Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, “Bugün Allah’a şükür öyle bir noktaya ulaştık ki, düşman bizim iki veya üç hedefimizi vurursa, biz 20 hedefle güçlü bir yanıt veririz” dedi.
Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Markazi eyaletindeki medya yöneticileriyle gerçekleştirdiği toplantıda; dünyadaki en büyük güçlerle yürütülen savaşların fıziki boyutunun zaman zaman sona erdiğini ancak savaşın mahiyetinin sürdüğünü vurguladı. Muhibbi, “Savaş bitmedi, önümüzde yeni aşamalar var. Ancak önemli olan bu savaşın hibrit niteliği ve mecralarının çeşitliliğidir. Bunlar arasında en hassas ve etkili olanı medya alanıdır” şeklinde konuştu.
Tarih Medya Mensuplarının Performansını Yargılayacak
Medyanın kamuoyu üzerindeki eşsiz rolüne dikkat çeken DMO Sözcüsü, mevcut koşullarda gazetecilerin sorumluluğunun çok ağır olduğunu ifade etti:
“Tarih, medya mensuplarının sergilediği duruşu yargılayacaktır. Bugün sorumluluğumuz sadece yalın bir habercilikten ibaret değildir; gerçeklere dayanan, savaşın boyutlarını, aktörlerini, hedeflerini derinlemesine kavrayan ve krizden çıkış yollarını çizen stratejik bir anlatı inşa etmektir. Medya bugün sadece bir anlatıcı değil, savaşın doğrudan bir parçasıdır.”
Askeri sahadan önce medyanın belirleyici hale geldiğini kaydeden Muhibbi, doğru ve belgeli anlatının ulusal direnç için hayati bir zorunluluk olduğunu bildirdi.
Savaşı Bilişsel ve Teknolojik Boyutu: Yapay Zeka Sahada
Savaşın karmaşık yapısına değinen Tuğgeneral Muhibbi, bu sürecin öne çıkan özelliklerini şu şekilde sıraladı:
-
Bilişsel Savaş: Düşmanın ana hedefinin sadece fiziki yıkım değil, toplumsal algıyı ve inançları değiştirmek olduğunu; besledikleri unsurlara “arkanızdayız” mesajı vermek için küçük çaplı karakol veya kontrol noktası saldırılarını psikolojik gereç olarak kullandıklarını belirtti.
-
Yapay Zeka ve Teknoloji: Tarihte ilk kez yapay zekanın savaşın ana yönetici gücü olarak sahaya indiğini ifade eden Muhibbi;yazılımsal komuta sistemleri, ticari açık veriler, insansız hava araçları ve gelişmiş sensörler sayesinde tespitten atışa kadar geçen sürenin saniyelere indiğini vurguladı.
-
Stratejik Hasarın ABD Topraklarına Taşınması: ABD’nin savaşları tarih boyunca üçüncü ülkelerin topraklarında yürüttüğünü, ancak bu savaşta stratejik zararların ilk kez doğrudan ABD’nin güvenlik ve ekonomi denklemine yansıdığını savundu.
-
Küresel Tedarik Zinciri ve Coğrafya: Enerjiden gıdaya, mikroçiplerden gübreye kadar küresel tedariğin olumsuz etkilendiğini belirten Muhibbi; Hürmüz Boğazı’nın stratejik konumuna dikkat çekti. Savaş öncesi boğazdan günde 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil işlenmiş ürün geçerken bu rakamın ciddi oranda düştüğünü; ABD’nin stratejik petrol rezervlerinin 415 milyon varilden 298 milyon varile gerilediğini iddia etti.
İran’ın Hürmüz Boğazı ve İstikrar İçin Şartları
Tuğgeneral Muhibbi, bölgede istikrarın sağlanması ve Hürmüz Boğazı’nın tamamen normale dönmesi için İran’ın öne sürdüğü şartları şu şekilde sıraladı:
-
Savaşın tamamen durdurulması ve tehditlerin son bulması,
-
İsrail ordusunun Lübnan’dan tamamen çekilmesi,
-
Yemen’e uygulanan ablukanın kaldırılması,
-
İran’ın dondurulmuş 24 milyar dolarlık mal varlığının serbest bırakılması,
-
İran’ın füze ve nükleer kapasitesine yönelik her türlü müdahaleden vazgeçilmesi.
“2 Hedefe Karşılık 20 Hedef Vururuz”
Sözlerinin sonunda İran’ın savunma ve taarruz kapasitesindeki gelişime değinen DMO Sözcüsü Hüseyin Muhibbi:
“12 Gün Savaşı’ndan Ramazan Savaşı’na kadar teçhizat ve harp silahlarımız köklü değişimler geçirdi. Bugün Allah’a şükür öyle bir güce ulaştık ki, düşman bizim iki veya üç hedefimizi vurursa, biz 20 hedefle çok güçlü bir yanıt veririz” ifadelerini kullandı.
