ABD Başkanı’nın son günlerdeki çelişkili açıklamalarından anlaşıldığı üzere, Washington yönetimi İran’a karşı yürütülen savaşta bir “zafer anlatısına” ciddi şekilde ihtiyaç duymaktadır.
Donald Trump salı günü yaptığı konuşmada bir yandan İran’ın yok edildiğini iddia ederken, diğer yandan Hürmüz Boğazı’nı serbest bıraktıklarını ve bu geçide ihtiyaç duymadıklarını dile getirdi.
Trump’ın bu gerçek dışı söylemleri önemli bir gerçeğe işaret etmektedir: ABD Başkanı, bu savaşta kendisini içinde bulunduğu çıkmazdan kurtarabilmek için “zaferle sonuçlanmış” bir anlatıya şiddetle ihtiyaç duymaktadır.
Nitekim daha önce 12 günlük savaş sürecinde de İran’ın nükleer programının yok edildiği, füze kapasitesinin ortadan kaldırıldığı ve askeri gücünün zayıflatıldığı yönünde benzer bir anlatı ortaya koymuştu. Ancak bu kez, bu tür bir anlatının özellikle ABD kamuoyu başta olmak üzere dünya kamuoyunda ne kadar karşılık bulacağı tartışmalıdır.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı “serbest bıraktığını” ve bu geçidin kendiliğinden açılacağını söylemesinin ardından, sosyal medya kullanıcıları kendisiyle alay etmiş ve bu tavrını, yaptığı hatayı başkalarına yükleyen şımarık bir çocuğa benzetmiştir.
Trump, savaşa girdiği ilk günden itibaren “zafer anlatısı” oluşturmaya çalışmış, ancak bu anlatı her geçen gün dünya kamuoyu nezdinde daha da zayıflamıştır. Şimdi ise geçmiş taleplerinden geri adım atarak, karmaşık ve stratejik meselelerin kendiliğinden çözüleceğini iddia etmektedir.
Metinde şu değerlendirmeye yer verilmektedir:
“Trump’ın İran’ın yok edildiği iddiasından Hürmüz Boğazı’na ihtiyaç duyulmadığı söylemine kadar uzanan çelişkili açıklamaları, güç göstergesinden çok Beyaz Saray’ın stratejik yalnızlığını ve kafa karışıklığını yansıtmaktadır. ‘12 günlük savaş’ söylemiyle sahaya çıkan Trump, şimdi geri adımlarını meşrulaştırmak için boş ve gerçek dışı bir anlatıya sığınmak zorunda kalmıştır.
Bu durum, ABD’nin uluslararası alandaki anlatı gücünün zayıfladığını göstermektedir. İran ise sahada, “zafer anlatıları”yla değil, fiili gerçeklikler ve stratejik direnişle denklemleri şekillendirdiğini ortaya koymuştur. Bugün Trump ve ekibi, İran’ın davranışlarını değiştirmekten ziyade, kendi başarısızlıklarının anlatısını değiştirmeye çalışmaktadır.”
