Mearsheimer: “ABD Saldırısı İranlıları Bayrak Altında Birleştirdi”

Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının hükümeti zayıflatmak yerine İranlılar arasında “bayrak etrafında kenetlenme” (rally ’round the flag) etkisi yarattığını ve varoluşsal tehdit algısının toplumun büyük bölümünü birleştirdiğini söyledi.

Uluslararası ilişkiler teorisyeni ve Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer, verdiği son mülakatta “ABD ablukası İran üzerinde baskı oluşturuyor, ancak İranlılar böyle bir duruma önceden hazırlıklıydı” ifadelerini kullanarak şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı açıkken bölgeden çok sayıda gemiyi hızla tahliye etmeye ve satabilmek amacıyla büyük miktarda İran petrolünü denize taşımaya çalıştılar.”

Mearsheimer’a göre, “Çoğu tahmine göre İran, deniz üstünde gelirlerini en azından önümüzdeki Mart ayına kadar güvence altına alacak miktarda petrole sahip. Asıl soru, ABD’nin bu ablukayı o zamana kadar sürdürüp sürdüremeyeceği ve İran’ın bu süre zarfında baskıyı hafifletecek başka yollar bulup bulamayacağıdır.”

Amerikalı akademisyen, “Ben bu koşullara dayanma konusunda ABD’ye değil, İran’a şans tanıyorum” dedi.

“Kara Harekâtı Dışındaki Tüm Stratejiler Denedi, Hiçbiri İşe Yaramadı”

Mearsheimer değerlendirmelerine şöyle devam etti: “İran yönetiminin çökmekte olduğuna dair hiçbir emare görmüyorum. ‘Sadece ekonomik baskıyı sürdürelim ki hükümet teslim olsun’ argümanı aylardır tekrarlanıyor. Ayrıca askeri güç kullanımının İran’ı dize getireceği de söylenmişti. Kara harekâtı haricinde mümkün olan neredeyse tüm stratejileri denedik ve hiçbiri sonuç vermedi.”

Chicago Üniversitesi Profesörü söyleşinin devamında İran’ın askeri kapasitesine değindi. “Savaş başlamadan önce ABD’nin Basra Körfezi’nde geniş bir askeri üs ağı vardı” diyen Mearsheimer, şu hususların altını çizdi: “Bu üsler ya ağır hasar gördü ya da tamamen yok edildi; ABD askeri kapasitesinin bir kısmını Ürdün, İsrail ve Avrupa’ya kaydırmak zorunda kaldı. Bu durum İran’ın azımsanmayacak bir askeri güce sahip olduğunu göstermektedir.”

Mearsheimer, ABD saldırılarına rağmen “İran’ın füze ve İHA tesislerinin birçoğunun hâlen aktif olduğunu ve füze üretim kapasitesinin varlığını koruduğunu” belirtti. Mevcut kanıtlara göre İran’ın şu anda geçmişte olduğundan daha fazla füzeye sahip olduğunu vurguladı.

“İran Halkı ABD’yi Varoluşsal Bir Tehdit Olarak Görüyor”

Mearsheimer, ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik saldırgan savaşına, Devrim Lideri’nin şehadetine ve çok sayıda İranlı komutan ile yetkilinin suikastına atıfta bulunarak, bu eylemlerin doğal olarak bir “bayrak altında kenetlenme” etkisi yarattığını belirtti.

Üçüncü dayatılan savaşın ardından İran’da milliyetçilik duygularının güçlendiğine dikkat çeken analist şunları kaydetti: “İran halkının ABD ve İsrail saldırılarının yol açtığı ölüm ve yıkıma verdiği tepkiye baktığımızda, bu durumun birçok İranlıyı en nihayetinde hükümeti desteklemeye yönelttiğini görebiliriz. Bana göre İranlıların çoğu, ABD’nin kendileri için varoluşsal bir tehdit olduğunun bilincindedir. Bu husus büyük önem taşımaktadır.”

Uluslararası ilişkiler teorisyeni, savaşın sonucuna ilişkin tahminde bulunmanın “zor” olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu durum, devasa bir stratejik başarısızlığın çok net bir örneğidir. ABD’nin şu anki konumuna ve savaşın başında belirlediği hedeflere bakacak olursak, savaşın şu ana kadar başarısızlıkla sonuçlandığını kabul etmek gerekir.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın