Davos Kime Hizmet Ediyor, Amacı Ne?

Davos, kimilerine göre, uzun yıllardır küresel elitlerin kendilerini “dünyanın vicdanı” olarak sundukları bir sahne…

2026 Davos Zirvesi, tam da bu nedenle bir kırılma anı olarak kayda geçti denebilir.

ABD, bu düzeni artık savunmayacağını açıkça ilan ederken; Kanada gibi devletler, güç siyasetinin hâkim olduğu bir dünyada insan haklarını ve egemenliği nasıl koruyabileceklerini tartışmaya açtı.

Dünya Ekonomik Forumu’nun bu yılki Davos toplantıları, resmî tema olarak “Diyalog Ruhu”nu öne çıkarsa da, kürsülerde yankılanan asıl mesele çok daha sarsıcı: küresel düzenin çözülüşü!

Trump yönetimiyle birlikte ABD, artık kuralları savunan değil, onları askıya alabilen bir güç olarak konuşuyor.

Diğer yanda Kanada Başbakanı Mark Carney, “eski düzen geri gelmeyecek” diyerek bu çözülüşü kabul ediyor; ancak yerine sadece güç ilişkilerinin hâkim olduğu bir dünya koymayı reddediyor.

Bu tablo, uluslararası ilişkiler literatürünün klasik sorusunu yeniden gündeme taşıyor:

Güç mü hukuku belirler, hukuk mu gücü sınırlar?

Çok sayıda devlet başkanının, cumhurbaşkanın, başbakanın ve önemli isimlerin iştirak ettiği Davos Zirvesi işte böyle kafa karıştıran temaların gölgesinde geçti.

Ama bir konu Davos’ta hiç konuşulmadı; dünyadaki gelir eşitsizliği!

***

Davos Zirvesi şu aralar pek bir gündemde!

Küresel güçler arz-ı endam ediyor Davos’ta.

Peki, bu soğukta, bu çetin kış şartlarında bu godamanların, bu boynu kalınların, bu tuzu kuruların ne işi var, Davos’ta?

Neden her yıl bu günlerde bir araya gelip, güya dünyanın ekonomik sorunlarını, genel gidişatını konuşuyor, tartışıyorlar?

***

Aslında tartışmak falan da denmez buna!

Resmen 3. Dünya ülkelerine yapılan bir ‘dikte’ ve ‘dayatma’dan başka bir şey değil, Davos zirveleri!

Tam da Siyonizm’in yapmak istediği bu!

Ne demişlerdi birkaç yıl önce bir başka küresel zirvede?

* Tek ekonomi… Tek para… Tek sağlık… Tek dünya… Tek aile… Tek gelecek…

Allah aşkına neden TEK AİLE? Daha doğrusu TEK AİLE de ne demek oluyor ki!

Haa, o karanlık plan şu olmalı; Aile yok olmalı ki, tek düğmeye basarak tüm dünya idare edilebilsin, aile bağları yok olsun!

Zira devleti devlet yapan ailedir. Toplumları bir arada tutan ailedir. Toplumlarda tutkal olan ailedir.

Ailenin yok edilmesi Siyonizm’in işini kolaylaştıracaktır!

Davos’ta yapılan da küresel manada ailenin altına dinamit yerleştirilmesidir.

Zira, bütün küresel güçler birleşik kaplar misali iç içedir ve birbirlerini beslerler!

***

Benzer şekilde…

Davos’ta, bu godamanların, bu boynu kalınların, bu tuzu kuruların gündemlerinde bence dünyanın en büyük sorunu olan, fakir ve yoksul milyarlarca insanımızı alakadar eden “gelir dengesizliği” hususu var mı?

2026 Davos Zirvesi gündemine baktım, böyle bir madde göremedim!

Tartışmazlar, konuşmazlar, konuşamazlar bunu!

Çünkü, ağababaları müsade etmez!

Çünkü “gelir adaletsizliği” konusu açıldığında birbirlerinin gözlerine baktıklarında kendilerini görüyorlar!

Aynanın karşısına geçtiklerinde “gelir adaletsizliği” bir şamar gibi yüzlerinde beş parmak “iz” bırakıyor!

Ama bundan anlarlar mı? Anlamazlar!

Çünkü, onların dolar imparatorluğu, yoksul ve fakir milyarlarca insanın omuzları üzerinde yükselmiştir, yükselmeye devam etmektedir!

Peki, Davos’ta arz-ı endam eden beyefendiler yeryüzündeki bu devasa gelir eşitsizliğini gidermek ve yoksul, fakir büyük kesimleri refaha kavuşturmak için bir adım atıyorlar mı?

Araştırın bakalım böyle bir çabaları var mı?

Gelir Eşitsizliğinin Sonuçları Nelerdir?

Genel değerlendirmelere, analizlere göre “gelir eşitsizliği”nin sonuçları konusunda birkaç cümle aktarmak isterim;

* “Gelir eşitsizliği, dünya genelinde hem bireylerin yaşam kalitesini hem de toplumsal yapıyı derinden etkileyen önemli bir olgudur. Ekonomik eşitsizlik, yalnızca maddi bir uçurumu ifade etmez; aynı zamanda insanların yaşam biçimlerini, psikolojik hallerini ve toplumsal ilişkilerini de şekillendirir. Bu eşitsizlik, bazen yasa dışı faaliyetlere yönelmenin bir nedeni haline gelir. İnsanların toplumda daha iyi bir yaşam sürme arzusu, yoksulluk ve umutsuzluk duygularının bir sonucu olarak, bazen suç ve diğer yasa dışı işlere başvurmaları, toplumu karmaşık bir şekilde etkileyebilir.”

* “Gelir eşitsizliği temel olarak, ekonomik uçurum, sosyal sınıflar arasında belirgin bir ayrım meydana getirir. Yüksek gelir grupları, eğitim, sağlık, barınma ve diğer yaşam standartlarına kolayca erişebilirken, düşük gelirli gruplar bu imkanlardan mahrum kalır. Bu durum, toplumsal uyumu zedeler, çünkü farklı gelir gruplarına sahip bireyler arasında büyük bir kopukluk oluşur. Bu ayrım, toplumda ayrımcılığa, güvensizliğe ve yabancılaşmaya yol açabilir.”

* “Gelir eşitsizliğinde yoksul bireylerin daha iyi bir yaşam sürme şansı, eğitim ve iş imkanlarına erişimle sınırlıdır. Bu da bireylerin toplumsal sınıf farklarını aşma şanslarını azaltır, dolayısıyla eşitsizlik devam eder ve jenerasyonlar arası farklılıklar büyür.”

* “Gelir eşitsizliğinden kaynaklanan sosyolojik ve psikolojik etkiler, bazen bireylerin yasa dışı işlere yönelmelerine yol açabilir. Toplumun dışına itilmiş bireyler, ekonomik eşitsizlik nedeniyle hayatta kalabilmek, daha iyi bir yaşam sürmek ya da yalnızca maddi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla suç işleyebilirler. Bu, sadece ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda bireylerin toplumsal ve psikolojik dışlanmışlık hissinin bir sonucudur.”

* Suç işleme, çoğu zaman bir çeşit “çıkış yolu” olarak görülür. Kişiler, devletin sunduğu sosyal hizmetlerden faydalanamadıkları, iş bulamadıkları veya eğitim gibi fırsatlara erişemedikleri zaman, illegal aktiviteler (uyuşturucu ticareti, hırsızlık, dolandırıcılık gibi) bir tür hayatta kalma stratejisi olarak ortaya çıkabilir.”

Milli gazete

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın