Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bölge turunun ardından açıklamalarda bulundu.
İsrail’le birlikte İran’a saldıran ABD’yi “unutan” Fidan, Tel Aviv’i suçlarken Washington’a dair herhangi bir eleştiride bulunmadı.
Ayrıca Fidan, Körfez Arap ülkelerinden mevkidaşlarıyla birlikte imzaladığı, ABD ve İsrail saldırılarına değinilmeden İran’ın kınandığı ortak bildiriyi de savunmaya devam etti.
Oysa Fidan’ın başında olduğu Dışişleri Bakanlığı, söz konusu bildirinin İngilizcesini yayınlarken Türkçesini ise hâlâ yayınlamadı.
Yine Washington’ın adını söyleyemedi: İsrail tek başına mı saldırıyor?
Bakan Fidan, bölge turuna ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu ve bazı soruları yanıtladı.
“Savaşın ne kadar daha sürebileceğine” dair soruya Fidan, “Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD’nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir” yanıtını verdi.
Fidan, “İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında AB’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan savaşı durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor” değerlendirmesini yaptı.
“Savaşı İsrail’in başlattığını” söyleyen Fidan, “Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz” ifadesini kullandı.
İsrail’i suçlayan Fidan’ın, İsrail’le birlikte İran’a saldıran ABD hakkında herhangi bir eleştiri yapmaması dikkat çekti.
AKP, ABD’nin Venezuela’ya yönelik haydutça saldırısının ardından da sessizliğe bürünmüştü. Yapılan açıklamalarda ne “saldırı” kelimesi kullanılmış ne de herhangi bir kınamada bulunulmuştu.
İktidarın Washington’a karşı sessiz kalmayı seçmesinin arkasında, AKP’nin içine girdiği yönetme krizi ve buradan çıkış için ABD dışında bir seçeneklerinin olmayışı yatıyor.
‘İkircikli tavır takınmadık’ iddiası
Körfez ülkelerinin saldırılar sonrası durumunun nasıl olacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, bölgede bundan sonra “pek çok şeyin değişebileceğini”, ülkelerin “savunma sanayi alanında yeni arayışlara girebileceğini” dile getirdi.
Fidan, “Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran’dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik işbirliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir” dedi.
Bakan Fidan, “Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz” iddiasında bulundu.
‘Körfez ülkeleri karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyor’
Körfez ülkelerinin İran’a askeri karşılık verme ihtimalinin sorulması üzerine Fidan, Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında olduğunu söyledi ve şöyle konuştu:
“Körfez ülkeleri bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar.
Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı.”
Rezil bildiriyi savunmaya devam etti
Fidan, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde 19 Mart’ta Riyad’da düzenlenen “Arap ve İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları Toplantısı” ve toplantıda imzaladığı ortak bildiriye dair de konuştu.
Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin imzaladığı bildiride, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları kınanmazlen Tahran’a saldırıları durdurma ve “iyi komşuluk” ilkelerine uyma çağrısı yapılmıştı.
“Sanki İran kendi kendine savaşıyormuş” gibi kaleme alınan bildiride, Washington ve Tel Aviv’in saldırılarına dair tek bir kınama cümlesinin yer almaması tepkilere neden olmuştu. Hatta Dışişleri Bakanlığı, söz konusu bildirinin İngilizcesini yayınlarken Türkçesini ise hâlâ yayınlamadı.
Tüm bunlara rağmen Fidan, imza attığı bu rezil bildiriyi savunmaya devam etti. Fidan, herkesin durumun aciliyetini ortaya koyduğunu, toplantının tek gündem maddeli olduğunu ve ortak açıklamanın da bunu yansıttığını iddia ederek şöyle konuştu:
Körfez ülkeleri bu toplantıyı tek bir gündemle organize ettiler. İran’ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için yapıldı toplantı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı.”
‘İsrail’in yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık’
“Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz” diyen Fidan, şöyle devam etti:
“Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad’daki toplantıda, İsrail’in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık.”
Fidan, her platformda bu eleştirileri en üst düzeyde dile getirdiklerini ve adımlar attıklarını öne sürdü ve İsrail’i en başından beri en güçlü şekilde eleştiren ülkenin Türkiye olduğunu savundu.
Öte yandan bildirinin ortaya çıkmasından sonra Türkiye hükümeti, kendisine yakın gazeteciler ve basın organları üzerinden gayriresmi bir “bilgi” paylaşmıştı. Ankara’dan geçilen gayriresmi bilgide, bildiride İsrail’i eleştiren ifadeyi “Türkiye’nin eklettirdiği” iddiası olmuştu.
