Biz Halk Olarak Ne İstiyoruz ?

  • GİRİŞ01.07.2018 16:10:57
  • GÜNCELLEME01.07.2018 16:10:57

Allahın Adıyla

Genel görüntüsünde sakin geçen, hileli veya hilesiz bir seçim yaşadık. Çıkan neticeler sonunda halk tekrardan başkanı olarak « Tayyip Erdoğan » dedi. Hayırlı olur inşallah.

Başkanlık seçimi kişi üzerine oynanan bir seçimdir. Parti artık yoktur, partisine liderlik yapan başkan adayı vardir.

Bu seçimde bunu çok iyi kavrayan « Cumhur ittifakı » olmuştur ve seçim sonuçlarını kendi tarafına kazanç olarak eklemişlerdir.

  • CHP, partinin hantal bünyesi, zalimane geçmişi, samimiyetsiz ve tereddütlü politikaları ile bu seçimi kendi tarafına yenilgi olarak kaydetti. Fakat kazançları ise Muharrem ince’nin söylemleri. Bu söylemler pratikte CHP’nin yeni çizgisi olmalıdır. CHP, gelecek Seçimlerde halkın kanalında halk ile aynı frekans ve dilde, pratik uygulamalarıyla uyumlu yeni projeler sunabilirse birdaki seçimlerde halkın tercihi olabilir.
  • Sadet Partisi, Bu seçimde çizgisini bozan parti olmuştur. Bu söylemime katılmayan olabilir. seçimlerden (24 hazirandan) önce bazı SP arkadaşlar ile yaptığım diyaloglarda « milli ittifak » için onlara şunu söylemiştim. « Siz, bu seçimlerden sizlere çıkacak neticeyi inşallah bir ders olarak alırsınız, çünkü Milli görüşü ifade etmekten, oy alabilmek için uzaklaşıyorsunuz. Hocamız zamandaki Milli görüş, söylemleri ile uyumlu bir uygulaması olan, maneviyet temel üzeri, partiden öte bir akım idi.» Fakat SP bir seçim için kendi çizgini ötesine geçti ve ileriye dönük gerçek Milli görüş yatırımını yapamadı. » Bir önceki yazımda (Seçime Giderken) bunu peygamberimize müşrikler tarafından teklif edilen ittifak ile dile getirdim. Geçmişde müslümanlara kan ağlatan CHP zihniyeti ile SP ittifak yapması yanlış bir hamle idi. Bu hamle SP’yi Akp zihniyetine büründürdü.
  • MHP, bu seçimleri en iyi kullana bir parti oldu, dahası ileriye dönük yatırım en iyi görüp, uygulayan bir parti oldu. Bu seçimlere sistem değişimine destek vermesi ile hazırlandı. AKP’nin güçünü kendisi için çok iyi kullandı ve seçimlerde, IYI partini oluşumuna rağmen gücünü artırdı. Dahası ülke yönetimine yol gösteren parti ve kazanan parti olmasını bildi.
  • AKP, eriyen parti oldu. Uyguladığı yanlış diş politikaların kurbanı oldu. ABD ve israil ile vitrinde kavgalı görünüp, depoda el sıkışan parti izlemi verdi . Artık halk vitrinde sunulana politikalara değil depoda hazırlanan ve uygulanan politikalara bakmaktadır. Başkan Tayyip Erdoğanın başkanlık seçimini kazanması halkın siyasi değişimi bu hasas dönemde istememesiden ötürü olmuştur. Fakat Palrementoda tek parti hakimiyeti olmaması, çeşitliliği, aslında başkana bir messajdir « Liderimizsiniz, fakat gözümüz üzerinde.

 

    • HDP, sistemin şımarık, isyankar asi çocuğu, küresel güçlerin koruması altında bir parti. Kürtleri temsil edebilecek kapasitesini, kendine oy veren insanlara değil de, kendilerine lojistik destek veren abileri için kullanan bir parti görümündedir. Terörden ve terörizimden uzak olmalıdır. Tutukları yolun kürtlerin hürriyeti ile hiçmi ama hiç alakası yoktur.
  • Vatan Partisi, sembolik parti olarak kalacaktır. yada ilerde kendisine uyumlu bir yer bulacaktır.
  • HUDA-PAR, HDP’ye alternatif yeni bir partidir. Doğudaki kürt seçmenlerinin oylarını alabilirler. Seçimlerde HUDA-PAR’in değerini artırabilecek hamleleri « Ne doğu ! Ne batı ! insanlık ve güzel Ahlak » sloganıyla birleştirici bir politika ile yaparlarsa, HDP’nin yerini alabilir. Fakat hiç kolay olmuyacaktır.
  • IYI parti, Chp’nin ve AKP’nin oylarını, dahası bugünkü yönetime düşman olan FETO yanlısı yada mağdurlarının vede bazı feto türü tarikatların oyunu almıştır. IYI partin geleceği, bugünkü yönetimin ve CHP’nin geleceği ile orantılıdır.

Asil sormamız gereken sorular :

  • Halk olarak ne istiyoruz ?
  • Bir ülke, bir firma gibi yonetilir mi?
  • Halk gerçekleri ne kadar biliyor ? ve Bu gerçekler doğrultusundamı hareket ediyor ?

Biz halk olarak ne istiyoruz ?

Seçimlerin sonuçunda, halk olarak Tayyip Erdogan’a evet dediyse bunun sebepleri altaki gibidir:

  • Halk Kendi dilini kullana bir yönetici istiyor, yani söylemlerinde kendisini bulabileceği bir yönetici istiyor. Tayyip Erdoğanın iletişim için kullandığı Kanal, kullandığı Frekans ve kullandığı dil Halkın kullandıkları ile bire bir ayniı Burdanda şu sonuç çıkıyor. Sn. Başkan Halk’ın duymak istediğini, halkın duymak istediği gibi anlatıyor ve sonuçta kendi düşüncesi uyguluyor. Halk, Başkanın sözlerinin sonuçuna bakmıyor, duymak istediği sözlere bakıyor.
  • Halk, güven & korunma politikası istiyor, kendi değerlerine sahip çıkan ve tabular ile kalıplaşmamış, hantal yapısı olmayan bir başkan istiyor. Halka güven veren temel, Başkanın halkın değerlerine ve arzularına sahip çıkması ve savunmasıdır.
  • Halk Proje istiyor. İster köprü olsun, ister ınşaat olsun, ama proje olsun çunku değişim ancak projeler ve uygulamaları ile gerçekleşiyor bunu ekonomiye ne şekilde yansıdığı o kadar onemli değil. « Proje uygulanıyorsa demeki gerçekleştirecek güçümüz var » diyor.

Biz genelde Halk olarak, ilahi adaleti, kısaca adil bir düzen istemiyoruz. Eğer İlahi adalet gelirse halk olarak çoğumuzun sahip olduğu küçücük olan o bencil çıkar düzeni bozulacak ve bunula birlikte büyük parazitlerin kan emen vantuzları kesilecek. Tabi birde ilahi adaleti getirebilecek ne bir Adil lider, nede buna destek verecek bir iktidar, nede bunu oluşturabilecek bir toplum, nede buna izin verecek bir küresel yapı var.

Bir Ülke, Firma gibi yonetilirmi ?

Ülke, Firma vede Aile arasındaki fark nedir ? Asil itibari ile bu üç yapıdaki ihtiyaçlar, giderler, istekler hep aynıdır. Adalet, Huzur & Güven, Kazanç & Rahatlık. Bir firmayı yada bir ülkeyi yada bir aileyi oluşturan bireylerin ardıkları hallerdir.

Fakat saydığımız her bir sıfatın tanımınında kullandığımız terminoloji, her yapı için aynı terminolojimidir ?

- Ailedeki değerler o, aile fertleri için her türlü ortamda değişmez ama bir firmada değişebilir. çünkü firmada herşey rantabiliteye bağıldır. Fakat Ailede ise Aile bağına bağlıdır.

- Ailedeki fertlerin handikaplarıni her şarta aile kabullebilir. Fakat bir firma bunu kabullenmez, her handikap firmanın ilerlemesine bir engeldir. Dolaysi ile handikap dışlanır, ekarte edilir.

- Bir Ailede, Ahlaki değerleri vardır. bu değerler her ortam ve konuma göre değişmez. Ama bir firma kendi Ahlaki değerlerini çıkar ve kazançları doğrultusunda esneklik yaparak değiştiri, gerekirse değerlerini bir anlık unutuveriri.

Bir ülke ve Bir Aile aynı duygusal ve fizyolojik yapıya sahiptir. Aslında onemli olan, Ülkeyi, Firmayı yada bir Aileyi oluşturan Bireylerin / insanların gerçek olarak hangi inaç değerlerine sahip çıktığı ? ne için ? neden inandığı ? asil olan temeldir.

Halk gerçekleri ne kadar biliyor ? Bildiği Gerçekler doğrultusundamı hareket ediyor ?

Ne yazıkki insanlar gerçekleri kavraması ve o gerçekleri yaşaması genelde farklı olmakta. Gerçekleri kavrayıp gerçekleri olduğu gibi yaşayanların sayısı çok az. Gerçekler, insanın çıkarlar ve arzuları doğrultusunda olmadığı anda onu değiştirme, halimize uydurma, yada inkar etme gibi insani huylarımız var. Dolaysı gerçekler doğrultusunda değilde, çikarlar dogrultusunda hayatımızı yaşamamız, Biz, insanların söylemleri ile yaşantımızı farklı kılmaktadır. Genelde kendimizi bir firma gibi yönetiyoruz.

Kültürümüzde bunu açıklayacak çok değerli anakdotlarımız vardır « Başa göre tıraş », « Nasıl iseniz öyle yönetilirsiniz » yada « insan kendinde olanı değiştirmedikçe Allah, verdiği nimettini değiştirmez »

Bizler seçimlerimizi kendi gerçeklerimiz doğrultusunda yaparız. Bu gerçeklerin hakikat ile olan bağı ise çıkarlarımız ve duygusal yapılarımızla orantılıdır. Ne yazik ki çoğunluğumuz kendi gerçeklerimizi Hakaniyet veya Adalet doğrultusunda ölçmeyiz. Çunku, Bizlerin Tevhidi inançı « La ilahe illallah » kavramamız, inanmamız, inançımızı ilan edip, ihlas ile hiçbir özniteliklere bağlı kalmadan yaşamamız, yaşatmamız gerekir. Ama lakin, söylemde olan bu inancımız temenniden öteye götüremeyiz. kısacası yaşamak bizlerin işin gelmez yada bizlere zor gelir. dolaysı ile çakması/sahtesi olan Tehvid’e başvuruz.

Netice olarak, Hakaniyete dayalı tanımlama yaparız, çıkarlarımız doğrultusunda ise yaşarız. yani Olması gerekeni söyleriz ama olmaması gerekeni yaşatırız. Bunuda yaparken kilifina uydurarak kendimizde kandırırız.

Fakat şu bir gerçek ki, Insanlar düşünceleri ile kendi yaşadıkları dünyalarını oluşturur. Eğer Düşüncelerimize sahip isek kendi dünyamızı yaşıyoruz demektir yok düşüncelerimizi kirya vermiş isek kıracının hayatını yaşıyoruz demektir. Bizlerin hayatta sahip olduğu sadece iki şey vardır.

1- Düşüncelerimiz.

2- Amellerimiz.

Eğer Bizler, bu sahip olduğumuz güçü başkalarına teslim edersek ki şeytan, beşeri sistemleri bu yapı üzerin inşa ettirmiştir. Ilahi adalet ile var edilen bu dünya, insan eli ile şeytanın ve ortaklarının telkinleri ile yok ediliyor demektedir. Fakat Allah (cc), inanan veya inanmayan Kullarını vede yaratığı tüm varlıkları başı boş bırakmamıştır. Bozulan her şeyin Fabrika ayarlarına döneceği gün yakındır.

«De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlah’ına sığınırım.” » ve «

De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”

Mustafa Kemal TASPINAR

28 HAZIRAN 2018

 

 

Yorumlar2

  • Turap 2 ay önce Şikayet Et
    saçma bir analiz.tek tek analiz edip cevap vermeye bile değmez.sadece şunu söyleyim tipik sağcı,geleneksel ve muhafazakar algı etkisinde yada onların kalıntılarının etkisinde yapılmış bir yorum.Rast Haber takip edilme oranını artıracak fikirlere ağırlık vermeli.Seviyeyi giderek düşürüyor.Tüm siyasi tercihlerini chp ye bakarak yapanlar dan ufku açık görüşler beklemek boşunadır.
  • EBU HUSEYIN 4 ay önce Şikayet Et
    "SP çizgisini bozan parti olmuştur." Bu sözünüze katılıyorum şöyleki, söylemler amellerde kendini isbat etmeli. üstüne üstelik, Eğer bu fikir bir inanç temeline oturmuş parti ise. MSP, Refah partisini kapatan CHP zihniyetidir. Ana gövdeyi parçalayıp iki parti (AKP ve SP) oluşumunu saglayanda CHP'dir. Üniversitelerede Bacılarimizin başı örtülü okumasana engel olarak zulum yapanda bu partidir. Bu seçimlere SP tek girmeliydi İttifak yapmadan. Kazanacağı oy miktarı şunakinden daha hayli fazla olacaktı. CHP, IYI parti ile ittifak Hamlesi AKP'ye yaradı. Kendine gidecek oylar AKP'ye yönlendirdi. çünkü yaptıgı ittifak ile kendi MILLI GORUS çizgisinden çıktı, AKP zihniyetine burundu. Katılıyorum bu analize.
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun