akşamı yaptığı konuşmada; Lübnan ve bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi ve
Filistin halkının mücadelesini kaybetmeyeceğini vurguladı.
Filistin’in yenileceğini düşünenler hayal kuruyorlar
Hizbullah Genel Sekreteri konuşmasının başında Filistin
meselesine değindi ve şunları söyledi: ‘Filistinli gençlerin, kadınların,
çocukların, erkeklerin ve aynı zamanda Filistinli şehitlerin ailelerinin
kahramanlıkları ve kararlı duruşları karşısında tüm ihtiram ve saygımızla
durmalıyız.
İşgal altındaki Filistin’deki olayların, düşmana karşı savaş
ve Siyonist rejimin geleceği hakkında birçok anlamı bulunmaktadır. Siyonist
rejim eğer Filistin halkının umutsuzluğuna ve yenileceğine güveniyorsa, bir
yanılsama içindedir.
1996 savaşındaki direniş, düşmana ve uluslararası topluma,
Lübnan’daki sivilleri destekleme ve direnişin devamı denklemini dayatmayı
başardı. İşgal altındaki Lübnan topraklarındaki direniş, Siyonist düşmanla
savaştı ve işgalci askerleri hedef aldı.’
Amerika her zaman işgalcilerin destekçisidir
Seyyid Hasan Nasrallah, Kana Katliamı hakkında ise şunları
söyledi: ‘ABD, Kana Katliamında Güvenlik Konseyi’nin bu katliamdan dolayı
Siyonist düşmanı kınayan bir karar çıkarmasına izin vermedi. Amerika ve
uluslararası toplumun tutumu buydu. Amerika; düşmanı, işgalcileri ve savaşı
başlatanları savunur ve onlara yaptırım uygulamak bir kenara dursun, onların
kınanmasına bile engel olur.’
Seyyid Hasan Nasrallah, Lübnan’ın iç işlerine ve özellikle
bu ülkedeki parlamento seçimlerine değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘ABD
büyükelçiliğinde ve bazı büyükelçiliklerde ve bazı siyasi taraflarda bizim
bağlı olduğumuz siyasi grubun parlamentoda çoğunluğu elde edeceğine dair bir
atmosfer var. Siyasi grubumuzun hedefi koltukların üçte ikisini kazanmak değil.
Bu, mantıklı ve gerçek bir hedef değildir. Siyasi grupların hiçbiri bu hedefi
gerçek ve mantıklı görmez. Ülkenin anlaşma ve anlayışa dayandığına inanıyoruz.’
ABD, Lübnan seçimlerini engellemeye çalışıyor
Seyyid Hasan Nasrallah sözlerine şöyle devam etti:
‘Kültürümüz ve tutumumuz, ülkenin anayasası ve bileşenleri ve kimliği ile
ilgili herhangi bir temel değişikliğin, kuvvet veya çoğunluk veya silahlarla
değil, anlaşma ve ulusal mutabakat sağlanarak gerçekleşmesidir. Karşı grubun
durumunu iyileştirmek için parlamento seçimlerinin erteleneceği konuşuluyor.
ABD büyükelçiliğini ve diğer siyasi grupları seçimleri engellemeye çalışmakla
suçlamak bizim hakkımızdır.’
Seçimlerin siyasi savaşına tüm gücümüzle giriyoruz
Hizbullah Genel Sekreteri şunları söyledi: ‘Seçimlerin
ertelenmesi konusunu gündeme getirmenin amaçlarından biri belki de
vatandaşların seçimlere katılma isteklerini azaltmaktır. Biz, bir seçim
savaşına girdiğimize ve var gücümüzle sandık başına gitmemiz gerektiğine
inanıyoruz. Anketlere ve araştırma gruplarına bel bağlamamalı ve sandıklar
kapanana kadar tüm gücümüzle bu siyasi savaşa girmeliyiz.’
Seyyid Hasan Nasrallah, Suudi Arabistan’ın 2009 Lübnan
seçimlerindeki büyük harcamalarına değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Suudilerin
paralarının çoğu Lübnan seçimlerine harcandı ve bu, siyasi liderlerle yaradı.
Bu parayı medyaya, seçim kampanyalarına ve oy satın almaya harcadılar. Belki de
şu anda da parlamentoda çoğunluğu elde edeceğimizin açıklanması, taraftarlarımızın
sandık başına gitmemesi için yapılıyor. Ancak adaylarımızın ve
müttefiklerimizin kazanması için çalışmalıyız. Birlikte sorumluluk alabilmek
için müttefiklerimizin bu seçimi kazanmasını istiyorum.
Hizbullah kazanmak istiyor ama büyük bir parti oluşturmak
için değil. Müttefiklerimizle birlikte çalışabilir ve ulusal sorumluluklar
üstlenebiliriz. Gizli bir şey yok. Seçimlerde kullandığımız oylar da açık ve
aleni ve Hizbullah tarafından ve Hizbullah adına yazılan her şeye inanmayın.
Sahip olduğumuz en önemli şey dürüstlüktür ve bunu şehitlerin kanına ve
mücahitlerin alın terine borçluyuz. Biz bu sadakat ve itibara zarar
vermeyeceğiz.’
Hizbullah, 2005’ten beri bir ulusal birlik hükümeti
kurulması çağrısında bulunuyor
Hizbullah Genel Sekreteri sözlerine şöyle devam etti:
‘Hizbullah, 2005’ten beri bir ulusal birlik hükümeti kurulması çağrısında
bulunuyor. 2008’de çoğunluğu kazandığımızda, herkesin hazır bulunduğu bir
ulusal birlik hükümeti kurduk ancak bazıları, Otuz Üç Gün Savaşı’nda Hizbullah’ı
ortadan kaldırmaya odaklandı. Hatta Amerikalılarla düzenledikleri
toplantılarda, bu savaşın durmamasını ve İsrail tam olarak zafer kazanana kadar
devam etmesini istediler. Bu insanlar her zaman kendilerini dışarıya göstermeye
ve Lübnan’ı yok etmek için bir iç savaş başlatmaya hazırlar.’
Hizbullah muhaliflerinin amacı Suudi Arabistan ve ABD’yi
memnun etmektir
Seyyid Hasan Nasrallah, Hizbullah muhaliflerinin “Silahın
siyasi hayatın kontrolünü ele geçirdiği” yönündeki iddialarına değindi ve
şunları söyledi: ‘Siz, seçimlerde birkaç kez meclis çoğunluğunu kazanıp hükümet
kurmuşken, nasıl oluyor da silahın siyasi hayata hakim olduğundan
bahsediyorsunuz? Lübnan halkını kandırmak isteyen kişi, direnişin silahını
krizin nedeni olarak gösterir. Neden yolsuzluktan ve 30 yıllık ekonomi
politikalarından bahsedilmiyor? Elbette bazı seçim listelerinin planı,
Hizbullah’ın hükümet üzerindeki hegemonyasını ortadan kaldırmak, onunla
mücadele etmek ve direnişi silahsızlandırmaktır. Ama bu hareketler, halk için
yaptıklarını anlatmak adına 2005’te Hizbullah’la ittifak kurdular.
Bu tür seçim programlarının amacı, mali, siyasi ve manevi
desteklerinden yararlanabilmek için Suudi Arabistan’ı, Batı toplumunu ve ABD’yi
memnun etmektir. Önümüzdeki haftalarda seçim programlarını görmeyi umuyoruz.
Bütün seçimlerde ülkeyi inşa etmekten ve bu krizden kurtarmaktan bahsettik. Son
dört yılda kazanımlar elde ettik ve bunu halka da gösterdik ama rakip siyasi
gruplarımız hiçbir şey yayınlamadı. Çünkü hiçbir başarıları yoktu.
Hiçbir zaman hükümetten direnişi desteklemesini istemedik
ama direniş ülkeyi ve hükümeti destekledi. Direniş olmasaydı, hükümet olmazdı.
Bu, ülkeyi destekleyen altın denklemin bir parçasıdır. Hükümeti direnişe karşı
kullanmak isteyen siyasi grupların veya yabancı tarafların çabalarını
engellemek için hükümete katılmak istiyoruz. Hükümetten direnişe hançer
saplamamasını istiyoruz. Direniş, düşmana karşı caydırıcılık denklemiyle ülkeyi
destekledi ve hükümetin desteğini istemiyor.’
Hizbullah Yemen’deki ateşkesi memnuniyetle
karşılamaktadır
Seyyid Hasan Nasrallah, Suudi Arabistan’ı, Arap ülkeleri
arasındaki ilişkileri bozmaya ve Yemen’i ve halkını yok etmeye çalışmasından
dolayı eleştirdi ve şunları söyledi: ‘Savaşı başlatan ve savaş isteyen,
Arap-Arap ilişkilerini bozan mıdır yoksa mazlumların yanında duran mıdır? Yemen halkı kendini dünyaya kabul ettirdi ve
bu siyasi sonucu kazandı.
Hizbullah, Yemen’deki ateşkesi memnuniyetle karşılamaktadır.
Siyasi söylemimiz Suudilerin saldırılarının durmasıdır. Bu ateşkesin siyasi
diyaloğa kapı açmasını ve savaşı durdurmak, kuşatmayı kaldırmak ve siyasi
çözüme doğru ilerlemek için bir giriş olmasını umut ediyoruz. Suudi
yöneticilere bir nasihatte bulunuyor ve mazlum Yemen halkının dostlarının,
Yemen halkına haklarından vazgeçmeleri konusunda baskı yapmasını
beklememelerini söylüyorum. Yemen krizinin tek çözümü San’a ile müzakere etmek
ve doğrudan diyalog kurmaktır.’
