Colani, Saddam’ın Kızı Ve Trump Irak Halkı İçin Nasıl Bir Plan Yapıyor?!

Siyasi aktivistler, Colani rejiminin Saddam’ın kızıyla birlikte Irak’a karşı ortak bir komplo yürüttüğünü bildirirken, ABD Başkanı da Irak’ta başbakanın seçilmesi meselesine ilişkin yeniden müdahaleci bir tutum takınmış ve bir kez daha şu soru gündeme gelmiştir: “Yabancılar Irak ve halkı için nasıl bir plan yapıyor?!”

Irak’ı çevreleyen son gelişmeler, yalnızca dağınık güvenlik ve siyasi olaylar dizisi değil, aynı zamanda Bağdat’a karşı çok katmanlı bir baskı modelinin oluştuğunun işaretlerini de ortaya koymaktadır. Irak’ın batı sınırlarında sabotaj operasyonları planlandığı iddialarından, Bağdat’taki güç dağılımına ilişkin müdahaleci tutumlara ve bunların Suriye’deki IŞİD ailelerinin barındığı kamplardaki şüpheli ve yaygın hareketlerle ve elbette tekfirci teröristlerin hareketleriyle örtüşmesine kadar, tüm bunlar karmaşık ve birbirine bağlı bir sahneyi, Irak’ın ve hatta bölgenin güvenliğinin, ulusal egemenliğinin ve siyasi istikrarının aynı anda hedef alındığı bir sahneyi ortaya koymaktadır. Irak’ın batı sınır bölgelerindeki güvenlik hareketlerinin yanı sıra, gizli ağların yeniden aktif hale geldiğine ve istikrarsızlaştırıcı eylemler düzenleme girişimlerine dair işaretler de mevcut ve bu durum, ülkenin iç siyasi süreçlerine ilişkin bazı yabancı görüşlerle de örtüşüyor. Bu bağlamda, bazı resmi Irak güvenlik kurumları üzerindeki baskı ve ülkenin savunma denklemlerinde güvenlik dengesini etkileyebilecek değişiklik olasılığı da tartışılıyor. Ayrıca, sınır ötesinde aşırılıkçı hareketlerle bağlantılı unsurların tutulduğu kamplardaki şüpheli olaylar, uyuyan hücrelerin yeniden canlanması ve güvensizliğin Irak’a yayılması konusundaki endişeleri artırdı. Bu gelişmelerin bütünü, karmaşık, çok katmanlı ve hassas bir ortamın resmini ortaya koyuyor.

Colani ve Saddam’ın Kızı Aynı Cephede

Bu bağlamda Suriyeli siyasi aktivist Mahmud Mevalidi, Ebu Muhammed Colani rejiminin Irak’a karşı tehlikeli terör eylemleri planladığını açıkladığını yazdı.

Mevalidi şu açıklamalarda bulundu: “Bu eylemler Colani tarafından Saddam’ın kızı Ragad ile iş birliği içinde yürütülmektedir. Colani’ye bağlı çete, Suriye’nin Deyrizor vilayetinde Hamza Hamidi ve Ebu Muhammed Zakur liderliğinde bir operasyon odası kurmuştur. Bu operasyon odası, özellikle el Anbar vilayetinde askeri ve sivil hedeflere karşı yeraltı gruplarını harekete geçirerek Irak içinde terör eylemlerinin uygulanmasını denetlemekle sorumludur. Şam’da, Raghad Saddam ve Colani’nin katılımıyla, Irak’ı yeraltı grupları aracılığıyla hedef almanın yollarını görüşmek üzere çok gizli bir toplantı düzenlenmiştir. Irak hükümeti bu tehlikeli komploya karşı uyanık olmalıdır.” Daha önce de bu iki ismin görüştüğüne dair açıklamalar medyada yer almıştı.

Trump, Irak Halkının Oyuna Karşı

Öte yandan, Donald Trump’ın Irak’ta Nuri Maliki’nin başbakanlığı konusunda yeniden müdahalede bulunarak, “Irak’taki başbakanlık meselesini takip ediyoruz ve ne olacağını göreceğiz.” dediği bildirilmektedir. Ayrıca ABD’nin bu senaryoyla nasıl başa çıkılacağına dair fikirleri olduğunu da söylemiştir. Trump, sonunda herkesin ABD’ye ihtiyaç duyacağını iddia etmiştir! Trump daha önce de Irak halkının irade ve oylarını dikkate almadan, Nuri el-Maliki’nin yeniden Irak başbakanı olmasına izin verilmemesi gerektiğini açıklamıştı. Bu müdahale, Irak siyasi çevrelerinde olumsuz tepkilere yol açmıştır. Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, başbakan seçiminin iç mesele olduğunu ve hiçbir dış tarafı ilgilendirmediğini defalarca vurgulamıştır. Güçlü, halk tabanlı ve merkezi bir hükümetin kurulmasını engellemenin, her şeyden önce IŞİD’in yeniden canlandırılmasına yönelik tehlikeli planların uygulanmasına yardımcı olacağı belirtilmektedir!

ABD’nin Haşdi Şabi’ye Karşı Komplosu

Bir diğer habere göre, Ehli Sünnet’in “Azm” Koalisyonu liderlerinden Muhammed Zari Delimi, “Haşdi Şabi güçlerinin dağıtılması ve ortadan kaldırılması için Amerika’nın planı” bulunduğu konusunda uyarıda bulunmuş ve böyle bir senaryonun uygulanmasının güvenlik boşluğu yaratabileceğini ve Irak’taki güvenlik durumunun çökmesine yol açabileceğini belirtmiştir. Delimi, yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: “ABD’nin Irak yasalarının onaylanmasına müdahalesi hoş ve kabul edilebilir bir davranış değildir. Terörizmin yenilgiye uğratılmasında belirleyici rol oynamış bir güvenlik kurumuna saldırı karşısında sessiz kalınamaz, bu, ülkeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik açık hedefler içeren bir plan çerçevesinde yapılmaktadır. Haşdi Şabi, ordu, polis ve diğer güvenlik kurumları gibi yasal ve güvenlik niteliğine sahip bir kurumdur ve özellikle bu güçlerin yaptığı büyük fedakârlıklar milletin hafızasında kalıcıyken ABD’nin onu feshetme veya dağıtma hakkı yoktur.” Hatırlatmak gerekir ki Irak’ta Haşdi Şabi’nin kuruluş felsefesi tekfirci teröristlerle mücadeleye dayanmaktadır!

IŞİD’lilerin ABD Askerlerinin Gözü Önünde Toplu Kaçışı

Suriyeli kaynaklar, son 72 saat içinde yüzlerce IŞİD mensubu aile ferdinin el-Hol kampından kaçtığını duyurdu. Farklı uyruklara sahip bu kişiler, kampın istikrarsız durumundan yararlanarak kaçmışlardır. Kaynaklar, özellikle kampın güvenlik güçlerinin duruma kayıtsız kalması ışığında, bu unsurların kaçışı için önceden tasarlanmış bir plan olabileceğini ifade etti. Kaçan kişilerin gelecekte IŞİD’in yeraltı ağlarının sütunları hâline gelebileceği uyarısında bulundular. Bu toplu kaçış, olayın güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleşmiş olması nedeniyle birçok soru işareti doğurmuştur, çünkü ABD güçleri de el-Hol Kampı yakınlarında bulunmalarına rağmen bu toplu kaçış karşısında hiçbir girişimde bulunmamıştır. Iraklıların her zaman komşu ülkedeki bu kampı kendileri için bir tehdit olarak gördüğü dikkate alındığında, bu gelişmelerin Irak sınırları üzerinde nasıl bir etki yaratacağı belirsizliğini korumaktadır.

Belirtmek gerekir ki önemli olan bu haberlerin yarattığı gürültü değil, bunların yan yana gelmesiyle ortaya çıkan modeldir. Bu model, Irak üzerindeki rekabet alanının artık yalnızca askeri ya da siyasi olmadığını, güvenlik baskısı, psikolojik etki ve yönetim yapısının dayanıklılığını sınayan birleşik bir alan hâline geldiğini göstermektedir. Ancak bu denklemin geleceği, dış aktörlerin iradesinden çok, iç bütünlüğün düzeyine, kamu güvenine ve bağımsız karar alma kapasitesine bağlıdır. Irak, anlaşmazlıkları yapıcı rekabete dönüştürebilir ve güvenliği hizipsel bir konu olmaktan çıkarıp ulusal bir meseleye yükseltebilirse, yalnızca bu tarihi dönemeçten geçmekle kalmayacak, aynı zamanda baskı denklemine kendi otoritesini pekiştirme fırsatı olarak karşılık verebilecektir. Elbette bu son derece zorlu bir süreç olacaktır.

Keyhan Gazetesinden tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın