Bugün coğrafyamızda emperyalizm ve Siyonizm’in sürdürdüğü acımasız, ölçüsüz bir savaş var. Şu yakın zamanda insanlığın gözünde, hakikat bilincinde olanlar kazandı. Güç dengelerine, propagandalara, yanıltıcılıklara aldırmayan Müslüman İran halkı kazandı. Geçmiş zamanda emperyalizmin dayatmasıyla sekiz yıl Irak’ı İran’a saldırtan, on yıllardır ambargo uygulayanlara rağmen kazanan İran oldu. İran’ı böleceklerini, kimi grupların ayaklanacaklarını, kargaşa çıkaracaklarını umdular, İran halkında zerre kıpırdanış olmadı. Ülkelerini terk edeceklerini, akın akın göç edeceklerini beklediler olmadı. Tersine yurt dışında olanlar ülkelerine koşa koşa gittiler. Elbette ki aralarında soysuzlar vardı, çıkacaktı, olmaması insan doğasına aykırı. Buna rağmen emperyallerin beklentilerini boşa çıkardılar, kazandılar.
Bu kadar ambargoya, baskıya karşın savunma teknolojisini geliştirmeleri, akıl almaz füzeler yapmaları beklenmedik bir etki uyandırdı. Daha önce on iki gün saldırısını savuşturduklarında dalgaya alan, soba borusu diye niteleyenler, tiye alanlar kaybetti. Evet mezhepçilere, ırkçı şovenlere, liberal Batı ruhlu kölelerin küçümseyici bakışlarına rağmen mollalar kazandı. Onların kılıklarına, kıyafetlerine bakarak ya da insan yerine bile koymayanlar kaybetti ama onlar kazandı.
İranlı kadınların dirayeti, bilinci ve soylu duruşlular kazandı. Anneler çocuklarını şehit verirken, onlar da tıpkı Filistinli kardeşleri gibi ayakta kaldılar, hüzünlerini bile belli etmemeye çalıştılar. Çünkü onlar kazandı. Yüz yetmişi aşkın şehide kızlar kazandı.
İran Devleti kazandı. Korku dağlarını büyüten onlara halüsinasyon yaşatmayı uman, kibirlerine ve güçlerine güvenenler kaybetti ama İran Devleti kazandı. Kardeş komşu ülkeleri korkaklıklarından, yenilgi psikolojileriyle kaybetti ama İran kazandı. Devlet aklı diye akıl satanlar emperyalizm karşısında eğilip bükülen emperyal kralları dost bilenler kaybetti de İran Devleti onuruyla kazandı.
Müslümanlar adına birleştirici, direniş ruhunu canlandıran İranlılar kazandı. Mezhepçilik yapan ümmeti bu kritik zamanda öteleyen, dışlayan, korkan, ağlak ruhlular kaybetti. Yahudilere ve emperyal güçlere kafa tutulamaz diyenler kaybetti.
İmanları güçlü olan, inançları gereği ödün vermeden ölümü göze alan, belki de büyük bir yıkımın olacağını bilen ama asla yılmayanlar kazandı.
Emperyalizmin kapısında kölelik ruhuyla dizilmiş olan ülkeciklerin kralları, yöneticileri, dışişleri, diyalog, orta yol bulma teraneleriyle halkalarını avutanlar kaybetti de İspanya Başbakanı Pedro Sánchez daha onurlu çıktı, o kazandı.
Modern hayatın kimi imkânlarından belli bir süreliğine de olsa zorluklar yaşayacağını bilen İran halkı kazanırken, modern hayatlarının tehlikeye gireceğini düşünenler kaybetti.
Filistin için sadece ağıt döken, meydanlara çıkan bağıran, boşalanlar, evlerine dönüp mışıl mışıl uyuyanlar, İran lehine tek laf etmeyen edemeyenler kaybetti.
Filistin’in mazlum halkını bir başına savunan, ağır bedeller ödeyen, liderlerini, yöneticilerini şehit veren İran kazandı.
Ve elbette Filistin halkı insanlığın ve Müslümanların onuru olarak simgeye dönüştüler, onlarla beraber olanlar, acı çekenler kazandı.
İnsanlığa gelecek vaat eden, İslâm’ın ve Müslümanların gerçek kimliklerini, kişiliklerini, insanlığın hayrı ve güzellikleri için olanlar kazandı.
Parçalandılar, bölündüler, lime lime oldular, ne yazık ki akıllanmadılar. Ve hâlâ, utanmadan sıkılmadan, ekranlara çıkan, mezhepçilik zehirlerini, ırkçılık duygularını kabartanlar kaybetti. Ağır kaybettiler, rezil oldular da uslanmadılar. Evet buna rağmen gene de kazanan İran halkı oldu.
Kimsenin Şii olma gibi bir tutkusu yok da medeniyeti adına Müslümanların birliğini, savunanlar kazandı. İnsanlığı dinden uzaklaştıran, soğutanlar kaybetti.
MİLLİGAZETE
