Ülkemizin Müzakere Heyetine Kardeşçe Birkaç Söz

Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, kaleme aldığı yazısında İranlı müzakere heyetine İsviçre’de devam eden müzakere konusunda uyarıda bulundu.

Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;

1- Öncelikle, Cenevre görüşmelerinin ardından dün iki üst düzey Amerikalı yetkilinin yaptığı açıklamalara dikkat çekelim:

  • ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, bir basın toplantısında şöyle dedi:

“İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin ülkeye geri dönmesini kabul etti. Nükleer denetçilerin muhtemelen bu hafta çalışmalarına başlaması bekleniyor.”

  • ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise şunları söyledi:

“İsviçre’de devam eden yapıcı müzakereler doğrultusunda İran, Hürmüz Boğazı’nda serbest geçişi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin ülkeye girişini kabul etti.”

Bessent ayrıca şu ifadeyi kullandı:

“Müfettişlerin girişine karşılık, İran’a yönelik petrol yaptırımları geçici olarak kaldırılmıştır.”

2- Şimdi de düşmanın, Ajans müfettişlerinin İran’a girişinden ve denetimlerinden ne amaçladığına işaret eden bazı haber ve belgelere bakalım:

  • Joe Biden yönetiminin Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ramazan Savaşı’ndan üç hafta sonra verdiği bir röportajda şöyle demişti:

“Trump’ın KOEP’ten (Nükleer Anlaşma) çekilme kararı büyük bir hataydı.”

Ve eklemişti:

“Eğer Trump KOEP’ten çekilmemiş olsaydı, bugün İran’daki bombalanacak daha fazla askeri hedefin adres ve koordinatlarına sahip olurduk.”

  • 2012 yılında dönemin Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, bir basın toplantısında:

“Bizim gözlerimiz var ve İran’ın programını izleyebiliriz.”

demişti. “Bu gözlerden kastınız nedir?” sorusuna ise şöyle cevap vermişti:

“Ajans müfettişleri… Onlar İran’ın nükleer ve askeri merkezleriyle ilgili bilgileri bize ulaştırıyor.”

  • Brookings Enstitüsü’ne bağlı yazar ve akademisyen Joshua Roner şöyle demişti:

“Ajans müfettişlerinin İran’daki varlığı, ülkenin diğer bilimsel ve sanayi alanları hakkında bilgi toplamak için altın bir fırsattır.”

  • Eski BM silah denetçisi ve Amerikalı güvenlik analisti Scott Ritter, 12 Gün Savaşı sonrasında Press TV’ye verdiği röportajda, UAEA Başkanı Grossi’yi İran’ın nükleer şehitlerinin kanından sorumlu tutarak şöyle demişti:

“Ajans denetimleri aracılığıyla elde edilen hassas teknik ve konumsal bilgiler, İranlı bilim insanlarının suikastlarında doğrudan kullanıldı.”

Ve benzeri örnekler…

3- Bu yılın 20 Haziran’ında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu, 21 lehte, 3 aleyhte ve 10 çekimser oyla İran aleyhine bir karar kabul etti.

ABD ve üç Avrupa ülkesi tarafından sunulan bu kararda İran’dan, Ajans müfettişlerine nükleer tesisler ve uranyum stoklarına ilişkin bilgilere tam erişim sağlaması istenmektedir.

Oysa:

  • ABD ve Siyonist rejim, 12 Gün Savaşı ve Ramazan Savaşı sırasında İran’ın bazı nükleer tesislerini bombalamış,
  • Bir dizi İranlı nükleer bilim insanını şehit etmiş,
  • Trump ise son savaş sırasında defalarca İran’ın nükleer tesislerine saldırma niyetini dile getirmiştir.

İsrail rejimi de İranlı nükleer bilim insanlarının tespit edilmesi ve suikasta uğratılmasının kendi gündeminde olduğunu inkâr etmemektedir.

4- Şimdi ülkemizin saygın müzakere heyetine şu soru yöneltilmektedir:

Trump’ın yardımcısı J.D. Vance ile Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Ajans müfettişlerinin ülkeye girişine izin verildiği ve Hürmüz Boğazı’nın açılacağı yönündeki açıklamalarını teyit ediyor musunuz?

Eğer cevabınız hayırsa ve bu açıklamaları gerçek dışı buluyorsanız, neden sessiz kalıyor ve bunları yalanlamıyorsunuz?

Ama eğer bu açıklamalar doğruysa, o zaman şu soru ortaya çıkmaktadır:

Ajans müfettişlerinin girişinin ve ülkemizin hassas nükleer ve askeri merkezleri hakkında bilgi toplanmasının ardındaki amaçlardan habersiz misiniz?

Şüphesiz biliyorsunuz ki, Hürmüz Boğazı’nın açılması, düşman saldırıları karşısında İran İslam Cumhuriyeti’nin caydırıcı gücünün elinden alınması anlamına gelmektedir.

Ayrıca açıktır ki ülkemizin müzakere heyeti:

  • Birincisi, üst düzey Amerikalı yetkililer tarafından yayımlanan haber ve açıklamalardan haberdardır.
  • İkincisi, düşmanın ileri sürdüğü iddiaların, İran İslam Cumhuriyeti’nin resmen ilan edilmiş kırmızı çizgileriyle çeliştiğinin farkındadır.

Bu nedenle beklenti şudur:

Eğer düşmanın iddiaları gerçek dışıysa, neden derhal yalanlanmıyor?

Ve eğer —Allah korusun— bu iddialar doğruysa, o zaman izlenen yolun daha dikkatli değerlendirilmesi ve yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Saygılarımla 

 

Hüseyin Şeriatmedari

Bu Haberi Paylaş
1 Yorum