Muharrem ve Aşura’nın İçi Boşaltılmak İsteniyor

  • GİRİŞ14.09.2018 12:08:17
  • GÜNCELLEME14.09.2018 12:08:17

Hüseyni inanış, Muhammedi inanışın özüdür. Muhammedi inanışı yok etmek için mücadele veren beşeri sistemler Resulullah (saa) sonrası bu inanışı ihya eden herkesi yok etme peşindeydiler. Çünkü kendi varlıklarını onların yok olmasında görüyorlardı.

Emevilerin cinayetleri: Emeviler, Velayet ve İmamet nurunu söndürmek için hidayet önderlerini şehid etmekte görmekteydiler. Hz. Ali’in şehadet ile başlattıkları terör eylemlerini, İmam Hasan’ı zehirleterek devam ettirmiş Kerbela katliamıyla da doruğa çıkarmışlardır. İmamların mezarlarının gizli kalmasının ve daha sonraları masum imam tarafından yerlerinin tesbit edilmesi, Emevi saltanatının zülmünün diğer bir alanını gösteriyor; İmamları şehid ettikten sonra kabirlerinin ziyaret edilmesini de engellemeye çalışmışlardır. Kısacası Emevi saltanatı hem imamların varlıklarını kendilerine tehlike görüyor, hem de onların mezarlarını/türbelerini.

Abbasilerin hileleri: Emevi saltanatının defterini, hakkı hak sahibine verme bahanesiyle düren Abbasi saltanatı ise Velayet sahiplerinin imametlerini kabul etmelerine rağmen onların toplumun önderleri olmalarına izin vermediler. İmamları saltanatın kontrolünde tutarak İslam toplumunda her türlü siyasi ve toplumsal faliyetlerini engelleme yolunu seçmişlerdir. Neticede hidayet önderlerini şehit ettiler. Bunun sebebi ise onların arkasına saklanıp toplumu idare edebileceklerini sanıyor olmaları ve bunu başlaramamış olmalarıdır. İmamların bu hile karşısındaki staratejileri, Abbasi saltanatlarını güçlendirmenin aksine onların tahtlarını salladığı görülünce en son çare olarak şehid ettiler.

Unutulmaya itilmiş dönem: Nihayette Abbasi zülüm saltanatı da, kendilerinden sonra gelen zülüm saltanatı tarafından yıkılmaya ve yok olmaya yüz tutmuştur. Bu dönem Kerbela kıyamının unutturulması ve İslam ümmetinin öncelikli meselesi olmaktan çıkarılma dönemi olarak bilinmektedir. Asırlarca İslam ümmeti Kerbele kıyamının mesajından uzak tutulmuş, müslümanlar arasında Kerbela olayının sadece tarihde vuku bulmuş dramatik bir olay olarak anılmasına sebep olmuştur.

İslam ümmetinin bir imparatorluk altında vahdetinin gündemde olduğu bu dönemde Şiilerin/Hüseynilerin kıyam tehlikesinden emanda olduklarını hissedince matem meclisleri düzenlenmesine izin veriliyor, Şiilerin yas tutmalarına müsade ediliyordu.

Günümüz siyaseti : Hakikatler su yüzüne çıkip, tarihi gerçekler insanlara ulaştıkca insanlar fıtratının isteklerine ulaşmanın mutluluğu ile hakka yönelmeye başladığı bu asrımızda artık Kerbela kıyamının mesajı toplumları uyanışa ve dirilişe sefk etmektedir. İlahi söylemlerle kendilerini adil yönetici gibi gösteren zamanın fasık ve zalimleri yeni hilelere yönelmişlerdir.

İşte bu asrımız Kerbela kıyamının içini boşaltma dönemi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle de Kerbela kıyamından ilham alarak Kerbela mesajını dünyaya duyuran ve İslam devletinin temelini atan İran İslam inkılabının gerçekleşmesinden sonra bu içini boşaltma girişimi daha bir hızlandırıldı.

Öncelikle Kerbela kıyamının evrensel ve ilahi rengini soldurup mezhebi bir kıyam olarak algılanması gerektiği vesvesesini yaydılar. Ama bu ilahi nur ve ilahi renkli kıyamı tahrif edemeyeceklerini anlayınca, söylemlerini değiştiridiler.

Yeni bir humanist bir söylem; Aşura gününde gerçekleşenlerin insani bir dram olduğu, Kerbela’da insani bir katiam, peygamber Ehlibeytinin mazlumca şehid edildiği ve bunu bütün insanların paylaşması gerektiğini dillendirilerek bu kıyamın sadece mazlumiyet boyutunda kalması için çaba harcamaya başlıyorlar. Elbette ki Aşura günü Kerbela’da gerçekleşenler bütün beşeriyeti mahzun eden bir olaydır ama bunu zalimler dillendirince “Kelimetu hakkın yuradu bihil batıl olur”.

Kıyamın temelini oluşturan Kurani dayanakları, kıyamın ilahi mesajı, zalimlere başkaldırı ilkesi, itikadi, irfani ve siyasi yönü göndeme gelmemesi için Kerbela katliamını sahiplenme girişimi Kıyamın içeriğini boşaltma hilesi olarak karşımıza çıkıyor.

Günümüzde yapılan matem merasimleri, konferanslar, etkinlikler Kerbela kıyamının asıl mesajını bütün yönleriyle insanlara ulaştırma hedefinde olmalıdır. Bu konuda başta ulema olmak üzere mütefekkirler, aydınlar ve Hüseyin aşıkları Hüseyni kıyamın gerçek çehresini dünyaya duyurmanın yanısıra dost kılıklı, siyasilere dikkat etmeli ve bu merasimlerin gerçek hedefinden uzaklaştırılmasına izin vermemelidirler. Hüseyni merasimler siyasilerin kendi mesajlarını verecekleri yerler olmamalıdır, İlahi önderlerin yerinde oturup timsah gözyaşları dökmelerine aldanılmamalıdır.

Emevi saltanatını İslami bir hakimiyet olarak gören bir siyasetçi veya din adamının İmam Hüseyin meclislerinde ne işi var?

Emevi İslam anlayışını savunan ve onların yolunu takip eden bir ilahiyatçı, bir devlet adamının Hüseyni yas konferans veya seminarında ne işi olabilir?

Abbasi saltanatının hilekar siyasetlerinin takipcisi olan timsah gözyaşları döken devlet adamları gerçekten Hüseyni kıyamın tanınmasını mı istemektedirler?

Hüseyni merasimlerin onların sunacakları bilgilere ihtiyacı mı var? Kerbela kıyamını bu zevat mı müslüman halkımıza tanıtacaklar?

Hüseyni meclislerini kendi hedeflerine ulaşmak için bir fırsat olarak gören siyasetcilerin bu meclislerde boy göstermesi İmam Hüseyin’in (as) makamını mı yüceltiyor?

Bu gibi insanları davet edip merasimlerin görkemli olmasının peşinde olanlar hala anlayamamışlar ki, Hüseyün meclislerinin hiç kimseye ihtiyacı yoktur. Bütün insanların Hüseyni meclis ve meramislere ihtiyacı vardır.

Onların hidayet olduklarına veya Hüseyni mektebe iyimser baktığına inanmak ise daha vahim ve saflıktır. Bu insanlar Emevi ve Abbasi İslam anlayışının meyveleridir, onların ekdiği tohumların yeşermeş fidanlarıdır.

Onların tek hedefi vardır, kendilerini Hüseyni gösterip insanların duygularını sömürmek, Hüseyni kıyamın için boşaltmak; bakın bunlardan bir tanesi Kerbela kıyamının siyasi boyutundan bahs ediyor mu? Bir tanesi Hüseyni kıyamın geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanı kapsayan evrensel olduğunu söylüyor mu? Bir tanesi İmam Hüseynin, zamanın zalimi, tağutu, İslam dinini yok etmek isteyen İslam ümmetine musallat olmuş zalim olduğunu söylüyor mu? Bunlardan hangisi, Hüseyni kıyamın gerçekleşmesine sebep olan faktörlerin şimdi de var olduğunu söylüyor?

İmam Hüseyini severler ama peygamberin torunu olarak sadece, İmam olarak değil, velayet sahibi olarak değil.

Yezidi kınarlar ama bir şahıs olarak, bir zihniyet ve tağutun sembolü olarak değil. Çünkü kendileri de İmam Hüseyini kıyama zorlayan Yezid’in yaptığı işleri yapıyorlar.

Yezide karşı olmalarının sebebi İmam Hüseyin’in karşı olduğu sebepten dolayı değildir; onlar Yezidi İmam Hüseyini şehid ettiği için kınıyorlar- tabi ki gerçekten kınıyorlarsa-. Yezid daha İmam Hüseyin’i şehid etmişken İmam Hüseyin (as) Yezid’e neden karşıydı? Henüz Aşura olmamış, Kerbela’ya gelinmemiş.

Öyleyse İmam Hüseyin’in (as) Yezide neden karşı olduğu, neden biat etmediği, neden kıyam ettiği ortaya çıkması gerekir.

İşte kuzu postu giymiş bu kurtların derdi Hüseyni kıyam değil, Hüseyni yol değil. Bunların hedefleri Hüseyni kıyamın içini boşaltmak, kıyam ruhunu sindirmek, tağutlara başkaldırı cesaretini kırmaktır.

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Rasthaber Mobil Sayfa Banner'i Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun