Çin, küresel piyasalarda artan oynaklık ve yoğunlaşma risklerini gerekçe göstererek bankalara ABD Hazine tahvillerindeki varlıklarını sınırlama çağrısı yaptı. Bloomberg’in aktardığına göre Pekin yönetimi, ABD tahvillerinde yüksek pozisyon taşıyan bazı büyük bankalara pozisyonlarını azaltmaları yönünde sözlü talimat iletti.
Yaklaşık 700 milyar dolarlık ABD Hazine tahvili bulunduran Çin’in bu hamlesi, Washington’un finansal gücünün temel dayanaklarından biri olan borçlanma mekanizmasına yönelik stratejik bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Çin’in ABD tahvillerindeki toplam varlıkları, 2013’teki zirve seviyesinden bu yana yarı yarıya gerileyerek Kasım 2025 itibarıyla 683 milyar dolara düştü. Bu seviye, 2008’den bu yana görülen en düşük düzey olarak kayda geçti.
Uzmanlara göre Çin’in ABD varlıklarından kademeli uzaklaşması, dolar üzerindeki baskıyı artırabilir ve ABD’nin artan borçlanma ihtiyacını daha maliyetli hale getirebilir. Washington yönetiminin yüksek bütçe açıkları ve artan faiz yükü dikkate alındığında, en büyük alacaklılardan birinin temkinli davranmaya başlaması dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor.
Çinli yetkililer bu adımın “piyasa riskini çeşitlendirme” amacı taşıdığını belirtse de, hamlenin zamanlaması dikkat çekti. Karar, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan telefon görüşmesi ve nisan ayında planlanan zirve öncesi döneme denk geldi.
Öte yandan ABD varlıklarından uzaklaşma eğiliminin yalnızca Çin’le sınırlı olmadığı belirtiliyor. Deutsche Bank, Avrupa ülkelerinin de Washington’un ticaret politikaları ve jeopolitik hamlelerine karşılık olarak ABD varlıklarını azaltabileceği uyarısında bulundu.
Çin tarafı ise daha uzun vadeli bir strateji izliyor. Çin Komünist Partisi’nin yayın organı Qiushi’de yayımlanan makalede Şi Cinping, yuanın küresel rezerv para haline gelmesi gerektiğini vurgulayarak doların hakimiyetine açık bir meydan okuma yaptı. “Çin’e özgü sosyalist finans modeli” çerçevesinde güçlü bir merkez bankası, rekabetçi finans kurumları ve uluslararası sermayeyi çeken finans merkezleri inşa edilmesi hedefleniyor.
Pekin’in attığı adımlar, ABD’nin onlarca yıldır sürdürdüğü finansal hegemonyanın artık sorgulandığına işaret ederken, dolar merkezli küresel sistemde çatlakların derinleştiği yorumlarına yol açıyor.
