İslam İnkılabı 40. Yılında İslam Medeniyetini Oluşturabildi mi?

  • GİRİŞ02.02.2019 15:52:47
  • GÜNCELLEME02.02.2019 15:52:47

Bismillahirrahmanirrahim

İslam inkılabını değerlendirirken hangi açıdan bakıldığı önemlidir. İnkılab bir hedef midir, hedefe ulaşmak için bir araç mıdır, yoksa bir süreç midir?

İran İslam İnkılabı büyük bir devrim olmasıyla birlikte nihayi hedef değildir şüphesiz. İslam inkılabının hedefi sadece tağutu devirmek ve yeni bir siyasi otorite kurmak olmadığı İmam Humeyni (ra) tarafından ilk günden itibaren dile getirilmişti.

İslam İnkılabı son birkaç yüzyılın en önemli inkılabıdır. Dünyanın siyasi, kültürel ve ideolojik açıdan seyrini değiştiren tek inkılaptır.

Batılı siyaset bilimcileri İslam inkılabını sosyo-politik bir değişimden ibaret gördüklerinden İslam inkılabını da diğer devrimler gibi değerlendirmekteler.

Batı dünyası Rönesans ile dini devre dışı bırakıp insanların hayatından metafizik alemini koparan süreci başlatırken dört asır sonra İslam İnkılabı dini tekrar dünya gündemine taşıyıp metafizik alemle irtibatın kurulma sürecini başlatmıştır.

İran İslam İnkılabı nasıl bir devrimdir?

1-MİLLİ DEVRİM: Bazıları İslam inkılabını “milli devrim“ olarak görürler; İran milleti kendisini yöneten sistemi beğenmemiş, diktatör olduğuna karar vermiş ve adaletsizliğı yok edip haklarına kavuşmak için rejim değişikliğine gitmiştir. Bu İran halkının tercihidir, saygı duymak gerekir. İslam inkılabını,  bölgesel milli bir devrim olarak görenler bu inkılabın İran’a ait olduğunu savunurlar.

2-SİYASAL DEVRİM: Bazıları inkılabı siyasal bir devrim olarak algılarlar. Batı emrperyalizminin  emrindeki  Şahlık diktatörlüğü devrilmiş yerine teokratik bir rejim gelmiştir. Emperyalizme karşı yapılmış siyasi bir devrimdir. Bu devrimde dinci, sosyalist, demokrat halkın bütün kesimleri yer almıştır. İslam İnkılabını, siyasal bir devrim olarak algılayanlar, İran’ın dış siyaset ve uluslararası ilişkilerine Batı siyaset doktrini penceresinden bakarlar.

3- VELAYİ DEVRİM: İnkılabı gerçekleştirenler ise ideolojik bir devrim olarak algılarlar. İslam devrimini siyasal İslam‘ın zaferi olarak görürler. Yani dini değerler temelli devleti kurmak için Şahlık devrildi. İslam inkılabını, Velayi inkılab olarak görenler, İslam Cumhuriyetinin ideoloji, hukuk, ekonomi, kültür, siyaset ve uluslararası ilişkilerini hepten İslami öğretileri ve ilkelerin belirlemesi gerektiğini düşünürler. Bundan dolayı Kur’an, Nebevi  Sünnet, Ehlibeyt öğretileri ve insanlığın ortak değeri olan bilimsel birikimlerden başka birşeye ihtiyaç olmadığına inanırlar. 

İslam‘ın siyasal doktrini ve Velayet-i fakih sistemi öğrenilmeden İnkılabın gerçek mahiyeti anlaşılamaz. İmam Humeyni’nin “Bazıları İslam‘ı İran için istiyorlar, ben İran‘ı İslam için istiyorum“, ve “bizim bu inkılabımız hz. Mehdi’nin (af) inkılabının ön hazırlığıdır“ demesi, bu inkılabın bilinen devrimlerden farklılığını ortaya koyuyordu. Ne Rusya Bolşevik devrimine benziyor, ne Fransız Burjuvazi devrimine, ne de diğer ülkelerdeki ihtilal ve rejim değişikliklerine.

Hangi alanda olursa olsun  statükoyu sürdürmek, mevcut durumdan razı olmak yani İnkılabın tamamlandığını iddia etmek ve onu korumaya çalışmak yeni bir söylem geliştirilemeyeceğine, yeni bir fikir üretilemeyeceğine işaret eder. Yeni bir şey söyleyememek, yapamamak, üretememek tükenmişliğin dolayısıyla tekamülün olamayacağını gösterir.

Bazıları İslam inkılabının dünyevi ihtiyaç ve ekonomik refah için olduğunu düşünürler. İslam inkılabı ekonomik çıkarlar için de değildi. Yeraltı zenginlıklerinin; petrol, gaz gibi zengin kaynakların istikbar güçler tarafından sömürülmesini engellemek ve bu nimetleri  halka adaletli olarak dağıtmak baş sloganlarından olsa da İnkılabı bu sebebe bağlamak ve bununla sınırlamak inkılabı hedefinden saptırmaktır.

Çünkü bu düşünce İslam İnkılabını ekonomik refaha ulaşmak için bir araç olarak görür ve onu kendi hedefi doğrultusunda kullanmak için bir vesileye dönüştürür. Ekonomik refaha ulaşılamayınca  ister istemez İnkılabın hedefinden saptığı iddia edilecektir.

İslam İnkılabını bir hedef olarak görenler, İslam devleti olma aşamasına geçilirken  İnkılabtan sapıldığını düşünür, ilkelerinden taviz verildiği tevehhümüne kapılırlar. İnkılabın gerçekleştiği ve İnkılabın bir sonraki aşama için basamak olduğunu unuturlar. İnkılab şartlarının devam etmesi gerektiğini, İslam devleti olma aşamasında da aynı şekilde hareket edilmesi gerektiğini düşünürken her aşamanın kendisine özel durum ve şartları olduğunun farkına varamazlar.

Aslında İslam inkılabı bir süreçtir, nihayi hedefe götüren bir araç, hedefe ulaşılması için atılması gerekli olan ilk adımdır. İnkılab, ileride inşa edilecek bir binanın temeli konumundadır. Bir dahaki aşamaya geçmek için yeni şartlar, yeni sistem, yeni strateji gerekmektedir. Bunun manası İnkılabın ilkelerinden vazgeçmek değildir, İnkılab ruhunun terk edilmesi değildir.

Asıl önemli olan şudur; İnkılab aşamasından İslam devleti aşamasına geçerken sancılı bir süreç yaşanacağını kabullenmektir. Peki bu süreç, inkılab ilkelerini ve inkılabi ruhu koruyarak nasıl gerçekleşecektir?  Liberallerin İnkılab bitti, İnkılaba ihtiyaç kalmadı artık iddiası  ve radikallerin İnkılabtan vazgeçildi, inkılabtan sapıldı düşüncesi  İslam devleti olmak için gerekenlerin yapılmasını engellememelidir.

 

İslam İnkılabının İlk  Zaferinden Sonraki Aşamalar

İslam inkılabının asıl hedefi İslam medeniyetini dünyaya tanıtmak; toplumları din medeniyetine yönlendirmektir. Halkları metafizik alem ile irtibatını tekrar kurup yaratılış hedefiyle aşına etmektir.

İslam inkılabı ile İslam medeniyeti arasındaki aşamalar şöyledir;

a) İslam inkılabı 

İslam inkılabı imha, ıslah ve inşa gibi üç aşamada gerçekleşir.

İmha: Eskiyi yok etme, düşmanı/tağutu yok etmek, küresel düşmanı tanıtmaktır.

Islah: Eskiden var olanın yanlışlarını düzeltme, hatalarını ıslah etmektir.

İnşa: Tekamülü sağlıyacak, nihayi hedefe ulaştıracak yenilik ve idealleri inşa etmektir.

İnkılabı gerçekleştirmek özel bir kadro gerektirmez; zulüm, adaletsizlik, fesad, haksızlık, diktatörlük ve sömürüye karşı olan halk kitlesini harekete geçirmek yeterlidir. Çünkü zulme başkaldırı insanların fıtratı gereği olması gerekendir.

b) İslam Hükümeti

İslam hükmeti, yukarıda zikr edilen aşamaları teker teker geçmek için İslam kanunlarını icra etmek aşamasıdır. Hükümetin başında olan iktidar bu hedeflere ulaşmak için zaman zaman farklı stratejiler uygulasa da asıl hedef devrimin aşamalarını hayata geçirmektir.

İslam hükumetinin organlarını oluşturmak için halkın içinden çıkacak yetenekli, ehil kişilerin olması yeterlidir.

c) İslam Devleti

İslam devleti, siyasal İslam sisteminin oluşması merhalesidir. Devletin organları, kurum ve kuruluşları oluşturulduktan sonra İslami öğretilerden oluşan hukuk sisteminin, eğitim-öğretim sisteminin, ekonomik sisteminin yerleşmiş olması ve Anayasanın adaletli bir şekilde işlemesi İslam devleti olmanın nişanesidir. 

İslam devlet sistemi oluşturulmazsa inkılab hedeflerine ulaşamaz. Hükümet varlığını İslam kanunları çerçevesinde sürdüremez. İster istemez batının öğretilerine yani beşeri sistemlere muhtaç hale gelecektir.

d) İslam Toplumu

İslam toplumunun oluşması toplumun her kesiminin İslami eğitim-öğretimle eğitilmesi, İslam kültürünün hakim olması ve ideal toplumun oluşmasıdır. İlahi kanunların toplumun her kesiminde hissedilmesi ve yaşatılmasıdır; insanlar kendi seçimleriyle İslami kütürü kabullenmelidir. Ekonomiden siyasete, eğitimden ahlaka, kültürden sanata her alanda toplumun renginin İslami değerler olmasıdır.

İslam toplumunun oluşması için ise İslam hükumetinin ve devletinin yanısıra stk, düşünce kuruluşları, araştırma ve eğitim merkezlerinin aktif olması gerekir.

Asker merkezli ve her alanın devlet kontrolunde olan bir ülkede İslami toplum oluşturulamaz.

e) İslam Medeniyeti

İslam inkılabının son aşaması İslam medeniyetinin hakim kılınmasıdır. Dünyaya, beşeriyete  İslam hayat tarzı sunulması merhelesidir. İslam İnkılabı dünyaya gerçek  ihracı İslam medeniyetinin kurulmasıyla mümkündür. Dünyaya özellikle de İslam ülkelerine ancak İslam medeniyeti ihraç edilebilir. İran kültürüne, sosyal ve kültürel yapısına uygun devlet organlarının oluşturulması her ülkeye de aynısının ihraç edileceği diye bir kural yoktur. Ama  bu aşamaya ulaşıldığında İslam medeniyeti artık evrenseldir ve bütün dünayaya ihraç edilebilir.

Yüzyıllardır dünyaya hakim olan Batı uygarlığı, günümüzde müslümanlar da dahil bütün toplumlara özümsetilerek hayat tarzı olarak dayatılmaktadır.

İslam medeniyetini inkılabın nihayi hedefi olarak algılayan ve kendi uygarlığına alternatif olarak gören Batı dünyası, bu inkılabın temellerinin güçlenmesini elbette ki istemeyecektir. Daha İnkılabın ilk günlerinde içteki tağutun kırıntılarıyla ihtilal gerçekleştirmekten tutun her türlü komploya başvurduysalar da şimdiye kadar asla başarılı olamadılar.

Batı kültürünün temel ilkelerinden birini oluşturan ekonomi rasyonalleştirilerek insanların dünyevileşmesi ve materyalistleşmesi sağlanmak istenmektedir. Halbuki halihazırda Müslüman halkalar Batılı toplumları örnek alarak, kapitalist hayat tarzını içselleştirerek onlara benzeme yarışındadırlar.

Batı hayat tarzını tercih eden müslüman toplumlar, Batının dini kuralların ve hükümlerin şekilsellikten başka hayat hakkı olmadığı algısını oluşturmak istediklerini görememektedir.

Temelleri Batı kültür ilkeleriyle yoğrulmuş bir toplumun İslam medeniyetini anlaması, anlatması ve hayata geçirmesi mümkün olmayacaktır. Realitenin hakikat olarak algılanması ve mevcut durum/şartlar çerçevesinde tek seçenek olarak  İslam medeniyetini oluşturmanın ve  tanıtmanın kabul edilmesine tahammül edilmeyecektir.

İslam İnkılabının bu beş  aşamayı teker teker aşması için Üniversite ve Havzanın  yeniden yapılandırması gerekir.

 

İslam İnkılabının Dayanağı Havza ve Üniversitelerin Misyonu

Havza(dini medreseler) ve Üniversitelerin misyonunu anlamak için Batı dünyasının kendi sorunlarını çözme kaynaklarına kısaca bir göz atmak gerekir.

Batı dünyası bu aşamaya nasıl geldi?

Batı dünyası Rönesans ile yeni bir çağın kapılarını hem kendisi için hem de dünya için açıyordu. Kilise’yi dize getirip kendisine mahkum etmeyi başarmıştı. Dini, ilerlemede engel ve ayak bağı gördüklerinden asırlar sonra ondan kurtulmuştu.

Şimdi metafizikten soyutlanmış yeni bir kültür oluşturmalıydı. Devrimler, savaşlar, bloklaşmalar yaşanırken kendi medeniyetini kurmanın yollarını arıyordu. Asırlar sonra dünyada herkesin diplomasıyla iftihar edeceği ilim merkezlerinin temellerini attılar.

Bu üniversitelerde Batı kültür ve uygarlığının ilkelerini belirlediler.

1000 yıllık tarihiyle Bologne ve Oxford,

800 yıllık tarihiyle Cambridge ve Sorbonne

400 yıllık tarihiyle Harvard,

300 yıllık tarihiyle Yale,

250 yıllık tarihiyle Stanford,

200 yıllık tarihiyle Humboldt

Ve son 200 yılda sayısızca açılan üniversite ve binlerce araştırma merkezleriyle Batı ülkelerinin anayasaları, yasama, yargı ve yürütme kanunları bu üniversitelerde hazırlanıp idarecilere sunuluyor. Toplumu yön veren eğitim-öğretim, kültür-sanat, ekonomi-siyaset ve hukuk alanlarındaki öğretiler bu üniversitelerde araştırılıp tedvin ediliyor.

Bu üniversite ve araştırma merkezleri hem öğretileri üretiyor, hem de toplumu idare edecek insanları yetiştiriyor.

Bu üniversiteler, Batı dünyasını her alanda ayakta tuttukları gibi dünyanın her yerine siyasal, ekonomik, kültürel, bilimsel, teknolojik ürünlerini ihraç ederek bu ülkeleri de yönetiyorlar. Ve hatta bu ülkelerdeki otoritelerin çoğu bu ilim merkezlerinde eğitim almış kişilerdir.

İşte batı dünyasının arkasında bu bilim merkezleri bulunmaktadır. Aktif, üretken, dinamik, yenilikçi, akılcı….

İslam İnkılabının arkasında Havza ayını misyonu üstlenebilmiş midir?

1000 yıllık Necef havzası

400 yıllık Kum havzası

200 yıllık Meşhed, İsfahan Havzası

40 yıllık İslam İnkılabında tesis edilen yüzlerce Havza İslam devletinin dayanağı ve sorunlarını çözme merkezi olması gerekmez mi?

40 yıllık İslam İnkılabının ekonomik, siyasal, hukuk, eğitim-öğretim, kültür-sanat alanındaki sorunlarını Kur’an, Sünnet ve Ehlibeyt maarifine dayanarak çözmek için ne kadar başarılı olmuştur? Havza neden sosyal ve insani ilimlerde İslami maarifi üretip dünyaya ihraç edemiyor?

Neden hala İslam Cumhuriyetinin üniversitelerinde Batılı düşünürlerin görüşleri okutuluyor? Neden İslam Cumhuriyetinin üniversiteleri İslamileştirilemiyor?

Bu temel sorunlar varken ilmi ve tecrübe birikimi olmayan hükümetlerden sorunları helletmesini beklemek hayalcilik olur. Bu durumda Batıdan bağımsız İslam toplumu  oluşturmak ve din medeniyetini gündeme getirmek ütopyacılık değil midir?

İslam Cumhuriyetinin içte asıl sorunu İslam devletine yön verecek  maarifi ve  idare edecek kadroyu  üretecek dayanak ve destekten mahrum olmasıdır. İslam medeniyetini üretecek bilim  ve araştırma merkezlerinin yetersizliğidir.

Bu gidişle Batının aydınlanma dönemine ait kavramları kullanarak onların paradigmalarının dışına çıkması ve İslam medeniyeti oluşturup dünyaya sunması çok zor ve imkansız görülmektedir.

Sabahattin Türkyılmaz

 

Yorumlar7

  • Abdulkaim 2 ay önce Şikayet Et
    islam devrimi siyasi politik anlamda küresel bir etki yarattı.küresel istikbar karşısında büyük başarılar elde etti. amerikanın öncülük ettiği küresel emperyalizmin batı asya ve afrika üzerinde ki sömürgeci planların pratiğe geçmesine set oldu yada bu planlarından geri adım atmalarına neden oldu.bu sözümden hangi coğrafyada yaşanan olayları kastettiğimi bu siteyi takip edenler biliyor. asıl arzumuz sebehattin hocamızında sık sık vurgu yaptığı gibi bir medeniyet modeli ve paradigma vücuda getirmek.öyle ki bu yeni anlayış ve metot bireylerin toplşumsal ilişkilerinden siyasi yönetim noktasına kadar tüm toplumsal yapıyı dizayn eden içeriğe sahip olmalı. nükleer teknoloji sahibi olmak belki sizi emperyailistlerin saldırılarına karşı koruyucu yararı olabilir ama toplumsal sisteminizde kara delikler varsa düşman esas buradan size saldırıyor.toplumsal özgürlük ve insan hakları konusunda keyfilik varsa,azınlıklara karşı anlaşılır insani bir yaklaşım sahibi değilseniz,temel ihtiyaçların asgari düzeyde karşılanması noktasında uyguladığınız bir sosyal politikanız yoksa dünya istikbarı bunu kullanıyor...
  • Abdurrahman 2 ay önce Şikayet Et
    İranda yapılanlar ve yapılamayanlar aynı anda anlatılmalıdır. Yazarın bu yazısını bu açıdan takdirle karşılıyorum. Yapılanları bilmeyen yoktur, istikbarın en azından bölgede belini kırdı, dünyanın başka yerlerindeki özgürlükçülere iham kaynağı ve ümit oluşturdu, doğu ve batıdan bağımsız da yaşabnabileceğini dünya halklarına gösterdi, dünyanın belli başlı önemli ülkeleri arasına yerleşti ve bütün bunlar İnkılabın bereketiyle gerçekleşti. Ama bunun yanında gerçekleştiremediği konular da var, yazarın işaret ettiği İslami Medeniyet daha gerçekleşmediği gibi ülke içinde toplumsal adalet konusunda da zaaflar olduğu bilinmektedir.
  • EBA Malik 2 ay önce Şikayet Et
    Iran garibim ne yapsin! bir inkilap gerceklesti tum dunya bir olup saddam kafirini uzerine saldirtti. 8 yil bu belayla ugrasti baktilar bu kafir bir halt edemiyor baska bir cepheyle saldirdilar. ekonomi yaptirimlar tahrimler vs. dogrudur 40 yilda istenilen gercek hedeflere ulasilamamistir ama dunya mustazaflarina vede mazlumlara direnisi ogretti. iranda baslayan surec lubnana yemene vb yerlere ulasti. Bu inkilabin sahibi imam Mehdi as dir. Yoksa bu kadar cephe olmasina ragmen yikilamayan bir devletin varlik sebebini nasil aciklayabiliriz? Yazar efendimiz guzel tesbitlerde bulunmustur. Zira dost aci soyler zaten irandaki mollarin hepsi tam anlamiyla hemfikir olup mucadelelerini tek gaye uzerine yapabilselerdi durum dahada farkli olacakti ama bakiyoruz cogu zaman Rehber yalniz birakildi yada yillarca bazilarinca ihanete varan tavirlar takinildi. Allah swt irani muvaffak kilsin duamiz hep bu yonde bugun dunyada iktikbara karsi tek saglam kalan kale Irandir... selamlar
  • EBU HUSEYIN 2 ay önce Şikayet Et
    Sorumlukların bilinçinde olmak, Ne müslümanlar kendi islamı kimliklerinin bilinçinde oldular, ne de alimleri o kimliklerine laik olabildiler. Herkes kendi küçük dünyaları için yaşadı. Batı sadece sömürü üzerine kurduğu politikası ile kendinden olmayanları hiçe sayarak sosyal & kültürel & ekonomik baski altında tutarak hükümdarlık sürdü. Fakat en büyük yara bizlere uyguladıkları kimlik değiştirme politikalarıyla oldu. Bizler artık her şeyi batdan bekler olduk. Dinin kuralarını ve tanımlamalarını bile batını terminolojisi ile yapar olduk. Dolaysıyla Bizler kendi adımıza ne ilmi açıdan, ne teknik açıdan, nede kültürel açıdan üretken ve yapıcı olmuyoruz. Iran islam cumhuriyeti biz müslümanlara bir yol açmıştır. Başımız kaldırıp, önümüze bakmayı sağlamıştır fakat Müslümanlar Ruhlarını batını sosyo&kültürel&ekonomik prangalarından bir türlü kurtaramamış olması Iran islam cumhuriyetine fatura edilemez. Hataları vardır. Bizler Mezhepçilik ve Irkçılık taassup ile dinimize baktığımız surece acizlikten kurtulmamız mümkün olmuyacaktır. Gelen en büyük Fitne fırtınasını göremeyecek kadarda acizleştik. Inanaların İnanç temelerine atılan şüphe ve tereddüt bombalar ve buna karşı alimlerin acizliği, korkudan oluşan savunmaları bizleri kendimizle çok sancılı ve yıkıcı şekilde yüzleştirmekte ve yüzleştirecektir.
  • Turab Kafkas 2 ay önce Şikayet Et
    Malesef aci ama gercek bir tespit Müslümanlar bilhassa iran, inkilaptan sonra bu yöne dönük yani islam medeniyetini tanima ve tanitmada üzerine düseni yapmadi veya yapamadi bu mesele üzerine müslüman aydinlarimiz ve suurlu ulemamiz düsünüp kafa yormasi ve sorumluluklarini yerine getirmesi gerekir insallah sorumlu yöneticiler bu hakli sorulara cevap arayip yapmalari gereken seyleri yaparlar. Degerli Hocamada yazisindan ve dogru tespitlerinden dolayi Tesekür ediyorum. Allah cc ye duamiz islam inkilabini ve taraftarlarini rizasina uygun sorumlulugunun bilincinde hedefine dogru basariyla gitneyi nasip etmesidir.Ilahi belki biz hakkiyla kulluk sunamiyoruz sorumlulularimizi yerine getiremiyoruz ama sen rabbil aleminsin kerem et muhammed ve A-li Muhamedin hürmetine inkilabimizi koru Imam ezzamanin inkilabina yetistir.Amin ya ilahel alemin.
  • haci bayazit 2 ay önce Şikayet Et
    Akıl sahipleri devletler din adamı maneviyat ehlinin halkı Allah’ın hesabına yatkın hazırlaması ile kurulur; yıkılmasıda din adamının maneviyat dan uzaklaşıp halkı şeytanın hesabına yatkın hazırlaması ile olur... Bu sureci hiçbir beşeri güç ne engelleyebilir nede öteleyebilir! gayri islami alem bu iki halden birisi arkasında bilerek veya bilmeden vaiyet alır; olaylar salt halkın anlayamayacağı şekilde gelişir… zira maneviyatı boşaltan kesim takipcileri ve diğerleri ününde gerçeği karaltulayan perde olur; Taki Ehl'iBeyt evlatlaından birisi sahaya ininceye Kadar!
  • Abdulkaim 2 ay önce Şikayet Et
    batı dünyasıda yıllarca farabiyi, ibni sinayı outmadılar mı?doğunun birikimlerin den yararlanarak edindikleri tecrübe ile sınırları aştılar.bizlerinde batının bilimsel birikimlerinden yararlanarak onu aşma yolunda kullanmanın bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum. illa da bilim alanında öncü olmak gerekmez islami iranda bireysel ve toplumsal haklar alanında dünyanın dikkatini çeken bir uygarlık modeli geliştirebilir. örneğin hastalara yanlış tedavi uygulayan sorumsuz ve ehliyetsiz sağlık hizmeti sunan sağlık personeline yönelik her kesin erişip kullanacağı hak arama yolu varmı? iranda insanların:sağlık,kültürel ve ekonomik hakları gibi konularda dikkat çekici uygulamalar geliştirebilir. ne yazık ki iran ,hala keyfi yönetim uygulamaları ile toplumsal ilişkilerin çokça yaşandığı bir ülke!
Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun