Irak merkezli Buratha haber ajansı, siyasi analist Adnan Cevad imzalı bir değerlendirmede, İran lideri İmam Hamenei’nin ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeye neden karşı çıktığını ele aldı.
Haberde şöyle denildi:
“Büyük Şeytan” Söylemi ve Tarihsel Arka Plan
İmam Hamenei, Trump ile görüşmeye karşı çıkıyor; oysa Arap ülkelerinin liderleri Trump ile fotoğraf çektirmek için adeta yarışıyor. Bazı Araplar tereddütle şu soruyu soruyor: İmam Hamenei neden Trump ile görüşmeye karşı? Onlara göre böyle bir görüşme birçok sorunu çözebilir; önemli kararlar alınabilir ve İran ile bölge yıkıcı ve evleri başlarına yıkan bir savaştan kurtarılabilir. İmam Humeyni de ABD liderleri karşısında teslim olmamış ve onları “Büyük Şeytan” olarak nitelemişti. Gerçekten de onların şeytan olduğu kanıtlanmıştır.
Bu Iraklı medya organı, son dönemdeki küresel gelişmelerin –özellikle Gazze savaşı, Venezuela’daki olaylar, Ukrayna’daki anlamsız savaş, Suriye’de rejim değişikliği ve “Colani” adlı bir teröristin iktidara gelişi ile Washington’un Amerika’nın gücü ve büyüklüğünü koruma bahanesiyle yürüttüğü savaş politikalarının– ABD’nin “Büyük Şeytan” olduğunu ispatladığını yazdı. Epstein skandalının ardından da Batı’nın, ABD liderliğinde, şeytani bir yapıya sahip olduğu; çocuklara cinsel istismarda bulundukları, onları öldürdükleri ve şeytani ritüeller bahanesiyle kanlarını içtikleri ortaya çıkmıştır. Bu suçlar göz önüne alındığında, Hazreti İmam Hamenei Trump ile görüşmeye karşıdır.
Yazıda ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın da Trump ile görüşmeye karşı olduğu belirtildi. Buna karşılık Arap ülkelerinin liderlerinin Trump ile görüşmek ve onunla fotoğraf çektirmek için büyük paralar ödediği ifade edildi. Bunun, “Şii ve cesur İran liderinin” özelliği olduğu; onun “Özgün Muhammedi İslam” silahıyla donanmış bulunduğu ve zorbalara teslim olmaya karşı çıktığı savunuldu. Buna karşılık Arap liderlerin bağımlı olduğu ve dinî ve ahlaki inançlardan yoksun bulundukları ileri sürüldü.
Askerî Gerilim ve Caydırıcılık Mesajı
Haberde, Trump’ın artık yalnızca tehdit etmek için değil, İran’ın gücünü anlamak için de bölgeye büyük gemiler gönderdiği iddia edildi. İranlıların tehditlere boyun eğmemesinin ve müzakerelerde taviz vermemesinin nedeni olarak da bu güç gösterildi. ABD ve İsrail’in hâlâ İran’ın gerçek gücünden ve Çin ile İran arasındaki iş birliğinin düzeyinden endişe duyduğu belirtildi.
Yazıda, ABD’nin teknoloji, askerî ve teknik alanlardaki gücünün inkâr edilemeyeceği ifade edilmekle birlikte; Washington’un havaalanlarını, askerî kışlaları, füzeleri ve nükleer tesisleri hedef alabileceği, ancak İran’ın gücünü sona erdiremeyeceği ve İran karşısında zafer kazanamayacağı savunuldu. ABD’ye ait bir uçak gemisinin İran tarafından batırılması ve bin Amerikan askerinin ölmesi durumunda bunun İran için büyük bir zafer olacağı öne sürüldü. Hatta İran’ın güçlü füzeleriyle İsrail rejimini yok edebileceği iddia edildi. Göç, Epstein skandalı, ekonomik krizler ve ara seçimler gibi sorunlarla karşı karşıya bulunan ABD ve İsrail için savaşın faydalı olmayacağı dile getirildi.
Bölgesel Endişeler ve Diyalog Çağrısı
Yazının devamında, bazı Arapların sosyal medyada İran’a karşı savaş çağrısı yaptığı belirtilerek bunun üzücü olduğu ifade edildi. ABD ve İsrail’in savaşın kâr–zarar hesabını dikkatle yaptıkları ve İran İslam Cumhuriyeti liderine suikast arayışında oldukları ileri sürülürken, böyle bir savaşın tüm bölge için ne tür felaketler getireceğini hesaba katmadıkları savunuldu. Böyle bir savaşın asıl zarar görenlerinin Arap ülkeleri ve Irak olacağı belirtildi.
Son olarak, akıl, hikmet ve diyalog yolunun izlenmesi gerektiği vurgulandı; bu bağlamda Oman’ın öncülük ettiği girişimlere işaret edildi. ABD’nin Irak’a saldırmadan önce de hayır, bereket, kalkınma, demokrasi ve yaptırımların kaldırılması vaatlerinde bulunduğu; hatta o dönemde bazı kesimlerin bu saldırıdan memnuniyet duyduğu hatırlatıldı. Ancak zamanın, Batı ve Amerikan medyası ile onlara bağlı Arap ülkelerinin halkı aldattığını gösterdiği ifade edildi.
Not: analiz haber tahririeh.com sitesinden tercüme edilmiştir
