Neden Kendimiz Olamıyoruz ?

  • GİRİŞ20.04.2018 20:12:17
  • GÜNCELLEME20.04.2018 20:12:17

 

 

Allah’ın Adıyla

 

 

Hep yazıyoruz, söylüyoruz, çiziyoruz, bol bol da konuşuyoruz ama pratikte bizler bir türlü biz olamıyoruz ! Sebebini hep düşünmüşümdür, neden acaba biz kendimizi tarif edip te kendimizi yaşayamıyoruz? Hep birleri bize kimlik versin, yol göstersin ve neticede kandırsın.

 

Bizlerin yapamadığı ya da yaptığını sandığı « BİZ » tanımı. Biz kimiz ? Neyiz? Adımız, Sanımız ne ? Nereden geldik ? Nereye gidiyoruz ? Konuşmalarda, laf ebeliğinde, bu sıkıntıları aşmış görünüyoruz. Filimler yapıp, konu ile ilgili çok uzunca konuşmalar yapıyoruz ama halimize baktığımızda gerçekler çok farklı.

 

Vardığım kanatımı yazımın içeriği olsun. Bizler kendi tanımızı hangi terminoloji ile yapıyoruz? İnandığımız hayat tarzı nedir? Tevhid inancını nasıl kavrıyoruz ?  İnandıklarımızı nasıl yaşıyoruz ? Bu sorulara samimi cevap verirsek yukarda söylediğim gibi, samimi kendini gerçekten eleştiren biri olarak « konuşma uzmanı » gibi değil.

 

1- ) Bizler Hayatımızda Hangi Terminolojiyi kullanıyoruz ? Detaya girmeden Terminoloji nedir ona bir açıklık getirelim. Hep kullandığımız bir kelime ama anlamı nedir ? Bize ait bir tanım değildir, Fransızca kökenlidir.

Terminoloji (Terminologie) : Herhangi bir yapının, kendini oluşturan birleşimlerinin özgün tanımını yapan kelimeler hazinesi / sözlüğü. ( Sanat terminolojisi, teknik terminoloji, Tıp terminolojisi, Demokrasi terminolojisi, Islam Terminolojisi ve genel anlamda Hayat terminolojisi gibi). Şimdi Bizler Bir Müslüman olarak, kendi tanımızı yaparken hangi özgün tanım sözlüğü (terminoloji) kullanmalığız ?

 

  • Kendimizi İslam terminolojisi ile mi tanımlamalıyız yada tanımlıyoruz ?
  • Kendimizi Demokrasi terminolojisi ile mi tanımlamalıyız yada tanımlıyoruz? yada karma terminoloji mi yapıyoruz !?, Bir ondan bir bundan! ama o olmuyor!! kendimizi kandırmaktan başka bir şey olmuyor. çünkü ararlarında çok büyük fark var. Mesela, İslam terminolojisindeki yasakların tanımı ile Demokrasi terminolojisindeki yasaklar tanımı bir değil!, Adalet tanımı bir değil !, Ahlak tanımı bir değil!, İnanç tanımıda bir değil. Doğal olarak bu karmaşada Bizler, terminolojik olarak kendimizi « Biz » olarak tanımlayamıyoruz, kendimizi netleştiremiyoruz. Yani Bizler Biz, kendimiz değiliz.!
  •  

2- ) İnandığımız hayat tarzı nedir ? Burdada aynı sıkıntıyı yaşamaktayız. Özgün tanım yapamıyoruz ve karışık halde bir yol çizmeye çalışıyoruz, ama nereye gittiğimiz ise meçhul. Kimileri hayat tarzına « islam » diyor !? Kimileri Hayat tarzına « demokrasi » diyor !? Kimileri hayat tarzına ikisi bir arada « Muhafazakar » diyor. Ben, kendimi İslam dini olarak Müslüman tanımını veriyorum ama yaşam tarzım İslam değil. Bir müslüman gibi yaşamaya çalışıyorum ama İslamı yaşayamıyorum. Genelde insanlarımızın çoğu benim halimde Müslüman gibi yaşamaya çalışmakta. Namaz kılmakta, Oruç tutmakta, Alkol kullanmamakta, Ahlaksız hallere girmemekte (bunu samimi inanmış hristiyanlarda yapmakta ) ama buna rağmen toplum içinde kendi müslüman kimliğini korumakta, müslüman gibi yaşamakta sıkıntı çekmekte, kurulu düzenin ve sistemin getirdiği özgün yapılanmadan ötürü. Yani İnandığımız Hayat tarzımızdada kendimizi yaşatamıyoruz. Yani Biz, biz değiliz.

 

3-) « Tevhid » Allah’a olan inancımız, anlayışımız nedir ? Herkes Tevhid üzerinde hem fikir olmakla beraber, bu inançı kavramakta farklılıkları var. Tevhid, « Allah inancı » « La İlahe İllalah » Yani « Allah’tan Başak ilah yoktur Allah tektir. » Acaba bu kelimeyi demekle Allah’a olan inancımızı isbat etmiş oluyorumuyuz ? Allah’a inanmak bizi imanlı yapıyor mu ? Ben bir şeyin varlığına inanırım ama onun varlığını ilan etmem ve farklı şekilde hayat sürerim. Mesela Ben İstanbulun varlığına ve güzel bir şehir olduğuna inanırım ama Bursada yaşamayı tercih ederim. İstanbulun varlığına inanıyorum, inkar etmiyorum ama bu beni istanbul sevdalısı yapmıyor. Allah bir ayettinde derki « Onlar, Allah’ın varlığına kesin emin oldukları halde Kibir ve Adil olmadıklarıdan inkar ediyorlar » 27:14. Ama şöyle söylersem herşey farklı olur, « Ben istanbulun varlığına, tek olduğuna ve yaşanacaka tek yer olduğuna inanıyorum » diyerek ilan edip, yaşarsam. İstanbula olan inancım, gerçek bir samimiyetle tam ve eksiksiz olur. Tevhid, gerçek samimiyet & ihlas olmadan o tevhid inançını bir anlamı ve faydası yoktur. Burda önemli olan, bir şeyin var olduğuna ve tek olduğuna inanmak değil, o inanç sadece bir aracıdır. Fakat o inançı gerçek & kesin bir samimiyetele sahip çıkarak yaşarsınız değer vermiş olursunuz. Özetlersek; Allah’a inanmak iman kapısını açar, arkasından Allah’ın tek olduğunu ilan edersiniz iman sahibi olursunuz ama bu sizi İhlas sahibi yapmaz, İman sahibi olduğunuzuda gerçek bir samimiyetle, tereddütsüz, Tek ve O’nun gibi eşi ve benzeri olmayan Allah’a inançı ile yaklaşmanız, sizi ihlas sahibi yapar. Gerçek bir samimiyet, Bilgiye sahiplenme ve bilinçlenme ile gerçek ihlasa erişmemizi sağlar. Bu konuda munafiklar kendi hallerinin ve yerini çok iyi bilmekteler.

 

4-) İnandıklarımızı nasıl yaşıyoruz ? Bu alt başlık, Yazdıklarımızın bir neticesi olmakta. Allah’a olan inancımızın oluşturduğu hayat tarzını hangi terminolojiyi kullanarak yaşıyoruz ? Yaşayıp gördüğümüz o dirki ; Kullandığımız terminoloji bizlerin değil, inandığımız hayat tarızıda bizlerin değil, Allah inancı ise eksik belirsiz o zaman bizler inandıklarımızı nasıl yaşarız? Kim olarak yaşarız ? şu bir gerçekki bizler kendimizden çok uzaktayız, ağzımızla sabahtan akşam dek « La ilahe illalah » desekte. Kendimizi kandırmaktan başka yaptığımız bir şey yok.

 

Neticede Bizler, Kendimiz olamıyoruz, Birilerinin dayatması ile, ortamın durumuna göre, çıkarcı tavırlarımızla bir Bukalemun gibi kılıktan kılığa girip hayat sürüyoruz. Buda bir yaşam tarzı diyebilirsiniz. Ama biz Bukalemun değiliz. Adımız, şanımız, Dinimiz, kültürümüz tarihimiz beli bir devletin fertleriyiz. Adaletin tanımını, Güzel ahlak tanımın, Allah’a olan inancımızın tanımın Kısacası hayatımızın tanımını Gerçek bir samimiyetle & ihlasla ilan edip ama mutlak yaşamalıyız, yaşatmalıyız. Yoksa Birileri bize istedikleri kimliği verip, kendi çıkarları doğrultusunda bugün kullandıkları gibi kullanmaya devam eder. Bizler ise kendimizi kandırarak, Allah rızasından, İnsanlıktan uzak bir şekilde başımıza gelecek belaları bekleriz ve de yaşarız.

 

Mustafa Kemal TAŞPINAR

14 Nisan 2018

 

Yorumlar1

  • EBU HUSEYIN 7 ay önce Şikayet Et
    Sevgili Kardeşim, Iki türlü islam anlayışı var, Bunun ne şiasi ne sunisi var. - Nefsin elindeki Din ki muslumanlarin 90% diyebilirim bunu yaşıyor. (Özelikle Mezheplerini islam diye görenler) - Islamın Nefsi terbiye ettigi Din ki bunu yaşayanlar ise ne yazikki çok az. (Islami din olarak yaşayanlar) Sizin yazınızda bunu bir açilimi olmuş. Kaleminize sağlık.
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun