Sağlık Emekçilerine ‘Şoförlük Yapacaksın’ Baskısı

rasthaber

Rasthaber – AKP iktidarının sağlık politikası her gün trajik yeni sonuçlar doğurmaya devam ediyor. Öyle ki iş artık sağlık emekçilerine zorla şoförlük yatıracak noktaya vardı.

112 Hastane Öncesi Acil Yardım Hizmetlerinde son yıllarda çeşitli ihtiyaç ve gerekçeler gösterilerek sağlık personelinin sürücü olarak görevlendirilmesi yoluna gidilmeye başlandı. 

Gerekçe olarak 112 ambulans sistemi içinde görev yapmakta olan sürücülerin sayıca yetersizliği gösteriliyor. Bu açık bir dönem taşeron hizmet alımı çerçevesinde kapatılmaya çalışılmış, taşeron sürücülerin “sürekli işçi” statüsüne geçirilmesi süreci yaşanmıştır. 

112 sisteminde sürekli yeni talepler çerçevesinde istasyon, sağlık personeli ve sürücülere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaç artık tasarruf tedbirleri çerçevesinde, daha önceden öngörülmüş ve ihale süreci tamamlanmış hizmet alımlarının durdurulması nedeniyle, tam bir sürücü yetersizliğine yol açmıştır.

Sağlık Bakanlığı bu konuda ATT (Acil Tıp Teknisyeni) ve AABT (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) kimliği ile 112 de istihdam edilen sağlık personelinin sürücü olarak görevlendirilmesi yoluna gitmiştir. Bunun önünde bir dizi hukuki, idari ve teknik engeller, ASTE (Ambulans Sürüş Teknikleri Eğitimi) adı altında birkaç saat teorik ve birkaç gün pratik uygulama eğitimi ile giderilmeye çalışılmıştır. Sürücülük yapmak istememesine karşın çok sayıda sağlık personeli bu eğitimlere “zorunlu” olarak gönderilmiş ve gitmeyenler çeşitli idari tehditlere ve yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştır. 

AABT – Paramedik olarak acil sağlık hizmeti eğitimi almış personelin eğitim süreçlerinde kesinlikle yetersiz ancak kısmi olarak ambulans kullanımı yer almaktadır. Ancak ATT’lerin meslek lisesi eğitimleri sürecinde ambulans kullanımı ile ilgili herhangi bir eğitim süreci yer almamaktadır. 

ATT'lerin 17 yaşında sağlık meslek lisesini bitirerek meslek hayatına atıldıktan ve 112 sisteminde atandıktan sonra birkaç günlük eğitim ile sürücü yapılmaya çalışılması kabul edilemez. Zorla sürücülük yaptırılırken kaza yaparak hayatını kaybeden, sakatlanan ve kendisi dışındaki insanlara zarar vermek durumunda kalan örnekler vardır ve bu konularda açılmış ve yürütülmekte olan bir dizi dava da söz konusudur. 

BAKANLIK: ENGEL YOK

Sağlık Bakanlığı, bu konuda artan şikayetler sonucunda bir açıklama yapmış ve ATT’lerin sürücü olarak görevlendirilmeleri konularında hukuki bir engel olmadığı, hatta kadrolu sürücüler tarafından yapılan kazaların daha çok olduğuna dair yaklaşım ortaya koymuştur. 

Ambulans sürücülüğü gerçek, işlevsel ve yeterli süreyi kapsayan bir çerçevede yapılmalıdır. Sürüş riskinin yüksekliğinin yanı sıra,  İstanbul gibi metropollerdeki trafik ve yol koşulları düşünüldüğünde psiko-teknik düzeyde de eğitim almak durumundadırlar. Ambulans sürücüleri hem yaralı ve hastaya bir an önce ulaşmak, onu bir an önce en yakın ve uygun sağlık kurumuna ulaştırmak ve tüm bunları yaparken aynı zamanda ambulansta bulunan sağlık personeli ve hastanın can güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmek durumundadır. Ek olarak bu işleri yaparken trafikte seyir halinde diğer araç ve yayaların can güvenliğini de gözetmek zorundadırlar. Bu gerçekten zorlu ve tüzel bir eğitimi zorunlu kılmaktadır. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2016 yılında  gerçekleştirilen bir çalışmada,  en büyük riskin araç sürüşünden kaynaklı riskler olduğu ortaya konulmuştur. Çalışmada sürücü adaylarının sürüş yetkinliklerinin ne kadar önemli olduğu, dikkat ve motivasyon sorunlarından kaynaklanan çok sayıda riski barındırdığı ve bu konudaki kişisel yetkinliklerinin kesinlikle ölçülmesi gerektiği yer almaktadır. 

Ücretlerin yetersizliği nedeniyle ek nöbetler tutarak geçim kaygılarını gidermeye çalışan ve sağlık personelinin bu konuda sistemin açıklarını sürücü açıkları giderilene kadar , aslında istemeyerek de olsa sürücü olarak görev almaları, tam bir dayatmadır.  

İstanbul 112 de son günlerde yine bu tür uygulamalar hız kazanmış ve belirlenmiş sağlık personellerinin sürekli sürücü olarak görevlendirilmesi yoluna gidilmeye çalışılmaktadır.  Sağlık personellerine hiçbir itiraz kanalı bırakılmamakta, çeşitli tehditler ve yaptırımlarla zorla bu uygulamanın bir parçası yapılmaya çalışılmaktadır.  

Sağlıkta Dönüşüm Programı ve uzantısı tüm uygulamalar hizmetin her alanında sağlık emekçilerine artık süreklileşmiş bir saldırı boyutu kazanmıştır. Kriz koşullarında hayata geçirilmeye çalışılan her uygulama bu doğrultuda sürekli yeni dayatmalara ve emekçilere saldırıya dönüşmektedir.  

Bu Haberi Paylaş