İmamet ve Hilafet-2

  • GİRİŞ24.09.2018 12:36:37
  • GÜNCELLEME24.09.2018 12:36:37

 

 

Allah'n Adıyla

 

Birinci Bölümün devamı olarak Kaldığımız yerden devam edelim.

Kılavuzlukları ayını olan Peygamberler ve İmamlar arasında fark nedir ? Neden İmamet Gereklidir ve görevleri nelerdir ? İmam Olmanın şartı nedir ? Kuran-i İmameti Nasıl tanırız ?

  • Peygamberler ve imamlar arasındaki fark nedir ?

Allah ayettinde "Ve onları, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık" 21:73. " Emrimizle doğru yola ileten imamlar/önderler tayin etmiştik.” Secde :24

  • Allah (cc) sadece İmamlar için kuranda "emrimizle" demektedir. Peygamberler /nebiler, insanları Allahın dinine çağırmıştır, tebliği etmişlerdir. Fakat, Allah (cc) bu tebliğgat işinde, "emrimizle tebliği etmişlerdir" dememiştir. Allah’ın burdaki hikmeti nedir?
  • Bu mevki, evliya, Enbiya, Nebi ve kuranda zikredilen makamların en üst, en son makam, İmamet mevkisidir. Bunu nerden anlıyoruz ? Kuranda Allah (cc) İbrahim (as) nebi makamına eriştikten sonra bir takım denemelerden sonra imamet makamına erişti. "Ve İbrâhîm’i Rabbi imtihan etmişti. Nihayet (imtihan) tamamlanınca da (Allah şöyle) buyurdu: “Muhakkak ki Ben, seni insanlara imam kılacağım.” 2:124, « Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine önder/imam kıldım. » 7:144
  • İmamet Makamı, Tevhidi dinini saptıranlara karşı, Allah'ın dinini korumak, yaşamak ve doğru yolu göstermek için vardır. « şüphe yok ki Onu her türlü pislikten/sapıklıktan koruyacak olanda Biziz " Hicir-9, « Emrimizle doğru yola ileten imamlar/önderler tayin etmiştik. ».
  • Peygamberlik Makamı en son peygamberimiz ile son bulmuştur. « Bügün dininizi kemala erdirdim. nimetimi size tamaladım, Din olarak size, islamı seçtim" Maide- 3. Ayetten anlaşılacağı üzeri, Allah, Din kemale erdirdi ve artık herhangi bir peygamberin gelmeside söz konusu değil. Zaman içinde Sapıtılmaya çalışılan bu inancı & dini her türlü pisliklere karşı kim koruyacaktır ? ve bi-fil fiziksel olarak toplum içindeki insanların Mükemmeliyete erişmesini kim sağlıyacaktır.? Allah (cc) diyorki ; « Emrimizle doğru yola ileten imamlar/önderler tayin etmiştik. » Peygamberlik makamı son bulmuş olmasına rağmen imamet makamı günümüz dahil olmak üzeri devam etmektedir ve İmamı zamanın Zuhuruna kadarda devam edecektir.
  • Neden İmamet Gereklidir ve Görevleri nelerdir ?

- "Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün " Isra 71.,

- "İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık " Bakara-143

O imamlar öyle kişilerdir ki Allah (cc) kitabında derki "Eğer bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun." Enbiya-07. Kim bu Ehli Zikr olan şahıslar? Allah diyorki " Ey müminler! Allah'dan korkun (fenalıklardan sakının), imanda ve sözünde doğru olanlarla beraber olun." Tevbe-119.

Her zaman Bizlerin söylediği bir söz vardır, "Hak ve Batıl" Aklımıza şu soru hiç gelmiyorum !? Hak ve batılı ayıran çizgi nedir ? Bu çizgi nasıl olmalıdır ki Hak Batıla karışmasın, Batılda Hakka karışmasın !?

 

« İnsanları İmamlarıyla çağıracağımız gün », « Böylece sizlerin insanlara şahitler olacağınız gün » "Zikir Ehli" ve "İmanda ve sözde doğru olanlar ». « doğru yola ileten » Bu başlıkları daha anlaşılır kılmak için Konu ile ilgili bilimsel bir açıklama getireceğim. Bir Tıp Araştırma Laboratuvarında mesleğim icabı çalıştığım için bildiğim bir şeyi size aktaracağım.

Bizlerin yaptığı her araştırma testlerinde kendimize referans olarak aldığımız şahitler vardı. Biz onlara « Temiogne » diyorduk. Bunlar bizim için çok gerekli ve önemli idi. çünkü onlarsız testimizi yapamıyorduk, Testlerimizin başarılı olup olmadığı, Aynı zamandada bir testin sonuncunun negatif yada pozitif olduğunuda onlar belirliyordu. Onlar bizlerin testimizin sonuçunun "olumlu" veya "olumsuz" olduğunun vede testimizin "geçerli" olduğunu belirleyen verileri oluşturuyordu. O şahitler olmadan bir netice elde edemiyorduk. Çünkü bizlerin şahit dediği o "temiogne" katıksız, pür, pak ve masum kabul ettiğimiz bir değerdi. Yaptığımız testler esnasında uygulana her türlü kimyasal karışımlar, tabi tutulan ortamlar ve araştırdığımız süjet, o « şahit » üzerinede uygulanıyordu. Netice olarak, Testin geçerli olduğunu anlamak için ilk yaptığımız şahitlerimize bakmak oluyordu. Gördüğümüz, şahitlerimizin ilk halleri ile aynı olması ve hiçbir bozulma göstermemesiydi. Uygulana dozajlara göre rengi şahite en yakın olan dozaj, en iyi sonuç veren doz oldugunu kabul ediyorduk.

İmamet Gerekliydi çünkü, Bizlerin hakikatı tanıması ve buna bağlı olarak yaşantı yolumuzun onlara bağlı olarak « iyi » veya « kötü » olarak belirlenmesinin sağlaması, Allah (cc) kitabında bahsettiği gibi "Bizim emrimizi ile" "doğru yol gösteren" önderlerdir. Bu ayette vurgulana İmamet için iki ana husus vardır. fakat farkilik arzeden ise « Allah'ın emri ile », Doğru yola yönlendirme.

Unutmaka lazımki insanları Ateşe çağıran imamlarda vardır. "Ve onları, halkı ateşe çağıran rehberler/imamlar yaptık ve kıyamet günü de yardım edilmez onlara" Kasas-41 "

  • Kurandaki açıklanan "İmam" olma şartı nedir?

1-) Allah'ın tayin ettiği varis olmak;

"Dedi ki: Ben seni insanlara imam edeceğim." Bakara 124.

2-) Allah'ın Emri ile yönlendirmek & kılavuzluk etmek;

"Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık" Enbiya 73.

3-) İlim olarak, yakin seviyesine sahip olmak ;

"Biz, gerçek ve şüphesiz bilgiye sahip olması için ibrahim'e, göklerdeki ve yeryüzündeki kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmetini böylece göstermekteydik" Enam-75

4-) Amel olarak, zorluklara göğüs germek, sabır etmek ;

"Zorluklara göğüs gerip, sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler tayin etmiştik." secde-24

5-) Adil olmak, Zalim olmamak;

İbrahim (as) " ya Rabbi benim gibi, benim soyumdan olanlar bu makama ulaşacak mi ?" diye sordu. Allah (cc) " Senin zürriyetinden olan zâlimler benim imametime nail olamaz.” buyurdu."

6-) İmametin devamlılığı, İbrahim Peygamberin sorusuna aldığı cevap, İmametin soyundan devam edeceği, sınırlı olmadığı, fakat Allah (cc) bunu bir şarta bağladı; " Senin zürriyetinden olan zâlimler benim imametime nail olamaz.” buyurdu. » Fakat, MuhsinZikir ehli » « Imanda ve sözde doğru, ayetlerimize yakinen inananlar, Yer & gökilmine yakinlik seviyesinde sahip) olanlar hariç.

Burdanda anlaşılacağına göre, Kuran, bizlere İmamet - veliyat'ın devamı hakında bilgi vermekte. Fakat isim vermemekte ! sadece sıfatlar ve tanımlar yapmaktadır. Bizler ise, bu tanımlar ve sıfatları, hadisler ile Kuran'ı baz alarak tanımlıyoruz. « Şüphesiz bu kuran insanları en doğru yolla sevk eder" İsra-09.

Doğru yol nedir ? Doğal olarak, Islam diyeceğiz ! Ama kendine islam deyipte « DAIS, AL QUAIDA, FETO, vb » terrör örgütleri, bazı Tarikatlar yada Gruplar » insanları ateşe çağırmaktadır. Doğru yol, Kuran ve hayataki pratiği olan, Peygamberimiz ve Ehli beytidir. Ehlu Beyit Hadislerinde « Kurana Yönelen, Bize (Ehli beyte) yönelir » demektedir.

Bu sıfati özelikler, doğal olarak beraberinde imametin kimlere ait olduğunda açıklar, ne yazıkki bu açıklama, Bazı fitine tayfaları tarafından peygamberimizin ölümüyle başlayıp daha sonra saray islamı & Hilafet alayışına sahip müslümanlar tarafında unutulmuş, saptırılmış veya bazı müslümanlar tarafından farklı anlaşılması sağlanmıştır. Kimileri, kuranda dünyevi hükümdarlıklarını sürdürmek için tahtını aramış veya zorla aldıkları tahtlarını sağlamlaştırmaya çalışmış, kimileri ise ulviyetlerine inandıkları zatların isimlerini kuranda aramıştır.

Kuranı kerim, "Masumiyetin" tanımını yapmıştır. Masumiyete sahip olan imamların / emiri /velayetin sıfatının tanımını yapmıştır. Eğer kuranı doğru okursak, Peygamberimiz ve O'nu temiz ehli beytini açık ve net olarak kuranın kendisi olduğunu görebiliriz. "Gerçekten de Allah, yalnızca siz Ehli beytten, her türlü pisliği gidererek, tertemiz kılmak kılmak istiyor" Azhap -33, « O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz » necm-3, Mesela başka bir örnekte " Sizin dostunuz yalnız ve yalnız Allahtır. O'nun Resulü ve namaz kılan, rüku etmiş haldeyken zekat veren müminlerdir. Her kim ki Allah'ı, Resulünü ve müminleri dost edinirse, muhakkak ki galip gelecek olanalar Allah taraftarlarıdır." Maid 55-56. Kurandaki yapılan sıfati özeliklerin tanımlamaları ve açıklamaları ismleri ile değil, hadislerdeki tanıma ve açıklamalara uygun olan bi-zati şahısların sıfati özelliklerini ilgilendirir.

Sonuç olarak, İmamet yukarda açıkladığımız üzeri kuranda işlenmiştir. Peygamberlik makamın son bulmuş olup, Ibrahim (as) soyundan, Allah’ın seçtiği, pak ve temiz, her türlü pislikten arınmış, sadece ve sadece Allah’tan aldıkları emirler doğrultusunda insanları yönlendiren, bizler gibi yemek yiyen, aynı havayı soluyan, zevk alan, üzülen, hasta olan ve sonunda Allah’in eceline teslim olan, Hak ile Batılı her ortamda ayırt etmek için, her türlü zorluklara, zülüme ve baskılara karşı göğüs gererek, hakı yaşayan ve uygulayan, yeryüzünün ve gökyüzünün her türlü sırına ve ilmine (yakin) sahip olan, dünyevi hükümdarlık & sultanlık gibi hiç bir mevkiye, güç gösterisine ihtiyacı olmayan, Allah’ın Kendisi ile yaratıkları arasındaki doğru yolu göstermesi için seçtiği MASUMLAR’dır. İmamet Makamı.

Bu açıklam doğrultusunda bizlerin yapacağı, Allah'ın seçilmiş kulları olan, imanda ve sözünde doğru olanlarla beraber olunup, onların dostlarını kendimize dost ve Rehber edinmemiz olmalıdır. Yoksa bizler, kendi ego-sentirik arzularımız ile üst akıl denilen, sahte Rehberlere itaat ederiz ki o da bizleri cehennem ateşine yönlendirir. " Ve onları, halkı ateşe çağıran rehberler yaptık ve kıyamet günü de yardım edilmez onlara" Kasas-41. O zaman, "Ey İnananlar, Allah'tan korkun ve doğrular ile birlikte olun" Tevbe-119.

Mustafa Kemal TASPINAR

 

Yorumlar2

  • EBU HUSEYIN 1 ay önce Şikayet Et
    Yazınız ve açıklamalarınız için teşekkür ederim. Çok açık, net ve anlaşır bir açıklam yapmışsınız. Kabuklanmış, kemikleşmiş tabularmış inanç ve fikirler katiyen değişmez. Gerçeklere herkez kendi tabularından bakmaktadır. Ne yazıkki bu farklılıklar düşmanlıklara kadar gitmektedir. Allah inananları tevhid altında biraraya getirsin. ALLAH yazınıza ve araştırmalarınıza kuvvet versin.
  • TASPINAR Mustafa Kemal 1 ay önce Şikayet Et
    Ebu-Hüseyin Kardeşimizin, «Eğer Hz.Ali Imam olarak Allah tarafından beyan edilmiş imam ise ! neden Peyagmber (savs) ölümünden sonra Hilafet için itiraz etti. » diye sormuştu ? Dikkat ettiğiseniz İmamet konusun açıklarken bağımısız bir şekilde, kuran çerçevesinde analiz etmeye çalıştım. Kendimize şu soruyu soralım, İmamet konusunu Dinin bir parçası mı ? Yoksa Din ile alakası olmayan, İnsani ilişkiler ile ilgili Politikik bir yapılanma mı ? Eğer İmamet konusunu Politik bir yapılanma olarak algılanıyorsa ; Neden Peygamberimiz daha hayatta iken Hz.Ali’ni peygamberimiz tarafından kendinden sonra muminlerin emri olduğunu açıklayan bir çok olaylar ile ilan etmişken, hatta direk isim ile ilan etmişken her defasında bu çabaları kendi gözü önünde fitne tayfasının tarafından herdefa boşa çıkarılmıştır. ? - « Size vasiyetimi yazdıracağım, bana bir kalem ve bir deri getirin » dediğinde « O hastalığından dolayı saçmalıyor, ne dediğini bilmiyor » diye karşı çıkmaları. Dahada ileriye gidip ortalığı velveleye verip, O yüce zatın yanında Yüksek sesle bağırarak tartışmaları nedendir !? Eğer peygamberimiz vasiyetini tek başına kendisi yazıp bıraksa idi, kimse ölümünden sonra inanmaz, « yalan bu, uydurma bu » derdi ve Hz.Ali’ye ithamda bulunurlardı. Peygamberimiz, Mekkenin ileri gelenleri (fitne başlarını) Ussamanın ordusuna katılmalarını istemişti. Kimsede buna uymamıştı neden ? Gadri Humda olanları ne çabuk unuttular yada Gadri humda bizati, Peygamberimiz Ali (as) isimini zikr etmiş « Ben kimin mevlası & velisi isem Ali’de onu Mevlası & velisidir » ve orda bulunan herkes Hz. Ali’ye biat edip, kabul etmiş gib mi gözüktüler ? Ne yaptılar ? yada yapmak istediler ? Hz. Ömerin sözü « Kim peygambere öldü derse başını bu kılıçımla keserim » demesi ne içindi ? Peygamberimizin (Yunus-46) ve genel olarak Ölümü konusu ile ilgili kurandaki ayeti bilmiyormuydu ? Fakat Bu duygusalığı Hz. Ebu Bekirin sakife varması ile bitmişti. ve daha bir çoğu. Dolaysı ile bunların hepsi politik bir oyundur, olması doğal deniyorsa ki İslam dünyasında Kabul gören politik görüş bu. Beni söylüyecek bir lafım yok. « Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp düşünmüyor musunuz? » 45:23 Bu soru milyon kere sorulacak ve milyon kere cevaplanacak ve Mahşere kadar gidecektir. Fakat İlahi İmamete Karşı çıkanların Tevhid anlayışlarıda farklık arz etmektedir. çünkü inanç metodolojisinde farklılık arz etmektedir. Derlerki « Inananlar Haj gorevlerini yaparken, emir (Halifeleri) arkasında tüm haj amelerini yerine getirirler. (Namaz, haj amelerinin hepsi ve emrin tüm emirleri) Bu emir Allah’ın Fasık, Münafık, isyankar kulu olsa bile, Haj esnasında şarap içse bile, fısk yapsa bile o emre itaat etmek farzdır ». Böyle bir anlayış üzerinden gidersek, Bir insanın diğer bir insan üzerinde hakimiyet kurma yetkisi varmıdır ? Yada Bir insanın bir çok insanın üzerinde hakimiyet kurma yetkisi varmıdır ? Hayır. Fakat, Insanlar ve tüm yaratıklar üzerinde Tek hakimiyet kurma Yetkisi Allah’a aittir. Yada Allah’ın seçtiği vede Tayin ettiği şahıslara. O zaman yukarda sıfatları açıklanan (Allah’a isyan eden) bir emire itaat nerden gelmektedir ? Allah’ın emrimidir ? Yoksa kimin ? « Hevasını ilâh edinen kişiyi gördün mü? Yoksa sen mi ona vekil olacaksın? » Furkan- 43. ilk üç halifede ilahi yetki varmı idi ? Peyagmaberimizin vefatının esnasında insanlar şura yaptılar deniliyor !? ama kimdi o şuradaki insanlar ? Asıl önemli olan, o insanlar masummu idiler (Allah’in seçtiği tayyin ettiği) ? Neye dayanarak böyle bir seçime gitiler? « Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp düşünmüyor musunuz? » Casiye-23 Asıl soru, Eğer Hz. Ali (as) itiraz etmeseydi ne olurdu ? Acaba İtirazı Hilafet makamı için miyidi? Hz. Ali (as) neden itiraz etti ? Itiraz etmeseydi ne olurdu? 1-) Allah’in emrine itaat etmemiş olurdu : Gadr-i Humda Herkezin kabul ettiği bir üniversal ilahi duyur olmuş ve herkes tarafından kabul görmüştür. Bu ilahi duyuruyu, Peygamberimizin yakin çevrelerindeki (bir takım Fitne tayfaları) insanların şerinden çekinceleri olmasına rağmen, Allah ağır bir şekilde peygamberimize, « eğer bu tebliği yapmaz isen peygamberlik görevini yapmamış gibi olurusun » demiş ve peygamberimizin çevresindeki çekinceleri için « Allah seni insanların (şerinden) koruyacaktır.» Bu ayete mutakip, Allah’in emri ile Gadr-i Hum Universal İlahi Beyanı geçekleşmiştir. İmamların görevi, « Allah’in emriyle insanları doğru yola iletmek » olduğundan Dolayı Hz. Ali’nin itirazı Allah’in emrini yerine getirmek ve insanlara doğru yolu göstermek için olmuştur. 2-) Dini vecibe olan imametin önü açılmaz olurdu : İslam farklı bir boyuta bürünür, islamın Dışı & içeriği tamamıyla değişirdi. Muaviye ile hız alan, yezid ile tavan yapan islamdaki köklü şeytani değişikler 100% gerçekleşirdi. Bugün Müslümanlar Islam diye sadece « Muaviye / yezdi » Dinin’e tapardı. Kuran- Kerim diye Bir ilah kitap, Peyagamber Muhammed Mustafa (savs) diye bir peygamber ve Islam diye (Ne bugünkü tanımı ile Ehli Sünnet olurdu ne de Şia) bir din kalmazdı. 3-) Hak ve batıl arasında ilahi mahşere kadar değişmeyecek kırmızı çizgi olmazdı. İnananların kendilerine, referansı, yol göstericisi, şahitleri olmazdı. Buna rağmen, İslam dini anlayışında inanlar arasında farklılıklar arz etmekte fakat bu farklılıkların üstünü örtüğü bir hakikati mevcut, Bu gizlenilmiş hakikat Allah’ın Kendi dinini Kendi seçtiği İmamları ile korumasıdır. Bunu tezahürü ise Hz.Ali (as) itirazıdır. 4-) Allah dinin korunma görevini yerine getirmemiş olurdu. Allah (cc) kendi Dininin korunması, tebliğisini ve bifilli her ortamda ve her konumda yaşanmasını Masum Imamlara vazife kilmiştir. Nasıl Bir ordu Her daim vatanin ve milletin güvenliğini, birliğini ve bütünlüğünü korumak ile mecbur ise, Imalarında Allah nezdindeki görevi budur. Hz. Ali (as) itirazı Hilafet için değildir. Politik idare onun istemediği şeydir. Çünkü sahib olduğu makam & görev daha üstün bir makam ve görevdir. Fakat Ortada gerçekleşen doğru olmayan haller, Allah’ın emri ve Peygamberimizin beyanının çiğnemesi & hiçe sayılması vede değiştirilmesidir. Yapılan itiraz, insan şahsındanda öte, bazı insanaların kendi nefisleri ve arzularıyla, kuralları çiğnenmesi ve ilahi emre uymaması ve saptırmasınadır. « Hatırla ki meleklere; Adem’e secde edin, demiştik de secde etmişlerdi, sadece İblis secde etmedi. Ancak İblis yüz çevirdi. Kibirlendi de hakikati inkar edenlerden oldu » Bakara -34 Mustafa Kemal TAŞPINAR
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun