“ABD ve İsrail İran’ın Askeri Gücü ve Ekonomik Direnci Konusunda Yanıldı”

İngiliz diplomat Ian Proud, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesinin stratejik bir hezimete dönüştüğünü, Tahran’ın nükleer programı ve füze kapasitesini engelleme hedeflerinin çöktüğünü ifade etti. Proud, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün İran’da kalmasının küresel enerji piyasalarında geri dönülemez bir yıkıma yol açtığını ve Batı ittifakının bu süreçten Vietnam’dan daha büyük bir utançla çıkacağını vurguladı.

Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu Judging Freedom programına konuk olan eski İngiliz diplomat Ian Proud, Ortadoğu’da tırmanan askeri gerilimi ve Washington-Tel Aviv hattındaki stratejik hataları derinlemesine analiz etti.

Proud, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’a karşı başlattığı askeri harekatın, en başından itibaren “kazanılamaz” bir doktrin üzerine inşa edildiğini ifade etti.

Tahran’ın asimetrik yanıt kapasitesinin tamamen öngörülebilir bir gerçeklik olduğunu dile getiren Proud, bu harekatın yalnızca bölgeyi istikrarsızlaştırmakla kalmadığını, aynı zamanda ABD’nin bölgedeki tüm askeri varlığını doğrudan hedef haline getirdiğini kaydetti.

Proud, harekatın başlangıcından itibaren ortaya çıkan tablonun bir asimetrik savaş dersi niteliğinde olduğunu belirtti. İran’ın doğrudan bir cephe savaşı yerine, bölgedeki vekil güçlerini ve uzun menzilli füze kapasitesini devreye sokarak ABD ve İsrail’in hesaplarını altüst ettiğini vurgulayan eski diplomat, “Bu savaşın galibi olmayacağı, henüz ilk bombalar düşmeden önce dahi askeri uzmanlarca bilinen bir gerçekti” değerlendirmesinde bulundu.

“Netanyahu çılgın bir savaş kışkırtıcısıdır”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bölgeyi topyekun bir felakete sürüklediğini kaydeden Proud, Netanyahu için “çılgın bir savaş kışkırtıcısı” nitelemesini kullandı.

Başkan Trump’ın, Beyaz Saray içerisindeki neocon (yeni muhafazakar) kanat ile izolasyoncu isimler arasında sıkıştığını ancak nihayetinde Netanyahu’nun ajandasına teslim olduğunu ifade etti. Proud, Trump’ın kendi yönetimindeki bağımsız ve sağduyulu sesleri dinlemek yerine, İsrail’in dayattığı askeri çözüm yolunu seçmesinin stratejik bir körlük olduğunu dile getirdi.

“Trump, Netanyahu tarafından bu illegal savaşın içine çekildi” diyen Proud, ABD yönetiminin İran konusunda belirlenen üç temel stratejik hedefin tamamında “epik bir başarısızlık” yaşadığını belirtti.

Bu hedeflerin; rejim değişikliği, İran’ın nükleer silah elde etmesinin engellenmesi ve balistik füze kapasitesinin yok edilmesi olduğunu hatırlatan Proud, gelinen noktada bu amaçların hiçbirine ulaşılamadığını, aksine İran’ın bölgedeki nüfuzunun ve askeri kararlılığının daha da pekiştiğini vurguladı.

“Hürmüz Boğazı’nda kontrol tamamen İran’ın elinde”

Savaşın askeri boyutundan ziyade stratejik sonuçlarına odaklanan Proud, ABD’nin “hava hakimiyeti” iddiasının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini söyledi.

Başkan Trump’ın “Tahran semalarında uçuyoruz, kazandık” şeklindeki açıklamalarının bir yanılsamadan ibaret olduğunu belirten Proud, “Gökyüzünde serbestçe uçabiliyor olmanız, karada veya denizde zafer kazandığınız anlamına gelmez” dedi.

Proud, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki mutlak kontrolünü koruduğunu ve küresel petrol ticaretinin ana damarı olan bu bölgede geçişlere tek taraflı olarak karar verdiğini ifade etti.

Proud, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın küresel enerji güvenliği için bir felaket olduğunu belirterek, “İranlılar hangi ülkeye ait tankerin geçip geçmeyeceğine kendileri karar veriyor. Dost olarak gördükleri gemilere izin verirken, diğerlerini engelleyerek küresel ekonomiyi rehin almış durumdalar. Havacılık özgürlüğü, Hürmüz Boğazı’ndaki bu somut kontrolün yanında tamamen sembolik ve önemsiz kalmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Avrupa ve Birleşik Krallık enerji şokunun pençesinde kıvranıyor”

Savaşın ekonomik bedelinin yalnızca savaşan taraflarca değil, tüm Avrupa ve Birleşik Krallık halkı tarafından ödendiğini vurgulayan Ian Proud, enerji fiyatlarındaki artışın toplumun tüm kesimlerini vurduğunu dile getirdi.

Birleşik Krallık’ta akaryakıt fiyatlarının litre başına 30 cent arttığını belirten Proud, “Bu yalnızca bir başlangıç. Rusya’dan gelen ucuz enerjinin kesilmesinden sonra şimdi de Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla karşı karşıyayız” dedi.

Proud, Trump’ın bu kriz ortamında Avrupa’ya “daha pahalı olan Amerikan enerjisini” satma teklifini ise alaycı bir dille eleştirdi. “Trump bize çok nazik bir teklifte bulunarak pahalı Amerikan gazını satmayı önerdi. Bu ‘lütuf’ için kendisine teşekkür etmeliyiz” diyen Proud, savaşın askeri aşaması bitse dahi ekonomik yıkımın ve yüksek maliyetlerin yıllarca süreceği uyarısında bulundu.

Proud’a göre, Avrupa ekonomisi bu iki yönlü enerji kıskacı altında sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

“Diego Garcia üzerindeki Amerikan kontrolü Starmer ile ihtilaf yarattı”

İran’ın uzun menzilli füzelerle Diego Garcia’daki askeri üsse yönelik saldırı girişimlerini değerlendiren Proud, bu olayın Birleşik Krallık ve ABD arasındaki egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdiğini belirtti.

Üssün mülkiyetinin Birleşik Krallık’ta olmasına karşın, tesisin tamamen bir “Amerikan üssü” gibi işletildiğini ifade eden Proud, Başbakan Keir Starmer’ın başlangıçta bu üssün İran operasyonlarında kullanılmasına karşı çıktığını ancak daha sonra bu direncin kırıldığını kaydetti.

“Diego Garcia, Londra’dan çok uzak bir nokta olabilir ama Britanya halkı bu savaşın bir parçası olmak istemiyor” diyen Proud, Starmer’ın Chagos Adaları konusundaki anlaşmasının Trump tarafından açıkça eleştirilmesinin iki müttefik arasındaki diplomatik çatlağı derinleştirdiğini söyledi.

Proud, Birleşik Krallık’ın kendi topraklarını koruma yetisinden ziyade, ABD’nin askeri ajandasına hizmet eden bir lojistik destek noktasına dönüştüğünü ifade etti.

“İngiliz donanması 1650 yılından bu yana en zayıf dönemini yaşıyor”

Birleşik Krallık’ın askeri kapasitesine dair çarpıcı bir tespitte bulunan Proud, Kraliyet Donanması’nın mevcut halini “ulusal bir utanç” olarak tanımladı.

Donanmanın gemi sayısı ve operasyonel gücü bakımından 1650 yılından, yani İngiliz İç Savaşı’nın hemen sonrasından bu yana en düşük seviyesinde olduğunu belirten Proud, modern askeri teknolojinin lojistik hantallığı ortadan kaldıramadığını vurguladı.

Proud, modern bir destroyer olan HMS Dragon’un arızalar ve aksaklıklar nedeniyle Kıbrıs’a varmasının bir ayı bulduğunu belirterek, “Tarihsel bir perspektifle bakarsak, 17. yüzyıldaki ahşap bir yelkenli gemi, bugün bizim en gelişmiş füze savunma sistemine sahip gemimizden daha hızlı bir şekilde Doğu Akdeniz’e ulaşabilirdi” dedi.

Bu durumun, Birleşik Krallık’ın küresel bir askeri güç olma iddiasının içinin ne kadar boş olduğunu kanıtladığını vurguladı.

“İran’ın nükleer silah elde edeceği iddiası standart bir klişedir”

Başkan Trump ve İsrail yönetiminin, “Müdahale etmeseydik İran iki hafta içinde nükleer silaha sahip olacaktı” yönündeki argümanlarını reddeden Proud, bu söylemin istihbarat dünyasında bir “standart klişe” haline geldiğini ifade etti.

1992 yılından bu yana ABD ve müttefik istihbaratlarının İran için “iki yıllık süre” biçtiğini ancak bu sürenin aradan geçen 34 yıla rağmen hiç dolmadığını hatırlattı.

“Bu söylemler, tıpkı Rusya’nın her an Estonya’yı işgal edeceği iddiası gibi, kamuoyunu manipüle etmek için kullanılan korku taktikleridir” diyen Proud, MI6 ve CIA’in yıllardır bu değerlendirmeler üzerinden siyaseti dizayn ettiğini belirtti. Proud, nükleer tehdit iddiasının, illegal bir savaşı meşrulaştırmak için uydurulan bir kılıf olduğunu dile getirdi.

“ABD, Vietnam Savaşı’ndan daha büyük bir utançla karşı karşıya”

Mevcut savaşın sonucuna dair karamsar bir tablo çizen Ian Proud, ABD’nin bu süreçten tarihindeki en büyük diplomatik ve askeri başarısızlıkla ayrılacağını öngördü.

Proud, “Vietnam’dan kaçıştan ya da Irak bataklığından daha utanç verici bir tabloyla karşı karşıyayız” dedi. Belirlenen stratejik hedeflerin hiçbirine ulaşılamamasının, ABD’nin küresel caydırıcılığına telafi edilemez bir darbe vurduğunu ifade etti.

Proud, savaşın sonunda İran’ın masada daha güçlü bir el ile oturacağını, yaptırımların gevşetileceğini ve Tahran’ın ekonomik olarak savaştan önceki durumundan daha avantajlı bir konuma gelebileceğini ifade etti.

Proud, “Stratejik başarısızlığı başarı gibi pazarlamaya çalışan Trump ve ekibi, orta vadede bunun siyasi bedelini ödeyecektir” diyerek, Washington’daki yönetim yapısının bu krizden yara almadan çıkmasının imkansız olduğunu vurguladı. Proud, son olarak “Bu savaş, Batı’nın Ortadoğu’daki hakimiyetinin son perdesidir” değerlendirmesinde bulundu.

harici

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın