İngiliz Düşünce Kuruluşundan Körfez Ülkelerine Silahlanın Çağrısı!

Adem Namlı

İngiliz düşünce kuruluşu IISS, Körfez’deki ABD üslerinin ‘bela mıknatısına’ dönüşmesini yok sayarak daha çok silahlanma çağrısı yaptı. Silah lobisinin bu reçetesine karşı Tahran bölgesel kalkınma ve kolektif güvenlik öneriyor. Bu iki zıt görüş, Mekke İttifakı’nı kritik bir eşiğe taşıyor.

Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), Körfez’de parçalanan Amerikan güvenlik şemsiyesinin nasıl tamir edilmesi gerektiğini buldu: “Daha çok Amerikan silahı almalısınız!”

IISS, Körfez ülkelerinin pahalı ABD yapımı savunma sistemlerine aşırı bağımlılığının İran’ın füze ve İHA saldırılarını önlemekte yetersiz kaldığını kabul ediyor. Ancak çözüm olarak ABD’yle askerî işbirliğinin artırılmasını ve bölge ülkelerinin daha fazla silahlanmasını öneriyor.

Üstelik bu tavsiye, ABD üslerinin İran Savaşı boyunca bir bela mıknatısına dönüşmesine rağmen yapılıyor. Enstitünün hesaplamalarına göre Körfez ülkelerindeki enerji altyapısının uğradığı hasar yaklaşık 58 milyar doları buluyor. 8 Nisan’da kısmi ateşkes sağlanmasından önce İran, bölgedeki 12 ülkeye 4 bin 670 İHA ve bin 400’den fazla balistik füze fırlattı. İran bu sayıya yalnızca beş haftada ulaştı. Savaşın sonraki dönemde de zaman zaman alevlendiği düşünüldüğünde toplam saldırı sayısı daha da yükseldi. Saldırılara maruz kalan ülkelerin çoğunluğunu ise Körfez rejimleri oluşturuyordu.

Buna rağmen IISS, Washington’un bölgedeki askerî ağırlığını sorgulamıyor. Güvenilir alternatiflerin bulunmamasını gerekçe göstererek ABD’yi, küresel ve bölgesel siyasi gerilimlere ilişkin kaygılara rağmen Körfez’in savunmasında “vazgeçilmez bir ortak” olarak tanımlıyor.

UKRAYNA İRONİSİ

IISS’nin Körfez ülkelerine Ukrayna’nın “askerî uzmanlığından” yararlanmalarını önermesi ise ironinin bir diğer boyutunu oluşturuyor. İngiliz kuruluş, İran’ın asimetrik saldırılarına karşı şu önerileri getiriyor:

– Ucuz İHA sürülerine karşı koyabilecek hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi.

– Uzun menzilli saldırı kapasitesi için istihbarat, gözetleme ve keşif sistemlerine yatırım yapılması.

– Körfez donanmalarının mayın, füze ve İHA tehditlerine karşı donatılması.

Ancak IISS, NATO ülkeleri tarafından dişlerine kadar silahlandırılan Ukrayna’nın bu yöntemlerle Rus saldırılarına karşı kendini savunamadığına değinmiyor. Dünyanın en iyi hava savunma ağlarından birine sahip olduğu iddia edilen İsrail’in İran füzeleri tarafından defalarca vurulmasını da gündeme getirmiyor.

SİLAH TEKELLERİNİN ÇIKARLARI

IISS’nin önerileri, kuruluşun finansman kaynakları dikkate alındığında daha anlamlı bir çerçeveye oturuyor. Enstitünün destekçileri arasında Airbus, Lockheed Martin, BAE Systems, Raytheon ve Boeing gibi dünyanın en büyük havacılık ve savunma sanayisi şirketleri bulunuyor. Savunma sanayisi devlerinin finansman sağladığı bir düşünce kuruluşunun silahlanmayı çözüm olarak sunması, raporun değerlendirilmesinde göz ardı edilemeyecek bir çıkar ilişkisine işaret ediyor.

İran ise Körfez ülkelerine farklı bir yol öneriyor. Bu model, Batılı savunma sanayisi şirketlerinin bölgedeki çıkarlarıyla da doğrudan çelişmekle kalmıyor, onlarca yıldır süren gerilimi sona erdirebilecek, bölge devletlerinin katılacağı ortak bir kolektif güvenlik anlaşması çağrısı yapıyor.

Böyle bir mekanizma, hiçbir işe yaramadığı ortaya çıkan trilyonlarca dolarlık askerî harcama ihtiyacını azaltırken bölge ülkelerinin kaynaklarını ekonomik kalkınmaya ve üretim alanlarını çeşitlendirmeye yöneltmelerine imkân sağlayabilir.

Böylece Körfez’in önünde iki farklı tercih beliriyor: Güvenliği silahlanma ve dış güçlerle askerî işbirliği üzerinden kurarak kaynakları çöpe atmak ya da bölge ülkelerinin ortak güvenlik mekanizması oluşturmasını sağlamak.

MEKKE İTTİFAKI’NIN SINAVI

Batı Asya gündeminin önemli başlıklarından Mekke İttifakı da bu iki yaklaşım arasındaki tercihin somut sınavlarından biri. İran, Yemen ve Direniş Ekseni’nin diğer unsurlarının dışarıda bırakıldığı, ABD ve İsrail’in bölgesel hesaplarından bağımsız hareket edemeyen bir ittifak, Körfez’e güvenlik değil, daha fazla Amerikan silahı getirir. Bu işbirliğinin Suudi Arabistan’ı Yemen’e karşı destekleyen bir çizgiye oturması ise ortaya çıkan sonucun bölge barışından çok ABD/İsrail’in yükünü hafifletmek olduğunu netleştiriyor.

Mekke İttifakı, Körfez’de yeni bir silahlanma ve cepheleşme düzeninin parçası mı olacak, yoksa İran dahil bölgenin bütün ülkelerini kapsayan, dış müdahaleye kapalı ortak bir güvenlik düzeninin kurulmasına mı öncülük edecek? Anlaşmanın bölgeye ne getireceğini belirleyecek olan da bu tercih olacak.

aydınlık

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın