Arap dünyasının önde gelen analistlerinden Abdul Bari Atvan, ABD’nin İran’a verdiği süreye İran’ın tepkisini, Amerikan pilotunun kurtarıldığına dair anlatıyı, bu operasyonun başlangıç noktasını ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim etmeyi neden reddettiğini değerlendirdi.
Atvan şunları söyledi:
“Trump’ın (ABD Başkanı) bizi tehdit ettiği o cehennemi ateşkesin sona ermesinden önce, son derece tuhaf olan şey şudur ki; uluslararası toplumdan, insanlıktan, Birleşmiş Milletler’den ve ahlaki ilkelerden eser yoktur. ABD Başkanı, 96 milyon nüfusa sahip bir ülkeyi tamamen yok etmekle tehdit ediyor ve dünyada kimse harekete geçmiyor, müdahale etmiyor, sesini çıkarmıyor. Tüm dünya sessizliğe bürünmüş durumda. Bu, Trump’a bu eylemi gerçekleştirmesi için yeşil ışık yakmak anlamına gelir. Bu gerçekten çok tuhaf. Bu nasıl bir sessizliktir? Bu sessizlik ortaklık anlamına gelir. İran dünyaya ne yaptı ki bu şekilde yok edilsin ve 96 milyonluk iyi bir halkı ve binlerce yıllık medeniyeti ortadan kaldırılsın? Demokrasi ve insan hakları savunucuları nerede? Gerçekte Trump’ın eli boştur; kriz içinde ve başarısızdır.”
Atvan, Trump’ın sözünü ettiği “cehennemi ateşkes” ve İran’ı 21. yüzyılda “taş devrine döndürme” tehdidine ilişkin üç temel noktaya değindi:
“Birinci nokta, 24 saat içinde bir anlaşmaya varılması meselesidir. Bu nasıl mümkün olabilir? Hangi temele dayanıyor? ABD’nin İran ile iki yıldan fazla süren müzakerelerden hiçbir taviz alamadığı ortadayken, şimdi neyi müzakere etmek istiyor? Şimdi ‘24 saatimiz var, aksi takdirde geniş çaplı yıkım olacak’ diyor. Burada önemli bir mesele var: ABD ya da Trump İran’ı nasıl yok etmeyi planlıyor? ABD ve İsrail’in tüm askeri cephaneliğini mi kullanacak? Sizce İran ‘buyurun, istediğinizi yıkın’ mı diyecek? Bu tür tehditlerle anlaşmaya varmak imkânsızdır. Viyana’da bir buçuk yıl, Umman’da yaklaşık altı ay müzakere yapıldı. Bu adam (Trump) aldatıcı ve yalancıdır. Benim değerlendirmeme göre bunların hepsi temelsizdir. Ne kesin bir ateşkes olacak ne de tam bir yıkım. Çünkü o, böyle bir adımı atamayacak kadar korkaktır. Önce 48 saat dedi, sonra beş gün, sonra 10 gün, sonra tekrar 48 saat dedi. Bu adam karar almaktan kaçıyor; çünkü böyle büyük bir kararın ABD için çok ağır sonuçları olacağını biliyor. Hatta bu durum İsrail’in haritadan silinmesine bile yol açabilir. Bu savaş başladığında İran’ın iki günde biteceğini düşünüyorlardı. Şimdi haftalar geçti ve savaş hâlâ sürüyor. İran ayakta ve füzeleri her gün Tel Aviv, Hayfa, Akka ve Eilat’ı hedef alıyor. Buna güney Lübnan’dan atılan füzeler de dâhil değil. Şu ana kadar Trump İran’ı yenemedi. Bu nedenle 48 saat içinde ya da benzeri sürede bir anlaşma mümkün değildir; bu tamamen imkânsızdır.”
Rai Al-Youm gazetesinin genel yayın yönetmeni Atvan sözlerine şöyle devam etti:
“İkinci mesele, İran’da düşen ya da vurulan ve paraşütle İran topraklarına inen Amerikan pilotunun kurtarıldığına dair yalan anlatıdır. Bu anlatı apaçık bir yalandır. ‘Onu kurtardık ve çok büyük bir askeri operasyon gerçekleştirdik’ diyorlar. Bu nasıl mümkün olabilir? İran iki adet ‘Tomahawk’ tipi helikopteri ve ardından iki adet C-130 uçağını düşürdü. Bu uçaklar ve helikopterler kendi kendine mi uçuyor? İçlerinde pilot yok muydu? Pilotları nerede? Öldürüldüler, ancak ABD bunu kabul etmek istemiyor. Sonra da ‘pilotumuzu kurtardık’ diyorlar. Eğer kurtardıysanız bu operasyon nasıl gerçekleşti? Terk edilen uçak ve helikopterler nasıl imha edildi? Neden bunlara dair hiçbir görüntü yayımlamadınız? Eğer gerçekten böyle bir operasyon yaptıysanız bu büyük bir operasyondur; o halde neden bu pilotu kameraların önüne çıkarmıyorsunuz? Yaralı mı? Eğer yaralıysa nasıl kaçtı, dağlarda mı saklandı?”
Atvan şöyle devam etti:
“Bunların hepsi dünya kamuoyunu kandırmak için uydurulmuş yalanlardır. Bir diğer mesele de şu: Bu uçaklar ve helikopterler nereden geldi? Körfez’deki ABD üslerinden mi yoksa işgal altındaki topraklardaki üslerden mi? Kaç savaş uçağı ve helikopter vardı? Tüm bu sorular ortada duruyor. Ben İran’ın anlatısına inanıyorum. İranlılar asla yalan söylemez. İran ordusundan ya da siyasi liderlerinden ya da yüce liderlerinden biri İsrail ya da ABD tarafından öldürüldüğünde, İran’ın resmi sözcüsü bunu açıkça duyurur ve onların şehit olduğunu söyler. İranlılar yalan söylemez. Ama Trump yalancıdır ve yalan söylemede yalnızca dostu ve hocası Netanyahu ondan öndedir.”
Atvan ayrıca şunları söyledi:
“Trump her seferinde saldırılarını ve tehditlerini erteliyor ve yalan şekilde müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini söylüyor. Oysa hiçbir ilerleme yok. Her defasında ‘ilerleme var, saldırıları durduracağız ya da erteleyeceğiz’ diyor. Şimdiye kadar dört kez ilerleme olduğunu söyledi; peki bu ilerleme nerede? İran hiçbir doğrudan müzakereyi kabul etmedi. İran başından itibaren ABD’nin 15 maddelik teklifini, özellikle uranyum zenginleştirmenin durdurulması ve 460 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi maddesini tamamen reddetti. Daha sonra Trump, bu uranyumu ele geçirmek için komando birlikleri göndereceğini tehdit etti, ancak bu tehditten geri adım attı ve bunun gerçek dışı olduğunu ortaya koydu.”
Atvan son olarak şunları ifade etti:
“Şu anda Tel Aviv ve Hayfa yıkılmış durumda. Eğer İsrail İran’ın elektrik santrallerini ve su tesislerini hedef alırsa, yemin ederim ki İran bölgedeki tüm tuzdan arındırma tesislerini yok edecektir. İran hazırdır. Elektrik santralleri konusunda da durum aynıdır. Yemin ederim ki bu saldırıya katılan ABD müttefiki ülkelerde tek bir elektrik santrali bile ayakta kalmayacaktır. İsrail’de ne elektrik santrali kalır ne su tesisi ne liman ne havaalanı, hiçbir şey kalmaz.”
“İran’ın yanıtı hazırdır ve ABD’den gelecek ilk saldırı ya da gerilimin tırmanmasıyla birlikte uygulanacaktır. ABD başarısız olmuştur. ABD’nin tüm propagandası kimse için önemli değildir; bunlar sadece hikâyedir. Eğer kanıtları varsa sunsunlar. İran asla taş devrine dönmeyecek; aksine İsrail ve bu savaşa katılan ülkeler taş devrine dönecektir. İran ilk darbeyi aldı ama haftalar boyunca ayakta kaldı. Trump başarısız oldu ve ABD askeri kurumunda bir tsunami yaşandı. Kara harekâtına karşı çıkan Genelkurmay Başkanı ve aralarında kara kuvvetleri komutanının da bulunduğu 12 generali görevden aldı. Çünkü onlar bunun ABD için bir felaket olacağını ve İran topraklarına giren askerlerin büyük kısmının, hatta tamamının öldürülebileceğini düşünüyordu.”

TRUMP, EGER PINOKYO OLSAYDI BURUNU DUNYAY 4 KERE TUR EDERDI.
ABD PILOTUNU KURTARMIS! GUZEL KIM BU MUHTESEM PILOT ? ADI SANI NE? TRUMP BOYLE BIRSEY YAPCAKDA VE BUNU SHOW CEVIRMIYECEK YANI PILOTA 4 MADALYA TAKIP KAHRAMAN ILAN EDMEYECEK???
TRUMP OLEN ASKERLERIN SAYISINI VERMIYOR YOKSA KOLTUGUNDAN HEMEN ENJEKTE EDECEKLER.