‘Kerbela’nın Acısı Kalbimizden Asla Çıkmayacaktır’

rasthaber
Rasthaber –  İstanbul, Halkalı’da gerçekleşen Aşura Matem Merasimi’ne CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra birçok
belediye başkanı, kaymakam, sivil toplum temsilcileri katıldı.

Aşura Matem Merasimi’nde konuşan İstanbul Belediye Başkanı
Ekrem İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Aşure mateminin derin acısını paylaşıyorum. Kerbela’da
şehit olan ehli- beyti rahmetle anıyorum. İslam, mazlumlara sahip çıkmayı
öğütler. Kardeşliği, barışı öne çıkarır. Bu topraklar üzerinde hepimiz biriz ve
kardeşiz. Toplumu kutuplaştıranlara, kardeş kavgası çıkartmaya çabalayanlara
asla ve asla izin vermemeliyiz.

‘Kerbela’nın acısı kalbimizden asla çıkmayacaktır’

Ehli beyte olan sevgimiz ve saygımız; zalimin karşısında,
mazlumun yanında olmayı öğütleyen inancımız bizi her zaman birbirimizde daha da
yakınlaştıracak ve güçlendirecektir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in torunu ve yakınları için
dökülen o yaşlar, o hissedilen derin acı hem Şii hem Caferi hem Alevi hem de
Sünni tüm yurttaşlarımızın ortak duygusudur.

Siz Caferi kardeşlerimiz için ayrı bir acı ayrı bir
matemdir, bunu biliyoruz. Kerbela’nın acısı bin yılı aşkın süredir kalbimizden
çıkmamış ve asla çıkmayacaktır.

Sevinçlerimiz gibi acılarımız da bizleri yakınlaştırıyor,
güçlendiriyor. Ortak bir geçmişi paylaşıyoruz. Daha da güzel bir geleceği de
yine birlikte paylaşacağız. Bu topraklarda barış ve kardeşliği ve o güzel
iklimi daima koruyacağız.

‘İBB’de inanç masası kurduk’

Üç yıla aşkın süredir İstanbul’da herkese eşit duran bir
yerel yönetim olma gayreti içindeyiz. Farklı inanç gruplarının sorunlarına
çözüm bulmak için inanç masasını kurduk.

Din görevlileri ve gassallar artık belediyemizde Caferi
vatandaşlarımız için de görev yapıyor. Çünkü biz İstanbul’da yaşayan, vergisini
veren her insana hizmet sunmakta yükümlüyüz. Caferi kardeşlerimizin
ibadethaneleri, sosyal mekanları hiçbir ayrımcılık olmadan eşit hizmet ilkesi
ile karşılanmalıdır, bunun farkındayız.

Sözlerimi bitirirken Hz. Hüseyin’i ve Kerbela olayında şehit
edilen tüm canları bir kez daha saygıyla, rahmetle yad ediyorum ve dua
ediyorum: Allahım bir daha bize, İslam alemine, insanlığa böyle acılar yaşatma,
gösterme diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

‘Sevgili peygamberimizin yolundan gittiğini savunanlar’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne
çıkanlar şu şekilde:

“Sevgili dostlarım, tüm farklılarımıza rağmen Hz. Hüseyin ve
arkadaşlarının şahadetlerinden duyduğumuz acı ve onların aziz hatıralarına
beslediğimiz saygı bizi bugün burada buluşturdu.

Ben de bu çatı altında acı ve saygı kavramları ışığında
Kerbela’ya nasıl baktığımı, Kerbela’ya baktığımda neleri gördüğümü sizlerle
paylaşmak istiyorum. Kerbela’da yaşanan sevgili peygamberimizin vefatından
yaklaşık yarım asır sonra çok sevdiği torunun katledilmesidir.

Kerbela’nın bir diğer önemli boyutu bu katliamın bizzat
sevgili peygamberimizin yolundan gittiğini savunanlarca gerçekleştirilmiş
olmasıdır.

Kerbela’da sadece Hz. Hüseyin’in ve 72 arkadaşının toprağa
düşmüş cansız bedenlerini değil, katledilenler ve katledenlerin insani ve
ahlaki tercihlerinin bir bütün olarak Kerbela’ya baktığımızda sevgili
peygamberimizi bir muhayyel olarak görüyoruz.

Çünkü Kerbela’da hak gelince yok olan batıl, yeniden
uyandırılmış dinimizin, devletimizin temel ilke kabul ettiği ve en güzel
örneklerini sevgili peygamberimizin sünnetinde gördüğümüz adalet yok
sayılmıştır.

Kerbela’nın mesajı

Kerbela sadece İslam tarihinin değil, insanlık tarihinin de
en büyük trajedilerinden birinin adı olsa dahi kendisinden çıkartacağımız sonuç
kin ve intikam değil, mutlak anlamda adalet ve kardeşlik olmasıdır.

Hz. Hüseyin Kerbela’da adaleti temsil ediyordu ve elbette
bizler Hz. Hüseyin’in Kerbela’da temsil ettiği adaletten yanayız. Hz. Hüseyin’e
ağlayanlardan olup, Yezid gibi davrananlardan da değiliz.

Kim olursa olsun, kimden yana olursa olsun, hangi inanca,
mezhebe, etnik kimliğe sahip olursa olsun Yezid gibi davrananlardan değiliz,
olmayacağız, olmamalıyız.

‘Zihni bir özgürleşmeye yönelmeliyiz’

Hz. Hüseyin, ‘Ben zulme karşı adaletin savaşını verirken,
kendisi zalim olan birisinin bu harekete katılmasını istemiyorum’ demiştir.

Bu sözün, günümüz İslam dünyasındaki karşılığı şudur: Her
türden haksızlığa, her türde şiddete, her türden adaletsizliğe, eşitsizliğe
karşı birlikte davranmalı ve birlikte karşı çıkmalıyız.

Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik kimden gelirse gelsin ve
kimden kaynaklanırsa kaynaklansın hep birlikte karşı çıkmalıyız. Günümüzün
Yezidi anlayışına ‘ama, ancak, fakat, lakin’ diye başlayan cümleler kurarak
meşruiyet kazandırmamalıyız.

Şehit düşeceğini bile bile yolunu muktedir olandan ve gücü
ve iktidarı elinden bulundurandan ayırarak Hz. Hüseyin’e katılmaktan tereddüt
etmeyen, hür şehit gibi zihni bir özgürleşmeye yönelmeliyiz.

‘İslam dünyasında hoşgörüyü büyütmeliyiz’

Bir Müslümanın açlığı, esirliği, yoksulluğu, çaresizliği tüm
Müslümanlığın açlığı, esirliği, yoksulluğu, çaresizliği demektir.

Komşusu açken, tok yatmama ilkesi sadece beslenme ile bir
durumun reddiyesi değildir.

Bu reddiye bir Müslümanın her türden mağduriyetin, bir
Müslümanın kör, sağır, dilsiz olmayacağını da bizlere anımsatır. Komşumuz
açken, mağdurken susamayız.

Haksızlık karşısında susup, dilsiz şeytan olmayı tercih
edemeyiz. Hür şehit, haksızlık karşısında susup, dilsiz şeytan olmayı
reddetmişti.

Susmamalıyız ve İslam dünyasında öfkeyi değil hoşgörüyü
büyütmeliyiz. Bunu başardığımızda Hz. Hüseyin’in hala akmaya devam eden kanını
durdurabilir, onu huzura kavuşturabilir, Kerbela’daki hüznü dağıtabiliriz.

Bu noktada büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu
olduğu cumhuriyetimizin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti kimliğinin tüm
İslam dünyasına rehber olacağına inanıyorum.

Cumhuriyetimizin, demokrasiyle taçlanacak ikinci yüzyılının
Kerbela’da hala akmaya devam eden kanın durmasına çok önemli katkılar
sunacağını görüyorum.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın