Suriye, projenin küçük bir parçası

Herkes, “Suriye’de gerçekte ne oldu?” sorusunun cevabını merak ediyor ama Amerikan donanması, İran açıklarındayken medyada yapılan değerlendirmelerin yüzde 99’u, ormanın bütününü görmekten çok uzak. Bu analiz eksikliği bir tarafa, kamuoyu da gereksiz tartışmalarla meşgul ediliyor.

Konuya dünya ve bölge haritası üzerinden bakmak gerekir. Mesela, emekli general Nejat Eslen’in, “Kurulması gündemde olan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ittifakı İran’ı çevreleme hattı mı yoksa İran’ın bütünlüğünü koruma paktı mı?” sorusuna cevap vermek gerekir!

“Beş deniz stratejisi”

HTŞ’nin ABD-Türkiye işbirliğiyle, Esad’ı devirmesi üzerine, “Şimdi Suriye’nin tamamı İsrail’e koridor oldu” yorumu yapmıştım. Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise “Suriye artık, ABD’nin 51’inci eyaleti oldu.” demişti.

Üşümezsoy, Türk Solu dergisindeki yazısında şu tespitleri yaptı:

“ABD’nin Kürt kuşağı oluşturma teorisi çok dar bir stratejidir, bunun yerine Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve İsrail hattı oluşturuluyor. Böylece ABD, beş denize egemen olacak bir kuşak yaratacak. ABD’nin, rotasını PYD’den Şara’ya çevirmesinin arkasında birinci olgu olarak bu vardı. İkinci olgu ise Erdoğan’ın İtalya ile anlaşarak İstanbul’da Papa ve Patrik’in İznik’te ayin yapmasının önünü açması, bunun ABD’de yapılan toplantılarda kararlaştırılmış olması vardı. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması da bu projenin parçalarındandır. Bu, Birinci ve İkinci Roma’nın birleştirilmesiydi. Bu da Trump ve Erdoğan yakınlaşmasının sonucudur.

Bu yakınlaşmanın Suriye’ye yansıması da ABD’nin politika değişikliğidir. Bunun amacı çok geniş bir alana hâkimiyettir. Bu alan, İspanya’dan Levant’a uzanan bir bölgedir. Akdeniz çevresinde Katolik ve Ortodoks teolojik uzlaşmasına dayanır. Suriye’deki yeni durum da bunun bir bileşenidir.

Aylar önce yaptığımız bu analiz, bugün olgularla kanıtlanmıştır.

Bu yeni egemenlik alanı, Rusya’nın Ortodoks koridoru ile Akdeniz’e açılmasının da önünde bir engel olarak planlanmıştır. Diğer taraftan Çin’in Avrupa’ya açılmasının da önünü keser. Suriye’de ABD bombardımanının bu defa PYD’nin imdadına yetişmemesi de Trump ile Erdoğan’ın bu teostratejik ittifakının sonucu oldu.

Kürt-Amerikan koridoru yerine, Kızıldeniz, Akdeniz, Basra Körfezi, Hazar Denizi ve Karadeniz’i yani beş denizi kapsayan alan kuruldu. ABD stratejisi de böyle dönüştü…

Bu proje, aslında BOP’un atası sayılabilecek olan Bernard Lewis’in Orta Doğu Projesine dayanıyor.

Bu arada Suriye Arap Cumhuriyeti kavramı içinde herhangi bir Türkmen dili ve kültürü gündeme gelmedi. Türkmenler Arap sayıldı.”

Tom Barrack da

projeyi açıkladı!

Üşümezsoy’un aylar önce “beş deniz stratejisi” olarak tespit ettiği Amerikan projesini, Tom Barrack da kısmen açıklamıştı. (Basında bu röportaj, sadece bu sütunda incelendi…)

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, 27 Kasım 2025 Perşembe günü Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Patrikhane’nin önünde, Kathimerini gazetesinden Manolis Kostidis’in sorularını cevaplandırmış ve ABD’nin yeni yol haritasından bahsetmişti:

Barrack, “Papa Hazretleri Amerika’yı ziyaret ettiğinde, Oval Ofis’te Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusu gündeme geldi. Bu, Başkan Trump için olduğu kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan için de büyük önem taşıyor. Böylece okulun, 2026 Eylül’ünde tekrar açılması ihtimalini işaret etmeye çalıştık.” demişti

Barrack, “Hazar Denizi’nden Akdeniz’e bir ‘formül’den bahsettiniz. Bu ne anlama geliyor?” sorusuna da şu karşılığı vermişti:

“Baharat Yolu ve İpek Yolu, Doğu’yu Batı’ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Ve bu refah yolu boyunca medeniyetlerin harmanlanması geldi. Tekrar olabilir, ancak 1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Her ülkenin, her devletin farklı bir tür hükümet tarafından yönetilmesi fikri pek işe yaramadı. Bu yüzden, yeni bir refah tarzı yaratmak için şunu düşünün: Akdeniz’e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi’miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı.

Kıbrıs da bu bölge için önemli. Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz. Vücudun her bir parçasının iyileştirilmesi gerekir. Bu yüzden umudumuz, bunun da dahil edilmesi…”

***

ABD, işte bu ana stratejiyi uygulayabilmek için Türkiye’ye ihtiyaç duyduğundan, Suriye’de tercihini şimdilik PKK’dan yana değil kendi yetiştirmesi olan Şara’dan yana kullandı. Erdoğan yönetimindeki Türkiye ise zaten başından beri ABD ile birlikte hareket ediyor. İsrail, Azerbaycan’ı da sisteme entegre etti. Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ittifakı da kurulacak yeni düzenin bölgedeki garantörleri olacak…

YENİÇAĞ

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın