Azerbaycan Medyası İran’daki Olaylar Hakkında Ne Yazdı?

Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki devlet kontrolündeki medya organlarının yayınları incelendiğinde, İran’daki son gelişmelerin, Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü 12 günlük savaş döneminden bile daha sert ve açık bir üslupla karşılandığı görülüyor.

İran’da ekonomik ve mesleki taleplerle başlayan protestoların terör nitelikli olaylara dönüşmesiyle eş zamanlı olarak, Azerbaycan’daki devlet medyası bu gelişmeleri memnuniyetle karşıladı. Son iki haftada Bakü merkezli analizlerde öne çıkan görüşlerin büyük bölümü, Aliyev ailesine yakınlığıyla bilinen Musavat gazetesi kaynaklı değerlendirmelere dayanıyor. Bu analizlerde, İran’daki terör eylemleri “İran İslam Cumhuriyeti’nin kesin biçimde zayıflaması” olarak yorumlandı ve bu sürecin federalizm ile nihayetinde ülkenin bölünmesine zemin hazırlaması temenni edildi.

“Büyük Azerbaycan” Hayali ve Ayrılıkçı Konsensüs

Bakü’deki bazı çevreler arasında, İran’daki gelişmelerin istismar edilmesi ve “Büyük Azerbaycan” adı altında Aras Nehri’nin kuzeyi ile güneyinin birleştirilmesi fikrinin ilerletilmesi konusunda stratejik bir mutabakat bulunduğu görülüyor. Son olaylar, bu ayrılıkçı hedefe ulaşmak için uygun bir zemin olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar bu hedefin uygulanma yöntemi ve İran’ın iç işlerine müdahale kapasitesi konusunda taktik farklılıklar bulunsa da, ayrılıkçı yaklaşımın özü konusunda görüş birliği dikkat çekiyor.

İç Savaş ve Devlet Çöküşü Beklentisi

Bakü’deki analizcilerden Ferhad Memmedov, Azerbaycan’ın İran’a karşı askeri bir operasyona katılmaması gerektiğini savunurken, protestoların sönmesi hâlinde Bakü’nün Tahran’la ilişkileri sürdüreceğini belirtiyor. Ancak Memmedov’a göre, İran’ın iç savaşa sürüklenmesi ya da “çökmüş bir devlet” hâline gelmesi durumunda Azerbaycan’ın yaklaşımı kökten değişebilir ve bu senaryoda “Aras’ın güneyindeki soydaşlara” destek gündeme gelebilir.

Bir diğer analist Eldar Namazov ise İran için artık olumlu bir senaryo kalmadığını öne sürerek, olası sonuçları rejim değişikliği, federal yapı ya da devlet otoritesinin tamamen çökmesi olarak sıralıyor. Namazov, “güney Azerbaycanlılar” ifadesini kullanarak, İran’daki Azeri nüfusun bilinçli şekilde protestolara liderlik etmediğini, bunun yerine uzun vadeli stratejik bir bekleyiş içinde olduğunu iddia ediyor. Bu yaklaşımın, İran’ın Azeri bölgelerinde yapay kimlik ve tarih inşası yoluyla İsrail karşıtı çizgiden koparma hedefi taşıdığına dikkat çekiliyor.

Açık Ayrılıkçı Söylemler

Bakü merkezli yorumculardan Muhammed Esedullazade, protestoların şiddetlenmesi ve iktidar boşluğu oluşması hâlinde Azerbaycan yönetiminin “güney Azerbaycan”a özel önem vermesi gerektiğini savundu. Esedullazade, milyonlarca kişinin sokağa çıkması durumunda Bakü’nün bu grupları desteklemesi gerektiğini ileri sürerek, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik stratejik planları olduğunu iddia etti. Ayrıca Tebriz, Erdebil ve Urmiye gibi şehirlerin “tarihi Azerbaycan”ın parçası olduğu yönünde açık ayrılıkçı söylemlerde bulundu.

İran’daki Etnik Yapının “Milletler” Olarak Tanımlanması

Bir diğer yorumcu Elçin Aliyev, Azeri bölgelerinin bağımsızlığını gerçekçi bulmadığını belirtse de, İran’ın federal bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini savundu. Aliyev, Azeri nüfusun bir “azınlık” değil, İran’daki ayrı bir “millet” olduğunu öne sürerek, kültürel ve dilsel hakların bu çerçevede ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Uzmanlara göre, İran’daki etnik grupları “ayrı milletler” olarak tanımlama yaklaşımı, İsrail ve bazı Batılı ülkeler, özellikle de İngiltere tarafından desteklenen ayrılıkçı bir stratejinin parçası. Bu yöntemle etnik gruplar arasında çatışma yaratılması, her grup için ayrı bir tarih ve kimlik inşa edilmesi ve ayrılıkçı fikirlerin meşrulaştırılması hedefleniyor.

Bakü Medyasında “Çifte İktidar” Algısı

Aliyev yönetimine yakınlığıyla bilinen Yeni Musavat grubunun başındaki Rauf Arifoglu da İran’daki yönetici elitleri “gerçeklerden kopuk bir dini grup” olarak tanımlayarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin reform edilemez olduğunu ve “gitmesi gerektiğini” ileri sürdü. Arifoglu, etnik ayrışmayı körüklemeyi amaçlayan söylemlerle, Azeri faktörünün İran’da belirleyici hâle geldiğini iddia etti.

Ayrıca, gerçeği yansıtmayan bir iddiayla İran’da hem liderliğin hem de yürütme organının Azerilere geçtiğini savundu. Oysa İran’da geçmişte de Azeri kökenli üst düzey devlet yetkililerinin bulunduğu biliniyor.

Gerçeklerden Kopuk Bir Medya Çizgisi

Bakü’deki devlet medyasında, İran’da milyonlarca kişinin liderlik ve devletle dayanışma gösterileri düzenlediği bir dönemde bu tür iddiaların dile getirilmesi, söz konusu medyanın İran’daki toplumsal gerçeklikten ne kadar kopuk olduğunu ortaya koyuyor. Analistler, Azerbaycan’daki bu yayın politikasının İsrail ve İngiltere merkezli stratejik yönlendirmelerle şekillendiğini ve kamuoyuna gerçek dışı senaryolar sunularak anti-İran projelere meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığını belirtiyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın