Siyonist İsrail’den Epstein Dairesine Devlet Koruması

ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı yeni belgeler, cinsel suçlardan hüküm giymiş finansör Jeffrey Epstein’in Manhattan’daki bir dairesine İsrail devleti tarafından kapsamlı bir güvenlik sistemi kurulduğunu ortaya koydu. Belgeler, söz konusu mülkün eski İsrail Başbakanı Ehud Barak tarafından New York ziyaretlerinde sıkça kullanıldığını gösteriyor.

Drop Site News’in Adalet Bakanlığı kayıtlarına dayandırdığı habere göre, İsrail hükümeti 2016 yılının başlarından itibaren Manhattan, 301 E. 66. Cadde’de bulunan daireye özel gözetleme ekipmanları yerleştirdi ve mülke erişimi kontrol altına aldı. Mülk teknik olarak Jeffrey Epstein’in kardeşi Mark Epstein’e bağlı bir şirkete ait görünse de, fiili kontrolün Jeffrey Epstein’de olduğu belirtiliyor.

İsrail yasaları, eski başbakanlara görevden ayrıldıktan sonra da devlet koruması sağlıyor. Ancak belgelerde yer alan e-posta yazışmaları, İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’ndeki yetkililerin “Ehud’un dairesi” olarak anılan bu konutun güvenliği için Epstein’in personeliyle en az iki yıl boyunca doğrudan temas halinde olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, devlet koruma mekanizmasının bir hükümlü seks suçlusunun kontrolündeki mülkte devreye sokulmuş olması nedeniyle ciddi etik ve siyasi soru işaretleri doğuruyor.

Belgelerde adı geçen dönemin BM Misyonu Koruma Hizmetleri Direktörü ve Barak’ın güvenlik şefi Rafi Shlomo’nun, dairedeki güvenlik toplantılarını organize ettiği, özel izleme sistemlerinin kurulumunu koordine ettiği ve giriş-çıkışları yönettiği anlaşılıyor. Yetkileri arasında daireye girecek temizlik personeli ve çalışanlar için geçmiş taraması yapılması da bulunuyordu. Bu kapsamlı kontrol mekanizması, sıradan bir “koruma hizmeti”nin ötesine geçildiği izlenimini veriyor.

Ocak 2016 tarihli bir yazışmada, Barak’ın eşi Nili Priell’in pencerelere yerleştirilen sensörlerden ve uzaktan erişimle kontrol edilebilen sistemlerden söz ettiği görülüyor. Sistemin konsolosluktan devre dışı bırakılabildiği, “Rafi’yi arayıp kimin ne zaman gireceğini bildirmek” suretiyle erişimin sağlandığı belirtiliyor. Bu detaylar, yabancı bir ülkede, özel bir mülkte, devlet eliyle kurulan ve uzaktan yönetilebilen bir güvenlik ağının varlığına işaret ediyor.

Yazışmalar, yapılan tadilat ve güvenlik kurulumlarının Epstein’in onayına sunulduğunu da gösteriyor. Epstein’in asistanı Lesley Groff’un gönderdiği bir e-postada, “Jeffrey duvarlardaki delikleri umursamadığını ve her şeyin yolunda olduğunu söylüyor” ifadesi yer alıyor. Devlet görevlileri ile suç geçmişi sabit bir kişinin ekibi arasındaki bu rahat koordinasyon, kamu kaynaklarının ve resmi statünün nasıl kullanıldığına dair yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.

İsrail hükümeti ve Barak cephesi konuya ilişkin sessizliğini korurken, ifşaat İsrail siyasetinde de yankı uyandırdı. Siyonist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Barak ile Epstein arasındaki ilişkiyi İsrail demokrasisine zarar verme girişimi olarak nitelendirdi. Ancak ortaya çıkan belgeler, asıl tartışmanın kişisel ilişkilerden ziyade, bir devletin güvenlik mekanizmalarının neden ve nasıl böyle bir mülkte devreye sokulduğu sorusu etrafında dönmesi gerektiğini gösteriyor.

Epstein’in 2019’daki ölümü sonrasında dünya genelinde karanlık ilişkiler ağı tartışılırken, bu yeni belgeler İsrail devlet kurumlarının en azından lojistik ve güvenlik düzeyinde bu ağın merkezindeki bir isimle temas halinde olduğunu ortaya koyuyor. Demokratik şeffaflık ve hesap verebilirlik iddiasındaki bir ülkenin, böylesine ağır suçlarla anılan bir figürün mülkünde resmi güvenlik altyapısı kurmuş olması, yalnızca muhalefetin değil uluslararası kamuoyunun da sorgulaması gereken bir tablo çiziyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın