kadınlarımızı değersizleştirerek, basitleştirerek alçaltmış daha sonrada onlara değer veriyormuş, « kurtarıcılar » gibi gözükerek. Kadınlarımızı modernizim vitrininin süslü eşyası, oltasındaki yem olarak kullanan «o akıl», Koç’un boynundaki tasmaya bağlanmış hürriyet ip uzunluğu kadar serbes ama daha ilerisini görüpte, bir türlü erişemediği o lüks yaşamı gösteren, « o akıl », tüm insanlığı kendine, adil olmayan sistemleriyle köle yaparak ilahlık taslamaktadır.

İslam toplumlarında ve inançlı toplumlarda, Fikirsel & Düşünce yozlaştırması yapıp, inançlı insanları tecrit ederek, marjinaleştirek, yobaz damgası vurarak, arkasından ise kurtulmanın şartınıda « o akılın ideolojisine sahip çıkmak » gibi lanse ettmişlerdir.

ilk yaptıkları, Müslümanları öz inançlarını bozmak, arkasından hasta olduklarına ikna etmek, ve netice olarak ise kendi istedikleri yaşam hapını vermek olmuş ve başarmışlardır.

Çıkarcı Endüstri sisteminin, « hür kadın » sloganları ile sunduğu uygun olmayan çalışma ortamı ve yaşam tarzının kadınlarımıza verdiği, « sosyo & piskoljik » hastalıklar, sıkıntılar, zaman ile onların hayatının bir parçası olmuştur. Onlarda oluşan sosyo-psikolojik sıkıntı, Aile içindeki muhabbeti & birliği, güveni & huzuru yok ederek ailelerin bölünmeleri sağlamıştır. Aileleri « o akıla » hizmet eden modern çağın, modern köleleri yapmıştır. Toplum içinde, ahlaksızlıklar, dengesizlikler, gereksiz rekabet ve çatışmalarla toplumun yozlaşmasına yol açmıştır.

İnsanın yapısını çok iyi bilen « o akıl » kandınlarımızı « hür kadın » tanımı ile kullanmasını çok iyi bilmiştir. Erkelerimizede bunu bir fırsat gibi sunmuşlardır. Ama kaybeden ise toplumumuz, Bizler insanlık olmuştur.

İslam toplumunda kadınlarımızın aldığı darbeler daha fazla olmuştur. kadınlarımızın aldıkları eğtim, yetiştikleri ortam hep Müslüman kadınlarımızı hedef almıştır. Kadınlarımıza çıkar endüstri terminolojisinde sunulan « Hürriyet & Bağımsızlık », « çağdaş & modern » hapları, kadınlarımızda oluşturduklar tahribat onlara verdikleri zevkten daha çok olmuştur. Çok yakın zamanımızda öylesine olmuştur ki «başı örtülü», «inançlı» ama ruhu « o akıla » hizmet eden müslüman kadınlar topluluğunuda türetmişlerdir.

 

Erkelerin hiç mi suçu yok ? Erkeleri Erkek yapan kadınlarımızdır. Her erkeğin arkasında ve önünde bir kadın vardır. « Annesi » ve « Eşi ». Fakat siz kadınlarımızın doğuştan olan, annelik =(üretken ve eğitici) vasıfını bozar, yozlaştırsanız, endüstri reklam vitrininde bir parça yaparsanız, tüketim aracının bir motoru yaparsanız, o zaman siz o toplumun erkelerinden ne beklersiniz ? ve siz o toplumun geleceğinden ne beklersiniz ?

Kadınlarımız, Toplumumuzu direk taşlarıdır. Ailemizin dolaysı ile toplumlarımızın Mutluluk & Huzur, Enerji kaynağı kadınlarımızdır. Allah (cc), doğuştan yapımıza uygun olarak bir iş paylaşımı yapmıştır. İnsan olarak « Erkek ve Kadın » diye iki ayrı başlık altında ayırmıştır. Bu başlıklar bizlerin farklıkları ama üstünlükleri katiyen değildir.

Size desem ki « Beni Koçum günde 200 litre süt veriyor ! ». Yada « Benim koçum aslan gibi bir kuzu yavrusu doğurdu » dersem !! ne dersini bana ? Katmerli bir yalan söylediğimi ve saçmaladığımı söylersiniz. Evet çok doğru dersiniz. çünkü saçma sapan laf ! olacak bir şey değil. Yaratılıştan verilen farklıklar var. Bu farklılıkların hayataki yansımaları görevlerin doğal paylaşımı oluşturmuştur. Bu ise bizlerin özünü oluşturur (doğası) ve değiştiremeyiz. Şayet özümüzü değiştirmeye çalışırsak, sonuçları ise cehennemi dünyada yaşamak olur. Insanlık olarak bugün yaşadıklarımız, insanlığın ahlak olarak çöküşünün dibe vuruşunu sonundayız.

Kadınlarımıza aşağılık kompleksini veren çıkarcı sanayi (endüstri politikası) aklı olmuştur. « ucuz el işciliği », « tüketim aracı », « değersiz yapı ». Daha sonra, «Hürriyet», «Çağdaş», «Birey» sloganları ile onların savunucularıymış rolüyle toplumun malı olarak kendisine devamlı köle etmiştir. ilk önce değersizsin diyerek sopayı göstermiş, sonrada Hürriyet veriyoruz diyerek havuç göstermişlerdir.

Dinimiz ise, Kadın & Erkek eşitliğinden bahsetmez. çünkü o eşitlik doğamızın yapısında yoktur. Ama Dinimiz, Kadına ve Erkekte « İnsan » tanımını verir. Yükseklik & Değer ölçümü cinsiyete değil, İnsanı Kamil olmaktır. yani Takva sahibidir. dolaysıyla, Dinimiz, Kadın ve Erkek arasındaki « HARMONİ »den bahseder.

 

Harmoni ne demektir ? biliyorsunuz ama tekrarlayalım, Harmoni UYUM demektir. Iki farklı nesnenin (yapının) karışımından çıkan olumlu sonuç. Yani Kadın-Erkek arasındaki Eşitlik tanımı yerine Uyum'dan bahseder. çünkü değerler farklı ama bir birini tamamlayicidir.

Yaratılışda sahip olduğumuz özeliklerimiz toplumun dengesini sağlayan « sosyo-psikolojik » yapıyı oluşturur. Eğer siz bu yapıyı bozarsanız toplumunda dengesini bozmuş olursunuz ve beraberinde çözülmeyecek sıkıntılarıda getirir.

Bir kaç farklı açılardan örnekler vererek açıklama getirelim :

Eğer eşitlik kavramını bir/bir alırsak faklı iki yapı olarak şöyle birşey çıkar :

  1. 1 m2 demir plak = 100 kg ve 10 adet x 1m2 demir plak = 1 Ton demir kütlesi yapsın.1 m2 tüy kolisi = 10 kg ve 10 adet x 1m2 tüy kolisi = 100 kg tüy balyası yapsın. 1 Ton demir kütlesi karşısına, 1 ton eş değerinde kaç adet tüy balyası koymamız lazım ? ; 10 adet x 100 kg balya koyarak nihayi olarak rakamsal tonajda eşitliği saylarız. Neticede derizki 1 Ton kütle demir parçasına eş değeri 100 adet tüy baleyesi. Kilo olarak eşitliği sağladık ama miktar yada hacim olarak değil. 1 / 1 aldığımız farklı yapıları eşit olması için 1 /10 olmalı ki eşitlik sağlanmalı. Kadın Erkek eşitliğine bu gözle bakabiliriz !! ama yanlıştır.
  2. İnsanlar savaşta vücudlarını korunmak için metal zırh yapmışlardır. Ama insanlar soğuka karşı vücudlarını korunmak için yünden zırh yapmışlardır. Savaşta vücudun darbelere karşı korumaz ise ölür. Soğukta vücudun dona karşı korumaz ise neticede ölür.

Biz metal zırh yün zırhdan daha üstün diyemeyiz. Metal zırh ve yün zırh aynı hedef için kullanılmakta fakat yapılarının özeliklerinden kaynaklana uygulaması farklıdır.

Erkek ve Kadın, doğuştan gelen yapı özeliklerini alıp, Erkek ve kadın arasında bir bağa kurasak, göreceğizki Kadın, Erkeğini, Erkekte kadınını tamalamaktadır. O zaman eşitlik, özeliklerdeki tamamlayıcı faktörlerdedir ki onun için Eşitlikten değil harmoniden bahsedebiliriz. Erkek 0,5 + Kadın 0,5 = 1. Fakat bu 0,5 neye mukabildir ? her zaman oran 0,5 midir ? Hayır. Dolaysı ile Biz Harmoniden bahsetmekteyiz. Bir çiftin (eveliliğin) yürümesi için gerekli olanda harmonidir.

Bunu açıklamak için biraz önceki örnekten gidelim ; Bir insan, 5 metre yükseklikten bir demir kütlesi üzerine düşse ne olur ? Kesinlikle yaralanır. Eğer başı üzeri düşerse ölme şansı yüksek olur. Ama o insan 5 metrede bir tüy baleyesi üzerine düşse ne olur ? En kötü olasılık bir çizik alır.

Şimdi burda hangisi insan için daha iyi ve önemli yada üstün ? Tabiki Tüy balyası. Aynı örneğimizi başka bir açıdan alalım.

Bize püskürtülen bir ateşe topuna karşı neyin arkasında saklanmaya çalışırız ? Demir kütlesinin mi ? yoksa tüy balyasının mı ? Tabiki demir kütlesi. O zaman burda insan için daha iyi, üstün ve önemli olan demir kütlesi olur. Metal zırh ve Yün zırh örneğindeki gibi.

 

Bir çıplak metal kablo ile elektrik akımını bir yerden bir yere taşırız, ama bunu getirdiği tehlikeler çok, üstelikte kullanımda pratik değildir. Bu kabloya plastik bir kılıf giydirirseke taşımada oluşacak her türlü tehlikenin önüne geçeriz vede kullanımında çok pratik olur. Çünkü bu birlelikte (uyum) mükemmelliği sağlamaktadır. Var olan farklılıklar, tamamlamayı beraberinde getiri ve kullanım alanlarıda yapılarına göre uyumlu vede farklı olur.

Yapı özelikleri, göreceli ve kalıcı olarak her iki cinstede bulunmaktadır. Fakat farkı belirliyen kalıcı morfolojik özeliklerdir. Fakat üstünlüğü belirliyen ise ; var olan farklı yapısal değerleri kullanarak, ve bir birlerini tamamlayarak mükemmelleşmeye götüren, İnsanı Kamil olmaktır.

Bu özelikler Ayrılığa ve Rekabete götüren yapılar değil. Yukardaki verdiğimiz örneklerdeki gibi yapısal farkılıklarına rağmen hedefleri aynıdır.

 

Kadın & Erkek ilişkisini formülleştirsek : Kadın ve Erkek arasında Eşitlikten çok Uyumdan bahsedebiliriz. Çünkü eşitlik sabit bir kavramdır. Kadın & Erkek morfolojik ve değer olarak farklı kalıcı yapılardır, dolaysı ile ; Erkek + Kadın = İnsanoğlu. Herşeyden önce, Erkek ve kadın için en önemli sıfat, insan özeliğine sahip olmaktır.

Üstünlük ; değerlere bağlı göreceli (rölatif) yapılardır ; Erkek & Kadın morfolojik özelikler + sahip olduğu değerler = İnsani Kamil. olmalıdır.

Şayet biz yapısal özümüz doğrultusunda, iş paylaşımı, çalışma ortamları ve sosyal konumalar oluşturarak Mükemmelleşmeye doğru gidersek « Mutluluk & Huzur ve Gelişme » İnsan bazında, Aile bazında, Toplum bazında ve Ülke bazında kendi doğal yerini bulacaktır.

Isra-24: « Onlara (anne & baba) merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. "Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster" diyerek dua et. »

Isra-84: « De ki ; Herkes kendi yartılış (fıtratı) göre iş yapar. Rabbiniz kimin doğru bir yol tuttuğunu çok iyi bilmektedir. »

Ama çıkar Endüstrisi kadınımızın tanımını yaparken, yapısal özeliklerimizi kendi çıkarı doğrultusunda, yalan vaatler, çekişmeler & rekabet üzerin yapmaktadır. Kadınlarımızın doğasını değiştirmekle kalmayıp eriklerimizinde doğasını değiştirmeye çalışmaktadır. Çünkü « o aklın » istediği kadın erkek arasında bir sürtüşme ve cepheleşmedir.

Neden « o akil » Kadın Erkek eşitliğini savunmaktadır ?

Çünkü çok iyi biliyor ki onların tanımındaki gibi bir eşitlik katiyen mümkün değil. Fakat o akıl, Eşitlik sloganının oluşturduğu sürtüşmeden, yozlaşmadan ve rekabetten doğan hertürlü negatiften beslenmektedir.

Nedir « o aklın » beslendiği negatifler ?

1-) Eşitlik demagojileri ile Aileyi parçalamak.

2-) Toplumları çıkarcı rekabetlerle sınıflara bölmek ve adaleti yıkmak.

3-) Toplumları tüketim makinası yapmak ve Virtüel Dünya peşinde koşmalarını sağlamak.

4-) Hertürlü sosyal ahlaksılıkları toplumun öz parçası yapmak ve insanları yalan vaatler ile kandırarak yozlaştırmak.

5-) Vahi inançını, dolaysı ile insanlığın özünü yok etmek.

6-) Insanlığı kendine köle etmek ve İnsanlığa Hakim olmak.

Eğer dikkat ettiğisiniz beslendiği kaynaklarda, Kadın-Erkek farkı yada eşitliği yok. çünkü « o aklın » hedefi insanı saptırmak ve kendine itaat ettirmek.

 

Sizce bu kaynaklardan kim beslenir dersiniz ?

Insanların kendileri değil. Tabiki şeytan. Şeytan, İnsanı kendi eliyle ile yıkmaktadır. (auto destruction). Bunu yaparken kadın ve erkek fark gözetmeden yapmaktadır. Dolaysı ile şeytan, insandan üstün olduğunu, Allah (cc) ve insan oğluna bi fiil ispat etmeye çalışmaktadır.

Kadınımızın doğuştan verilen en şerefli ve en üstün Makamı « Anne olma» makamıdır. Bunu anlamak için evimize, tarihimize iz bırakan en büyük insanları doğuran & yetiştirenlerin kim olduğuna bir bakmak yeterlidir.

Diyeceğim son söz şudur ; Bu makamın yüceliğini göremeyen ve bu şerefi yaşamağıyı kendine bir yük gören kadınlarımıza YAZIKLAR olsun. Bu Makamın yüceliğinin bilinçinde olmayan ve yüceltmeyen Erkeklerimizede YUH olsun.

 

Mustafa Kemal TASPINAR

18 Mart 2018

Yorumlar1

  • EBU HUSEYIN 7 ay önce Şikayet Et
    Yazınızdaki tesbitleriniz doğru ve yerindedir. Kadın erkek arasında Uyum çok onemlidir. Eşitlik neyin karsiligi ? sabit bir deger yok ki ortada, dediğiniz gibi hayat bir çok birbirine zıt degerler ile oluşmakta. kadın ve erkek ise bu degerleri farklı olarak paylaşmakta, genel birleşimde çıkan tabloda ise uyum ortaya çıkmakta. yoksa seni ! Benim tartsimalarinin sonu olmuyacaktır. Kaleminize sağlık güzel bir yazı.
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun