Tarihte büyük güçlerin gerilemesi genellikle ani bir olayla değil, sonradan tarihsel hafızada yer eden krizlerle şekillenir.
Haberin detayları:
Tarihte büyük güçlerin düşüşü çoğu zaman tek bir kesin olayla tanımlanmaz. Sonradan hatırlanan şey, yıllar sonra sembolik bir an olarak yeniden yorumlanan krizlerdir: Bir süper gücün gücü ile maliyetlere katlanma kapasitesi arasındaki farkın açığa çıktığı anlar.
İngiltere için 1956’daki Süveyş Krizi böyle bir dönüm noktasıydı. Britanya, Fransa ve İsrail’in Mısır’a yönelik ortak saldırısının başarısızlığı, imparatorluğun çözülmesini hızlandırdı ve Londra 1971’de Körfez’den çekildi. Bugünkü ABD-İsrail savaşının ve Hürmüz Boğazı meselesinin de ileride, ABD hegemonyasının aşınmasının ilk görünür anlarından biri olarak hatırlanması ihtimal dışı değildir.
Başta belirtmek gerekir ki, burada anlatılanlar kesin öngörü değil, olası senaryolardır. Amaç, neden-sonuç zincirlerini görmek, geleceği kesin olarak ilan etmek değildir.
Savaşın Asıl Meselesi: Maliyet
Bu savaş sadece askeri çatışmadan ibaret değildir. İran, mutlak üstünlüğe sahip olmasa bile Amerikan düzeninin maliyetini artırabileceğini göstermiştir. Reuters’a göre Hürmüz Boğazı’nda tanker trafiği zaman zaman neredeyse durma noktasına gelmiş, en az 200 gemi açık denizde beklemek zorunda kalmıştır. Bu geçitteki aksama, dünya petrol ve LNG’sinin yaklaşık beşte birini etkilemektedir.
Bu da şu anlama gelir: ABD askeri olarak üstün olsa bile, bölgenin ekonomik güvenliğini sağlamak artık ne ucuz ne de garanti.
ABD İçinde Değişen Algı
7 Ekim 2023 sonrası süreçte ABD kamuoyunun İsrail’e bakışı belirgin şekilde olumsuzlaşmıştır. Pew araştırmasına göre 2025’te Amerikalıların %53’ü İsrail’e olumsuz bakmaktadır (2022’de bu oran %42 idi). Özellikle gençler arasında bu eğilim daha güçlüdür.
Bu durum, ABD’nin İsrail için uzun ve maliyetli bir savaşa girmesi halinde, iç siyasette savunulmasının eskisine göre çok daha zor olacağını göstermektedir.
İsrail’in Kırılganlığı
İsrail de son yılların en kırılgan dönemlerinden birini yaşamaktadır. 7 Ekim saldırılarında sivilleri koruyamadığını kabul eden İsrail ordusu, iç siyasi krizler, protestolar ve toplumsal bölünmelerle karşı karşıyadır.
Savaşlara rağmen toplumda güven hissi artmamış, aksine daha kırılgan hale gelmiştir. Bu nedenle sonuçsuz ya da yıpratıcı bir savaş, askeri sonuçlardan çok daha büyük psikolojik ve siyasi etkiler yaratabilir.
Üç Olası Senaryo
- Senaryo: ABD ve İsrail’in Başarısı
Bu senaryoda İran’da merkezi yapı çöker, caydırıcılık zayıflar ve rejim değişikliği yaşanır. Hürmüz açılır, enerji piyasası rahatlar ve Körfez ülkeleri yeniden ABD güvenliğine yönelir.
Ancak bu senaryo; İran’da hızlı çöküş, iç bütünlüğün dağılması ve ABD’nin yeni bir düzen kurabilmesi gibi zor varsayımlara dayanır. Irak ve Afganistan deneyimleri bunun pek gerçekçi olmadığını göstermektedir.
- Senaryo: Yıpratma Savaşı ve Belirsiz Ateşkes
Savaş aylarca sürer, kayıplar artar ve sonunda net bir kazanan olmadan ateşkes sağlanır.
Bu durumda İran ağır zarar görse bile önemli bir mesaj verir:
İran kolayca yenilemez ve onunla savaşmak çok maliyetlidir.
Bu durum Körfez’de İran’ın etkisini artırabilir. ABD’de ise uzun savaş, iç baskıları artırır ve İsrail konusunda bölünmeleri derinleştirir.
- Senaryo: ABD İçin “Kara Kuğu”
Bu en çarpıcı senaryodur: Düşük ihtimalli ama çok büyük etkili bir kırılma.
Bu sadece bir askeri kayıp değil; ABD’nin savaşın maliyetine değmeyeceğine karar vermesine yol açacak herhangi bir gelişme olabilir:
- Yüksek kayıplar
- Körfez güvenliğinin sağlanamaması
- Sembolik bir askeri darbe
- Ya da çıkmaz bir savaş
Bu durumda savaş, tarihte “ABD’nin Süveyş anı” gibi hatırlanabilir:
Hegemonyanın bitişi değil, ama zayıfladığının açıkça görüldüğü an.
Bu senaryonun sonuçları:
- ABD’nin Körfez’de etkisinin azalması
- Petrodolar sisteminin psikolojik olarak zayıflaması
- Çok kutuplu bir dünya düzeninin hızlanması
Çin ve Küresel Etkiler
Bu savaş Çin için adeta bir “canlı laboratuvar”dır. ABD’nin askeri hareketleri yakından izlenmekte ve analiz edilmektedir.
Ayrıca Tayvan ve yapay zeka rekabeti de bu süreçten etkilenebilir. Çünkü yarı iletken üretimi ve enerji altyapısı küresel güç dengesi için kritik önemdedir.
İsrail İçin Risk
ABD’nin İsrail için savaşa girip başarısız olması, İsrail’in ABD içindeki siyasi dokunulmazlığını zayıflatabilir. Bu, uzun vadede İsrail’in psikolojik ve siyasi erozyon sürecine girmesine yol açabilir.
İran İçin Olası Sonuç
Eğer bu senaryo (ya da daha yumuşak bir versiyonu) gerçekleşirse, İran sadece hayatta kalmakla kalmaz:
- Yaptırım gücü zayıflar
- Yeni çok kutuplu düzen oluşur
- İran bölgesel dengede vazgeçilmez aktör olur
Bu da İran’a yalnızca enerji alanında değil; teknoloji, sağlık ve yapay zeka gibi alanlarda da büyüme fırsatı sunabilir.
Sonuç
Bu savaş, ABD hegemonyasının hemen sonu olmayabilir.
Ama ileride, onun zayıflamasının başlangıcı olarak hatırlanabilir.
Asıl soru şu olabilir:
Bu savaşın kazananı kim olacak değil, tarihçiler 10 yıl sonra bu savaşı nasıl adlandıracak?
